Kayıtlar

Mayıs, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Gülmece

Resim

iyiki...

Resim
Ne diyebilirim ki,
Çok teşekkürler...

Hatırlarım çocukluk dönemindeki doğum günü kutlamalarını, o gün içinde pek çok kez kutlama yapılırdı. Sabah annem kutlardı en güzel kahvaltı sofrası ile, sonra yan komşu arkadaşlarım, sonra okulda devam ederdi en güzel doğum günü kutlamalarım. Günler öncesinden de arkadaşlarım için parti hazırlıkları yapar, eve tüm arkadaşlarımı toplardım. Çok severdim bu doğum günü partilerini.... Hatırlarım bir defasında yılda iki kez kutlamışlığım bile olmuştur.( ama bir defa oldu bu)

Geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek planları. Yaşanmışlıklardır bizleri bir yere taşıyan.
Bu yıl ne olduysa "parti delisi ben" biraz kaçtım yapılacak doğum günü kutlamalarından. Ne tesadüf ki kaçmak için çok önemli bir sebebim de vardı; ertesi günü bir türlü geçemediğim spk sınavım var(!) ( tek ders vergi)


Ama istesen de kaçamıyorsun, sevdilerin, dostların var oldukça, ne mutlu ki olmuyor bu. Sabahın ilk ışıklarıyla dostlarım tarafından ilk kutlayan olma güzelliği ile başlıyoru…

Kocaman Alkış.

Resim
Annesine kizip, buharli ütünün içine isemeyi akil eden! Annesini buramburam çis kokulariyla isyerine yollayan! Annesi; ancak arkadaslari''acayip kokuyorsun'' dediginde isi çözen anneye ve cocuguna,
Banyonun lambasi yanmayinca elektrikler kesik zannedip yarim saat gelmesini bekleyen. Beklerken de canim sikilmasin diye televizyon seyreden kisiye
Ailecek televizyon izlerken üst komsu küçük oglunu göndermis. Çocuk anneme''X teyze, annem dedi ki, bari haberleri açsinlar da, biz de dinleyelim''Biz de kirmadik, açtik. Ailecek çok iyi niyetli oldugumuzdan,televizyonlari bozuk sandik. Yüksek sesten dolayi bize laf soktuklarinianlamamiz çocugun ikinci gelisinden sonra oldu. Bu olayi yasayan aileye... ------------------------------------------------------------------------------------------------- iletmezsen ölümü görmeee :) Bu zamana kadar bana zincir e-posta gönderen tüm dost ve arkadaşlarıma teşekkürü bir borç bilirim; Sayelerinde tuvalet temizlemekte kullanıldığı ö…

İyi ki varsın(!)

Resim
Sadece iki kelimeden oluşuyor ama yaşattığı anlam ne kadar derin.
Ne güzel bir şey birine "iyi ki varsın" diyebilmek. Bu sözü söylemek ya da duymak varlık hissini doruğa ulaştırıyor. Bence bu lafı söylemek daha anlamlı. Etrafımızda varlığından mutlu olduğumuz ve bunu dile getirebildiğimiz kişilerin olması zaten yaşamda huzuru kendiliğinde getiriyor.
Bu sayede hissedilen ne ise başka birşey söylemeye gerek bile kalmıyor.En güzeli bu zaten; benim için...

Buna ihtiyaç var mı? Bence var; öğrendiklerim bunu gösteriyor(!). Varlığımızı devam ettirebilmiz için güven önemlidir, bunu ifade etmenin belki de en güzel şekli bu sözü söylüyor olmaktan geçiyor.
Soru işaretlerini kaldırır, sadakat kendiliğinden oluşur. İyi ki varsın; çünkü ben senle varım-ı ifade eder. Bu sözün ardındaki anlam sahte olmayı engeller.

Herşeyde olduğu gibi bu duygunun gerçekleşmesi için zamana ihtiyaç vardır. Sonrası doğanın gücü ile kendiliğinden gerçekleşir. Zaman da beraberinde emeği oluşturur. Emek olan yerde de…

"Karşılıksız Sevgi"

Resim
Hasas olduğunuz ya da ilgi duyduğunuz şey ne ise, bir şekilde karşınıza çıkıyor. Bu aralar ben yaşıyorum bu durumu.

Hafta sonu televizyon izlemek için kanal kanal dolaşırken bir an TRT 2’de kaldım. Birşey dikkatimi çektiğinden değil, nedensiz bir durum oldu bu. Programı izlemeye başladım. Bir süre sonra programın içeriği ve o haftaki konusu dikkatimi çekti. “Karşılıksız Sevgi” programı. Adından anlaşıldığı gibi son dönem çöpçatan programlardan biri değil. İyi ki değil(!). Yardıma ve bakıma muhtaç hayvanları konu alan bir program. Her programda da sokak hayvanlarına yardım elini uzatmış portreleri konu alıyorlar. İzlediğim hafta İzmir Foça’da bulunan sokak hayvanlarının bakıldığı bir çiftlik ziyaret edilmişti. Ne yazık ki programın tamamını izleyemedim, sosyal sorumluluk portresi hakkında da bilgi edinemedim. Sadece program konuğu bayanın şu cümlesi dikkatimi çekti” öncesinde sokak hayvanlarını önemsemezdim, bir şekilde yaşamlarını devam ettireceğini, allah dünyaya gelmelerini istemişse…

Şaka gibi...

Resim
Bu olayı yazmamış olmak yazık olurdu herhalde. ( ben hala gülüyorum)

Çok yakın bir arkadaşım Anadolu Yakası'nda yaşıyor. İşi Avrupa yakasında (Levent). Hergün işe gidip gelmesi için boğaz köprüsünü kullanması gerekiyor. Bu köprü geçişini hergün yaşamayan biri bile nasıl bir çile olduğunu bilir. Sevgili arkadaşım 1 Mayıs nedeniyle pek çok yolun trafiğe kaptılma ihtimaline karşılık o gün özellikle köprü trafiğine girmemek adına, bir de işine geç kalmamak için Avrupa yakasında bir yakınında kalmaya karar verir. Bu çözüm onun için çok isabetli bir karardır ve mutludur. Çünkü ertesi sabah trafik nedeniyle pek çok kişi için zor bir gün olacaktır. Bu anlamda kendini köprü trafiğine girmemek adına şartlandırmıştır. Müthiş birşey(!).
Sabah kalkılır, hem de normalinden çok daha erken. Bugün işe ilk giden kişi olma çabası daha bir mutlu eder kendini şüphesiz. Herşey buraya kadar gayet yolunda devam eder. İşe gitmek için yola çıkılır ve saate bakılır; oh oh pek güzel saat daha çok erken.... Le…

Zaman

Resim
Yaşam ne kadar da hızlı akıp gidiyor farkında olmadan. Bu hıza ayak uydurmaya çalışmak bile yaşamda neleri geride bıraktığımızın en acı göstergesi.

Oysaki üzüntüler de sevinçler de hep aynı şekilde giriyor hayatımıza. Bunları şekillendirip, yorumlayan, az ya da çok yaşayan bizler değil miyiz? Nedensiz mutluluklarımız adına hırslarımız değil mi bize zaman kayıplarını yaşatan? Peki bu halinle mutlu musun?
Bunu başarabilmek adına, yaşam kendini her daim bıraktığı yerden yeniliyor...