31 Mayıs 2010 Pazartesi

Söyle Kaç yaşındasın? Henüz 21'inde duran kalbin mi?...


Yaş-lar dondu, bu yaşda ömür bitti, kalp atmaz oldu...
Yaşlar akamadı gözlerden, yüreğine sel oldu aktı,
Zaman durdu sonra,
Akıl durdu, Kalp bir kez daha durdu...

Durmak bilmeyen ne varsa aslında herşey durdu!
Silahdan çıkan kurşun, kurşuna basan el, suçlu olan o el-ler mi? Bu ele basan düşünce mi hepten duran...?

Durmayan tek şey, kulaklarda yer eden aynı ağıtlar hep!
Vatan Sağolsun!

Aileler aynı ağıt ile yüreklerin acısına inat, gururuna dayanak; Vatan Sağolsun! dedi...

Başımız sağolsun, başımızdaki düşünceler birlik beraberlik olsun, başımız sağlam olsun...

Varlığımız Türk Varlığına, Ulusumuza armağan olsun...

29 Mayıs 2010 Cumartesi

Bana biraz ses ver!



**Bana biraz renk ver*
Aç kapıyı ne olur, dışarda kaldım!
Çok üşüdüm kucağına bel bağladım!

Sıla'dan çok güzel bir şarkı tavsiye ederim...

www.dailymotion.com/video/xclbzf_sila-bana-biraz-renk-ver-2010-oriji_music

27 Mayıs 2010 Perşembe

Şiir ( Birhan Keskin )


kapı

geç benden, ben dururum, ben beklerim, geç benden,
ama nereye geçersin benden ben bilemem.

dediler ki, olgun bir meyve var sabır perdesinin ardında,
dünya sana sabrı öğretecek, olgun meyvenin tadını da.

dediler ki, şu ağaçlar gibi bekledin, şu ağaçlar gibi hayal,
şu ağaçlar gibi kederli.

açıldım, kapandım, açıldım, kapandım, gördüm
gelenler kadar gidenleri de,
hani sabrın sonu, hani gamlı eşek, pervasız nar nerde,
hani bahçe?
Kapı

biri gelse.. biri görse.. biri gelmişti.. açmıştı.. durmuştu..
duruyor hala bende.

kaç zamandır çınlıyor içimde bu boşluk, kim
kıydı, bahçenin şen duluydu, karşımda duran dut?
en çok onunla bakıştımdı, bir kere olsun dilegelsindi,
çok istedimdi.

bana kalsa susardım daha, ama dilimdeki paslı kilit çözülür belki,
sapaya kaçmış cümlem uğuldar, içimin kurtları kıpırdar diye
gıcırdandım takatsız.

gördüm hepsini, gördüm hepsini, sabrın sonunu!
biri gelse, biri görse, şimdi,
rüzgar sallıyor beni...

Birhan Keskin!

23 Mayıs


23 Mayıs 2010

İşin aslı bugüne dair ne yazacağımı tam bilemiyorum! Ancak arkadaşlıklar önemli bunu bir kez daha anladım... Doğduğunuz günün kutlu olması hoş bir duygu... Hatırlanmak da bu anlamda yaşama karşı motive edici... Bu yıl parti vs.. olmadı, ancak bayram edasında misafirler evi donattı diyebilirim...
İşin aslı bu yıl başladım ve doğum günü kutlamamın bir ay opsiyonu var, o yüzden kutlamalar devam etmekde...

Gerçekten iyiki doğmuşum ben! :))

15 Mayıs 2010 Cumartesi

Gerçek ne ise O'dur!


Yıllar yılı var olan sigara unsurunu hayatımızdan biranda çıkartmamız mümkün değil. Ancak bilinen bir gerçek var ki, o da sigara unsurunun görselliğini yasaklayamayacağımız. Günümüz en önemli iletişim aracı televizyonda sigara görüntüsünü yasaklamak amacında görünen şey daha da vahim bana göre. Kişilerin ellerinde ya da ağızlarında görünen ot ya da çiçek figürü vahimden öte, komik gelmekde. O zaman ne düşünüyorum biliyor musunuz? " İster istemez görüntüde bulunan kişinin ot içtiğini düşündürüyor"

Görselde görünen gerçek unsuru sigara ise, sigaradır! Bunun ot ya da başka şekille saklanıyor olması rahatsız edici ya da dikkat edilidğinde komik değil mi?

Film izliyorum, sahne belli, kişi, karakter ortada, kaldı ki filmde herhnagi bir sahnede kişinin elinde bulunan sigara dumanına silik bir görüntü yerleştirmak, ya da sigaraya ot görüntüsü ile gizlemek, nedir???

Olmadı işte! Ben izlemiyorum kapattım filmi...
Şimdi bir dizi açtım, 1950-1960 yıllar hakim, yağmurdan kaçarken doluya tutuldum sanırım, her sahnede püfür püfür sigara....!!!!
Olmadı işte...

*** oldum olası sigara benim yaşantımda yer edememiş ve gerçek bir olgudur...

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Anne olmanın üç hali; ben, sen, o!

Anneler gününde birşeyler yazmak beni yarayalacağından sonrasında birşeyler yazmak istedim...

Bir defasında anneler gününde, anneme hediye alacak param yokdu, ona kendi ellerim ile yaptığım limonlu pudingi hediye etmişdim. Afiyet ile yemişdik!

Şimdi düşünüyorum da puding çeşidini bile kendi damak zevkime uygun olarak annem için yapmışdım. Çünkü limon tadını (ben) çok seviyordum, bu hediyede bile bencillik yapmışdım. Ancak bildiğim birşey var ki, annem bu tatlıyı çok beğenmişdi...

Yaşamda karşılıksız ne var ise bunun sadece ailede oluştuğu. Karşılıksız, çıkarsız ne var ise de annede olduğu...

Çocuklukdan başlayıp da ne kadar yetişkin olursak olalım hep gözü üzerimizde bizle birlikde nefes alan, eğer uzakda olsa dahi, bize ulaşmak için teknolojinin her türlü nimetinden fayadalanan kişi annedir, Hiç bilmediği telesekreter aletine sanki sizle konuşur gibi sıkılmadan mesaj bırakan, bıraktığı mesajın sonunda “duyuyorsun değil mi? Anladın mı çocuğum diyen annedir!

Canın sıkkın ise, peşini bırakmayan, öğrenene kadar ne şaklabanlıklar yapan, öğrendiğinde de” aman üzüldüğün de bu muydu?” diyen... seni neşelendirmek için de başka türlü şaklabanlıklar yapan annedir...

Tatlının içine proteğin olsun diye et katan annendir, ( ben tanık oldum ). Sabah uykudan uyandırmak için çalar saatten daha fazla gürültü yapabilmeyi ve bu yüzden azimle odana yüz defa gelmeye üşenmeyen tek kişi annedir.

Yaşamın boyunca bir gün olsun kilolarına takılmayıp, canı gönülden sarıldığın, o kilolu haline aldırmadığın, anne kilolu olur mantığı ile beğendiğin tek kadın annendir.

Bilir misin evde gürültülü müzik dinlediğin zamanlarda sana bağırdığını, ancak sen evde olmadığın zamanlarda, sırf seni anlamak adına sevdiğin müzik çaldığında” aaa bu bizim kızın sevdiğii grup, açık kalsın, açık kalsın!” dediği, kişi annedir...

Sevgilinden ayrıldığında seni anlamaya çalışan; zaten beğenmemiştim, iyi oldu sana kimler kimler layık deyip, kendince destek olan!

Ailede herkesi idare edecek güce ve sabra sahip, her çocuğuna eşit davranmayı başarabilmiş, tek kişi annedir.

O’na söylediğin olumsuz söleri saniyesinde unutan, en anlamlı sözleri dakikası dakikası hafızasında yer eden yine annedir.

Anne olmak emek ister, yürek ister! Eğer şu yaşamında annen var ise başka birşeye sahip olmak gerekmez, çünkü sahip olduğun en değerli varlık budur! Çünkü hesapsız kitapsız sadece senin için yaşamına devam edecek tek varlık da annendir şüphesiz...

Arkadaşlarının yanında seni sanki küçücük çocuk gibi sevmesine kızıyorsan, öğünlerini atladığın için seni süreklia rayıp yemek yedin mi diye sorduğunda kızıyorsan, işe ya da okula yetişmen için seni uyandırma görevini çalar saatinden daha iyi yapabildiği için O'na kızıyorsan. Sırf seni doğduğun günden itibaren çoşkulu görmeye alıştığı için, her daim çoşkulu görmek için senden daha çoşkulu davrandığı için, O'nu çocukça bulup kızıyorsan... Bakış açılarınız farklı olduğu ve aslında senin tecrübenin on katı kadar dünya tecrübesibe sahip olduğu ancak bazı şeyleri yaşarak öğrenmenin yanında üzülmeyesin diye senden daha az biliyormuş gibi davranıp sırf seni cesaretlendirmek adına bu sana göre manyak hallere bürünüyorsa... Annen aslında senin yaşam kaynağın, desteğin, anne üzerinde çok da düşünülmeyecek, konuşmadan kucağına gömüldüğün en güvenli yerdir...

Eğer fırsatın var ise demeyeceğim bu yazının üzerine...

8 Mayıs 2010 Cumartesi

Ridley Scott



Hangi filmi izleyip de gıpta ettimse yönetmeni Ridley Scott şüphesiz! Gerilim, tarih, bilim kurgu, her türde filmleri baş yapıt...
1937 yılında İngiltere'de doğmuştur. Şanslı ki mesleğini seçmekde gecikmeyip, bize de keyifle izlemek adına güzel filmler yaratmıştır...

Son filmi Robin Hood'da, Russell Crowe ile çalışmıştır ve ben bu filmi dört gözle beklemekteyim! 14 Mayıs'da gösterimde...

*** eklemesem olmazdı; Ridley Scott ayrıca çok da karizmatik bir kişilik, kaldı mı hem bu kadar başarılı hem de karizmatik kişiler:))

6 Mayıs 2010 Perşembe

Yeşeren Gün!


Yeşeren gün!

Yeşeren günümüz kutlu olsun!
Bugün hıdırellez! Ancak ben bugün hıdırellezi kutlayamadım! Çok yoğun bir gündü ve bugünü planlayamadım bile...
Hafta sonu kutlayacağım! Dileklerini yazacağım bir bir, herkes için dilekler yazacağım bir bir...

En güzelinden sahile koşarak sabah vakti, dilekleri sıralamak bir bir...

Ne güzeldir hıdırellez kutlamaları, umutlar sıralanır, yaşama karşı umutlu olmak, iyi dileklerde bulunmak...

Hızır gibi tüm dileklerimizin gerçekleşmesi dileğiyle, umutlarımızın gerçek, gerçeklerin de umut kadar mutluluk yaşatması dileğiyle...

folklorda hızır yahut hızır-ilyas kültürünü en iyi biçimde
yansıtan merasimler özellikle türk dünyası söz konusu olduğu
zaman 'hıdırellez ve nebi' bayramıdır. (hızır-nebi) hıdırellez büyük
çoğunlukla anadolu ve balkan türkleri arasında bilinmektedir
eskiden ruz-i hızır hızır gününde denilen hıdırellez halk
arasında yaygın inançlara göre hızır ile ilyas'ın bir araya
geldiği günün hatırasına kutlanmakta olup hızır-ilyas bileşik
kelimelerinin halk telafuzundan aldığı bir biçimde yansımaktadır.

hıdırellez günü 6 mayısa tekabül etmekte olup bizde kullanılan ve
rumi tabir edilen jülyen takvimin de ise 23 nisan gününe
rastlamaktadır işte hıdırellez gerçekte hızır ile ilyas'ın bir
araya geldiği gün olduğu inancı altında kışın sona erip yaz
mevsiminin başlamasının günü olarak kutlanmaktadır.(1).

hidirellez inançlarimiz ve itikatlarimiz.

1.hıdırellez sabahı sığırları sığıra kovarken eline meyve veren bir
ağacın dalından koparılan değnek ile icra edilir. bu geleneğimiz
hala uygulanmakta ve inanılmaktadır. bugünde tüm doğanın
yeşereceğine inanıldığından bu uygu lama ve inanç türemiş olabilir.

2. 5 mayıs akşamı tüm kapılara ısırgan otu veya yemişken dalı asılır.
cadıların ve kötülüklerin girmemesi içinmiş. bu şekil de yaparak
onlardan korunacağına inanılırmış. bu inanç tam olarak bu gün
inanılmasa da kapılara ısırgan otu ve yemişken dalı asılmaktadır.
isırgan otuna elini değirildiği an ısırı batma)şekilde yakar aynı
şekilde yemişkenin de dikenleri çoktur.
değdiği an çok acı verir .bu niteliklerinden dolayı kapılara
asılması yapılmıştır.

3.hıdırellez sabahı devesil ve benzeri otlar ile tütsü yapılır.
bazı güçlere kaşı korunacağına inanılırmış. gelenekler bölümünde
tütsü ve tütsü ile yapılan inançlara geniş olarak yer
verilmiştir.

4.ateşten atlanınca günahlardan arınılacağına bulaşıcı hastalıklara
karşı korunacağına inanılmış. ateşi bir nevi aşı gibi uygulamışlar.

5.hıdırellez sabahı sağılan sütün dağıtılması ve bir kısmından da
taze peynir yapılıp dağıtılması o malın zekatı ve bir nevi hakka
şükranının ifadesi olarak kabul edilip uygulanmış .bu gün
bilinmediği için yapılmamaktadır.

6.salıngaçta sallanırken yapılan dua ve niyetlerin olacağına
sallanılmak suretiyle de bazı günahlardan kurtulacağına
inanılmış. ve uygulanılmış.

7.gün doğmadan ekinleri dolaşma geleneği ve inancı varmış. doğanın
yeniden yaratıldığına inanıldığı için bu yenilme içinde bulunmanın
insanlara bazı yararlıklar getireceğine inanılmış .o anı ve
duyguyu yaşamak ve duymak inancı ile uygulaması günümüze kadar
gelmiştir.

8.6 mayıs sabahı gün doğmadan çiğ üzerinde yuvarlanılırsa yeni
hayatın yeni doğanın gücünden bünyesine aktarılacağına inanılır
ve uygulanırmış. bedenine girmesi ile sağlıklı olma isteği
bulunmaktadır. ayrıca akan bir çeşmeden yüz
yıkanırmış. ayrıca gece düşen çiğ damlacılarını toplayıp yüz
yıkanırmış.

9.hıdırellez sabahı suya giden kişi evinden götürdüğü tere yağı
çeşmenin taşına sürer ve çeşmeden alınan suyun dinçlik ve yeni bir
yaşam gücü vereceğine inanılırmış. hayvanların verim gücünün
artacağına inanılırmış.

10.bütün gece uyumayanların hıdırellez çiçeği toplamaya hakkı
varmış. ancak sabaha kadar uyumadan durursa bu uygulamayı
yapabilirmiş. bunun içinde inançla sabır olmalıymış.

11.hıdırellez sabahı gün doğmadan akan bir derenin üzerinden
atlanır ondan sonra salıngaçtan sallanırmış.

12.arpa ve çavdar başağı ile genç kızların saçlarını belik yaparak
örmesi geleneği varmış. ayrıca o günleri yaşayanların başlarına
ve yakalarına gül takılması geleneğinin varlığından söz
ediyorlar .ayrıca yaşlısı gencin elinde hı dırellez yerinde
ellerinde birer demet çiçek vardır. çavdar ve arpalar hıdırelez
zamanı başak çıkarırlar. saçlara örülen belikler başak sırasını
andırır .hele yeşil başak ile örüldüklerinde bu gün hayal bile
edemeyeceğimiz güzel bir başak görünümü verirmiş.

13.ağaç kaşıklar ile o sabah yemek yenilirmiş .o sabah evde
misafirlerin dahi kaşıkları toplanır yakılırmış. eğer kaşıkların
içinde yanmayan olursa o eve o gece hızır'ın geldiğine
inanılırmış.

14.hıdırellez çöreği yapıldığı zaman 12 eşit parçaya
bölünür .ilk parça niyet hızır a çekilir. çekilen parçalarda çörek
içinde ki para kime çıkarsa o sene ki varlığın ona çıkacağına
inanılır. ikinci parça tarlalara sonra evde en büyük kişiye
çekilir.

15.taze peynir yeme geleneği uygulanırken eğer ev sahibi tarikat
ehli ise bir mürşit veya dervişe duadan evvel kısa bir çırak
uyarması yaptırılır.(tarikat kuralına göre mum yakılması)dua
ananeye göre bundan sonra yapılır.

16.hızır ve ilyas'ın bu gece buluştuğuna inanılır. yazın
başlangıcı kışın sonu olarak kabul edilir.

17.eskiden evlerin dışları toprak ile iç kısımları kireç ile
sıvanırdı .bu işlem hıdırellez'e bir ay kala yapılırmış.

hıdırellezide 3 hafta geçmeden sıva yapılmazmış.3 perşembe geçmeden)
toplam 7 perşembe uygulamalarda ilke edinilmiş. bu konuda geniş
açıklama kurban geleneklerimizde geniş bir şekilde anlatılmıştır.

18.koyun sürüsü olanlar hıdırellez de yazı gördük başağı gördük
diye malı zekatı için körpeli kuzulardan kesilecek kıvama gelmiş
olanlardan birini kesip dağıttığı gibi bir kaç haneye yemek
veriyormuş .amaç kula yapılan hizmetin yani "halka hizmet hakka
hizmet" inancı ile yapılıyormuş. bir nevi gönül birleme bir gönül
e girmedir.

19.genç kızların gelecekte evlenip yuva kuracakları eşi ve iyi bir
hayat için bu niyetle gül dibine yüzük saklarlarmış. yüzükleri bir
kaba koyarlarmış. kabın içine de su konulur muş. bu su niyet ile
hıdırellez sabahı gül dibine dökülürmüş.

20.değirmencik oyunu sonrası bitiminin ardından değirmenin
toprağı tüm ambarlara saçılır. bolluk ve bereketin artacağına
inanılır. bu geleneğimiz günümüzde de halen
uygulanmaktadır .değirmencik oyunu etraflıca gelenek lerimizde
açıklanmıştır.

21.hıdırellez gecesi(5 mayıs akamı) tüm köylerimizde ahırların
ve ağılların üzerlerinden silah atılmaktadır. bu inancın niçin
yapıldığını sorduğumuzda hayvanların bulaşıcı hastalıklara
yakalanmaması ve çok olması dileğinden kaynaklandığını
söylüyorlar.

22.var ve yok mayası tutulur ona göre dilek tutulup yapılan ekmeğin
konu komşuya geleneğe göre dağıtılması inancı varmış. bu gün bile
pek çok yaşlılarımızın hatırlamadığı geleneklerimizdendir.

23.hıdırellez gecesi hak'tan dilenen dilekler edilen dualar hak
katında kabul ve makbul olunurmuş. bu günde inanılan bir
itikadımızdır.

24.trakyada'ki amuca kabilesi ve diğer ehli-beyt tarikatlarının
gül'e karşı aşırı derecede sevgileri ve itikatları vardır. hatta
iki tarikat mensuplarına halk gülşeni(gülşani ) lakabını takmıştır
ali koçlulara ve şeyh bedreddinilere).bu iki tarikatın gülşeni
tarikatı ile bir alakaları yoktur.biri şeyh bedreddini tarikatı
diğeri ise seyyit ali sultan'a bağlı evladiye kolu olan ali
koçlulardır .manilerimizde ve türkülerimizde gül büyük yer
tutmaktadır. nedenini araştırdığımızda çeşitli şeyler söylenmesine
rağmen net bir cevap alamadık .aşağıdaki örneğin bu konuya bir
fikir vereceğini umduğumuz için yazıyoruz.

"hıdırellez adetlerinde bir gül ağacı unsuru ortaya çıkıyor.
bunun sebebinin hızır ile ilyas'ın hıdırellez gecesi bir gül fidanı
dibinde buluşacakları olduğu müşade edilir." (7)

bektaşi ve alevilerde gül nefeslerimize bile konu olmuştur.
örneğini yazacağımız bu dörtlüğün iki şaire de mal edilmektedir.
ümmi sinan'mı yoksa seyyit nesimi 'yemi olduğunu bilemiyoruz. ilk
iki dörtlüğünü yazıyoruz.

bu gün ben pirime vardım
pirin cemal'i güldür gül
oturmuş taht makamına
tahtı revanı güldür gül

gülden terazi tutarlar
gülü gül ile tartarlar
gül alır gül satarlar
çarşı pazarı güldür gül.

25.hıdırellez de ve nevruz da mezarlıklar ziyaret edilir. dualar
okunur. mezar üzerleri temizlenip bakımları yapılır. fani
dünyanın manevi gücünün de olduğu hatırlanır ahiret e göçmüş
bulunanların da anılması yapılır. onlar için ha
yır işleri yapılır.

26.bir çok kişi hıdırellez geleneklerinin hatta oyunlarının bile
orta asya inançlarından olan şamanizm'e bağlıyorlar. sadece
trakya da tarikat kökenli olan amuca kabilesinin biyografisini
toplamaya başladığımda % 90 inanç ve geleneklerinin
itikatlarının şamanizm ile bağlantılı olduğunu gördüm. bazıları
isim ve şekil değiştirmesine rağmen özünden fazla uzaklaşamamıştır.

27.hıdırellez günü yapılan nohut ekmeğinin bolluk ve bereket
mayasının o eve geleceğine inanılmıştır. bu gün bileni ve
uygulayanı hemen hemen yok gibidir.

28.tarikat kökenlilerin hızır'a olan inançları büyüktür."kul
sıkışmadıkça hızır yetişmez" derler. biri zor anında yardım
görürse "hızır gibi yetiştin denilmesi bu inancın uzantısıdır.
inancın etkileri bektaşi ve alevi ozanlara da yansımıştır.
tekirdağın kılavuzlu köyünden merhum ali engin (sadayi') nin bir
nefesini örnek teşkil ettiği için yazıyoruz.

müminler derlenip bir cem olurlar
hızır ilyas demine hü demek için
bu kutlu günde hep bir candır
hızır ilyas demine hü demek için

ne güzel erkan kurmuş erenlerimiz
derlenip hep birlikte devran süreriz
evliyanın enbiyanın halini güderiz
hızır ilyas demine hü demek için

şirin olur cümle olur bu günde
şen şükran olun canlar ayn-i cemde
şifa bulurlar nuş çöker ol cemde
hızır ilyas demine hü demek için

şükür bizleri bu erkana ulaştırana
aşık olsun böyle cemale hizmet ocağına
sadayi bu gün eriştik güzel bahara
sadayi bu gün eriştik güzel bakarım
hızır ilyas demine hü demek için.

29.eskiden her kez in evinde hıdırellez sabahı ateş yakılmaz
hayvanların ve insanların üzerinden atladığı kutsal ateşten
evin ocağına ateş getirilirmiş. bu inanç ve itikat la yeni bir
hayata başlanırmış. ateşin insanın yediklerini pişirdiği ve
ısınmada kullandığı için ayrı bir kutsiliği vardır .hıdırellez
ateşine hızır'ın gücü geldiği inancı ile ateş oradan alınmakta imiş.

mayıs akşamı herkez evlerini önüne bolluk bereket getirsin diye darı
saçarmış.

31.hıdırellez akşamı gök kapılarının açılacağına hızır'ın gelip
kısmet dağıtacağına inanılırmış.
bu gece kısmete ihtiyacı olanlar sabaha kadar uyumayarak hızır'ı
beklermiş. eğer uyanursa hızır kısmetini veremeden gidermiş.

4 Mayıs 2010 Salı


Erkeğin de, kadının da eğitimi, birbiriyle münakaşa ettikleri zaman belli olur... Bernard SHAW.

2 Mayıs 2010 Pazar

Cemal Süreyya



ozgurlugun geldigi gun
o gun olmek yasak!

Adam
yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda
çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı
adam bulut gibiydi, hatırladı
adamın ayaklarının altında
yıldızların yıldız olduğu vardı
adam yıldızlara basa basa yürüdü
çünkü biraz önce yağmur yağmıştı.

Ömer Hayyam

Bahar geldi; başka bir şey istemem kafamda;
Hele akla hiç yer vermem bahar soframda;
Şarap, seninleyim bu mevsim, koru beni:
Söğüt ağacı, sen de ser gölgeni altıma.

1 Mayıs 2010 Cumartesi

La Vie En Rose

"La Vie En Rose"

Filmin sonuna doğru plajda geçen röportaj sahnesi çok etkileyici ve anlamlı...
"- kadinlara önerileriniz nedir?
- aşk.
- genç kızlara?
- aşk.
- peki çocuklara?
- aşk."

İyki Annem!

Yüz yıl geçse de içim sızlıyor. İlk günkü gibi acım taze... Bundan tam 14 yıl önce bugün annem bize veda etti. Zaman herşeye ilaç deniyor...