Kayıtlar

Ekim, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Şiirde bir devir kapandı mı?

Resim
1914-2008
Sormuşlar dostları birgün "yazarken gülümsediğini görüyoruz bazen, neye gülüyorsun" diye Dağlarca'ya. Farkında değilmiş gülümsediğinin. Düşünüyor, buluyor niye güldüğünü. Çocuklar, üzerine ne çok yazdığı çocuklar...
26 Ağustos 1914 tarihinde İstanbul’da dünyaya gelmiş.İlk öğrenimini Konya, Kayseri, Adana ve Kozan’da, orta öğrenimini Tarsus ve Adana’daki ortaokullarda, sonra Kuleli Askeri Lisesi’nde lise eğitimini tamamlıyor.1935 yılında piyade subayı olarak doğu ve orta Anadolu’nun, Trakya’nın pek çok yerinde görev yapıyor. Ordudaki hizmeti 15 yılı doldurunca ön yüzbaşı rütbesiyle 1950’de askerlikten ayrılmaya karar veriyor. 1952-1960 yılları arasında iş müfettişi olarak İstanbul’da çalışmaya başlıyor. Buradan ayrıldıktan sonra İstanbul Aksaray’da kitabevini açtıyor ve başlıyor böylelikle bizle buluşması... 1970 yılında da kendini şiire veriyor...

"allah olmasaydı onu ben bulurdum"
"oturabilir miyim dedi genç,yarısını gülümsedi kız,yarısını oturdular…

Alışmak kelimesinin en ağır hali bu şüphesiz ; Alışamamak...(!)(!)

Resim
Bu aralar sorguların en büyüğünü yaşıyorum.

Yaşadıklarımdan biliyorum ki hayatta ölümden başka her şeye çare bulunuyor. Yaşam bu anlamda sırasıyla çıkarıyor karşına çareleri , sabırlı olmayı, olmak gerekliliğini öğreniyorsun. Bunu da acımadan öğretiyor sana. Ama yaşama ölüm haberi düştüğünde, yapılacak pek bir şey kalmıyor. Belki de tek şey, anıları taze tutmaktan geçiyor.

Ya sırasız yaşanan ölümler? Nasıl yaşanır, nasıl bir yürek acısı yaşatır bunu yaşamış olana kişiye... Düşüncesi bile çok ağır işte bunun!!!

Her şekilde birini kaybetmek, yokluğuna alışmak zor (!). Alışmak kelimesinin en ağır hali bu şüphesiz ; Alışamamak...(!)(!)

Yıllar sonra ölümle ilgili bu acı duyguları bana yaşatan şey, şüphesiz hepimizn yaşadığı şehitlerimizin acı kayıpları.... Kurşunlar beni, bizi sıyırdı(!)(!) Ama onları sıyıramadı; bu kez de olmadı. Aileler bu kez teskere haberi alamadılar. Aldıkları haberler kulaklarını bir ömür sağır etti...

Onların yaşadıkları yürek acısı tarifsiz, düşündükleri tarifsiz, zaten…

Ayasofya ile konuşmak

Resim
ayasofya su gibi; berrak ve ışıl ışıl
ayasofya okyanus gibi; derin ve gizemli.
ayasofya terazi kadar dengeli ve anlayışlı; yıllardır iki dini kucaklamış...
ayasofya ışıklı gölge oyunlarıyla mavi renk; muazzam yükseklikteki tavanı ile göğe doğru uzanmış ve gökyüzü rengini almış...
ayasofya çok asil; kıskanılcak kadar şaşalı yapılması istenmiş, özel olsun, tek olsun...
ayasofya arkadaş gibi; baktığın her köşesinde senle konuşuyor.
ayasofya sevgi dolu; bu kadar yıl ayakta kalmak sevgiye dayanır ve ayasofya kucak açmış dünyanın binbir yerinden gelen misafirlerine... ayasofya duyduklarından, okuduklarından çok farklı, ayasofya kitap gibi çıkıyor karşına, dolu dolu tarihi, yılların yaşanmışlığı ile seni karşılıyor ve başlıyor anlatmaya...
bu yazı, ayasofya için yazmak istediğim yazının sadece başlangıcı.... devamını da yazıcam; bakalım nasıl olucak...

Hani-1993

Resim
kendi olarak sana gelen;






sana gereksinimi olmadan, seni isteyen sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen kendi olmasını, seninle olmaya bağlayan o, işte...
Oruç Aruoba... kac dolanısta ulasır sarmasık cicek acacagı yere?"

Şeker Gibi Bir Bayram; Bu Yıl

Resim
Bu Bayram'a özel birşeyler yazmak için biraz geciktim. Daha erken yazmalıydım ama bu bayram tahminimden daha yoğun geçti... Nedendir bilenmez diyeceğim, belki de zamanın getirdiği şey; büyüdüm:-)


İşte teyzeyim, ve halayım...
Ben bu bayram hala olma duygusu ile tanıştım. Dünya şekeri bir yeğenim var; Ömer Ekrem... Halam'ın torunu. O'nun o sevimli halini fotoğrafla fırsatını bu bayram başka birşeye değişemedim. Normal şartlarda şehir dışında oldukları için görüşme şansımız olamadı maalesef. Akrabalık duygularını bir kenara bırakırsak herkes için çok samimi ve sevecen bir çocuk olduğu kesin. Kucak dolsu sevgiler...

Adettendir bayramda çocuklar ziyarete gelir. Onlar için hazılrık yapılır, çoğunlukla sizden istedikleri şey paradır şüphesiz ama bayram boyunca kapımız çocuklar tarafından hiç çalınmadı. En çok buna şaşırdım. Nerde bu çocuklar??? Yoksa ben bilmeden adetlerimiz mi değişti, kapımız bu yüzden mi çalmadı bir kez bile olsun....(?)


Her dönem bayramları önemsedim... Çocukluğ…