30 Kasım 2010 Salı

Anlatacak Hikayelerim Bitmedi Henüz...

Ben bir Pinokyo’yum belki de:)
Belki de Alice Harikalar Diyarında”yım...
Belki de Donkişot olmuşum savaşmaktayım...
Voltran’ı oluşturabilecek kadar da güçlüyüm...
Sonra “Judy ve Uzunbacak” karakterinde Judy olabilirim en sevimli ve sevecen halimle....

İstediğimde Pinokyo’yum, pembe yalanlarım var, tahtadan bir vücudum olsa dahi kalbim pamuk kadar yumuşak...

Sonra Alice Harikalar Dünyası'nda eğlencelerim var, sınırsız heyecanlarımla keyfindeyim hayatın...

Bir an yaşam eğlence demeden/çekinmeden Donkişot cesaretimle savaşabilirim, mücadelelerim sonsuzlaşır...

Gücüme güç katacak dostlarım vardır, Voltran olup; sapasağlam kenetlenebilirim hayata...

En önemlisi sevebilirim, Judy kadar gerçek olabilirim...

10 Kasım 2010 Çarşamba

ATATÜRK'ÜM!!!

Hiç tanımadığın birini özlemek,
Hiç tanımadan hayran kalmak,
Hiç göz göze gelmeden bakışlarından çekinmek,
Birini hiç tanımadan çok sevmek...

Sonra yıllar geçse de aynı duyguların artarak devam etmesi. Özlemek, hayranlık, çekinmek, ve çok sevmek...

Bu yıl, önceki yıl, çocukluğum... Her dönem yaşadıklarım bunlar hep.

Her dönem 10 Kasım tarihi, anlamını daha da arttırmakda.

Sadece bugünde de değil şüphesiz bu düşünceler, bir işe başlarken, bir karar alırken, kendimi tanıtırken, hayata bakışımla ve düşüncelerimle, mücadelelerimle, hırslarımla hep yaşamımda varlığını hissettiren Atatürk’üm; özlediğim!

İyki Annem!

Yüz yıl geçse de içim sızlıyor. İlk günkü gibi acım taze... Bundan tam 14 yıl önce bugün annem bize veda etti. Zaman herşeye ilaç deniyor...