30 Haziran 2009 Salı

Elimden geleni ardıma koymadım ben!


Elimden geleni ardıma koymadım ben!

Elimden neler geldi, neler geldi de,
hepsi ardımda kaldı...
Ardı ardına bitirdiklerimdi hep...

Elden geldi, el bitirdi...
Eller söyledi hep,
Ardında kaldım...
Ardı ardına şaşırdıklarım...
Ardından eller söyledi,
Ancak hep aynı yerinde kaldın...
Yani ardımda kaldı herşey...

Şimdi eller yabancı,
Ardımda bıraktıklarım da eller den ibaret...

29 Haziran 2009 Pazartesi

Geç olsun, ancak güç olmasın!


Son zamanlarda yaptıklarım hedeflerimin önüne geçemedi...
Sevgim, cesaretimin önüne geçemedi...
Çoşkum, tembelliğimin önüne geçemedi...
Kahkahalar, gülücüklerimin önüne geçemedi...

Cesaret, cesaret, cesaret; hepsi cesaretten ibaret...

Çok severek mırıldandığım şarkı, müziğin önüne geçemedi.
Şaşkınlığım, gerçeğin önüne geçemedi.
Uykusuzluğum nedeniyle, adımlarım hızlı davranıp, işe yetişme telaşında, servisi yakalamak için bir adım öne geçemedi.
Bugün Pazartesi günü, Pazartesi bile Salı gününü geçemedi, hafta Salı günü ile başlayamadı...

Aşkım, gururumun önüne geçemedi.
Enerjim, çoşkum, mutluluklarım günden güne geçmekte,
Ancak gururum ısrarla kalmakta...
Tesadüfler gerçeklere söz geçiremedi.
Zaman geçti, bir hafta sonu daha geçti,
Bir gün daha geçmekte...

Uykusuzluğum geçmedi,
Açlığım geçmedi,
Kalbimin ağrısı geçmedi,
Hayallerim gerçeğin önüne geçemedi...

28 Haziran 2009 Pazar

Sabır İnsanı Olmak!


İki yakanın bir araya gelememe durumu...
Yaşam boyu iki yaka bir araya gelmez... Eskiler ne güzel söylemiş, ne güzel özetlemiş...

Tam huzura erip de, herşey yoluna girdi dediğin anda; pat!!! Bir aksilik çıkıverir... Hoooppp!!! Tekrar bir mücadele içerisinde, ayakta kalmak için çabalarsın.
Bir de manevi yönde iki yaka bir araya gelmez, gerçi böyle bir deyim yok ama manevi açıdan durumu ele alırsak eğer, bana göre bu daha zordur. Çünkü maneviyat, irade ister, sabır ister, sorumluluk ister, sevgi ister, en önemlisi emek ister.
Bu konu ile ilgili çok kısa bir anımdan bahsedeceğim. Yaşamım boyunca şanslı bir insan oldum; maşallah diyelim! Tahmin edemeyeceğim, şaşkınlık yaratan tesadüflerle karşılaştım. Çok alakasız kişilerle tanıştım. Dostluklar paylaştım, sayıca fazla olmasa da aşık da oldum :)

Şanslı bir insan olarak, şanslı ama bu şansımın devam etmesi gibi bir şansım olamadı maalesef... Açıkçası, güzellikler çabuk biter misali, bunların hepsi kısa sürdü. Tabi yaşam yine devam ediyor. Yine planlarım var. Ve bu süreçte dur duraksız ilerliyorum. Ancak bazen durup da düşünmüyor değilim? Bu kadar yaşanmışlığa karşılık sabrın sonu selamet lafını tekrarlamak, isyan bayrağını göğe doğru hafif kaldırarak "Allahım bana bu güzellikleri veriyorsun da, neden kısa sürüyor" deme gibi duruma düşmemek için yine sabır gösteriyorum. ( açıkçası bazen bu durumu kısık sesle mırıldandığım oluyor itiraf ediyorum:)).

Bu anlattıklarımdam yola çıkarak bir sohbet ortamında fikirlerine ve kendsine çok değer verdiğim bir arkadaşımla dertleşmiştim.

Hayatımın çok güzel süprizlerle devam ettiğini, ancak bunların nedensizce çok kısa sürdüğünü, buna isyan da etmek istemediğimi, hani bu kadar kısa sürecekse hiç gerçekleşmemesinin daha iyi olacağını, ki bunların sonucunda benim de kafam rahat etsin. Hani olmayacaksa tüm bunları neden yaşmış olacağım gibi...!

Bu noktada arkadaşım bana sadece şunu söyledi; sen sabır insanı olarak seçilmişsin! Bu açıklama ile ilgili bir parantez açmak istiyorum; bunu söyleşmiş olması tamamen kişinin manevi inançları doğrultusunda, sadece kişiyi ilgilendirecek, tartışmaya açık olduğu kadar da, eleştirilmemesi gerekli bir inanç olduğunu da belirtmek istiyorum.

Şüphesiz hepimizin inançları ve hedefleri, inandığı şeyler vardır. Yoksa yaşam bize doyumsuzluk olarak geri döner ve mutsuzluklar silsilesi yaşayıp, etrafımızı da mutsuz eder, bir süre sonra da yanlızlığa iteriz kendimizi. Çünkü inanç ve paylaşım olmadığı sürece yaşadığımız bu hayatta ayakta kalmak mümkün olmaz.

Sabır insnaı olmak ve şükür insanı olmak...
Sabır insanı yaşamı boyunca sabrı ile sınanan, sabrı ile yaşamını devam ettiren...
Şükür insanı, yaşadıkları doğrultusunda, kendisine verilen fırsatlar ve şansının her zaman farkına varıp, bunlar için şükretmesini bilen insan.

Arkadaşıma göre sabır insanı olmam, sürekli sınandığım bu açıdan da mutluluklarımın kısa sürdüğünden.

Benim de kendimce inançlarım var ve evrenin varlığına, çevremizin sürekli bir yenilik ve değişim içerisinde olduğuna, bunun için de bir gücün olduğuna inanmaktayım.

Benim de manevi yönden iki yakam maalesef bir araya gelmemekte. Sabır insanı örneği olmak hoşuma gitti aslında. Mutluluklarımı, enerjimi, hoşgörümü devam ettirmek adına olumsuz düşünmeyip birgün şansın daha uzun kalmak üzere geleceğini biliyorum...
Sabır insanı Fethiye...

25 Haziran 2009 Perşembe

Bir şarkı tuttum!


Zaman ne kadar da çabuk geçiyor...
Zaman kavramının önemini en çok da şarkılar sayesinde fark ediyorum.
Bazı şarkılar geride kalmış dönemleri o kadar net hatırlatıyorlar ki,
Biraz önce Kenan Doğulu “ Adı lazım değil baş harfı ben!” şarkısını yakaladım. Çok değil, daha iki yıl önce, tam da bu dönemlerde ilk kez dinlemiştim. Bu şarkıyı şu an dinlemek, iki yıl öncesini aynen yaşattı...
Şarkılar en güzel hatırlama yöntemidir... İyi ya da kötü anılar belirir hemen hafızalarda... En çok da kişileri hatırlatmazlar mı?
İlk aklıma gelen rahmetli annem oluyor. Geçmişte Teoman hayranı olan ben ( çok çok hayranlıktan bahsediyorum) “Paramparça” şarkısını dur duraksız dinlerdim evde. Benle birlikte malum annemde şarkıya adabte olmuş olacak ki, bir ara annemi kafasını sallayarak bu şarkıyı dinledeğine şahit olmuştum. Çok alakasız ancak bu şarkı bana bu anı ile yer ediyor .
Bir de çocukluk dönemlerinden hatırladıklarım var. Hepimizde yer eden Sezen Aksu şarkıları vardır. Ablamlar sayesinde henüz ben çok küçükken bir şarkısını tanıma fırsatım olmuştu. "Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler” şarkısı. O zamanlar anlam veremezdim neden bu şarkıyı bu kadar çok sevmelerine. Kendi düşünce anlayışım ile şarkıyı yorumlamaya çabalıyor ama çok da başarılı olamazdım... Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler, mırıldanır, düşünür... Bu cümlelere karşılık; yaşadığım yılları geri istemeye başlar, ancak sadece ilkokul ikinci sınıfta olmak ve bu yaşanılan iki yılı da geri istemek çok mantıklı gelmezdi bana... Ne yaşadım ki bu sürede ben, geri isteyeceğim? :)
Ama ablamlar kendilerince sevmişler şarkıyı ve sürekli dinliyorlardı...
Yine başka bir şarkı aklıma geliyor. Tabi yine Sezen Aksu’dan!” Gülümse” albümü yeni çıkmış. Her yerde bu albümden şarkılar çalmakta. Ben ise daha sokak çocuğu, oyunlar oynuyorum. Ama yine ister istemez şarkının sözleri takılıp kalıyor aklımda. Kendimce yorumluyorum tek tek; bir kedim bile yok, anlıyor musun? Hadi gülümse...
Şüphesiz bu örnekler saymakla bitmez.
Oysa şimdi bu şarkıları dinlediğim zaman, anlamları ne kadar büyük, ben de yarattığı etkileri tek tek yer ediyor hafızama...
Fırsat bulduğum anda da radyoda sırasıyla çalan şarkılar için “haydi şarkı tutalım” oyunu oynamaktan çok keyif alırım. İçlerinden birinde mutlaka bir hikaye saklıdır...
Ben şuan bir şarkı tuttum; MFÖ’den Milli Park!
Sizin şuan anımsadığınız bir şarkı var mı?

20 Haziran 2009 Cumartesi

Masal


Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde... masallar hep güzel şeylerle başlar ve güzel şeylerle devam edip sonlanır... Kırlar, çiçekler, ağaçlar... Renkler hep kalıcıdır; canlı canlı.
Doğanın tüm güzellikleri size merhaba der.
İşte adından da anlaşılacağı gibi masalda olur bunlar ancak. Aslında bunların hepsi olmasını isteyip de zihnimizde oluşturduğumuz, yaşamdan beklediklerimizdir. Renkler hep kalıcı. Kötülerin sonunda layığını bulduğu istekler dünyası... Ama maalesef masallar da bitiyor!
Sonra yenileri başlıyor, yenileri ekleniyor...
Ben de etrafımdan pay biçerek bir masal yaratacağım şimdi; elimde herşeyi değiştirebileceğim bir değnek var. Bu değnek ile dokunduğum herşey istediğim gibi olacak.
Gerçekleşmesini isteyeceğim şey ( bir tane dilekten bahsediyorum) bir günüm düşünmekle geçiyor. Ve fark ediyorum ki, hayatımda değişmesini istediğim ya da bir değnek ile olmasını istediğim bir güzelliğin olmadığı... Olsa olsa ekstradan bir hafta izin isterdim; doğa gezileri yapacağım bir haftalık izin sadece...
Bu masal yaratma fikri ben de körelmiş olan fark etme duygularımı, tekrar fark etmemi sağlıyor.
Biliyorum ki hayat dediğimiz şey aslında bize sunulmuş bir masalın ta kendisi, mücadelelerden ibaret! Mücadele edilmediği sürece, sabır gösterilmediği sürece, elimde sihirli bir değnek de olsa, isteklerim sonlanmayacak ve doyumsuluklar silsilesi olarak devam edecek.
Gerçek olan şu ki isteklerimi gerçekleştirmek için yine masallara ihtiyacım olacak ama bunları gerçekleştirmek için de sihirli bir değneğe ihtiyacımın olmadığı...
Ne demişler; olursa olur, olmazsa da karpuz suyu olur. Kapruz suyu içini serinletir, bıraktığı tadı da yıllar boyu gülümsetir seni...

İyki Annem!

Yüz yıl geçse de içim sızlıyor. İlk günkü gibi acım taze... Bundan tam 14 yıl önce bugün annem bize veda etti. Zaman herşeye ilaç deniyor...