<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826</id><updated>2012-02-13T11:09:38.834+02:00</updated><category term='Tarih'/><category term='Edebiyat'/><category term='yazı'/><category term='aşk'/><category term='Kitap'/><category term='müzik'/><category term='sinema'/><category term='dost'/><category term='sanat'/><category term='eğlence'/><category term='TR'/><category term='resim'/><category term='eğitim'/><category term='Gezdikce'/><category term='annem'/><category term='spor'/><category term='Doğa'/><title type='text'>Hayat gezdikce güzel</title><subtitle type='html'>Bazen yazılarla anlatırız gördüklerimizi, 
basense sadece bir fotoğraf karesi anlatır ... 
(fark ettiklerimizdir bizi canlı tutan. 
fark ettiklerimiz sayesinde özlem duygusunu yaşarız, 
özlem de değerli kılandır, değer kılmak da hayata anlam katar)
Hayat ne olursa olsun güzel; 
şüphesiz hayat gezdikce daha güzel!.........
            Fethiye Erkaş</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>372</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-6458607144418538561</id><published>2012-02-13T06:45:00.003+02:00</published><updated>2012-02-13T11:09:38.842+02:00</updated><title type='text'>2012</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-XJIaFXsVrwQ/TzjRSQSp0jI/AAAAAAAACXs/9aR45gNYLRw/s1600/images2222.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 266px; height: 190px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-XJIaFXsVrwQ/TzjRSQSp0jI/AAAAAAAACXs/9aR45gNYLRw/s400/images2222.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5708542639233159730" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2012 yılı gerçekten güzel başladı. &lt;br /&gt;Önce sağlık,&lt;br /&gt;sonrasında umutlar gerçek, &lt;br /&gt;gerçekler de kendi içinde olduğu gibi mutlulukları getirsin :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-6458607144418538561?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/6458607144418538561/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=6458607144418538561&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/6458607144418538561'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/6458607144418538561'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2012/02/2012.html' title='2012'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-XJIaFXsVrwQ/TzjRSQSp0jI/AAAAAAAACXs/9aR45gNYLRw/s72-c/images2222.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-4201779218650621142</id><published>2012-02-07T21:35:00.006+02:00</published><updated>2012-02-09T12:17:33.885+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gezdikce'/><title type='text'>Hayal Olmadan Hemen Önce Karabiga</title><content type='html'>Belkilerle dolu bir yazı yazmak istemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğduğum yer değil ancak benim büyüdüğüm yerdir Karabiga. Hepimizin doğduğu, büyüdüğü yer çok değerli şüphesiz. Çünkü emek vardır, anı vardır, özveri vardır. Bir dönem yaşanmışdır; hem de bu çocukluk dönemi ise değeri başkadır şüphesiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim çocukluğum Çanakkale-Karabiga’da geçdi. 78 kuşağı olmanın da verdiği sokak çocukluğunu doyasıya ve hakkıyla yaşadım. Bahçeli bir evimiz vardı. Her daim görebileceğim uçsuz bucaksız masmavi denizi kucakladım. Yüzmeyi sekiz bilemedin dokuz yaşımda öğrendim, üstelik bu diğer arkadaşlarıma göre geç sayılabilecek bir yaştı. Karabiga bize kendi doğallığında bütün güzelliklerini sunuyordu. Deniz varsa yüzmeyi de öğreniyordun. Dağ tepe varsa koşmayı ve doğayı keşfetmeyi öğrenebiliyordun. Bir bahçeye sahip olmak sebze yetiştirmeni sağlayabiliyordu... Şuan baktığımda burası çok da büyük bir yerşelim yeri değil. Benim dönemim de 3000 kişilik bir kasabaydı. Her ne kadar İstanbul’da doğup da çocukluğumun bir dönemi İstanbul’da geçmiş olsa da o dönem için hatırladığım ve bildiğim Karabiga büyük bir yerleşim yeriydi ve tüm dünyanın buradan ibaret olduğunu düşünürdüm. Tüm dünya bu kadar güzel derdim çocukluk düşüncelerimde... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bir dönem kapandı ve biz 78’liler büyüdük, okuduk, iş güç sahibi olduk. Yaşam şeklimiz isteyerek ya da şartlar dolayısıyla büyük şehirlere göçü sağladı. Ancak hiç birşey bizi büyüdüğümüz yerden koparmadı. Her fırsatda gittik memleketimize, her fırsatda atladık uçsuz bucaksız denize. Her fırsatda dağ tepe koştuk, her fırsatda bağlar/bahçelerden sebzeler topladık. Her fırsatımız bize yeni anılar oluşturdu. Yeni anılar yeni dostlukları pekiştirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bir haber geldi; ilk önce inanmak istemiyorsun. Bir duyumdur diyorsun kendi kendine... Sonra gerçekle yüzleşiyorsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek bu kapatalist sistemde kar maksimizasyonu mantığında çalışan firmaların, kanun açıklarından faydalanarak, mavisi bol, deniz suyu sınırsız, kendi halinde yerleşim yerlerinde termik santral kurma istekleridir. Örneklerini de farklı yerleşim yerlerinde gözlemledik, destek verdik ve termik santrali kurma amaçlarını da öğrenmiş olduk bu sayede...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Termik santral nedir? Neden bizi bu kadar endişelendirir bundan da bahsetmek istiyorum;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Termik santrallerde üretilen enerjinin sadece %30-40 oranındaki bir bölümü elektrik enerjisine dönüştürülebilmekte; kalan kısmı ise "kaçak enerji" olarak adlandırılmakta ve kazanından radrasyon ile çıkmakta ya da baca gazıyla birlikte bacadan atılmaktadır. Termik santrallerin en önemli çevresel etkilerinden biri de soğutma suyuyla ilgilidir ve termik santrallerin soğutma suyu gereksinimi büyüktür. Bu nedenle termik santraller genellikle nehir, göl veya deniz gibi soğutma suyu kullanılabilecek kaynaklara yakın yerde kurulmaktadır. Aynen Karabiga’da kurulmak istenen termik santrali gibi... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atıkların denize atılması, sorumsuz atık yöntemidir. Deniz, akarsu ve göllerde yapılan atık ısı denizlerdeki biyolojik yaşamı tehlikeye sokan termal kirlilik aslında neyle karşı karşıya olduğumuzu yeterince gözler önüne sermekde. Zararları bunla da kalmıyor elbet; çevreye zararı dokunan kül atıklarıda cabası... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Termik santrallerin bacasından çıkan ve bitki örtüsünü en çok etkileyen gazlar kükürt dioksit ve azot oksitleridir. Bitkilerin bu gazlara en hassas olan ve etkilenen organı yapraklarıdır. Yapraklardaki stomalar vasıtasıyla yaprak bünyesine giren bu gazlar yapraktaki klorofillerin yapısını bozmaktadır. Ayrıca yanık etkisi, serbest asit halinde yüzeysel olarak da ortaya çıkabilmektedir. Bitkiler üzerinde kirletici etkisiyle ortaya çıkan zararlar üç ayrı boyutta görülebilmektedir. Bunlar akut, kronik ve gizli zararlardır. Akut zararlanmaya uğrayan bitkiler hemen ölmekte, kronik zararlanma öldürücü olmamakla birlikte bitki kalitesini büyük oranda bozmaktadır. Görünmeyen (gizli) zarar ise zaman içinde ortaya çıkmaktadır. Zaman içinde herşey ölmekdetir aslında... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkilerdeki termik santrallerden kaynaklanan zararlar yaprak lekeleri, yaprak kurumaları, yaprak ve meyve dökülmeleri, büyümedeki gerileme, solgunluk ve ölümle sonuçlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi başda bahsettiğim ve pek çoğumuzun yabancı olmadığı emek,özveri ve paylaşım bir anda yok olmaya yüz tutacak... Yaşanmışlıklar anlatılacak ancak paylaşılamayacak... dokunulamayacak... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belkilerle dolu bir yazı yazmak istemiyorum, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burası öyle bir yer ki; hep birşeyler var. Hep birileri var, hep hep hep... Ancak belki de bundan sonra hep yek bir yer olacak mı? ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep yek ne demek? Hep yek; yanlız olacak demek... Hep yek; kaçış demek... Hep yek; kaybetmek demek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karabiga belki de birkaç yıla kaybetmiş olacak mı?... Mavi yok, özgürlük yok... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİZ çocukluğumuzu unutursak, yüzmeyi unutursak...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-4201779218650621142?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/4201779218650621142/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=4201779218650621142&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/4201779218650621142'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/4201779218650621142'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2012/02/hayal-olmadan-hemen-once-karabiga.html' title='Hayal Olmadan Hemen Önce Karabiga'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-4872557863357075152</id><published>2012-02-04T17:55:00.004+02:00</published><updated>2012-02-04T18:00:08.278+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gezdikce'/><title type='text'>Ayasofya</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-L14LxWu71Ls/Ty1V2Y0QKzI/AAAAAAAACXU/28EfrgPRonE/s1600/ayasofya.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-L14LxWu71Ls/Ty1V2Y0QKzI/AAAAAAAACXU/28EfrgPRonE/s400/ayasofya.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5705310695811197746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;ayasofya su gibi; berrak ve ışıl ışıl&lt;br /&gt;ayasofya okyanus gibi; derin ve gizemli.&lt;br /&gt;ayasofya terazi kadar dengeli ve anlayışlı; yıllardır iki dini kucaklamış...&lt;br /&gt;ayasofya ışık ve gölge oyunlarıyla kimi zaman mavi renkte; muazzam yükseklikteki tavanı göğe doğru uzanmış ve gökyüzü rengini yansıtmakta...&lt;br /&gt;ayasofya çok asil; kıskanılcak kadar şaşalı yapılması istenmiş, özel olsun, tek olsun...&lt;br /&gt;ayasofya arkadaş gibi; görebildiğin her köşesinde tarih senle konuşuyor.&lt;br /&gt;ayasofya sevgi dolu; bu kadar yıl ayakta kalabilmek ancak sevgiye dayanır ve ayasofya kucak açmış dünyanın binbir yerinden gelen misafirlerine...&lt;br /&gt;ayasofya duyduklarından, okuduklarından çok farklı,&lt;br /&gt;ayasofya kitap gibi çıkıyor karşına, tarihi, yılların yaşanmışlığı ile karşılıyor ve başlıyor anlatmaya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayasofya bugün muazzam güzellikte!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-4872557863357075152?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/4872557863357075152/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=4872557863357075152&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/4872557863357075152'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/4872557863357075152'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2012/02/ayasofya.html' title='Ayasofya'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-L14LxWu71Ls/Ty1V2Y0QKzI/AAAAAAAACXU/28EfrgPRonE/s72-c/ayasofya.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-6266275090484689418</id><published>2012-02-01T21:50:00.013+02:00</published><updated>2012-02-02T11:09:52.429+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><title type='text'>Müzik hep olmalı</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-ANMUfxZuQDM/TymcAPlRbjI/AAAAAAAACVc/Gm_jquGDKcA/s1600/Yeni%2BResim.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 286px; height: 176px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-ANMUfxZuQDM/TymcAPlRbjI/AAAAAAAACVc/Gm_jquGDKcA/s320/Yeni%2BResim.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5704261931038240306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müzik hep olmalı, hele ki kişinin kendi tınısında hissedebildiği müzik, hep olmalı bana göre... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bülent Ortaçgil'i;&lt;br /&gt;nedensiz, tercihi olmadan, ruh halime aldırmaksın dinlerim! Aslında öyle derinlemesine de dinlemem... &lt;br /&gt;bazen melodi hoşuma gider, bazen vokal. bazen ironik şarkı sözleridir... sadece konuşma dilinde bile harikalar yaratan o muazzam sesin kendisidir buna neden;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olmalı mı, olmamalı mı? &lt;br /&gt;Ya da; Normal&lt;br /&gt;Belki de en güzeli; Mavi Kuş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm melodiler, tüm tınılar, tüm müzikler güzel, hepsi ayrı değerli... Bana bugün Bülent Ortaçgil denk geldi... &lt;br /&gt;keyifli dinletiler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-6266275090484689418?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/6266275090484689418/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=6266275090484689418&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/6266275090484689418'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/6266275090484689418'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2012/02/muzik-hep-olmal.html' title='Müzik hep olmalı'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-ANMUfxZuQDM/TymcAPlRbjI/AAAAAAAACVc/Gm_jquGDKcA/s72-c/Yeni%2BResim.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-2801643651151132164</id><published>2012-01-29T17:01:00.004+02:00</published><updated>2012-01-29T19:27:28.289+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarih'/><title type='text'>Topkapı Sarayı Geçmişi Özlemiş</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-vhxoo0pfKYM/TyVf7ZAVaiI/AAAAAAAACS0/zgH6sr8v6Lw/s1600/istanbul-topkapi-sarayi1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 255px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-vhxoo0pfKYM/TyVf7ZAVaiI/AAAAAAAACS0/zgH6sr8v6Lw/s400/istanbul-topkapi-sarayi1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5703069977063811618" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tarihin yaşayan tanığı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muazzam bir kapı karşılıyor sizi...&lt;br /&gt;Neler görmüş, dili olsa neler anlatırdı acaba? &lt;br /&gt;Girişte öyle büyük bir avlu çıkıyor ki karşınıza, merak ve şaşkınlık içinde büyülenmemek elde değil. Bir süre sonra merak duygusu yerini öğrenmeye bırakıyor. Bu kadar şaşa ve gösterişin nedeni ancak bunu taşıyacak bir yaşam için yapılmış olmalı; Osmanlı İmparatorluğu(!). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burası İstanbul'un en güzel yerine konumlanmış; Topkapı Sarayı (!)...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatih Sultan Mehmet 1478 yılında, İstanbul'a yakışacak ve şehrin güzelliğini yaşamak adına, yeni yapılacak sarayın Sarayburnu olmasına karar vermiş. Ne kadar haklı olduğunu bu dönemde bile anlamak zor değil. Hem Avrupa Kıtası'ndan her alanı görebilmek, hem de Asya Kıtası'nda görünür olmak. Öyle ki, saraydan bakıldığında o muhteşem Boğaz ayrımında bulunan Haliç Kıyı'larını dahi bu noktadan görebilmek mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de bu hafta sonu aynı açıdan baktım bu eşsiz manzaraya. Her ne kadar bu görüntü değişikliğe uğramış olsa dahi, o büyüyü hissedebiliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topkapı Saray'ından bakıldığında İstanbul güzel ama boğazdan bakıldığında da Topkapı Saray'ı bir başka güzel görünür. Vapur ile Asya Yakası'na geçtiğimde gördüğüm şey bunu yaşatıyor şüphesiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saray 380 yıl Devletin idare merkezi ve Osmanlı Sultanlarının resmi ikametgahı olmuş. Dolmabahçe Sarayı yapılana kadar bu görevi devam etmiş Topkapı Sarayı'nın. Devletin yabancı misafirlerine Saray Hazinesindeki eşyaların gösterilmesi bir süre sonra bunu gelenek haline getirmiş. 1924 yılında nihayet Mustafa Kemal Atatürk'ün emri ile Saray halk ziyaretine açılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu muazzam sarayı gezerken ister istemez masal alemine dalıyorsunuz. Sarayı biran kişileştiriyorum ve acaba saraya kim kim aşık olurdu diye düşünüyorum. Olsa olsa Boğazın kendisi aşık olurdu herhalde. Çünkü en görkemli ve en üst düzey yaşanılır yer saray. Sessiz bir asalet ve gizem hakim. Asil ama kendi halinde bir duruş. Boğazda en güzel yere kurulmuş, İstanbul'u neredeyse 360 dereceden görebilir. Devletin en önemli şahsı Sultanların Sultanı, Fatih Sultan Mehmet'in adresi; dahası tek olması...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhalde bu iki aşığa vapurlar aracılık ederdi... Ne şiirler yazılırdı bu aşk için; kim bilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Modern çağ ile birlikte sanki saray biraz yanlızlığa terk etmiş kendini. Biraz yorgun; tarihin o gizemi, yaşanmışlığı ile küsmüş sanki İstanbul'a... Aşık olduğu Boğaz'a küsmüş belki de. Kim bilir boğaz bu modern çağa ayak uydurmak adına başka aşklar yaşamıştır da, o yüzdendir Sarayın bu sessiz ve durgun hali... Bilinmez tabi. Hani dili olsa neler anlatır, neler söylerdi bize. Ama eskisi gibi olmadığı besbelli, onu anlatıyor en açık haliyle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuduklarımdan bildiğim; eskiden yabancı misafirler Sarayı ziyaret ettiklerinde gördükleri manzara karşısında, "Cenneti kıskandıracak kadar güzel" derlermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de bu hali yaşamak istedim, aradım ama pek hissedemedim... Gördüğüm şey; küsmüş bir Saray'ın ve artık kıskanılacak bir Boğaz güzelliğinin olmadığı... Belki de ona aşık bir Boğaz yoktu; büyü burda gizliydi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlaşılan Topkapı Sarayı geçmişi özlemiş...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-2801643651151132164?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/2801643651151132164/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=2801643651151132164&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/2801643651151132164'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/2801643651151132164'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2012/01/topkap-saray-gecmisi-ozlemis.html' title='Topkapı Sarayı Geçmişi Özlemiş'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-vhxoo0pfKYM/TyVf7ZAVaiI/AAAAAAAACS0/zgH6sr8v6Lw/s72-c/istanbul-topkapi-sarayi1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-7499370562324089964</id><published>2012-01-27T18:18:00.008+02:00</published><updated>2012-01-27T20:38:08.622+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gezdikce'/><title type='text'>Ne Tuhaf</title><content type='html'>Ne tuhaf,&lt;bu&gt;Rüyamda Nepal'i görüyorum, sonra Nepal hakkında bir kaç araştırma yapıyorum. Ne tuhaf çünkü öğreniyorum ki; arkadaşlarım 2012 Şubat sonu orada olacaklarmış... Ben o tarihlerde burada, o ders senin bu ders benim ders çalışıyor olacağım büyük ihtimal... &lt;bu&gt;Ağrı Dağı Tırmanışında tanıştığım bir arkadaşım, yine profesyonel dağcılardan oluşan toplamda 15 kişiden oluşacak bir grupla gidecekkkklermişşş buralara... Ve şimdiden 13 kişi kaydını yaptırmış, 2 kişilik yer varrrrrrrmışşşş... hem de normal şartlarda Avrupa seyahatine ödeyecekleri ücreti bu gezide ödeyeceklermiş... Hem de 15 gün sürecek bu gezi, hem de dönüşte Dubai'ye uğrama ihtimalleri varmışşş... &lt;bu&gt;Kısmet diyorum ve fazla zorlamıyorum... Hem Nepal, hem 15 gün, hem Şubat sonu, hem de dönüşte Dubai seyahati...Bu seyahate kim katılırsa katılsın, sanırım seyahat sonrası anlatılacak, üzerinde düşünülecek ne çok ne çok konu olurrrr.... Ne güzel duygulardır bunlarrr... &lt;bu&gt;En önemlisi bu turda Everest ana kampı 5800m ye de çıkacaklarmışşş... &lt;bu&gt;Bu yıl olmasa dahi, önümüzdeki senelerde gideceğim yerlerden biridir Nepal!&lt;br /&gt;Hayat gezdikçe güzelmiş...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-7499370562324089964?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/7499370562324089964/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=7499370562324089964&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/7499370562324089964'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/7499370562324089964'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2012/01/ne-tuhaf.html' title='Ne Tuhaf'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-3595655614548903772</id><published>2012-01-22T23:23:00.011+02:00</published><updated>2012-01-23T23:27:54.875+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gezdikce'/><title type='text'>Yazı mı; Fotoğraf mı?</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-WDQcUPiSLPc/Tx26ONrxq_I/AAAAAAAACL4/Yc88dE4hAXg/s1600/DSC_8832.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-WDQcUPiSLPc/Tx26ONrxq_I/AAAAAAAACL4/Yc88dE4hAXg/s400/DSC_8832.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5700917456675122162" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen yazı yazmaya gerek kalmadan fotoğraflar anlatır her şeyi. şimdi sayfalar dolusu yazı yazabilirim, ancak ekli fotoğrafa bakmak yeterli anlamak için! &lt;br /&gt;O'anı(?) &lt;br /&gt;Geçen yıl Ağrı Dağı tırmanış kampında çok güzel zamanlar geçti. &lt;br /&gt;Bugün seyahat fotoğraflarını karıştırırken ekli fotoğraf karesi ister istemez dikkatimi çekti...Fotoğraf çok şey anlattı bana... Bilmediğim/görmediğim bir yörede, yaz sıcaklarına inat örtünmüşüm burnuma kadar... etraf yemyeşil, iliklerime değin güneşin keyfine varıyorum... &lt;br /&gt;botlar çıkmış ayaktan, sonra çekinmeden çoraplar da çıkmış ayaktan... Bu da bir keyif, bir rahatlık bana göre... Henüz iki gündür tanıdığım ve bugünde düşündüğümde iyiki de tanımışım dediğim arkadaşlarımla O'anın keyfini çıkartıyorum; aynı amaç için! &lt;br /&gt;Ekli fotoğraf turdan arkadaşım Salim Arslan'ın kadrajından. &lt;br /&gt;3200m ana kampına ilk adım attığımız anlardan biri; 1800m den, 3200m ye uzanan yorucu bir yürüyüş sonrasında yaşanılan bir keyif bu... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte bugün/bu zamanda ağrı dağı tırmanış fotoğraflarına göz attığımda, gezi sırasında fark edemediğim şeyleri şimdi fark edebiliyorum. &lt;br /&gt;Keyifli zamanlarla dolu güzel bir gezi olmuş, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazen yazılar anlatır dillendirir, basense bir fotoğraf karesi anlatır ... &lt;br /&gt;(fark ettiklerimizdir bizi canlı tutan; fark ettiklerimiz özlem yaratır, özlem de değer kılandır, değer vermek de hayata anlam katar)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-YVtqcagzepE/Tx234BoXVhI/AAAAAAAACLs/UUXLfI3uMbs/s1600/DSC_9027%2B%25282%2529.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-YVtqcagzepE/Tx234BoXVhI/AAAAAAAACLs/UUXLfI3uMbs/s400/DSC_9027%2B%25282%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5700914876459210258" /&gt;&lt;/a&gt;Hayat &lt;em&gt;gezdikce&lt;/em&gt; güzel!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-PtFS0qdWUKM/Tx3Iv3n3MnI/AAAAAAAACM0/ajzIriLrn94/s1600/DSC_9377%2B%25282%2529.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-PtFS0qdWUKM/Tx3Iv3n3MnI/AAAAAAAACM0/ajzIriLrn94/s400/DSC_9377%2B%25282%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5700933428031468146" /&gt;&lt;/a&gt;3200m kampında son günümüz ve kamp arkadaşlarım, keyifli zamanlarımızdan hatıra&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-xt9SepR5z8Q/Tx3IvRCiRYI/AAAAAAAACMo/vG6uN39kv6g/s1600/DSC_9205%2B%25282%2529.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-xt9SepR5z8Q/Tx3IvRCiRYI/AAAAAAAACMo/vG6uN39kv6g/s400/DSC_9205%2B%25282%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5700933417674360194" /&gt;&lt;/a&gt;4200m Uçurum kenarında çadır kurmak, ne güzel bir tecrübe ve yaşanması gerekli bir macera, manzara şüphesiz müthiş, ancak gece rüzgarın oluşturduğu uğultu ve sesler mecaranın ta kendisi... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-A-IWxpsqEeM/Tx3IvG5H1ZI/AAAAAAAACMc/EXC3ydjjMsw/s1600/DSC_9187%2B%25282%2529.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; &lt;br /&gt;text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-A-IWxpsqEeM/Tx3IvG5H1ZI/AAAAAAAACMc/EXC3ydjjMsw/s400/DSC_9187%2B%25282%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5700933414950524306" /&gt;&lt;/a&gt;Teknoloji burada da mümkün ancak telefonum günlerce kapalı olunca anlaşılmaz bir sessizlik karşılıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-IqBMKzqcii4/Tx3IuUvMbmI/AAAAAAAACMU/CJIqNqqkOa4/s1600/DSC_9276%2B%25282%2529.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-IqBMKzqcii4/Tx3IuUvMbmI/AAAAAAAACMU/CJIqNqqkOa4/s400/DSC_9276%2B%25282%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5700933401487109730" /&gt;&lt;/a&gt;Turun en hızlı ve sportmen kişisi Hari( Avusturya'lı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-kB-Y8V2HsNg/Tx3IuAIGvVI/AAAAAAAACME/9XhUZPKiQUU/s1600/DSC_9168%2B%25282%2529.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-kB-Y8V2HsNg/Tx3IuAIGvVI/AAAAAAAACME/9XhUZPKiQUU/s400/DSC_9168%2B%25282%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5700933395954449746" /&gt;&lt;/a&gt;Muazzam güzellikteki Küçük Ağrı Dağı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-AD8-J5SUChs/Tx3KQkGSoDI/AAAAAAAACNM/64-VntpdZ30/s1600/DSC_9472%2B%25282%2529.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-AD8-J5SUChs/Tx3KQkGSoDI/AAAAAAAACNM/64-VntpdZ30/s400/DSC_9472%2B%25282%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5700935089237696562" /&gt;&lt;/a&gt;Kamp sonrası eşyalarımızı toparlayan bize merkeze kadar eşlik eden tur arkadaşlarımız. dost canlısı pırıl pırıl gençler...teşekkürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-CQwMG79QbHo/Tx3KQbCMCqI/AAAAAAAACNA/PGEOEnVn4f8/s1600/DSC_9430%2B%25282%2529.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-CQwMG79QbHo/Tx3KQbCMCqI/AAAAAAAACNA/PGEOEnVn4f8/s400/DSC_9430%2B%25282%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5700935086804568738" /&gt;&lt;/a&gt;Henüz iki günlük bir bebek :) doğanın gücüne inanmamak ne mümkün&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-3595655614548903772?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/3595655614548903772/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=3595655614548903772&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/3595655614548903772'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/3595655614548903772'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2012/01/yaz-m-fotograf-m.html' title='Yazı mı; Fotoğraf mı?'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-WDQcUPiSLPc/Tx26ONrxq_I/AAAAAAAACL4/Yc88dE4hAXg/s72-c/DSC_8832.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-225181712887081583</id><published>2012-01-01T19:45:00.010+02:00</published><updated>2012-01-23T22:04:17.422+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><title type='text'>kısa ve öz</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/TBm427iB1tI/AAAAAAAAB0U/iIvz4CasbjY/s1600/scholarstoolsef3_178728502.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 163px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/TBm427iB1tI/AAAAAAAAB0U/iIvz4CasbjY/s200/scholarstoolsef3_178728502.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5483617275133155026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;'Gerçekten hayatta hiçbirşey kendiliğinden var olmuyor ya da ortada bir neden yokken gerçekleşmiyor...'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2011 yılı başladığı ilk günden itibaren zor bir yıl oldu benim için... &lt;br /&gt;bu zamanlarda U2 ne güzel çaldın sen fonda... "beautiful day" tüm yıl bana moral olan şarkılardan biri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırakıyorum 2012 yılı bildiği gibi gelsin! Olurunda olsun her şey...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-225181712887081583?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/225181712887081583/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=225181712887081583&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/225181712887081583'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/225181712887081583'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2010/06/ksa-ve-oz.html' title='kısa ve öz'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/TBm427iB1tI/AAAAAAAAB0U/iIvz4CasbjY/s72-c/scholarstoolsef3_178728502.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-2954571997230623198</id><published>2011-12-19T07:30:00.000+02:00</published><updated>2011-12-19T19:46:43.018+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>ARA-LIK</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-av_YBadZXik/TtfPDvSuwzI/AAAAAAAACJk/rqHXnn28BYQ/s1600/ara%2Bvermek.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-av_YBadZXik/TtfPDvSuwzI/AAAAAAAACJk/rqHXnn28BYQ/s400/ara%2Bvermek.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5681237118092755762" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Ara-lık&lt;/em&gt; &lt;br /&gt;Hangi &lt;em&gt;ARALIK&lt;/em&gt;'da 2011 sona erdi de, 2012'ye merhaba demeye hazırlanıyoruz!(?)&lt;br /&gt;Yaşam bir kitap ise sayfaların sayısı gittikçe artmakta benim için... &lt;br /&gt;Hangi &lt;em&gt;ARA-LIK&lt;/em&gt;'da okudum da çevrildi bu sayfalar, önemli olanların altını çizmişim besbelli, gelecek için &lt;em&gt;ARA ARA&lt;/em&gt; bana bilgi kaynağı olacaklar.&lt;br /&gt;2011'de &lt;em&gt;ARA ARA&lt;/em&gt; heyecanlandım ben de, &lt;em&gt;ARA ARA&lt;/em&gt; kayıp oldum, bir &lt;em&gt;ARA&lt;/em&gt; sevdim! uzun bir &lt;em&gt;ARA&lt;/em&gt; unutmaya çalıştım. Sonra kalbimle mantığım &lt;em&gt;ARA&lt;/em&gt;-sında kaldım! Ve sevmeye &lt;em&gt;ARA&lt;/em&gt; verdim ben de(!)&lt;br /&gt;Her zor zamanda &lt;em&gt;ARA-LIK&lt;/em&gt;'lardan kaçı-verdim, en olmadık zamanlarda bir ara-lıkta kendime yol bulmaya çalıştım, ve yolum 2011 yılının &lt;em&gt;ARA-LIK&lt;/em&gt;'ında...&lt;br /&gt;&lt;em&gt;ARA-DA&lt;/em&gt; kalmamak, ancak &lt;em&gt;ARA&lt;/em&gt; bulucu olmak güzel. &lt;em&gt;ARA-MAK&lt;/em&gt; güzel. &lt;em&gt;ARA-DAN&lt;/em&gt; kaçmak da güzel:)&lt;br /&gt;&lt;em&gt;ARA-MADAN&lt;/em&gt; durmak pek güzel değil.&lt;br /&gt;Hangi&lt;em&gt; ARA-DA&lt;/em&gt; geçti bu zaman demiyeceğim aslında... Bir yılı devirmeye hazırlanmak ve bunun farkına varmak için de yılın son ayı &lt;em&gt;ARA-LIK&lt;/em&gt;'da bunu dile getirmeyeceğim...&lt;br /&gt;2012 yılında bir &lt;em&gt;ARA-LIK&lt;/em&gt; yaratıp güzel anlarınızın olması dileğiyle.&lt;br /&gt;Mutlu yıllar olsun(!)&lt;br /&gt;2012 yılında ARA-lıksız başarı, ARA-lıksız seyahat, ARA-lıksız sevgiler diliyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-2954571997230623198?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/2954571997230623198/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=2954571997230623198&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/2954571997230623198'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/2954571997230623198'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/12/ara-lik.html' title='ARA-LIK'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-av_YBadZXik/TtfPDvSuwzI/AAAAAAAACJk/rqHXnn28BYQ/s72-c/ara%2Bvermek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-1382161826493023486</id><published>2011-12-04T12:45:00.007+02:00</published><updated>2012-01-29T12:29:28.325+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Doğa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gezdikce'/><title type='text'>Ağrı Dağı 4800m Tırmanışı Gezdikce</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-kFfPOCvVqkc/Ttu_uIGk4GI/AAAAAAAACK8/PBxF-EMEgt0/s1600/179.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 163px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-kFfPOCvVqkc/Ttu_uIGk4GI/AAAAAAAACK8/PBxF-EMEgt0/s400/179.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5682346154027966562" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28 Temmuz Perşembe;(2011)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat 02:00 suları… 4200m kampında Ağrı Dağı’ndayız! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağın uçurum eteklerinde kamp çadırında uyur uyumaz haldeyim, uyku tulumunda soğuk havadan korunmaya çalışıyorum. Bu gece zirve tırmanışı yapacağız… Bu nedenle 02:00 sularında uykunun en tatlı zamanında ayakta durmaya çabalıyorum. Sıkı sıkıya giyinmişim, ayağımda botlarım, üzerimde kar pantolonum, kar montum, başımda berem… Soğuya karşı gözlerim açık, heyecanlıyım bu nedenle zihnim de açık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu geceki tırmanış için dün akşamüzeri saat 18:00 da başladık uykuya. Ancak ben bu saatlerde ve sonrasında uyumayı başaramadım. Belki bu zamana kadar topu topu 3 saat uyuyabilmişimdir. O da uyandırıldığım son saatlere denk geldi sanırım… Çadır arkadaşım Meral bana göre daha şanslı, sağlıklı bir şekilde uyuduğunu düşünüyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizi soğuktan koruyan ve konakladığımız çadır, standart iki kişilik kamp çadırı, çadırın içinde en alta kısma süngerden yapılma bir döşeme yerleştirilmiş, bunun üzerine uyku tulumumuz serili, çadırın iki tarafında da giriş-çıkışı sağlayan fermuarlı bölümler mevcut. Çadırda konakladığım ilk gecede, uyku tulumu bana ait olmadığı için hijyenik olmaması nedeniyle uyku tulumunun içerisine çarşaf sermiştim. Şuan bu yöntemime ben bile şaşırıyorum. Çünkü bu kamp süresince doğal yaşam o kadar kendine alıştırıyor ki, 4 gün boyunca banyo yapmamıştık. Ne tuhaf değil mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gece bulunduğumuz mutfak çadırı olarak kullanılan büyük çadırda, grubumuzda bulunan 10 arkadaşım ile kahvaltıdayız. Sağlam bir kahvaltı yapmamız gerekli, belli ki hepimiz heyecanlıydık. Bu saatte bir şeyler atıştırmak bana göre zor, bünyem buna alışkın değil. Aslında bünyem 4200m olmaya da alışkın değil. Daha alışık olmadığım pek çok şey sıralayabilirim. Ancak bu hal ya da durum bana pek çok şeyi de fark ettirmiyor değil… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi zorlayarak  yaptığım kahvaltı sonrasında, tırmanış için toplanıyorduk. Turda iki rehberimiz vardı, biri tur rehberi diğeri de yerli rehberimizdi. Tur rehberimiz kısaca zirve tırmanışı için bilgiler aktarıyordu, zirvede kar olma ihtimaline karşılık, tırmanış botlarımıza kramponların nasıl takılacağını anlatıyordu. Bu anda hava -5 derecede ve gecenin bir vakti zifiri karanlıkta göz gözü görmüyordu. Sadece kafa lambalarımızın yönlendiği bölümleri görebiliyorduk. Bu da komik dialoglar yaşatıyordu. Kafamı aniden bir yere kaldırırsam önümdeki arkadaşımın gözüne doğru lamba ışığı vuruyordu ve o anda bir bağrış kopuyordu. “Kafa lambanı aşağı indir! Kör oldum!” :) &lt;br /&gt;Tüm bunlar benim için çok özel anlar şüphesiz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rehber beni grubun başına aldı, öncesinde tırmanış tecrübem olmadığı için grup benim hızımda hareket edecekti. Rehber bizden birkaç metre ileride en sağlıklı yoldan gitmemiz için yön bulmaya çalışıyordu. ( yada yolu bilmiyordu, ki bir süre sonra yolu bilmediğini anladık ) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hava soğuktu ancak o kadar sıkı giyinmiştim ki bir süre sonra terlemeye bile başladım. Küçük ancak aynı ritimde adımlarımla ilerliyorduk. Kafa lambam önümü görmeme yardım ediyor, ışığın verdiği güvenle ilerliyordum. Ardıma baktığımda diğer grup arkadaşlarım benim gibi küçük ancak aynı hızdaki adımlarla takipteydiler… Çıkış yolumuzda benim üç misli büyüklüğümdeki kayalıklarla doluydu. Kayalıkları dikkatlice aşarak bir adım öne doğru gitmeye çalışıyorduk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1800m yükselikte gördüğüm Ağrı Dağı, artık 4500m yüksekliğinde başka tecrübeler sunuyordu… Ağrı Dağını karşıdan izlemek başka bir duygu, onu her yükseklikte keşfetmek çok başka bir duygu… Gösterişten öte bir hali var bu dağın, bir güç simgesi gibi, dağ etekleri geniş bir alana yayılmış ancak dağın zirvesine doğru bir anda dik yükselişi bu gücü anlamlandırıyor. Hiç tahmin etmezdim bir dağdan bu kadar etkileneceğimi, ya da beni büyüleyeceğini… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cemal Süreyya ne güzel demiş; dağ görgüsü kazanır Ağrı’yı bir kez görse de kişi" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı kültürlerde dağlara tapılmasını bir nebze de olsa bu sayede anlayabiliyordum… Doğal güzellikler her zaman büyülemez mi insanı? Doğanın gücü ve mucizesi burada saklı belli ki…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-9rIOA9bnswU/Ttu6Ba78-mI/AAAAAAAACKY/VGbDzeal17A/s1600/012.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-9rIOA9bnswU/Ttu6Ba78-mI/AAAAAAAACKY/VGbDzeal17A/s400/012.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5682339888431430242" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tırmanış beni biraz zorluyordu, doğru nefes almak, aynı ritimde yürümek… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem yeterince ve sağlıklı şekilde uyumamış, hem de doğru dürüst bir şeyler yememiş olmakla zorlanmıştım. Grubu da etkilememek adına rehbere biraz dinlenmek istediğimi bağırdım, ancak bu tırmanışa devam etmeyeceğim anlamına gelmiyordu. Rehber yanıma geldi, diğer yerli rehber ortalıklarda yoktu. Durumu izah ettim, ve dinlenmek istediğimi belirttim. Rehber, beni güvenli bir yere bırakacağını söyledi.. Bunu ilk duyduğumda şaka olduğunu düşündüm. Çünkü burada benim anlayışımla güvenli bir yer yoktu gördüğüm. Sonra grupla birlikte tırmanışa çıkamayacağımı belirtti. Açıkçası daha ilk günde rehberle alakalı belirginleşmiş bir düşüncem vardı; gruptaki herkes de aynı kanıdaydı benim gibi… Artist Rehber! ( bu beni orada tek başıma bırakıyor olması değil, artist bir tavır ile olaylara yaklaşımıydı ) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim beş katı büyüklüğümdeki kayalıkların arasında güvenli olduğunu düşündüğü bir nokta buldu, ki ben daha güvenli bir yer bulabilirdim, burada gün ağırana değin beklememi istedi. Gün ağrınca 4200m kampına inebileceğimi de ekledi…. Bunları söylerken ben tek kelime etmedim. Sanki burada beklemek daha başka bir tecrübe olacaktı… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyorum ben, tabi ki korkuyordum! Neleri planlamış ancak nelerle karşılaşıyordum… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rehber tek bir noktayı baya baya bir atlıyordu; tek başıma kalacağımı! Hava -10 derecede ve saat 04:00 sularında, bulunduğumuz yer 4,800m yüksekliğinde. Ve ben Fethiye tek başıma burada gün ağırana kadar bekleyecektim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuşmalar topu topu beş dakika bile sürmedi. Ben güvenli olduğunu düşündüğüm yerde beklemeye koyuldum. Elimde sırt çantam, hava karanlık, bulunduğum yer dağ tepe :) Ağrı Dağındayım yahu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gruptaki diğer arkadaşlar ne olduğunu anlamamışlardı sanırım. Tahminim benim orada bekleyeceğimi bile bilmiyorlardı….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat 04:00 suları Ağrı Dağı 4800m yüksekliğinde etrafı keşfediyordum… Sol tarafıma baktığımda Küçük Ağrı Dağı görünüyor, biraz ileride gök yüzüne doğru baktığımda hilal şekline bürünmüş ay muzzam güzellikte görünüyordu. İleriye doğru düz baktığımda Doğu Beyazıt şehir ışıkları mevcuttu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağ yanıma bakmıyordum, çünkü hava çok karanlıktı ve karanlıkta bir şey görememek beni paranoya yapabilirdi :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saatime bakıyorum saatler geçtiğini düşünmeme rağmen, topu topu beş dakika bile geçmemişti. Gün ne zaman ağıracaktı bilemiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu zamanlarda benle birlikte pek çok arkadaşım da tatilde, ama nerdeler; ege sahillerinde sabahlar olmasın düşüncesinde eğlencedeler. Çok söylediler sen de gel sen de gel!!! Bense başka bir tatildeyim; sabahlar olsun istiyorum bir an önce! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vay be diyorum sonra; ne heyecan verici bir durum benimki! Bu durumun tadını çıkartmam gerekli. İleriye doğru tekrar bakıyorum, ışıl ışıl Doğu Beyazıt gözüme bu kez başka görünmekte… Manzara gerçekten müthiş. Kimseye kısmet olamayacak bir cesaret benimki :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğlenceli olsun diye kafa lambamı yakıp söndürüyorum. Aydınlık ve karanlık arasında görünen manzarayı analiz ediyorum… Çantamda bulunan termosta sıcak suyu var, su içmek için eldivenimi çıkartıyorum, aman allahım bu ne soğuk böyle, sıcak suyun ne kadar lezzetli olduğunu da burada öğreniyorum…  Çantamda bir de çikolata var, ancak onu yemek bu soğukta pek mümkün değil, eldivenimi tekrar giyiyorum… Benim üç katım mislindeki kayalıkların arasında günün ağırmasını, şarkı mırıldanarak bekliyorum…&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-kLtrW1Xg6AE/TyGZJt24NJI/AAAAAAAACN8/0s1l_sd-GAc/s1600/DSC_9407%2B%25282%2529.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-kLtrW1Xg6AE/TyGZJt24NJI/AAAAAAAACN8/0s1l_sd-GAc/s400/DSC_9407%2B%25282%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5702006995435402386" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Eğer tura katılmadan öncesi bana deselerdi ki; Fethiye Turun 4. Günü zirve deneme tırmanışında seni 4800m de bırakacağız, yine de katılıyor musun? Nasıl??? Derdim… ve biraz düşünürdüm… Riskler yaşamda hep var, bunları düşünce kararlar da farklı oluyor, ancak bir anda başımıza geldiğinde duruma bakış daha bir farklı oluyor…  Tabiki tura katılmazdım :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak şuan nasıl bir durum bu yaşadığım… Zirve deneme tırmanışı halt etmiş bunun yanında… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre kendi kendimi fotoğraf çekiyorum. Makinayı hemen sağımda bulunan bir kayaya yerleştiriyorum… sonra birkaç karizmatik poz denemesi. En komik tarafı üst üste çektiğim fotoğrafların birinde gülüyor birinde ise somurtuyor olmam… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra tekrar Doğu Beyazıt manzarasına göz atıyorum. Buralar gerçekten çok güzel yerler… Doğa çok başka görünüyor… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım grup deneme tırmanışını yapmıştır diye düşünüyorum, gün ağırmaya başladı, gün doğumunu izlemek de başka bir şey, tarifsiz, şekilsiz, o kadar sade ki… Her şey çok sadece… Sanırım benim tek başıma burada kalmış olmamın da bir nedeni var… Hiç bir şey tesadüf değil gibi :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün ağırmaya başladığında kafa lambamı kapatıyorum. Yavaş Yavaş 4200m kampına doğru yol alıyorum. Etrafta patikada sağlı sollu gördüğüm bazı yol işaretleri dikkatimi çekiyor. Demek doğru yoldayım J  4200m kampına inmem yaklaşık bir saatimi alıyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kampa sessiz bir iniş yapıyorum. Termosta bulunan sıcak suya sallama çayımı sallayıp, manzarayı çay keyfinde yudumluyorum. Etraf sessiz, etraf aynen göründüğü gibi, kendisi gibi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra grup geliyor, herkes bir hışımla bana doğru gelmekte… Fethiye; ne yaptın sen? Nasıl kaldın tek başına? Peşi sıra sorular…sorular, kahraman mıyım neyim ben!??&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra rehberi görüyorum! O an ağzını burnunu kırma hissi oluşuyor bende, oluştuğu gibi de kayboluyor bu duygu… Rehber belli ki benden o kadar emin, yalnız kalabileceğimden o kadar emin yani… rahat bakışlarla nasıl olduğumu soruyor. Tabi ben o ara kendime hakim olamayıp bir tane çakıyorum kendisine… Yere düşüyor… Şaka şaka :) &lt;br /&gt;Rehber bu kısa konuşmadan sonra artık benim için etkisiz bir elemandır… İki gün boyunca benim sessizliğimde turda zor zamanlar yaşamadı değil, tokatla değil ancak duruşumla kendisini dövmüş olabilirim de… Keza katıldığımız tur firması da o nedenle artık benim için etkisiz bir araçtır… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence de hatırı sayılır bir tecrübe bu! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağrı Dağı gerçekten görülmeye değer,..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-1382161826493023486?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/1382161826493023486/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=1382161826493023486&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/1382161826493023486'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/1382161826493023486'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/11/agr-dag-4800m-maceras.html' title='Ağrı Dağı 4800m Tırmanışı Gezdikce'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-kFfPOCvVqkc/Ttu_uIGk4GI/AAAAAAAACK8/PBxF-EMEgt0/s72-c/179.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-5844889556080378264</id><published>2011-12-01T20:40:00.001+02:00</published><updated>2011-12-01T20:44:30.145+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>80'lerden hatırına düşenler...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-BVULXqwDaOs/TtfKwlXJInI/AAAAAAAACJY/woSLHhzMYhI/s1600/imagesCA8XAYD8.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 259px; height: 194px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-BVULXqwDaOs/TtfKwlXJInI/AAAAAAAACJY/woSLHhzMYhI/s320/imagesCA8XAYD8.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5681232390962881138" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;80 sonlarını yaşayanlar, Judy ve Uzuncak çizgi filmini de bilir tahmin ediyorum... &lt;br /&gt;Trt1'de yayımlanırdı bu çizgi film. Orjinal adı "daddy long legs". &lt;br /&gt;Cumartesi günleri yayımlanırdı. &lt;br /&gt;Hatta bu çizgi filmi izlerken annem üzerine terağı sürülmüş ve tereyağ üzerene de toz şeker serpilmiş ekmek dilimleri hazırlardı, tadı halen damağımda olan bu lezzetle, hatırımda kalan bu çizgi film nedendir bilmem; pat diye de yayından kaldırılmıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keşke tekrar trt1 bir güzellik yapsa ve yayımlasa bu çizgi diziyi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-5844889556080378264?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/5844889556080378264/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=5844889556080378264&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/5844889556080378264'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/5844889556080378264'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/12/80lerden-hatrna-dusenler.html' title='80&apos;lerden hatırına düşenler...'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-BVULXqwDaOs/TtfKwlXJInI/AAAAAAAACJY/woSLHhzMYhI/s72-c/imagesCA8XAYD8.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-1194423913665660776</id><published>2011-11-29T19:36:00.001+02:00</published><updated>2011-11-29T19:49:15.447+02:00</updated><title type='text'>Hayır ben deli değilim!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-0ll_OF0Cdbc/TtT5FAwZaQI/AAAAAAAACJM/k9LENXW_SD4/s1600/Pazartesi.bmp"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 164px; height: 125px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-0ll_OF0Cdbc/TtT5FAwZaQI/AAAAAAAACJM/k9LENXW_SD4/s400/Pazartesi.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5680438894518692098" /&gt;&lt;/a&gt;Şimdi mis gibi, yaz sıcağında deniz keyfi gibi ferah, sevdiğin işi yaparak yaşamak varken, değer verdiğin insanlara daha kaliteli zaman ayırmak varken, alakasız adamlarla mecburiyetten vakit geçirmek ve  denizin dibinde havasız kalmak gibi bir duyguyu hissederek yaşamak zorlamaz mı insanı? Zorlar, zorlar.  Hatta ben böyle durumlarda huni takıyorum kafama? Ama ne yapalım ehpek parası, katlanıcaz, ancak razı olmıycaz…! gerekirse huni takmaya devam edeceğiz , lakin razı olmayacağız! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır ben deli değilim!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-1194423913665660776?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/1194423913665660776/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=1194423913665660776&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/1194423913665660776'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/1194423913665660776'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/11/hayr-ben-deli-degilim.html' title='Hayır ben deli değilim!'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-0ll_OF0Cdbc/TtT5FAwZaQI/AAAAAAAACJM/k9LENXW_SD4/s72-c/Pazartesi.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-5815427679071512805</id><published>2011-11-29T12:50:00.008+02:00</published><updated>2011-11-29T19:50:22.667+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>Olmak ya da bir halt Olamamak</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-dknzAkZgskQ/TtTkKs37rMI/AAAAAAAACJA/_2xfi5qpgRU/s1600/375500_10150370149739580_733739579_8540535_707276334_n.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 136px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-dknzAkZgskQ/TtTkKs37rMI/AAAAAAAACJA/_2xfi5qpgRU/s200/375500_10150370149739580_733739579_8540535_707276334_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5680415902516620482" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Olmak ya da bir halt olamamak???&lt;br /&gt;Her gün elinden gelenin en iyisini, sanat için değil, ülken için değil, ailen için değil, kendin için bile değil, yapılacak tek şey olduğu için yaptığın bir hayat biçimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hayat olmaktır, bu da yapma ve yapmama seçeneğini içerir.&lt;br /&gt;Sanat; yapmaktır."&lt;br /&gt;Henry Miller&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-5815427679071512805?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/5815427679071512805/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=5815427679071512805&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/5815427679071512805'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/5815427679071512805'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/11/olmak-ya-da-ne-olmak-her-gun-elinden.html' title='Olmak ya da bir halt Olamamak'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-dknzAkZgskQ/TtTkKs37rMI/AAAAAAAACJA/_2xfi5qpgRU/s72-c/375500_10150370149739580_733739579_8540535_707276334_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-3827309163334748904</id><published>2011-11-29T12:45:00.014+02:00</published><updated>2012-01-29T12:31:18.621+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gezdikce'/><title type='text'>BüyükAda Gezdikce</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-IHbigjk0_d8/TtSu02eQdzI/AAAAAAAACIQ/Zo_wX-iC59E/s1600/318593_10150403621795139_538455138_8312598_2045074911_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 299px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-IHbigjk0_d8/TtSu02eQdzI/AAAAAAAACIQ/Zo_wX-iC59E/s400/318593_10150403621795139_538455138_8312598_2045074911_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5680357253019891506" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;19 Kasım Cumartesi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün gezdikçe ekibi olarak BüyükAda’ya gidiyoruz. &lt;br /&gt;BuyükAda’ya kaçıncı kez gidişim bilmiyorum, ancak en sevdiğim gezi yerlerinden birisidir burası&lt;br /&gt;Sabah 09:30’da kadim gezdikce üyeleri Derya ile Aytaç beni evden alıyorlar . Cumartesi günü bu saatlerde İstanbul’da trafik yok, bizim yolumuz da Kabataş’a doğru olacak. Buradan deniz otobüsü ile BüyükAda’ya geçiş yapacağız. Deniz otobüsünün kalkmasına daha vakit var ve biz de bu vakti Kahve Dünyası'nda kahvelerimizi yudumlayarak harcıyoruz. Burada bizle birlikte bir önceki iş yerinden yöneticim olan Ali Kürşad Aydın ve yine bizler gibi finans sektöründe çalışan ve bugün tanışma fırsatını yakaladığım Songül bize katılacak. Bu noktada( Avrupa Yakasında) toplamda beş kişi olacağız. Bostancı/Anadolu Yakası'ndan da, Atakan bize dahil olacak. Gezdikce grubu olarak bugünde daha kalabalık olacaktık ancak diğer üyelerin katılma durumlarında birkaç aksilik oluştu. Bu nedenle de toplamda altı kişi olacağız. Aslında bundan da memnunum, kalabalık gezi grupları bazen yorucu olabiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derya ve Aytaç’la kahve dünyasında kahvelerimizi içmiş, saat 10:40 gibi de Kürşad bey ve Songül ile buluşmak üzere Kabataş iskelesine yöneldik. Hemen fark edilen iki gezdikçe üyesi fotoğraf makinaları ile bizi iskelede bekleyişteydiler. Kürşad bey,  kendisi de gezmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi sevdiği için sağolsun fırsat buldukça gezdikçe aktivitelerine katılmakta. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat 10:50'da gecikmeden deniz otobüsü hareket ediyordu. Çok da kalabalık olmadığı için BüyükAda’ya vaktinde ulaşacaktık. Aytaç ve Derya, bir de ben olunca eğlence/sohbet konusunda sıkıntı yaşamıyoruz. &lt;br /&gt;Saat 11:30’da BüyükAda’ya varıyorduk. Burada Atakan’la buluşup gezimize başlayacaktık. Ancak, Atakan Bostancı’dan kalkacak vapur saatlerinin aksaması nedeniyle biraz gecikecek gibiydi, O’nu beklemek içinde iskele önünde bulunan bir cafede sabah çaylarımızı içmeye karar verdik. Bu sayede de grupta birbirini tanımayan üyeler tanışma fırsatını yakalamış oluyorlardı… &lt;br /&gt;Bu tarz gezilerde en çok sevdiğim şey de budur. Yeni kişilerin ortak paydada bir araya gelebilmesi.. Grup tam da istediğim gibi kaynaşıyordu.&lt;br /&gt;Sabah saatleri olması ve kış mevsimine yaklaşmamız nedeniyle ada çok kalabalık değildi… Ada, yoğun geçen yaz mevsiminden sonra sessiz hallerini yaşamaya başlıyordu belli ki…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çay keyfinden sonra adayı biraz turlamanın iyi bir fikir olacağını düşündük. Etrafta bulunan esnaf/dükkanlara göz atıyorduk, değişik, gözümüze hoş görünen kareleri de fotoğraflıyorduk… Sonrasında yavaş yavaş küçük ada turuna başlamaya karar verdik. Bugün adayı yürüyerek turlayacaktık, havanın biraz da olsa soğuk olması nedeniyle bisiklet turu yapmamaya karar verdik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adada ilk göze çarpan şey araç olmaması, çok özgür olmasa da rahat yürüyüşlerle sokaklarda dilediğinizce dolaşabiliyorsunuz. Özgür olmada da cümlesini kurdum çünkü araçların olmaması, ulaşımı sağlamak amacıyla etrafta fazla fayton olmasına yol açıyor maalesef. Maalesef diyorum çünkü eğer dikkat etmezseniz faytonlar araçlardan daha tehlikeli olabiliyor. Biranda karşınıza çıkıp ya da sakin sakin yollarda yürürken ardınızdan hızla gelebiliyorlar. O nedenle dikkatli olmakta fayda var…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grupta herkes halinden memnun şekilde yürüyüşün keyfini çıkartıyordu. Ada denilince akla muhteşem görüntüde evler gelir, her evin de ayrı bir görüntüsü ayrı bir konumu vardır. Bana göre tüm evler güzel. Ev adada olsun küçük ya da büyük olsun fark etmez… Biz de bu güzel evleri gözlemliyorduk, acaba diyorduk buradan ev sahibi olabilir miyiz? Arkadaşlar benle komşu olma konusunda biraz düşünceli olduklarını belirttiler, şaka bir yana bu olayda benim tam bir komşu görevinde olacağımdan tedirgin oldular sanırım… “Dostlar bakın yemek yaptım size de getirdim, dostlar bakın çay demledim gibi komşu davetleri olabilirdi :))&lt;br /&gt;Küçük ada yolu ormanlık içerisinden, çam ağalarının kokularında yürüyerek Aya Yorgi tepesine varıyorduk. Geç kalan gezgin Atakan da bize katılmıştı. &lt;br /&gt;Aya Yorgi tepesinde öğle yemeği yemeği planlıyorduk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’a bağlı tüm adaların tarihi etkileyici, Büyük Ada’nın da hepimizin bildiği gibi Aya Yorgi tepesi hakkında geçmiş tarih bilgileri vardır. Ben hem BüyükAda tarihinden hem de Aya Yorgi Tarihinden bahsetmek istiyorum… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul açıklarında 9 ada bulunmakta. Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada, Sedefadası, Sivriada, Yassıada, Kaşık Adası ve Tavşan Adası. Bizans döneminde saray mensuplarının sürgün yeri olarak kullanılırmış Büyükada. Bu nedenle de buraya Prens Adası da denilmekteymiş. Bu prens adaları İstanbul’un fethiden ancak bir ay sonrasında ele geçirilmiş. &lt;br /&gt;Büyükadanın eski adı Yunanca’dan gelen ve büyük anlamında kullanılan “Prikipo’dur”. Ve burası İstanbul’da bulunan adaların en büyüğüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyükada da iki tepe bulunur. Bunlarından birisi Yücetepe ( Aya Yorgi ) 203m yüksekliğinde diğeri de İsa Tepesi ( Hristos ) 164m yüksekliğindedir. Aya Yorgi tepesi Patrikhane kayıtlarına göre 1751 yılında inşa edilmiştir. &lt;br /&gt;Tepede çan kulesinin arkasındaki kilise ise Aya Yorgi Kilisesi’dir ve 1905 yılında inşa edilmiş, 1909 yılında kullanılmaya başlamıştır. Bu kilise Ortodoks kilisesinin otoritesi sayılan başpiskoposluğun Türkiye’ de kabul ettiği kilise olma özelliğini taşımaktadır. Ayrıca bu kilise, Hristiyanların 2 haç noktasından biri (diğeri Meryem Ana) olarak kabul edilmektedir. Kilise her günü ziyarete açıktır fakat özellikle yılın 2 günü ( 23 Nisan ve 24 Eylül ) ziyaretçi akınına uğramaktadır. Hıristiyan inanışına göre, Aya Yorgi’ye yürüyerek çıkanlar “yarı hacı” kabul edilirler. ( Efes’teki Meryem Ana Kilisesi’nin ziyareti ile “Tam Hacı”lık gerçekleşir ). Aya Yorgi Kilisesi, efsaneleri ve hikâyeleriyle de oldukça meşhurdur. Özellikle  kiliseyi böylesine önemli bir ziyaret merkezi haline getiren büyük bir efsane vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Her kim ızdırap yokuşundan çıplak ayakla yürüyüp Aya Yorgi’ye ulaşırsa ve bir şeyi Tanrı’dan tüm yüreğiyle isterse dileği gerçekleşecekti…”&lt;br /&gt;“Er ya da geç…” Denilmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Efsaneye göre; Bizans döneminde yapılmış olan Aya Yorgi Kilisesi 4.Haçlı Seferi sırasında yağma edilmiş, yakılıp yıkılmış. Bu dönemdeki kilisenin papazları Haçlıların eline geçmemesi için Aya Yorgi ikonasını, adak çıngıraklarını ve kutsal cisimleri toprağa gömmüşler, yağmurdan korumak için de kutsal masayı üzerine kapatmışlar ve böylece adadaki büyük efsane başlamış. Bu olaydan yaklaşık altı yüzyıl sonra Aziz Aya Yorgi adada yaşayan bir çobanın rüyasına girmiş ve kiliseye çıkan yokuşu tırmanmasını, çan sesi duyduğu yerde durup orayı kazmasını söylemiş. Önce rüyayı önemsemeyen çoban 3 gece üst üste aynı rüyayı görünce rüyada denileni yapmaya karar vermiş ve Aya Yorgi’ye doğru çıkmaya koyulmuş. Çoban, büyük ihtimal fakirlikten, çıplak ayakla ve hiç konuşmadan kiliseye tırmanan yolu tek başına çıkmış. Kiliseye yaklaştığı yerlerde rüyasında gördüğü gibi çan çalmış ve çoban durup o yerleri kazıp gömülü cisimleri bulmuş. Üstelik bulduğu kutsal cisimler ilk günkü kadar yeniymiş…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz konusu Aya Yorgi ikonası ve diğer kutsal eşyalar Aya Yorgi kilisesinde sergilenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu efsane üzerine günümüzde de inanışlar devam etmekte ve Aya Yorgi kilisesine çıkan yol, çalılara bağlanmış ipler, üst üste konmuş taşlar ve tırmanırken yolda açılmış makara makara iplerle doludur. Ayrıca en yaygın inanış, bu yolu hiç konuşmadan çıplak ayakla çıkan kişinin dileğinin gerçekleşeceğidir. Yolu bu şekilde çıkan kişi kilise de dileğini dileyip kiliseden anahtar, çan gibi bir obje alarak döner ve inanışa göre eğer bu kişinin dileği gerçekleşirse aldığı şeyi geri götürmesi gerekmektedir.  Bir diğer inanış ise yol boyunca bir makara açarak çıkıp ve tepeye kadar ipi koparmadan ulaştıran kişinin kısmetinin açılacağıdır. Kiliseye varıldığında ise Aya Yorgi’de yakılan her mumun inancı simgelediğine, ateşle birleşen mumun ruhları aydınlattığına ve mumdan çıkan dumanın ise insan ruhundaki karanlıkları yok ettiğine inanılmaktadır. Kilisenin içindeki dilek kutusuna atılan kağıt parçaları, yakılan mumlar, gümüş panoya yazılan yazılar, yol boyunca çalılara bağlanan bez parçaları ve daha birçok şey…Hepsi dileklerin gerçekleşmesi için küçük bir umut ve yerli-yabancı, Müslüman ve gayrimüslim sayısız insanı Büyükada’daki bu kilisede buluşturuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben 24 Nisan ya da 24 Eylül tarihlerini kaçırmış olabilirdim, Ancak kul dilerse Allah da kabul anlayışında gezdikçe grubumu ardımda bırakarak hiç konuşmadan tepe doğru çıkmaya başlamıştım. Aslında grupla birlikte tepe çıkış yapabilirdim, ancak grupla birlikte olup konuşmadan durmak benim açımdan pek mümkün bir hal değil. &lt;br /&gt;Ben de bir umut hiç konuşmadan tepeye tırmanışı gerçekleştirmiştim. Sanırım kondüsyon bakımından daha iyi bir durumdayım çünkü grup benden çok çok sonra tepeye ulaşıyordu … &lt;br /&gt;Aya Yorgi tepesinde çıktığınızda sizi karşılayan alan muazzam güzellikteki manzaraya sahip bir alan. Yaz mevsimlerinde bu açık alanda dileğiniz kadar keyif yapabilirsiniz. Bizim gezimiz kış mevsimine denk geldiği için kapalı bir alanda manzaranın keyfini çıkartacaktık. Yemek için korunaklı bir kapalı alan yapılmış, Burada ilk göze çarpan sobanın etrafa yaydığı sıcaklık oluyor. Fark etmeden bu yürüyüşte üşümüştük ve bu sıcaklık iyi gelmişti. Yemek siparişlerimizi verip, gezdikçe sohbetlerimizde keyifleniyoruz. Burada ortalama bir yemek yerseniz 20/25-TL gibi kişi başı fiyat ödeyebilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-OmM0C6q_TMo/TtSvZtVCLII/AAAAAAAACIc/iZVIskC3bbM/s1600/_DSC0123.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-OmM0C6q_TMo/TtSvZtVCLII/AAAAAAAACIc/iZVIskC3bbM/s400/_DSC0123.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5680357886220446850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İçeride yanan sobayı bırakıp da dışarı çıkmayı hiç canım istemiyordu… &lt;br /&gt;Buradaki yemek keyfinden sonra Aya Yorgi’den ayrılıyorduk. Bu kez grupla birlikte Yüce Tepesinden iniyorduk. Yine küçük yolu takip edip iskeleye doğru yol alıyorduk. Yol boyunca ben, Derya ve Aytaç okul yıllarımızdan aklımızda kalan fıkraları peşi sıra anlatıyorduk. Hani yaşama dair 40 altın kural vardır ya, bu altın kurallardan bir tanesi yaşamın boyunca adam akıllı üç fıkra öğren kuralını biz fazlası ile yerine getirmişiz meğer... :) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük yol turu üzerinden İskeleye ulaşıyorduk, vapur saatlerini kontrol edip bu süreyi de kahve içerek değerlendirmek adına iskelede kahve içmeye karar veriyorduk. &lt;br /&gt;Gezdikce gezi grubu olarak bu gezimiz de güzel paylaşımlar, hoş sohbetler ile sone yaklaşıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ada her daim güzeldir, yaz/kış güzelliği başkadır. İstanbul’a yakın olması avantajı ile de şehir karmaşasından uzaklaşmak amacıyla sıkça gidinilebilecek bir yerdir. &lt;br /&gt;Daha keyifli güzel gezilerimiz olması dileğiyle&lt;br /&gt;Hayat gezdikçe güzel&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-3827309163334748904?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/3827309163334748904/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=3827309163334748904&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/3827309163334748904'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/3827309163334748904'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/11/buyukada-gezdikce.html' title='BüyükAda Gezdikce'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-IHbigjk0_d8/TtSu02eQdzI/AAAAAAAACIQ/Zo_wX-iC59E/s72-c/318593_10150403621795139_538455138_8312598_2045074911_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-5167031694279259022</id><published>2011-11-28T20:00:00.006+02:00</published><updated>2011-11-28T20:13:34.345+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gezdikce'/><title type='text'>Kaz Dağları Gezdikce IV</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-ZuDNlwg_PZY/TtPNOS4j1BI/AAAAAAAACHI/t2KjPiX8wL4/s1600/DSC01161%2B%25281%2529.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-ZuDNlwg_PZY/TtPNOS4j1BI/AAAAAAAACHI/t2KjPiX8wL4/s320/DSC01161%2B%25281%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5680109200515257362" /&gt;&lt;/a&gt;Bu sabah çok çok erken uyandım, ancak bir şeyi de atlamıştım. Bugün saatler bir saat geri alınıyordu. Erken kalkma isteğim ister istemez beni bir saat daha geriye atmıştı. Oda arkadaşım Derya bu durumdan çok memnun değildi, odada sabahın köründe hızlı hareket ediyordum, içeriye temiz hava girsin diye bir de pencereyi aralamıştım. Çünkü bugün buradan ayrılıyorduk ve valizimi toplayıp her şeyin hazır olmasını istemiştim.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Odamızı toparlamış ve kahvaltı için otelin bahçesine inmiştik. Mis gibi çam ağaçlarının kokusu, pırıl pırıl bir hava var dışarıda, keşke daha da erken uyanmış olsaydım diye geçirdim içimden:)&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Biz saatin halen 07:00 olduğunu düşüneduralım. Etraf sessiz, otel bahçesinde bizden başka kimseler yok … Otel görevlileri bizden korkmuş bile olabilir, en geç yatan, ve en erken kalkan müşteri grubu…&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Atakan da bir süre sonra bize katılıyor ve bulunduğumuz Yeşilyurt Köyünü turluyoruz… Köy meydanında da kimseler yok, sokak köpeklerinden başka…. Etrafın bu kadar tenha olması da işimize geliyor aslında fotoğraf çektirmek için güzel kareler var bu sessizlikte. Köy meydanından ayrılıp, Zeytin ağaçlarından oluşan bir patikada yürüyüşe çıkıyoruz… Önümüzde bizi kucaklayan deniz manzarası, sağımızda ve solumuzda taş evlerin göründüğü köy manzarası hakim… Biraz bu patikada yürüdükten sonra otel dönüyoruz. Saatlerimize bakıyoruz 07:45, aslında bu benim telefonumun saati, kış saati uygulamasını yapmadım, ancak bağlı bulunduğum şebekenin bunu otomatik yaptığından bahsediyorum bizimkilere. Üstüne bir de gold üyeyim ben diyorum tabi ki yapacaklar… Ancak otele varıp da saatin 06:45 olduğunu öğrendiğimizde ben dumura uğruyorum, arkadaşlarım da bunun üstüne bana bir dumur hali daha yaşatıyorlar; gold üye gel/gold üye git… Bir müddet benim şebekenin kulakları da çınlamıyor değil…&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Otelin bahçesi hareketlenmiş, bizle birlikte birkaç otel sakini bahçede güneşin tadını çıkartıyor… bu güzel havayı nasıl kaleme alabilirim diye düşünmekteyim şuan; Kaz dağlarının yamaçlarına kurulmuş otelin bahçesinde erguvan ağaçlarını düşünün, otelin bulunduğu yerin sağlı sollu yamaçlarında çam ağaçları dizilmiş sıra sıra, sonra sabah güneşi ağaç gölgelerinden süzülerek ışıl ışıl üzerinize düşüyor… Kış mevsimine yaklaşmış  olsak da hava o kadar yumuşak ki, nefes almak hissi, yaşamın kendisinin mucize olduğunu, doğanın nasıl bir güce sahip olduğunu açıkça gösteriyor. Bu kısa şehir dışı tatilleri insan olma duygusunu ve yaşamdaki varlığımızı, değerlerimizi kesinlikle bize en güzelinden hatırlatıyor…&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bugünkü kahvaltımız dünden daha güzel ( hep açım ben ) çeşit çeşit reçeller, muhteşem lezzetli tereyağı, yeni ocaktan alınmış menemen, leziz peynir çeşitleri, masamızda ocağın üzerinde fokur fokur kaynayan demlikten gelen mis kokulu çay… Uzun süredir bu kadar çok yemek yediğimi hatırlamıyorum… Masada ne var ne yok hepsini silip süpürüyoruz. Bu sayede de kahvaltı keyfimiz ortalama iki saat sürmüş oluyor. Kahvaltı sonrasında masadan kalkamaz duruma gelmiştik… Manzaraya karşı sandaliyede öylece uzanmış, güneşe karşı bu kez çay yerine biz demleniyorduk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradan ayrılmak gerçekten çok zordu. Odalarımızdan valizlerimizi almış, otel görevlileri ile de vedalaşıyorduk ( ücretleri ödeme faslıdır bu ). Bugünkü planımız Assos üzerinden sahil boyunca antik kentleri dolaşmak sonrasında  da Çanakkale üzerinden İstanbul’a geri dönüş…&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Şarkılar, türküler, eğlencelerimiz bol olsun diyerek Assos yoluna giriş yapıyorduk. Ancak küçük bir dikkatsizlik sonucu Assos antik kent girişini kaçırıyorduk. Assos’dan sonrasında bulunan diğer antik kentlere doğru yolumuza devam ediyorduk. Assos sahil yolunu kullanmak isterseniz eğer, bu yol biraz engebeli ve dar bir yol… Ancak sağlı sollu köy manzaraları ve deniz manzaraları yolu keyifli kılmakta. Biz de Assos antik kentine giriş yolunu kaçırınca ilk durak Amaxitos’un antik kentini ziyaret ediyoruz. İlk girişte sizi antik kent görevlisi karşılıyor, anlaşılan o ki bizden başka kimse yok buralarda, müze kartınız var ise buraya ücretsiz giriş yapabilirsiniz. Eğer müze kartınız yok ise 5-TL tutarındaki giriş ücretini ödeyerek ziyarette bulunabilirsiniz. Burası Trio yarımadasının güney ucunda Bababurnu yakınındaki Gülpınar’ın 3-4 km. güneybatısında deniz kıyısında bulunuyormuş.  Amaxitos  anlamı; Hellen dilinde “Araba Yolu” veya “Anayol” denilirmiş.  Antik kente giriş yaptığınızda anlaşılması güç dağınık halde şehir kalıntıları var, keşke bir rehber olsaydı da buraların tarihini bir nebze olsa öğrenebilseydik diyoruz. Küçük bir tur ile şehir kalıntılarını keşfetmeye çalışıyoruz. Geniş bir alana yayılmış bu şehir kalıntıları belli ki önemli bir konuma sahip geçmiş tarih açısından… Burada rehber olmadığı için fazlaca kalmıyoruz maalesef. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulunduğumuz yol güzargahı sanırım bizi Babakale’ye ulaştıracak… Babakale’yi gördükten sonra, tarihinin okuduklarımdan daha önemli olduğunu anlıyorum;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;1723 yılında bir deniz seferinden dönerken fırtınaya yakalanan Sultan III Ahmet, Köyün doğal koyuna sığınır. Bunu fırsat bilen yöre halkı padişaha yaşadıkları sıkıntıları anlatarak korsanlardan çok işkence gördüklerini, buna bir çare bulmasını isterler… Padişah da, hemen bir ferman çıkarttırır, Ülkenin dört bir yanında hapis olan mahkumların burada yapılacak kalenin inşaatında çalışmaları koşulu ile serbest bırakılacağını duyurur.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ülkenin dört bir yanından binlerce mahkum burada çalışmak üzere gönüllü olurlar, Bababurnu’nda yapılan bu kaleye Babakale adı verilir. İşin entresan tarafı bu kalenin inşası döneminde köyde su yoktur ve mahkumlar beş km künk döşeyerek limanda yapılan çeşmeye su taşımayı başarmışlardır. Bu dönemde buraya su getirilmesi donanma açısından da büyük önem oluşturmuş. Donanma bu kaleye uğrayarak birkaç ay süresinde yetecek su ihtiyaçlarını karşılarlarmış. Ancak günümüzde bu çeşmenin suyu akmamaktadır…&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Babakale’nin bir diğer önemli yanı Osmanlı döneminde yapılan son kale olmasıdır. Kaleyi ziyaret ederseniz, bu yöre her daim rüzgarlı olduğundan dolayı sıkı sıkıya giyinmenizi tavsiye ederim.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kale günümüzde yeniden restore edilmiştir. Kesme taşlardan oluşan kale, dikdörtgen bir yapıda olup, her ucunda on adet top yeri bulunmaktadır. Kale oldukça geniş bir yapıdır. Biz ziyaretimizde bir uçtan bir uca değin rüzgarlı havada koşturmaca oynamadık değil…&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kaleyi ziyaretimiz bizde bol deniz havası depolamamızı sağladı… Biraz sersemleşmiş olarak diğer antik kentleri keşfetmek için yolumuza devam ediyorduk…&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yol üzerindeki durağımız Aleksandreia Troas Antik kenti. Yol ister istemez sizi bu antik kente ulaştırıyor. Bu kent Çanakkale/Dalyan Köyü yakınlarında.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Buraya girişte herhangi bir ücret ödemiyoruz. Aracımızı kent girişinde bulunan otoparka park ederken yanımıza antik kentte görevli bir kişi geliyor. Sıcak bir selamlama ile bize İstanbul’dan mı geliyorsunuz diyor. İstanbul’dan geldiğimizi belirtiyoruz… Sonrasında kenti gezmemiz için bize rehberlik yapabileceğini belirtiyor. Bu kişi muhtemelen bizden yaşça küçük, tahmin ediyorum buranın korunmasından sorumlu. Elinde bulunan tarih kitapları dikkatimi çekiyor. Ve heyecanla bize antik kent hakkında bilgiler aktarıyor. Bilgilerden çok bu gencin heyecanı ve bu kenti ne kadar önemsediği dikkatimi çekiyor. Azımsanmayacak ölçüde de tarih bilgisine sahip.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Antik Kente genel olarak baktığımda benim de dikkatimi çeken pek çok nokta oluşuyor, çok geniş bir alana yayılı bu kenti o dönemlerdeki hali ile gözümde canlandırmaya çabalıyorum. Belli ki yapıldığı dönemde çok önemsenmiş burası, bize rehberlik eden İbrahim’in anlattıklarından öğrendiğim de, eğer liman açısından elverişli bir bölge olsaymış, burası İstanbul’un yerine konulabilecek bir kent olabilirmiş. Zaten Piri Reis denizcilik kitabında burasının adının “ Eski Stambul” olarak da anıldığını belirtmiş.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Son yıllarda burada yapılan arkeolojik kazılarda geçmiş tarihe ait pek çok eser çıkartılmış, ve halen de arkeolojik kazılar sürdürülmekte.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Rehberimiz İbrahim’in anlattıkları ile; bu bölgenin M.Ö. IV yüzyılda kurulduğu söyleniyormuş. Fırsatımız olsa idi burada bulunan antik tiyatro alanını da görmeyi isterdim, ancak çok zamanımız kalmamış ve hava da çok rüzgarlıydı. Buradan ayrılıp, kentin limanını görmek üzere yol alıyorduk. Liman gerçekten de anlatıldığı gibi büyüleyici bir manzaraya sahipti. Eğer burayı ziyaret ederseniz, fark eder misiniz bilemiyorum? Burada kendiliğinden oluşmuş bir gölet var, ve bu gölet kalp şeklini almış…&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Burayı da keşfettikten sonra rehberimiz İbrahim’e teşekkür edip, kendisini araçla bulunduğumuz limandan antik kente bırakıyorduk. İbrahim’in de yönlendirmesi ile bu köyde bulunan bir balık restaurantında akşam yemeği için karar kılıyorduk.  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Hava yavaş yavaş kararmaya başlamıştı. Yemek yiyeceğimiz restoran kendine has bir dekorasyona sahipti, içeride kocaman bir soba vardı. Harıl harıl yanmakta olan soba, rüzgarın soğukluğunu bir nebze olsa da üzerimizden alıyordu. Siparişlerimiz tabi ki balık olacaktı. Taze taze balıklarımız tavada pişip, hoppp soframıza gelecekti. İlk önce salata geldi, bol yeşilliklerden oluşan salata ile biraz açlığımızı yatıştırıyorduk. Sonra muhteşem güzelliklerdeki balıklarımız servis yapılıyordu. Burası kendi halinde bir balık restaurantı, ancak samimi bir havası var, servis oldukça da iyi, bizle çok ilgilendiler, hatta İstanbul’a nasıl gideceğimiz konusunda bize alternatif yollar sundular…&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu güzel balık ziyafetinden sonra sobanın sıcaklığında tatilin artık sona erdiği ve bitmiş olma duygusunda  mis kokulu çaylarımızı yudumluyoruz.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Üç kişilik yediğimiz balık menümüze 60-TL ödeyip buradan ayrılıyorduk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık bu saatten sonra İstanbul yolları netleşmişti bizim için… Buradan ayrıldıktan sonra Geyikli Köyünden de geçiyorduk. Yol boyunca pek çok köyü de ziyaret etmiş oluyorduk.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Eğer ana yoldan değil de köy yolu üzerinden Çanakkale’ye giderseniz, yollarda dikkatli olmanızı tavsiye ederim. Çünkü yollarda aniden önünüze köpek çıkabilir ve ortalama hızınızda kontrollü olmak kendi güvenliğiniz açısından risk oluşturabilir. Bir de yerli halk buralarda mobilet denilen araçları kullanmakta ve yollarda bu motorlu aletlere de rastlayabilirsiniz. Aman dikkat diyorum. Çünkü bu mobilet aletlerin arka sinyal lambaları genellikle yanmıyor ya da çalışmıyor, ya da bize çalışmayan sürücüler denk geldi bilemiyorum. Yol boyunca arka ışıkları yanmayan mobilet sürücülerini sonradan fark etmek heyecan verici olabilmekte…&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sahil yolundan Çanakkale’ye ulaşıyoruz. Arabalı vapurda iki gün süresince çekmiş olduğumuz fotoğraflara göz atıyoruz. Gerçekten keyifli zamanlar geçirmişiz. Arabalı Vapurdan sonrasında İstanbul yolu daha bir netleşmeye başlıyordu… Havanın da kararması ile biz Derya ile biraz uyumuş, Atakan da gün boyunca araç kullanarak yolu takip ediyordu. Ya da bilemiyorum arada bir O’da uyumaktaydı J&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İstanbul’a gece 23:00 sularında varıyorduk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kısa 2,5 günlük tatilimizi yazıya dökmeyi başarabildimse eğer, bizim için gerçekten çok güzel zamanlardı…&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Umarım daha güzel gezilerde, daha keyifli zamanlarla, çok çok güzel anılarımız oluşur.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Hayat gezdikçe güzel!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-5167031694279259022?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/5167031694279259022/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=5167031694279259022&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/5167031694279259022'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/5167031694279259022'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/11/kaz-daglar-gezdikce-iv.html' title='Kaz Dağları Gezdikce IV'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-ZuDNlwg_PZY/TtPNOS4j1BI/AAAAAAAACHI/t2KjPiX8wL4/s72-c/DSC01161%2B%25281%2529.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-4723565460692818586</id><published>2011-11-28T12:04:00.001+02:00</published><updated>2011-11-28T20:06:42.142+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gezdikce'/><title type='text'>Kaz Dağları Gezdikce III</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-F5Ba_zgqj1k/TtNSGhznLbI/AAAAAAAACG8/tLLIdOT0884/s1600/Yeni%2BResim.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 96px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-F5Ba_zgqj1k/TtNSGhznLbI/AAAAAAAACG8/tLLIdOT0884/s400/Yeni%2BResim.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5679973827151867314" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hasanboğuldu bölgesini görmek, ve hikayesini okumak kendi aramızda ilginç dialoglara neden oluyor. Buradan ayrıldıktan sonra civar köyleri dolaşmaya koyuluyoruz. Çok planlı değiliz, yol boyunca gördüğümüz tabelaların yardımı ile ilk önümüze çıkan ilginç yerleri ziyaret ediyoruz. Yol boyunca da bizi büyüleyen Kaz Dağlarından görünen her deniz manzarasında ister istemez mola veriyoruz. Saat öğleden sonra sularında karnımız acıkmaya başlıyor ve Edremit merkeze hareket ediyoruz. Yaklaşık 30/40 dakika süren yolculuk sonrasında şehir merkezine ulaşıyoruz. Edremit, Balıkesir’e bağlı bir ilçe merkezi.  İlçenin nüfusu 50,000 civarında. Her şeyi bulabileceğiniz gelişmiş bir yerleşim yeri burası. Karnımız aç olduğundan güzel yemek yiyeceğimiz bir yer arıyoruz. Merkezde tarihi bir lokanta buluyoruz. İçerisi ferah, kendine has bir havası var bu mekanın… Ev yemekleri ile ünlü olduğu da belli… Ben her zamanki gibi sebze yemeklerinden yana tercihimi kullanıyorum. Diğer arkadaşlarım da kendi zevkleri doğrultusunda et yemeklerini tercih ediyorlar… Bu yemek ziyafeti gerçekten bize iyi geliyor… Buradan sonra yine gezilerimize devam etmek istiyoruz. Saat 15:30 suları… Biraz şehirde turluyoruz… Sonrasında Kaz Dağları’nda Zeus Altarı’nı görmek üzere yola koyuluyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolculuk boyunca ben, Derya ve Atakan’ın keyfi yerinde… Kendiliğinden gelişen sohbetlerimiz, jargon hale gelen hitaplarımız ile bu gezideki anılarımız hatırlanması güzel anlar olacaktır…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Virajlı ve toprak yolların kendine has kokusunda ve sallantısında Zeus Altarı/Adatepe köyü yolunu takipteyiz. Dağa doğru ortalama 3km. lik bir yolumuz var. Köy girişinde gözden kaçırmaz iseniz Zeus Altar’ı tabelasını görebilirsiniz. Zeus Altarı’nı görmek isterseniz yaklaşık orman içerisinden 20/30 dakika gibi bir süre yürümeniz gerekebilir. Orman girişinde araçlarınızı park ediyorsunuz. Sonrasında orman yolu üzerinden yürüyerek, Zeus Altarı’na ulaşıyorsunuz. Bizde saat 16:30 civarıydı sanırım, aracımızı orman girişine park ediyorduk. Ancak bizden başka kimsecikler yoktu burada. Üç arkadaş tüm cesaretimiz ile ormana giriş yapmış, patika üzerinden yürüyorduk. Etrafta in cin top oynuyor desek yeridir. Üçümüzde ince bir çizgi edasında yan yana yürüyorduk, ne birimiz bir adım önde ne de birimiz bir adım geriden geliyordu, herkes aynı hizada yan yana ilerliyordu. Arada bir Derya “sesi siz de duyuyor musunuz”? diyor. Ben de ne sesi ise olduğunu duymaya çabalıyordum. Hakikaten etraftan sesler geliyordu, ne olduğu anlaşılmayan seslerdi bunlar. Köylerdeki köpek sesleri de olabilirdi bu, ya da ormanda yaşama ihtimali olan  vahşi hayvan sesleri de olabilirdi. Atakan da eğer dönmek isterseniz dönelim kızlar diyordu, ancak kimse de hadi dönelim demiyordu, yaklaşık 15 dakika yürüdük, ancak yol bitmek bilmiyordu. Yolun nereye varacağı konusunda bir fikrimiz de yoktu. Etrafta da kimseler olmadığı için nerede olduğumuzu bilmiyorduk. Daha ne kadar yürüyecektik bilmiyorum. Ancak ortak karar ile geri dönmeye karar verdik, ( ben dönmek istemedim aslında ) çünkü hava da kararmaya başlamıştı, bu yolun bir de dönüşünü düşünürsek, grup hepten yok olacaktı :)&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/---v6T3EXf-o/TtPNk2OgbdI/AAAAAAAACHU/hRz7WehXNBk/s1600/DSC01164.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/---v6T3EXf-o/TtPNk2OgbdI/AAAAAAAACHU/hRz7WehXNBk/s320/DSC01164.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5680109587959672274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yolu gerisi geriye yürümeye başladık, ancak anlamsız bir gerginlik hakimdi hepimizde… Etrafın sessizliği ve bizim de anlamsız sessizliğimiz ortamı ister istemez gerginleştirmişti. Atakan; biranda arkasına bakıp, yüzünde değişen korku ifadesi ile” kaçınnnnn” diye bağırdı, ilk hızlıca hareket eden bendim, çünkü ardıma baktığımda Derya benden gerideydi… Atakan’da bize bakıp gülüyordu… Aklı sıra bizi korkutmak istemişti… Ancak başarmıştı da… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeus Altarı’nı görmemekle neler kaçırdığımızı bilemiyorum. Ancak geçmiş tarihlerde burada neler yaşanmış okuduklarımdan az çok biliyordum… Eğer gitme cesaretimiz olsa idi, bu bölümde büyükçe bir kaya bulunuyor. Bu kayanın iç kısmına inen bir merdiven var, bu merdiven şu anki zamanda yıkılmış durumda. Burada geçmiş tarihlerde neler yaşanmış okuduklarımdan aktarayım hemen; Burası tanrılara adak adanan ve kurban adanan bir yermiş. Ve neler kaçırdım bilmiyorum ama burasının manzarası görülmeden anlatılmazmış. İçinizden “özgürlük… özgürlük!!!!” nidaları atasınız gelirmiş bu manzaraya baktığınızda… Ah ah neler kaçırdık biz, bir 50m daha yürüseydik muhteşem bir görüntü bulacaktık… Geçmiş tarihlerde tanrı Zeus, Truva savaşlarını buradan izlermiş, aynı zamanda Homeros’un İlyada’sında da anlatıldığına göre Zeus’un, Hera’yı görüp aşık olduğu yer olarak da bilinirmiş burası… Eğer buralara gelirseniz, kesinlikle ziyaret edin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz belki yarın gelebiliriz diyorum, ancak yarınki program o kadar yoğun ki tekrar buraya çıkmak çok mümkün olmayacak bizim için… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medeniyet her zaman güven verir diyerek; Zeus Altarı’na gidemeyip, Adatepe Köyüne gidiyoruz. Burası Köyden çok başka bir yer, taştan evleri, köy meydanında bulunan kahveleri, yolların kendine has taş yapıları, köy esnafı, yerlisi, her şey görülmeğe değer nitelikte.  Meydanda bulunan kahvelerden birine oturuyoruz. Masalar dışarıya serilmiş, Meydanda yaşı kaçtır bilmiyorum ama görülmeye değer bir halde, göğe doğru uzanan sedir ağaçları ayrı bir görsellik katıyor buraya. Akşam üzeri olması sebebiyle hava biraz esintili, ancak yine de dışarıda kahve meydanında oturup buranın havasını solumak soğuya karşı değer….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adaçayı sipariş ediyoruz. Sıcacık adaçaylarımızı yudumlayıp, Zeus Altarı’nı nasıl görmeden geri gelmiş olmamızı konuşuyoruz. Bir saat gibi bir süre burada oturduktan sonra,  köyün sokaklarını keşfe çıkıp, her sokakta kendiliğinden birer fotoğraf karesi yakalıyoruz. Her ev bir fotoğraf karesi, her sokak bir fotoğraf karesini beraberinde getiriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam yemeği için otele gitmek üzere yola koyulduk. Tüm gün dışarılardaydık, ancak yorulmamıştık. Tatillerde en çok hoşuma giden de bu, o kadar yer gezip, görülen yerlerin hikayeleri ve gördüklerimiz yorgunlukları da alıp götürüyor… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yol boyunca hala nasıl olur da Zeus Altarı’na gidemediğimizi konuşuyorduk. Atakan’ın bizi korkutması ve benim tüm hızımla koşuyor olmam da kahkahalara boğuyordu bizi J&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otele varmış, temizlenmek ve biraz dinlenmek üzere odalarımıza geçiyorduk. Topu topu iki gün kalacağımız bu gezide o kadar çok eşya alıp da birkaç tanesini kullanmak da ayrı bir durumdu. Üzerimizi değiştirip akşam yemeği için yemek odasına geçiyorduk, şömine tüm ihtişamı ile yanmaktaydı. Odanın sıcaklığını şömine sağlamaktaydı. Otelde kalan diğer sakinler de yemek odasına geçiyorlar, herkes için özel olarak hazırlanmış masalarımızda akşam yemeği için bekleyişteydik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişileri seyahatlerde tanırsınız ya, bizim seyahatlerde böyle bir durum oluşmadı, normal yaşantımızda nasılsak aynen devam ediyorduk bu seyahatte de… Aynı sohbetler devam ediyordu. İşin aslı riskli bir durumdu bizimkisi seyahatlere 3 kişi ile çıkmak biraz sıkıntı da yaratabilir, bizde bu da olmamıştı… Anlaşılan o ki bu grup başka yerler de görecekti bundan sonrasında…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam yemeğimizi de yiyip, kahvelerimizi dışarıda hayat denilen bölümde içmeye karar verdik. Hava soğuktu ancak yine otelden temin ettiğimiz battaniyelerimizle havanın mis kokusunda keyfimize keyif katıyorduk… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu akşam böyle sessiz, sakin geçecekti, çok da geçe kalmadan geceyi sonlandıracaktık. Dün geceki gibi bu gecede dışarıda hayat bölümünde sadece biz kalmıştık. Otel görevlileri yine bizi beklemekteydiler… İşin aslı erken uyumak niyetinde de değildim, ancak sürekli etrafta dolaşan otel görevlileri olunca keyfimiz biraz kaçıyordu… Sonrasında uyumak üzere odalarımıza geçiyorduk….&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-4723565460692818586?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/4723565460692818586/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=4723565460692818586&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/4723565460692818586'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/4723565460692818586'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/11/kaz-daglar-gezdikce-iii.html' title='Kaz Dağları Gezdikce III'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-F5Ba_zgqj1k/TtNSGhznLbI/AAAAAAAACG8/tLLIdOT0884/s72-c/Yeni%2BResim.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-2406061347324044208</id><published>2011-11-27T20:07:00.007+02:00</published><updated>2011-11-28T20:09:17.148+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Doğa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gezdikce'/><title type='text'>Kaz Dağları Gezdikce II</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-zgAVb7pLnAM/TtPORwg6FDI/AAAAAAAACHg/ga1Y4QwwSjg/s1600/DSC01169%2B%25283%2529.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 193px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-zgAVb7pLnAM/TtPORwg6FDI/AAAAAAAACHg/ga1Y4QwwSjg/s320/DSC01169%2B%25283%2529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5680110359520351282" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sabahın güzelliği Kaz Dağlarına yansımış, şanlıyız bugün hava çok güzel. Hava tertemiz, mis çam ağaçlarının kokusunda köy meydanında dolaşıyoruz. Bugün civar çevreyi dolaşmayı planlıyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulunduğumuz yerdeki yollar taştan yapılmış. Evlerin çoğu da taşdan inşaa edilmiş. Her evin kendine has bir duruşu var. Pencerelerde bulunan saksı çiçekleri bile ayrı güzel görünüyor. Seviyorum bu yöreyi, memleketim olduğu için değil bu :) davetkar bir hal var bu yörede. Sizi tanısınlar ya da tanımasınlar misafirperver bir tavır hakim. Ben bunu hissediyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araçla çevre yerleri keşifmet için hazırız. Daracık sokaklardan yavaş yavaş geçiş yapıyoruz. Köy meydanında olmazsa olmaz kahvehaneler, bu kahvehanelerde yerli halk dışarıya attıkları taburelere sıra sıra dizilmiş oturmaktalar. At bir tabure sen de katıl, sohbet muhabbet sıkıntısı çekmeden zaman akıp gider. Köylerdeki bu kahvehane kültürüne de hayranım işin aslı... Meğer ben herşeye hayranmışım yahu:) İstanbul'a da hayranım, haritanınn diğer ucunda bulunan kültüre de hayranım. Allah bana iki göz verdi ise hayatı kendi renklerinde görebilmek ne güzel mucize değil mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havanın güzelliğinde aracın camları açık, her üç metrede aracı durduyoruz ve bu bölümlerde fotoğraf çektiriyoruz. En keyifli alan, köyün delisi tabelasında fotoğaf çektirmek olmuştu benim için. Bu karede de bir tek ben vardım. Deli miyim neyim ben ??? :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köylerde dikkat ettiğim başka konu etrafın tertemiz olduğu, sokaklar tertemiz ve düzenli. Bugün 29 Ekim ve her evde günün anlam ve önemine dair bayraklar asılı, köy meydanında da kocaman bir Türk Bayrağı asılı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada bulunduğumuz köy Tahtakuşlar köyü... Bu köyün de kendi hikayesi var;&lt;br /&gt;Tahtakuşlar köyünde yaşayanların ataları Orta Asya kökenliler. ( bilinen  hepimizin ana vatanı Orta Asya ancak bu kişiler sonradan Anadolu'ya göç edenlerden oluşuyor) Orta Asya’da Şamanizm’den müslümanlığa geçtiklerinde kendilerine Türkmen adını vermişler. Tahtakuşlar Etnografya Müzesindeki eserlerde Şamanizm’e dair izleri bulabilirsiniz. Orta Asya’dan Moğol baskısı nedeniyle Irak’a kadar gelen Türkmenler Adana yoluyla Anadolu'ya gelmişler ve Toros dağlarına yerleşmişler. Orman ürünlerini işleyerek yaşamlarını sürdürmektelermiş. Tahtacı Türkmen’i olarak anılan bu kişiler, Sultan Mehmet tarafından gemi kerestesi biçtirilmek üzere şimdi bulundukları yere davet edilmişler. Burda hayatlarından memnun olan göçmenler, Sultan Mehmet’in kalma izni vermesi üzerine temelli buraya yerleşmişler. Köyün eski adı Kuşlar Bayırı imiş, sonunda Tahtakuşlar adı kalmış. Güzel hikaye, ve halen bu hikayeyi duyuyor olmak da benim açımdan ya da sizin açınızdan güzel değil mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu köyden sonraki durağımız Hasan Boğuldu olacak, işin aslı burasını da çok merak ediyorum. Efsane yıllar yıllar sonrasında bile en canlı haliyle yaşatılmaya devame diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaz Dağı eteklerinde, virajlı yollarında, müzik dinletilerimizle ve etrafı gözlemleyerek ilerliyoruz. Hava gerçekten çok güzel, pırıl pırıl bir hava var... Her nefes alış yaşama dair güzel duygular hissettirmekte. &lt;br /&gt;Virajlı yollardan Hasanboğuldu'ya doğru gidiyoruz, Dik yamaçları aşarak ulaşıyoruz gideceğimiz yere. Burası yaşlı ağaçların göğe yükseldiği ormanlık alandan oluşuyor. yollar toprak, toprak yolun solunda bir dere akmakta, göğe yükselmiş ağaç dalları arasından güneş ışıkları parça parça dereden akan sulara çarpmış ve ışıltılar dereden yüzünüze yansımakta... Huzur dolu bir sessizlik hakim etrafda, zaten bizle birlikte birkaç kişi burada bulunmakta. Çevreyi keşfe çıkıyoruz, dere kenarından doğru Hasanboğuldu efsanesinin gerçekleştiği bölüme gitmek amacımız... Ve nihayetinde Hasanboğuldu şelalesine geliyoruz. Tarifi imkansız bir yer burası, tertemiz bir suakıntısı var, su yemyeşil renkte ve küçük bir şelale akıntısında su akıp gidiyor... suyun sesi size düşünebileceğiniz tüm huzur verici düşünceleri getiriyor... Biz de bu güzellikte biraz dinleniyoruz, ve suyun sesisine doğru kendimizi bırakıyoruz....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasanboğuldu hikayesinden bahsetmeden olmaz sanırım, zaten bu hikaye/şehirefsanesi hakkında da öz eleştirilerim olacaktır :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasanboğuldu Efsanesi; çok eski zamanların birinde, iki aşık varmış...&lt;br /&gt;Edremit pazarı, şimdi olduğu gibi yüzyıllar önce de Çarşamba günleri kurulurmuş. Etraftaki köylüler ürünlerini pazara getirip satarlarmış, ihtiyaçlarını alarak köylerine dönerlermiş. Zeytinli köyünün yakışıklı delikanlısı Hasan’ın babası ölmüş, anasının ve kendisinin karnını doyurabilmek için baba mesleği bahçıvanlığı devam ettirmekte imiş. Yetiştirdiği sebze ve meyveleri, Edremit pazarına götürüp satıyormuş, ihtiyaçlarını alıp köyüne dönüyormuş. O gün pazarın kalabalığı içerisinde bir kız görmüş, çok güzel, alımlı bir kızmış bu, uzun süre gözleri ile onu takip etmiş. Giysilerinden obalı olduğu anlaşılıyormuş, sırtında heybesi bir şeyler satmaya uğraşıyormuş. Kızı gözden kaybetmiş fakat hayali gözünün önünde duruyormuş hep, evlenme çağı da gelmiş Hasan'nın. Güzel düşlere dalıp gitmiş bu sürede hep. Birden, kendisine seslenildiğini fark etmiş, kafasını kaldırdığında güzel kızı karşısında görmüş. Eli ayağı birbirine dolaşmış, şaşkınlıktan ne yapacağını şaşırmış. Bu halini gören kız gülmeye başlamış, daha da güzelleşmiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/--A1uygQebnY/TtJ-YcnYHSI/AAAAAAAACGw/plI8v19LyRo/s1600/HASAN-%257E1.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 235px;" src="http://2.bp.blogspot.com/--A1uygQebnY/TtJ-YcnYHSI/AAAAAAAACGw/plI8v19LyRo/s320/HASAN-%257E1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5679741038530927906" /&gt;&lt;/a&gt;Hasan kendisinden istenilenlerin en iyilerini seçip vermiş kıza. Kıza kim olduğunu sormuş. Adının Emine olduğunu ve Zeytinlinin üstündeki obalarda oturduklarını öğrenmiş. O da Hasanı fark etmiş. Her Çarşamba Emine peynirin ,sütün ,yoğurdun,balın en iyisini, Hasana getirir olmuş, Hasan'da sebzenin en iyisini O'na verirmiş. Pazardan, Zeytinliye kadar beraber dönüyorlarmış ( ne romantik değil mi?) , Zeytinliden sonra Emine Oba Köyüne varabilmek için üç sat daha yürüyormuş.&lt;br /&gt;Emine ile Hasan birbirlerini sevmişler ve evlenmeye karar vermişler. Hasan'ın annesi evine bir can yoldaşı geleceği için sevinmiş. Fakat Emine’nin ailesi, Obada hiçmi kendine uygun delikanlı bulamadığını, ovalının obada yaşayamayacağını söyleyerek karşı çıkmışlar. Emine ısrar edince, Hasan'ın kırk okka ( altmış kilo ) tuzu sırtında obaya çıkarabilirse yiğitliğini göstereceğini ve herkesin onu damat olarak kabul edeceğini söylemiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emine, Hasan'a durumu anlatmış. Başka yapacak bir şey olmadığını anlayan Hasan, sevdiğine kavuşmak için tuz çuvalını sırtına almış ve yola düşmüşler. Bahçıvanlık yaptığı için Hasan bu tür bir yüke alışkın değilmiş. Beyobaya vardıklarında yorulmaya başlamış Hasan. Şimdiki Sütüven şelalesine vardıklarında, yol dere içerisinden gidiyormuş, taşların üzerinden atlayarak geçiyormuş, yorulmuş Hasan, tuz sırtını yakmaya başlamış, daha geldikleri kadar yol varmış. Gök büvete vardıklarında gücü tükenen Hasan, yere düşmüş. Emine, Hasan'ı yüreklendirmeye çalışarak gelecek iyi günleri anlatırmış, fakat Hasan kalkamaz durumdaymış. Emine’ye buralardan kaçmayı, başka yerlerde yaşamayı teklif etmiş. Emine obasına söz vermiştir. Kendisinin bile rahatlıkla taşıdığı çuvalı taşıyamayan kişiyi obaya nasıl götürebileceğini düşünmüş. Hasan'ın yalvarmalarına aldırmaz, çuvalı omzuna alarak obanın yolunu tutmuş Emine. Hasan “ senin obana varamıyorum, kendi köyüme de varamam, beni bırakma” diye yalvarmış. Emine, Hasan'ın sesi kulaklarında çınlayarak yoluna devam etmiş. Obaya vardığında pişman olmuş. Geri dönmek istemiş. Fakat fırtına çıkmış, şiddetli yağmur yağmaya başlamış. Ailesi bu havada onu ormana bırakmamış, ancak sabah olunca gitmesini söylemişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emine sabahı zor eder, ilk ışıklarla, Gökbüvet’e koşar fakat Hasan yoktur. Zeytinliye annesine, Edremit’e koşar, Hasanı kimseler görmemiştir. Hasanın sesi kulaklarında çınlayan Emine, mecnun gibi, dere boyunca onu arar durur. Obasına da dönmez. Günler sonra Gökbüvet’te, Hasan’ın gömleğini ve ona verdiği çevreyi bulmuştur. Sana kavuşmaya geliyorum Hasan’ım diyerek kendini Gökbüvetin başındaki çınara asar Eminecik. O günden sonra Gökbüvetin adı Hasanboğuldu, Gökbüvete bakan çınara da Emine Çınarı denmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte efsane budur. Benim bu hikayede dikkatimi çekense Emine'dir, aslında bana göre asıl kahraman Eminedir....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-2406061347324044208?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/2406061347324044208/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=2406061347324044208&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/2406061347324044208'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/2406061347324044208'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/11/kaz-daglar-gezdikce-ii.html' title='Kaz Dağları Gezdikce II'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-zgAVb7pLnAM/TtPORwg6FDI/AAAAAAAACHg/ga1Y4QwwSjg/s72-c/DSC01169%2B%25283%2529.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-300154418017957771</id><published>2011-11-26T21:22:00.007+02:00</published><updated>2011-11-27T10:50:38.227+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Doğa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gezdikce'/><title type='text'>Kaz Dağları Gezdikce I</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-yK3bXp8i1cc/TtE9h-6CUEI/AAAAAAAACF0/cxmiEZdRbOs/s1600/DSC01173.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 100px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-yK3bXp8i1cc/TtE9h-6CUEI/AAAAAAAACF0/cxmiEZdRbOs/s400/DSC01173.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5679388259122303042" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;28 Ekim Cuma günü başladı yolculuğun heyecanı….&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Rotamız Kaz Dağları!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gezi için buluşma noktamız da Piarloti. Saat 14:00 sularında Haliç manzarasına karşı leziz çaylarımızı yudumluyoruz. Burası bildiğim kadarıyla İstanbul’un ilk kurulma noktası, bu dönemdeki manzaraya bakıp bile İstanbul’un neden bu noktaya kurulmuş olacağını anlamak zor değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topu topu iki gün kalacağımız Kaz Dağları gezisinde, her birimizin ayrı ayrı kocaman valizleri var… Buna dahil olmak üzere ben yastığımı da yanımda götürüyorum. Genellikle yolculuklarda uyurum!&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Saat 15:30 sularında Eyüp’ten otobana doğru çıkıyoruz. İstanbul  kendine yakışır şekilde yoğun trafikle uğurluyor bizi, trafik biraz zaman kaybettiriyor bize. İstanbul’dan çıkış saatimiz sanırım 18:00 civarıydı…&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Tekirdağ yoluna girdiğimiz andan itibaren de yol boyunca sessizlik hakim… Atakan, Derya ve ben Kaz Dağları’na gitmeye hazır gibiyiz.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Derya ile yaklaşık altı yıldır tanışıyoruz. Çok zaman olmamasına karşın hayata bakışımız aynı değerde, ve en önemlisi bir araya geldiğimizde çok gülüyoruz. Daha doğrusu ben Derya’ya çok gülüyorum…&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Atakan ile de bir önceki iş yerinden Ekspres Yatırım’dan tanışıyoruz. Kendisi ağır abi modunda bir karakterdir. İyi laf çarpar, özellikle de beni lafla döven ender kişilerdendir… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki dünya şekeri arkadaşlarımla yola koyulmuş, öncesinden anlaştığımız müzik seçimleri ile yolculuğun keyfi; yüzde bin beş yüze ulaşıyordu… Tekirdağ’a vardığımızda gün batmak üzereydi ve gün batımı manzarası görülmeye değer bir güzellikte bize eşlik ediyor… Çal Nilüfer, çal eskilerden... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eceabat’a varışımız saat 20:00 civarı… Buradan arabalı vapur ile Çanakkale merkeze geçeceğiz, şanslıyız ki Eceabat’a vardığımız gibi arabalı vapuru tam vaktinde yakalıyoruz.  Vapura araç girişimiz yapılıyor, biz de boğaz manzarasını izlemek üzere araçtan iniyoruz. Ancak hava bize sanki hiç araçtan inmeyin der gibi kuvvetlice esmekte. Rüzgar bildiğimiz gibi, rüzgara karşı değil, normal şeklinde durabilene bile aşk olsun! Vapurun kamarasına denize uçmadan kendimizi atıyoruz çok şükür.. Sıcak bir çay burada güzel gider. Atakan da bunu düşünerek bize çay almış. Çanakkale'de hatırladıklarımdan biri de lezzetli tostlarıdır. Tost da söyledik, hatta salçalı tostu çok çok severim, ama bugünde salçalı tost keyfini yaşayamadım, varsın sonrasında yaşarız dedik biz de... Sıcak çay, lezzetli tost ile midemiz biraz da olsa şenleniyordu.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Çanakkale merkeze yaklaşmıştık, Geniş caddeleri, kordona doğru sırlanmış güzel evleri ile Çanakkale bizi en güzel haliyle karşılıyordu.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kaz Dağlarına varışımız sanırım 1,5 saat sürebilir. Yolda da otelden ilgili kişi aramış, akşam yemeğine yetişip yetişmeyeceğimizi soruyordu. Bu gidişle yetişemeyecektik herhalde. Üçümüz de o kadar açtık doğrusu... şansa artık dedik, kısmette varsa yemek yiyebiliriz... Aracı Atakan kullandığından biz Derya ile arada bir kısa kısa uykuya dalabiliyorduk... Yol sahil kıyısından devam ediyordu. Sağ kısımda deniz manzarası, sol kısımda tepeler, ağaçlar görünüyordu... Bugün günlerden Cuma'ydı ve daha uzuuuun bir hafta sonu bizi bekliyordu... Güzel bir gezi olacaktı, dinlenecek, yeni yerler, yeni insanlar tanıyacaktık.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Saat 09:45 gibi Yeşilyurt Köyüne varıyorduk. Dik bir yamaçtan köy yoluna saptık... Etraf sağlı sollu çam ağaçları ile çevrili, ileride bir köyün varlığını düşünmek şaşırtıcı gibi görünüyor... 10 dakika sonra köy meydanına giriş yapıyorduk. Yol kenarlarında pek çok otelin tabelası vardı, nedense Erguvanlıevin tabelasını bulmakta zorlanıyorduk, bu sayede de yanlış yola giriş yapıyorduk... Dön dolaş kalacağımız oteli ararken, Atakan başka bir otelin bahçesinde aracı park etti ve bizim otelin nerede olduğunu sormak için araçtan indi, biz de derya ile bekleyişteyiz, ve inşallah bizim otelde burası kadar güzel bir yerdir diye konuşurken, Atakan geldi,&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;-Ben; "eee Atakan öğrendin mi bizim kalacağımız otelin yerini" &lt;br /&gt;-" öğrendim, burası değil, buradan aşağı ineceğiz"&lt;br /&gt;-"Peki bizim otel nasılmış, sordun mu güzel bir yer miymiş?"&lt;br /&gt;-" Sordum sordum; Erguvanlıev nerde abi, nasıldır dedim?... Adam da ; Abi iyi ki orada kalıyorsunuz, bizim burası çok b...tandır dedi."&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu dialog üzerine hafta sonu muhteşem eğlenceli geçecekti... Hepsi benim sayemde tabii :))&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Nihayetinde ErguvanlıEvi buluyorduk, Otelin girişinde pek çok park etmiş araç vardı. “Hımmm bu kadar kalabalık bir yerse burası güzel demek ki :)”&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Otelin sahibi bizi park yerinde karşılıyordu, yemek için bizi beklemişler, bu harika bir haberdi doğrusu.. Karnımız çok açtı ve aç aç uyumak istemiyorduk, Kaldı ki köyde oteller dışında yemek yenilecek bir yer de bulunmuyordu bu saatlerde...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Eşyalarımızı otelin girişine bırakıp hemen yemek bölüne geçtik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirin şeker bir yer burası, Şömine de var üstelik...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İlk tarhana çorbası ikramı, yeşilliklerle bezenmiş leziz bir salata, sonrasında da balık keyfi... Nasıl güzel her şey, nasıl lezzetli her şey...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Saat 23:00 suları, yolculuktan, oradan, buradan sohbetler ile kendiliğinden uyumlu bir grup olmuştuk. Hatırladığım kadarıyla da sohbette benim 21 gün dinleme testimden de bahsediyorduk. Daha doğrusu bu gezi boyunca konu hep benim dinleme testime geliyordu... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim ben 21 gün süren bir dinleme testine başlamıştım. Heyecanlı bir tip olduğum için, aynı anda pek çok şey düşünebiliyorum, bu nedenle de pek çok konudan da bahsedebiliyorum, yani sohbet sırasında birisi bir şeyden bahsediyorsa eğer bu konu hakkında bende de hemen bir başlık oluyor, ve bunu paylaşmak istiyorum. Bu nedenle de daha az konuşup dinlemeye karar verdim, daha çok dinleyip daha az konuşmaya çalışacağım... Testin 2. günü ve ben gerçekten dinliyorum...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Umuyorum bu gezide bu testi başarılı bir şekilde sürdürebilirim. Yoksa tekrar başa dönmem gerekecek :)&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Otelin bahçeye açılan kocaman bir hayat denilen bölümü var; bizim oralarda evin girişinde bulunan açık bölüme hayat denir... Evdeki yaşamın büyük bölümü burada geçtiğinden dolayı buraya hayat denilmektedir. Bilmeyenler için, bu bölümlere veranda da denilmektedir.. Bence güzel bir kelimedir hayat kelimesi, her kültürün kendine has bir yaşam şekli vardır, ve bu yaşam şekillerinde oluşan sözler bana hep ilgi çekici gelmiştir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Uzun yolculuktan sonra kahve güzel geldi, türk kahvelerimizi alıp otelin hayat bölümüne geçtik. Ancak hava biraz soğuktu, olsun soğuk olsun otel görevlileri bize hemen birer tane battaniye getirdiler... Mis gibi hava da kahvelerimizi yudumluyorduk... Sohbet hiç bitmiyordu birde, hep konuşacak bir şeyler buluyorduk. Konuşacak bir şeyler bulamazsak Atakan ile tartışıyorduk, Derya ile Atakan bu gezide tanışıyorlardı, ancak hiç yabancılık çekmeden Derya’da her sohbetimize dahil oluyordu... Güzel, çok güzel bir hafta sonu olacak...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu sürede zamanın nasıl geçtiğini fark edememiştik ve bulunduğumuz bölümde bir tek biz kalmıştık. Sanırım otel görevlileri de bizi bekliyorlardı... Bunu fark edip odalarımıza geçtik... Tavsiye ederim eğer bu taraflara yolunuz düşerse ErguvanlıEv’e muhakkak uğrayın lütfen. Her odanın farklı adı bulunuyor, ve dekorasyon çok güzel... Bizim odanın adı "gelincik"... Uzun yolculuk sonrası hemen uykuya dalıyorduk....&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sabah erken kalkıp etrafı dolaşacaktık, ancak çok da erken kalkamamıştık... Saat 08:30 gibi uyanmıştık... Derya ile en hızlısından bir hazırlık yapmış ve Atakan'ı aramıştık. Ancak Atakan henüz uyanamadığını sonrasında bize katılacağını belirtmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gündüz gözü ile Kaz Dağlarında olmak çok başka, otelin hayat bölümü kocaman bir balkona/bahçeye açılıyor, balkon yeşilliklerle dolu, masalar sıralı ve özenli bir şekilde düzenlenmiş, bizim masamız bize özel 3 kişilik hazırlanmış, sağımızda ve solumuzda tepelere doğru çam ağaçları serilmiş dizi dizi, tam karşımızda da deniz manzarası... hava desem tertemiz missss gibi, güneş ışıkları her bir renkte ışıl ışıl yansıyor... Bugün öylece burada oturabilirim... Öylece hiçbir şey yapmadan güneşe karşı oturabilirim... Öylece hem de hiç konuşmadan miskin miskin oturabilirim.. Bu düşüncelerde bizim kahvaltı masamızda bir erkek oturmaktaydı… Oooo Atakan meğer bizden önce uyanmış ve manzaraya karşı da keyfine keyif katmaktaydı. O’nu aradığımızda da bizle dalga geçmişti…&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Evet gelelim tatilin en güzel yanına, kahvaltı sofrasına… Yeşilliklere kurulmuş masamızda, mis gibi havada, ışıl ışıl güneş ışıklarının yansıdığı bu masada yok yok… Çeşit çeşit peynirler, çeşit çeşit reçeller, daha öncesinde karpuz reçeli yememiştim. Burada karpuz reçeli keşfettim… Limon/nane reçeli müthiş lezzetli… Normal şartlarda çay keyfim yoktur. Ancak kahvaltıda çay içmeyi çok severim. Benim 3 adet çayıma arkadaşlarım 1 adet çay ile karşılık veriyorlardı. Sünger edasında çayları yudumluyordum ….&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Burada kahvaltı bir gün sürebilir hiçbir itirazım olmaz, nasıl huzurlu bir yer burası, o kadar yemekten sonra bile zindesiniz, bir yorgunluk bir ağırlık söz konusu değil … Havası suyudur burasının özelliği, Çanakkale’li olduğum için değil…&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kahvaltı sonrası çevre köyleri dolaşacağız… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tarz gezilere özel araçla gelmek en rahatı sanırım, gezilecek çok yer var ve daha özgür hareket etmek açısından da önemli…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-300154418017957771?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/300154418017957771/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=300154418017957771&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/300154418017957771'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/300154418017957771'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/11/kaz-daglar-gezdikce-i.html' title='Kaz Dağları Gezdikce I'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-yK3bXp8i1cc/TtE9h-6CUEI/AAAAAAAACF0/cxmiEZdRbOs/s72-c/DSC01173.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-8284765279366513615</id><published>2011-11-24T09:55:00.002+02:00</published><updated>2011-11-24T10:00:45.684+02:00</updated><title type='text'>Sadece İki Şey</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-pybTgrKxSOg/Ts34pKuownI/AAAAAAAACFc/jJU1aqMgjLw/s1600/Yeni%2BResim.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 256px; height: 181px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-pybTgrKxSOg/Ts34pKuownI/AAAAAAAACFc/jJU1aqMgjLw/s400/Yeni%2BResim.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5678468091322352242" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İki şey 'Kalitesiz İnsan' ın özelliğidir : &lt;br /&gt;1- Şikayetçilik &lt;br /&gt;2- Dedikodu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Bakış açısını değiştirmek &lt;br /&gt;2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki şey yanlış yapmanı engeller : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 - Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek &lt;br /&gt;2- Hak yememek &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki şey kişiyi gözden düşürür : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Demagoji (Laf kalabalığı) &lt;br /&gt;2- Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki şey insanı 'Nitelikli İnsan' yapar : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- İradeye Hakim Olmak &lt;br /&gt;2- Uyumlu Olmak &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki şey 'Ekstra Değer' katar : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak &lt;br /&gt;2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki şey geri bırakır : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Kararsızlık &lt;br /&gt;2- Cesaretsizlik &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki şey kaşif yapar : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Nitelikli çevre &lt;br /&gt;2- Biraz delilik &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Baskın yeteneği bulmak &lt;br /&gt;2- Sevdiğin işi yapmak &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki şey başarının sırrıdır : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Ustalardan ustalığı öğrenmek &lt;br /&gt;2- Kendini güncellemek &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Niyetin saf olması &lt;br /&gt;2- Ruhsal farkındalık &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki şey milyonlarca insandan ayırır : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak &lt;br /&gt;2- Hayata ve herşeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki şey gelişmeyi engeller : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Aşırılık (mübağala, abartı, ifrat, tefrit) &lt;br /&gt;2- Felakete odaklanmış olmak &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki şey çözüm getirir : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Tebessüm (gülümseme) &lt;br /&gt;2- Sükut (susmak)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-8284765279366513615?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/8284765279366513615/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=8284765279366513615&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/8284765279366513615'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/8284765279366513615'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/11/iki-sey-kalitesiz-insan-n-ozelligidir-1.html' title='Sadece İki Şey'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-pybTgrKxSOg/Ts34pKuownI/AAAAAAAACFc/jJU1aqMgjLw/s72-c/Yeni%2BResim.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-3150533614372353802</id><published>2011-11-23T13:22:00.004+02:00</published><updated>2011-11-23T13:24:24.267+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-jP2nFkleud0/TszX21fIbGI/AAAAAAAACFQ/Hpd2lH5nGUI/s1600/Yeni%2BResim.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 230px; height: 219px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-jP2nFkleud0/TszX21fIbGI/AAAAAAAACFQ/Hpd2lH5nGUI/s400/Yeni%2BResim.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5678150567277915234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sevginin en üstün hali asla bir ilişki değil, sadece senin var olma halindir. İnsanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi, kronik şüpheciler olmayı öğrenir. Ve bu o kadar yavaş, o kadar küçük dozlarda olur ki, başına gelene karşı asla uyanık değilsindir. Bu gerçekleştiğinde, artık çok geçtir. İnsanların 'tecrübe' dediği şey budur.. Kalbiyle bağlantısını kaybetmiş bir insana 'tecrübeli' derler. Onun çok deneyimli, çok akıllı, çok kurnaz bir insan olduğunu, onu kimsenin kandıramayacağını söylerler.. Belki onu kimse kandıramaz, ama o kendini kandırır.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Osho)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-3150533614372353802?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/3150533614372353802/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=3150533614372353802&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/3150533614372353802'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/3150533614372353802'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/11/sevginin-en-ustun-hali-asla-bir-iliski.html' title=''/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-jP2nFkleud0/TszX21fIbGI/AAAAAAAACFQ/Hpd2lH5nGUI/s72-c/Yeni%2BResim.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-6483612002801836400</id><published>2011-11-20T17:15:00.002+02:00</published><updated>2011-11-21T10:37:59.993+02:00</updated><title type='text'>Nehri akışına bırak</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-n1Cw8Iu8BEs/TskVW4vwecI/AAAAAAAACEs/U6zIv7n1qw4/s1600/imagesCA9U21JJ.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px 0px 10px 10px; width: 251px; height: 201px; float: right; cursor: pointer;" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5677092288211220930" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/-n1Cw8Iu8BEs/TskVW4vwecI/AAAAAAAACEs/U6zIv7n1qw4/s400/imagesCA9U21JJ.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;ezberlerimiz var mı?&lt;br /&gt;ya da tecrübelerimiz?&lt;br /&gt;yaşayacaksan ezberle, tecrübe ile yaşamayacaksın, yaşayacaksan sıfırdan yaşayacaksın. tecrübe dediğimiz şey, yaşanmışlıkları da  peşinden getirir ve yaşanılan her ne ise karşılaştırmalar başlar... Aslında tecrübe dediğimiz şey de, doğru olduğunu düşündüğümüz, öncesinde yaşanılan hal ya da duruma gelecekte hazırlıklı olmayı öğretmez mi bize?&lt;br /&gt;Evet öğrenmek; başka bir olgu da bu. Öğrenmek ya da bilmek; koca dünyaya karşı bilgi sahibi olmak!&lt;br /&gt;Ben kısaca diyorum ki nehri akışına bırak... Bırak hayat bildiği gibi gelsin, tecrübe denilen şey sadece koruma iç güdüsünden ibaret... ezberlerinse cesaretine gem vurmaktır...&lt;br /&gt;Ben kısaca diyorum ki, biraz ondan biraz bundan olsun ancak herşey olduğu gibi gelsin, hayat ne sunuyorsa sana yeni haliyle sunar...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-6483612002801836400?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/6483612002801836400/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=6483612002801836400&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/6483612002801836400'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/6483612002801836400'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/11/nehri-aksna-brak.html' title='Nehri akışına bırak'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-n1Cw8Iu8BEs/TskVW4vwecI/AAAAAAAACEs/U6zIv7n1qw4/s72-c/imagesCA9U21JJ.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-8198052373355906124</id><published>2011-11-18T11:49:00.002+02:00</published><updated>2011-11-18T11:50:13.653+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-YQKKF2sXfaA/TsYqRyx5yPI/AAAAAAAACEg/TTY71YCvAm0/s1600/Yeni%2BResim.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 123px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-YQKKF2sXfaA/TsYqRyx5yPI/AAAAAAAACEg/TTY71YCvAm0/s200/Yeni%2BResim.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5676270865524312306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ne güzel şarkıdır bu , ne kadar içten yazılmış, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Orman değiliz artık milli parkız”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melodi desen, ritimler desen, sözler desen alıp götürüyor… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Biliniyor şarkıların sırası bizde, biliniyor hayat bizden razıdır…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MFO teşekkürler, yüreğinize sağlık!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-8198052373355906124?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/8198052373355906124/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=8198052373355906124&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/8198052373355906124'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/8198052373355906124'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/11/ne-guzel-sarkdr-bu-ne-kadar-icten.html' title=''/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-YQKKF2sXfaA/TsYqRyx5yPI/AAAAAAAACEg/TTY71YCvAm0/s72-c/Yeni%2BResim.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-2136317144252097455</id><published>2011-11-14T10:30:00.001+02:00</published><updated>2011-11-14T10:32:48.272+02:00</updated><title type='text'>Bugün benim için milattır.</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-qWv3P7hStqU/TsDSIGcN8WI/AAAAAAAACEU/AiFNXtdGpN8/s1600/Yeni%2BResim.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 197px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-qWv3P7hStqU/TsDSIGcN8WI/AAAAAAAACEU/AiFNXtdGpN8/s200/Yeni%2BResim.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5674766567096578402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugün benim için milattır :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milat nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsa’nın doğum günü olarak kabul edilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani bir anlamda da önemli bir olayı ya da durumu keskin biçimde belirtmektir milat. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olay ya da durum her ne ise öncesi ya da sonrası keskin bir çizgi olarak ayrılmış/belirginleşmiştir… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana göre eğlenceli bir yaklaşım bu “milat” kabul etmek ya da bir anlam vermek durumu… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de hayatta en önemli şey karar vermekten geçiyor, bir şeye karar vermek bir çok şeyi de beraberinde sürüklüyor, sürüklüyor diyorum çünkü belki de bazı kararları vermek için cesaret gerekiyor… Günümüz koşullarında da cesaret pek hatırı sayılır bir duygu değil gibi; değil mi??? Temkinli davranışlarımız cesareti hep bir adım geride bırakıyor maalesef… Böylelikle de zaman kavramı farkında olmadan bizi kendi içinde hapsediyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bu karar verme aşamasında fark edersek asıl zaman bize ayak uydurmaya başlamıyor mu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha öncesinde yazdığım bir yazıda da bahsetmiştim, bir kapı açıldığında diğer kapılara ulaşmak da çok kolay olabilir… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamda güzel milat larınızın olması dileğiyle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***Bugün, yarın, sonraki hafta her zaman olabilir…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-2136317144252097455?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/2136317144252097455/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=2136317144252097455&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/2136317144252097455'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/2136317144252097455'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/11/bugun-benim-icin-milattr.html' title='Bugün benim için milattır.'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-qWv3P7hStqU/TsDSIGcN8WI/AAAAAAAACEU/AiFNXtdGpN8/s72-c/Yeni%2BResim.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-7819695021388571103</id><published>2011-11-10T14:08:00.001+02:00</published><updated>2011-11-10T14:10:03.656+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-9DkvSqZC5w0/Tru--y-_ShI/AAAAAAAACDw/yaoTXRFrutY/s1600/Yeni%2BResim.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 135px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-9DkvSqZC5w0/Tru--y-_ShI/AAAAAAAACDw/yaoTXRFrutY/s200/Yeni%2BResim.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673338141650405906" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ben Atatürk’çü değilim! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben Atatürk’üm!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah 06:00 da uyandığımda, Tvde haberlerde hiç Atatürk görmedim. Nasıl olur ya dedim, nasıl haber olmaz, haber diyorum, bir kaç dakikalık bahsedilmeden bahsetmiyorum! Ancak yoktu, haber yoktu, izlediğim tv kanalları da hatırı sayılır haber kanallarıdır, 45 dakika haberleri izledim… Fakat Atatürk yoktu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra Radyo dinledim işe giderken yolda, birkaç radyo kanalında djler bahsetti. Ancak hep 1938 yılındaki haberleri okudular… Duymak istediklerim bunlar da değildi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk tek kişi değildir, ama! Ama………….bu sabah gördüm trafikte saat 09:05 geçe, hepimiz Atatürk’tük…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm gerçeği ile…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-7819695021388571103?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/7819695021388571103/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=7819695021388571103&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/7819695021388571103'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/7819695021388571103'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/11/ben-ataturkcu-degilim-ben-ataturkum.html' title=''/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-9DkvSqZC5w0/Tru--y-_ShI/AAAAAAAACDw/yaoTXRFrutY/s72-c/Yeni%2BResim.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-8051801105571982273</id><published>2011-10-27T12:45:00.000+03:00</published><updated>2011-11-29T13:14:56.496+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gezdikce'/><title type='text'>Burgaz Ada Gezdikce</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-sCzoTctmBSo/TqlEcB37ZBI/AAAAAAAACDk/02dNX7W8NQs/s1600/Yeni%2BResim.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 125px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-sCzoTctmBSo/TqlEcB37ZBI/AAAAAAAACDk/02dNX7W8NQs/s200/Yeni%2BResim.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5668136854352520210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ekli yazı Behlül Katas’a ait, yazıyı çok beğendim, belki de yaşamım boyunca en önemsediğim konu tarih, ekli yazıda da buram buram tarih kokmakta…  çok güzel kaleme alınmış, kalemine sağlık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burgaz'i anlatmaya 6-7 eylul olaylarindan baslamaliyim diye dusunuyorum. 6-7 eylul 1955'te yasananlar bu ulke icin cok kara bir lekedir. ama ozellikle de artik o iki gunden sonra hic bir seyin ayni kalamadigi dokusunu tamamen kaybeden istanbul icin... dogumumdan tam 24 yil once gerceklesen bu talihsiz galeyanda istanbul'da azinliklarin (onlardan ozur dileyecek yuzumuz bile yok, onlar bu ulkenin rengiydi, kardeslerimizdi, bu vatani onlarla bolusuyorduk) yogun yasadigi yerlerden sadece birinde tek bir olay bile yasanmadi. burgazada... o esnada mesela adalar bolgesinde buyukada ve heybeliada'da yer yerinden oynarken, ortalik tamamen yakilip yikilirken, burgaz'in turk sakinleri "zaman kardeslerimizi korumanin zamanidir" deyip sandallarina atliyorlar ve adayi disaridan gelebilecek her turlu tehlikeye karsi savunmaya aliyorlar. yagmacilar bu savunmayi gorunce adaya yaklasamiyorlar bile. iste burgazada bu dostlugun hikayesidir biraz da. simdilerde tamamen unuttugumuz bazi naif duygularin oykusudur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu yuzdendir ki ada, bizans prenslerinin surgun ve aci mekani olan prens adalari toplulugunun hala en bozulmamisi, en kendini koruyabilmisi, kahrolasica nedenlerle buralardan yillar icerisinde kovaladigimiz, gitmek zorunda biraktigimiz ve cok ozurler borclu oldugumuz rum kardeslerimizin vaktiyle mutlulugu ermeni kardeslerimizle ve bizlerle cok guzel harmanlayabildikleri yanibasimizdaki cesmi cihandir. fatih amasra'ya gittiginde lalasina "lala lala cesmi cihan bu mu ola?" diye sordugunda buyuk bir yanilgi icerisindeydi. oysa bir kac yil sonra son bizans imparatoruyla gogus goguse carpisarak alacagi sehirdeydi o cesmi cihan. fakat ne acidir ki mehmetlerden ikincisi olan, osmanli sarayina 15. yy'da nu tablolar koyup islam bu devletin harci olmalidir diyecek kadar kafasi karmakarisik olan bu fatih lakapli kisi oglunun ellerinden osmanli'nin ilk derin devlet cinayetine kurban gittiginde de burgaz'in boylesine bir yer oldugunun farkinda bile degildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burgazada buyuk askimdir... her sey degisir benim icin ama o asla degismez. onda cok sey bulurum... . en cok da huzuru ve tutkuyu... sadece sokaklarinda yurumek, kalpazankaya'ya kadar cikmak ve tam orada ormanin icerisinden kinaladai'nin tam kicina bakip kirmizi kinalarini seyretmek bile cogu zaman icimdeki butun darliklari alir goturur ve beni guzelce temizler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet guzeller guzeli bercuhi abla (berberyan), cocukluk lakabiyla da bercuk, burgazada sevgilim kitabinda cok guzel anlatir adayi ve onun satirlarinin izinde gezmek her yeri ayri bir guzeldir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle sandiginiz gibi cok vakit gerektiren bir sey degil aslinda bu. cunku biliyorum hepimiz vakitsizligi bahane ediyoruz kendimize. bir cumartesi ogleden sonra vapuruna atlaniyor, 1 saat sonra adada olunuyor ve 2-3 saat tum o atmosfer cigerlere doluyor, vucuda siniyor. sonra kalpazan'da muhtesem manzarada lezzeti fena olmayan yemek ve meze topluluguyla bir raki sofrasi aciliyor ya da tekrar iskelenin oraya inilip fincan'da lezzet komasi esliginde daha az bir manzarada terliyor bardaklar rakiyla. sonra dilerseniz o aksam bile evinize donebilirsiniz. haaa yok bu buyu bozulmaz diyorsaniz ya burgaz'da kalirsiniz ya da gecersiniz hemen yanibasinizdaki heybeli'ye orada kalirsiniz bir gece. ve anlarsiniz ki bu sehrin kirlenmisligini hemen yanibasinizda olan mekanlarla 24 saat icinde bile atabilirsiniz icinizden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu dusunun. ne zaman isterseniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazı; Behlül Katas&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-8051801105571982273?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/8051801105571982273/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=8051801105571982273&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/8051801105571982273'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/8051801105571982273'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/10/ekli-yaz-behlul-katasa-ait-yazy-cok.html' title='Burgaz Ada Gezdikce'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-sCzoTctmBSo/TqlEcB37ZBI/AAAAAAAACDk/02dNX7W8NQs/s72-c/Yeni%2BResim.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-1362635300899922236</id><published>2011-10-19T16:02:00.002+03:00</published><updated>2011-10-19T16:03:52.883+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-EgdNMy57oGU/Tp7KgstbptI/AAAAAAAACDY/zSaAKhgG-1c/s1600/Yeni%2BResim.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 62px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-EgdNMy57oGU/Tp7KgstbptI/AAAAAAAACDY/zSaAKhgG-1c/s200/Yeni%2BResim.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5665188044385003218" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Avuçlarım sım sıkı bir halde… Nefesimi tutmuşum, ne kadar süre böyle kaldım bilemiyorum… Ancak bu kısa bir süre devam etti… Çünkü istem dışı nefes alma zorunluluğu ile tekrar bir nefes daha alıyorum… Güvendeyim! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sabah uyanıp da düşündüğüm tek bir şey oldu??? Hiç tanımadığım, gencecik yavrular, şehit oldu??? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de bunların haberini sabah işe yetişme telaşında Tv den izliyorum… Bu evlatların anneleri, babaları ne düşünüyor; nefes almak onlar için ne kadar anlamlı bu saatten sonra… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derler ya “ateş düştüğü yeri yakar” diye… bu ailelere ateş düştü bir kere, bu ateş ne söner, ne de renkler eskisi gibi olur… renkler kan rengidir, renkler ateş rengidir… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna sebep olanları da Allaha havale ediyorum, ve kendi irademle de bela okuyorum!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-1362635300899922236?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/1362635300899922236/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=1362635300899922236&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/1362635300899922236'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/1362635300899922236'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/10/avuclarm-sm-sk-bir-halde-nefesimi.html' title=''/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-EgdNMy57oGU/Tp7KgstbptI/AAAAAAAACDY/zSaAKhgG-1c/s72-c/Yeni%2BResim.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-8467921248039421764</id><published>2011-10-18T13:03:00.003+03:00</published><updated>2011-10-18T13:09:33.061+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-wBtE3U3JUIs/Tp1PdWhk86I/AAAAAAAACDM/VjuJ3swZKSw/s1600/Yeni%2BResim.BMP"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 133px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-wBtE3U3JUIs/Tp1PdWhk86I/AAAAAAAACDM/VjuJ3swZKSw/s200/Yeni%2BResim.BMP" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5664771271983166370" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Saat 07:00; bu saatte dışarıda işe gitmek için yola koyulmuşum! Yaklaşık 15 dakika önce de uyumaktaydım. Nasıl bir ruh haliyse şuan caddede koşturmaktayım. Bu ne iş aşkı Fethiye olarak görünebilir… Okul yıllarımda da böyleydi bu… Hızlı bir hal içinde çok kısa bir zaman diliminde gideceğim yere yetişirdim hep!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hava inanılmaz soğuk, evden sokağa adımı attığım andan itibaren dışarıdaki acı soğuğa karşın kendi kendimi soğuğa karşı şarkı edalarında sesler çıkartırken yakaladım. Ha ahhhahoooooo şeklinde efekler bunlar… Aracı çalıştırırken de buna benzer sesler varlığını devam ettirmekteydi… Ta ki araç çalıştığı andan itibaren çalmaya başlayan MFO şarkısı benim sesimi bastırana dek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi çalış araba hemen yola çıkmamız gerek… diyerek şarkıya eşlik ediyordum… Oh pek şahane bu saatte hiç trafik yok, cadde bomboş… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güz mevsimine erken merhaba diyoruz… İstanbul bu mevsimde de kendine has bir görüntüde… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mevsimde sıcak ortamlar ararsın, ıslak sokaklarda koşturur, sonra güzel bir mekanda kahve keyfini yaşarsın. O kahve fincanına ellerini sarıp, soğuk havada soğumuş ellerini ısıtmaya çabalarsın. Bu istem dışı bir harekettir, sonra en sevdiğin kahveyi yudum yudum bulunduğun güzel İstanbul manzarasında ruhunu ısıtırsın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul her mevsim başka güzel, Güz mevsiminde de ayrı bir güzel… Atlarsın Moda’dan vapura, geçersin Eminönü’ne… Oradan atlarsın tramvaya Sultanahmet’e varırsın… Daracık sokaklarda dolaşırsın… Enerjin varsa eğer buradan da başka bir yere gidebilirsin… Eyüp’e geçersin… Tepede bulunan Pierre Loti Kahvesine uğrarsın belki… Ancak buraya gitmeyi planlarsan erken bir zamanda gitmeli.. Buranın keyfi en sakin halinde yaşanır bana göre… En güzel kahve keyfini de burada yaşarsın….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul her mevsim güzel güz mevsiminde ayrı bir enerji sunar… Soğuk ancak davetkar…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-8467921248039421764?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/8467921248039421764/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=8467921248039421764&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/8467921248039421764'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/8467921248039421764'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/10/saat-0700-bu-saatte-dsarda-ise-gitmek.html' title=''/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-wBtE3U3JUIs/Tp1PdWhk86I/AAAAAAAACDM/VjuJ3swZKSw/s72-c/Yeni%2BResim.BMP' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-7176636670611130281</id><published>2011-10-14T15:18:00.001+03:00</published><updated>2011-10-14T15:20:15.082+03:00</updated><title type='text'>Dünyanın Arzuladığı Şehir; Konstantiniyye</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-KI89QnidXt8/Tpgo8aJ0QPI/AAAAAAAACDA/Yu6kG9unSBw/s1600/Yeni%2BResim.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 139px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-KI89QnidXt8/Tpgo8aJ0QPI/AAAAAAAACDA/Yu6kG9unSBw/s200/Yeni%2BResim.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5663321549696155890" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yeni bir kitaba başladım, sanırım bu kitap ancak 2012 yılı başlarında bitirmiş olurum… Çok hızlı okunmayacak bir kitap, daha 100. Sayfasındayım, ancak o kadar çok not aldım ki,  bu notlar sayesinde ben yeni bir kitap yazabilirim… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Philip Mansel “ Konstantiniyye” kitabı. Ekli kitabı 4 yıl öncesinde almış ve okumuştum. Ancak kaçırdığım çok bölüm varmış… O dönemle bu dönem arasında aldığım notlardan anlıyorum bunu… Ve yaşadığım bu koca şehrin geçmiş tarihi ve kültürü beni bir kez daha aşık etmekte kendine… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kitabı bitirmeyi başarırsam eğer, İstanbul’u köşe bucak dolaşacağım… Seyahat planlarım kesinlikle İstanbul üzerine olacak. Aşığım ben bu şehre ve burada yaşamış olduğum için de kendimi çok mutlu hissetmekteyim… Her gün işe gidip gelirken farklı zaman dilimlerinde gördüğüm şehir manzarasında bunu hissedebiliyorum… Ne kadar trafikten sıkılsam da sabahın erken saatinde Haliç kıyılarını görmek, ya da akşamın loş ışıklarınlarında Süleymaniye Camii’ni görmek, Topkapı Sarayını uzaktan izlemek bana müthiş bir keyif yaşatıyor…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-7176636670611130281?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/7176636670611130281/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=7176636670611130281&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/7176636670611130281'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/7176636670611130281'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/10/dunyann-arzuladg-sehir-konstantiniyye.html' title='Dünyanın Arzuladığı Şehir; Konstantiniyye'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-KI89QnidXt8/Tpgo8aJ0QPI/AAAAAAAACDA/Yu6kG9unSBw/s72-c/Yeni%2BResim.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-940461002676360873</id><published>2011-10-11T11:52:00.002+03:00</published><updated>2011-10-11T11:53:47.421+03:00</updated><title type='text'>Kill Bill</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-3MLjj99VSVM/TpQD4tMtapI/AAAAAAAACC0/iFaERR0y55w/s1600/Yeni%2BResim.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 134px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-3MLjj99VSVM/TpQD4tMtapI/AAAAAAAACC0/iFaERR0y55w/s200/Yeni%2BResim.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5662154904252017298" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kill Bill filmini defalarca izlemişimdir, ancak her izleyişimde sanki ilk kez izliyormuşum gibi ekrana kilitlenip kala kalıyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film başlıyor ve müzikler süzülüyor ince ince… Sonra kare kare karakterler çıkıyor ortaya…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genellikle filmlerde çevreye odaklanırım, kültürler ve şehirler önemlidir benim için. Ancak bu film çok başka…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün akşam tekrardan bir ve iki versiyonunu izledim bu filmin, her zamanki gibi filmin sonunda Beatrix Kiddo  karakterine hayran kaldım. O kadar güçlü karakter, bunca olaydan sonra kendini tuvalete kapatmış ve ağlamaktaydı, filmin sonundaki müzik ziyafeti de o kadar vahşete o kadar acıya rağmen ruhu temizlemekteydi… Film bir yana, müzikler bir yana…Tarantino sadece film yapmıştı, konuşan filmdi… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film içerisinde tek bir cevapsız soru kalmadan sanki ilk kez izlemiş gibi gene hayran hayran tadı damağımda; Kill Bill Volume1/2...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-940461002676360873?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/940461002676360873/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=940461002676360873&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/940461002676360873'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/940461002676360873'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/10/kill-bill.html' title='Kill Bill'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-3MLjj99VSVM/TpQD4tMtapI/AAAAAAAACC0/iFaERR0y55w/s72-c/Yeni%2BResim.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-7792035491191122419</id><published>2011-10-10T12:56:00.001+03:00</published><updated>2011-10-10T12:57:43.513+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-19EF4qhAc_Q/TpLBhZsVZ5I/AAAAAAAACCs/GGGTxDamWcs/s1600/Yeni%2BResim.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 84px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-19EF4qhAc_Q/TpLBhZsVZ5I/AAAAAAAACCs/GGGTxDamWcs/s200/Yeni%2BResim.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5661800461134817170" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;KABULLENMEK / BİTİRMEK / ÖZGÜRLEŞMEK...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka insanlarla ilişkilerimizde geçmişte yaşanmış olumsuz deneyimler ya da bazen onlarla ilgili beklentilerimiz, onları kaybetme korkumuz, bağımlılığımız gibi durumlar bizimle o kişi arasında görünmez bağlar oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat bu bağlar tıpkı bir insanı sararak öldüren sarmaşıklar gibidir; kimse kendisi olamaz, gelişemez, aradaki o bağlar; sevdiğimiz insanı da ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bizi kısıtlayan, gelişmekten-mutlu olmaktan alıkoyan, nedenini anlayamadığımız bizi aşağıda tutan bir "hal" içine sokar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman zaman şunu söyleriz: "Her şey yolunda, bir sorun yok, ama içim sıkılıyor." Ya da "şunu yapmak istiyorum, içimde bir şey sanki mani oluyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların hepsi gerçektir, yaşayanlar vardır ve duru görürler etrafımızdaki bu bağları görürler;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta bazen kendi korkularımız, kendi yargılamalarımız, beklentilerimiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi kendimizi bile bağlarız. Yani en sevdiklerimizi yahut kendimizi İLERLEMEKTEN ALIKOYARIZ bilmeden... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bu şuna benzer: Çocuk üniversite sınavında en sevdiği bölümü, ülkenin en iyi üniversitesini kazanmıştır, fakat o üniversite başka şehirde ya da ülkede olduğu için anne-baba&lt;br /&gt;"ben seni çok seviyorum, dizimin dibinde kal, gitme..." demektedir... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Belki "o mesleğin" en parlak kişilerinden biri olabilecekken, onu çok sevdiğimiz için! Onu yanımızdan ayırmadık diye, onu dünyanın en bahtsız insanı yapmak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İşte bağımlılıklar, korkular, olumsuz deneyimler... Gibi etkenlerle, biri ile aramızda bağların olması da aynı böyle bir şeydir…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Mademki ruh olarak büyümeye geldik... Büyüyelim ve sevdiklerimizin büyümesine "izin" verelim...&lt;br /&gt;Evet, bu çalışma "o bağları" kesmek içindir; ilişkiyi bitirmek için değil. Fakat bitmesi gereken ilişkilere de izin vermeliyiz… Gitmesi gereken'e izin vermeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerinizi kapatıp bir kaç tane yavaş ve derin nefes alın, bedeninize gevşediğini söyleyin.&lt;br /&gt;Sonra deyin ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***********&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sevgili ya da ne için söylenecekse; …………&lt;br /&gt;Seninle yaşadığımız ilişki süresince bilerek ya da bilmeyerek yaşattığım tüm zorluk ve sıkıntılar için senden özür dilerim. Lütfen beni bağışla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben seni içtenlikle bağışlıyorum. Ve sevgiyle ya da zorlayarak bana öğrettiğin her şey için sana teşekkür ediyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Öğrenmem gerekenler için bana "rol arkadaşı" olduğun için teşekkür ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Aramızdaki bağları kesiyorum ve seni benden, beni senden özgür bırakıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Hayat Yolun ışık ve sevgi olsun her zaman..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu yapmak her geçen gün enerjinizi (auranızı) size ait olmayan ama sizi bağlayan, kapatan her türlü enerjiden temizleyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da şu anlama gelir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Yepyeni bir kader yaratma şansına sahip olmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle aile bireyleri, eş, çocuk gibi en yakın ilişkilerimizden başlayarak ilişki içinde bulunduğumuz herkes için tek tek yapılması tavsiye ediliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ölmüş yakınlarımız için bile…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ve özellikle zor deneyim yaşadığımız kişiler için... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ta ki affettiğimizi hissedene kadar… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Şu hep hatırımızda olsun lütfen; biz bu çalışmayı öncelikle kendimiz için yapıyoruz;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; kendi ruhumuzu, hayatımızı, kaderimizi iyileştirmek için…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OLABİLECEĞİMİZ EN YÜKSEK POTANSİYELDEKİ KENDİMİZ OLMAK İÇİN...&lt;br /&gt;Ekli yazı alıntıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-7792035491191122419?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/7792035491191122419/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=7792035491191122419&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/7792035491191122419'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/7792035491191122419'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/10/kabullenmek-bitirmek-ozgurlesmek.html' title=''/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-19EF4qhAc_Q/TpLBhZsVZ5I/AAAAAAAACCs/GGGTxDamWcs/s72-c/Yeni%2BResim.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-2975869898644192744</id><published>2011-10-07T10:30:00.001+03:00</published><updated>2011-10-07T10:31:25.334+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-s644w5ZHcN0/To6qw-15oJI/AAAAAAAACCk/oWcZ-BYy3Jo/s1600/Yeni%2BResim.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 147px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-s644w5ZHcN0/To6qw-15oJI/AAAAAAAACCk/oWcZ-BYy3Jo/s200/Yeni%2BResim.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5660649540130807954" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yalın ayak toprağa basmanın keyfi paha biçilemez… Özgürlüğün ta kendisidir bana göre…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl Ağrı Dağı tırmanışında 3200m kampında tırmanış yapmadığımız süre boyunca kamp alanında yalın ayak dolaştım/dolaştık. Bulunduğumuz alan yemyeşil bir alandı ve hava da bizden yana olunca inanılmaz bir keyif olmuştu bu… Toprakmış, kirliymiş her şeyden uzak, sere serpe dolaştık, güneşlendik, hopladık zıpladık… Tırmanış yaptığımız uzun saatler boyunca ayağımızdaki botların rahatsızlığından sonra bu yalın ayak dolaşmanın keyfi, daha bir anlamlı olmaktaydı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra Ağrı Dağı tırmanışını tamamladık ve şehir hayatına merhaba dedim. Özgürlüğün rahatlığını seviyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha çocukluktan gelen bir kendini rahat ettirme durumum varmış benim ; hatırladığım ortaokul yıllarındaJ resim dersinde ayağımda bulunan ayakkabıyı bir anlık dalgınlık ile çıkartmış ve bunu oturduğum sıranın dışında yapmış, ve ayakkabıyı da orada bırakmıştım. Sonra derse devam etmiş ve kendimce şahane resimler yapmaya koyulmuştum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra hoca şaheser resimlerimize göz atarken benim sahipsiz gibi görünen ayakkabımı sınıfın ortasında fark ettiğinde J “ çocuklar kimin bu ayakkabı?” demişti…  ben de gayri ihtiyari ayakkabının benim olduğunu belirtmiştim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar yıllar geçti; ve iş hayatına atıldım…. Alışamadığım şey yüksek topuklu ayakkabılar ve iş gereği de bunları zaman zaman giyme durumumum olması… Haliyle bundan rahatsız oluyorum ve rahatsız olmayanları da anlayabilmiş değilim işin aslı; bu hafta içerisinde iş yerimde/saatler saatler süren bir toplantıda istem dışı topuklu ayakkabılarımı çaktırmadan masanın altında çıkarttım, ve günün büyük bölümü bunu devam ettirdim… Sadece bir ara ayakkabımın tekini kaybettiğimi sandım ki sandaliyenin ardına kaymış olarak buldum J&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplantı o kadar uzadı ki, ilk toplantı başladığında kendimce kurduğum cümleyi toplantı sonunda toplantıyı yöneten kişi kurdu, “bu toplantıyı bitirelim yoksa sabaha kadar sürecek!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o noktada kafamda Bülent Ortaçgil’den “ Normal” şarkısı çalmaktaydı…. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;:)&lt;br /&gt;İyi hafta sonları olsun …&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-2975869898644192744?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/2975869898644192744/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=2975869898644192744&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/2975869898644192744'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/2975869898644192744'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/10/yaln-ayak-topraga-basmann-keyfi-paha.html' title=''/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-s644w5ZHcN0/To6qw-15oJI/AAAAAAAACCk/oWcZ-BYy3Jo/s72-c/Yeni%2BResim.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-4726159034255756374</id><published>2011-10-06T13:16:00.002+03:00</published><updated>2011-10-06T13:17:35.032+03:00</updated><title type='text'>SANTANA</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-TLMHAkd6jdE/To2ALwmiaOI/AAAAAAAACCc/e5qNfmFgO2o/s1600/Yeni%2BResim.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 196px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-TLMHAkd6jdE/To2ALwmiaOI/AAAAAAAACCc/e5qNfmFgO2o/s200/Yeni%2BResim.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5660321246188038370" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sekiz saatten fazla çalıştığım iş zamanlarında; kafamda ‘Santana’ dan solo parçalar çalmakta… yoksa bu işler çekilmezdi… Santana’yı ilk olarak 1995 yılında bir arkadaşım vasıtasıyla dinlemiştim. Dinlediğim de bayılmıştım. O zaman bu zaman baygın baygın dinlerim Santana’yı, uzun araç yolculuklarında şiddetle tavsiye edilir…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-4726159034255756374?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/4726159034255756374/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=4726159034255756374&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/4726159034255756374'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/4726159034255756374'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/10/santana.html' title='SANTANA'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-TLMHAkd6jdE/To2ALwmiaOI/AAAAAAAACCc/e5qNfmFgO2o/s72-c/Yeni%2BResim.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-7875113939430649661</id><published>2011-10-03T00:05:00.006+03:00</published><updated>2012-02-01T22:40:15.691+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-SHkPCUDtONs/TolSQnYNdGI/AAAAAAAACCU/kO3yFYcK-tM/s1600/oooovvvv.bmp"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 154px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-SHkPCUDtONs/TolSQnYNdGI/AAAAAAAACCU/kO3yFYcK-tM/s200/oooovvvv.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5659144852169651298" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Doğanın gücü sayesinde; yaşadığım bu kocaman şehirde her an karşılaşma ihtimaline karşılık gene de yaşamayı öğreniyorsun… &lt;br /&gt;Doğanın gücüne karşılık, ben bu koca şehri her ihtimale karşın gene de çok seviyorum!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-7875113939430649661?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/7875113939430649661'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/7875113939430649661'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/10/dogann-gucu-sayesinde-yasadgm-bu.html' title=''/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-SHkPCUDtONs/TolSQnYNdGI/AAAAAAAACCU/kO3yFYcK-tM/s72-c/oooovvvv.bmp' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-5295667512346160336</id><published>2011-09-30T06:30:00.001+03:00</published><updated>2011-09-30T15:23:08.164+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>Günün Sözü;</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-YWpLXmQX9Uc/ToW0pt_r1bI/AAAAAAAACCM/86yJZ_wb7T8/s1600/pinokyo.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 196px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-YWpLXmQX9Uc/ToW0pt_r1bI/AAAAAAAACCM/86yJZ_wb7T8/s200/pinokyo.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5658127135675241906" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İktisatçı; dün öngördüğünün bugün gerçekleşmediğini yarın açıklayabilen kimsedir :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-5295667512346160336?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/5295667512346160336/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=5295667512346160336&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/5295667512346160336'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/5295667512346160336'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/09/gunun-sozu_30.html' title='Günün Sözü;'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-YWpLXmQX9Uc/ToW0pt_r1bI/AAAAAAAACCM/86yJZ_wb7T8/s72-c/pinokyo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-2540479426824309762</id><published>2011-09-29T07:12:00.000+03:00</published><updated>2011-09-29T09:00:32.151+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eğlence'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>Günün sözü</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-wndwic42Yo8/ToQJbvttDOI/AAAAAAAACCE/nMRRjjger00/s1600/imagesCAODIX6P.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 275px; height: 183px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-wndwic42Yo8/ToQJbvttDOI/AAAAAAAACCE/nMRRjjger00/s320/imagesCAODIX6P.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5657657404153466082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;allah sevdiği kuluna önce eşeğini kaybettirir, sonra da buldururmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tersi de geçerli olabilir: &lt;br /&gt;allah sevmediği kuluna önce eşek buldurur, sonra da kaybettirirmiş :))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-2540479426824309762?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/2540479426824309762/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=2540479426824309762&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/2540479426824309762'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/2540479426824309762'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/09/gunun-sozu_29.html' title='Günün sözü'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-wndwic42Yo8/ToQJbvttDOI/AAAAAAAACCE/nMRRjjger00/s72-c/imagesCAODIX6P.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-3448337519646184620</id><published>2011-09-28T23:11:00.002+03:00</published><updated>2011-09-28T23:11:00.199+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><title type='text'>Mor Menekşe</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-L5ZW0YByXmY/ToNBWMW4YbI/AAAAAAAACB8/vFdqova21PI/s1600/foto25%255B1%255D.bmp"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-L5ZW0YByXmY/ToNBWMW4YbI/AAAAAAAACB8/vFdqova21PI/s200/foto25%255B1%255D.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5657437406437597618" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;EN sevdiğim şarkılardan biridir ' Mor Menekşe'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nilüfer'in kadife sessinde dinlemek...&lt;br /&gt;iyiki bu şarkının dönemini yakalamışım:)&lt;br /&gt;Teşekkürler Nilüfer; bu şarkı çok iyi geldi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-3448337519646184620?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/3448337519646184620/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=3448337519646184620&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/3448337519646184620'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/3448337519646184620'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/09/mor-menekse.html' title='Mor Menekşe'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-L5ZW0YByXmY/ToNBWMW4YbI/AAAAAAAACB8/vFdqova21PI/s72-c/foto25%255B1%255D.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-2084049068965710420</id><published>2011-09-28T07:58:00.000+03:00</published><updated>2011-09-28T15:05:35.753+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TR'/><title type='text'>Kapitalist Sistemden Kısa Mesaj Var!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-Xb-Va7LhgUo/ToMM1OSF5lI/AAAAAAAACB0/K-GXnuu0Qrw/s1600/kapitalist.bmp"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 210px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Xb-Va7LhgUo/ToMM1OSF5lI/AAAAAAAACB0/K-GXnuu0Qrw/s320/kapitalist.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5657379665414055506" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şeytan diyor ki bir daha kullanma şu cep telefonunu….&lt;br /&gt;Şuan kullandığım şebeke an itibariyle kısa mesaj gönderiyor; “uzun süredir müşterimizsiniz, size hediyemiz var!” Hemen mesaj gönderin şu kadar dakika kazanın gibilerinden…. Yolluyorum mesajı, bu kez yeni mesaj geliyor, şu kadar dakika hediyeniz onaylanacaktır, kabul ediyorsanız “evet” yazın ve gönderin! “E hani zaten gönderdim kabul mesajını, ikinci mesaj neden?” Ancak bunu kendi kendime konuşmak da eğlenceli oluyor… Neyse “evet” diyorum ve gönderiyorum mesajı …. Sonra cevap geliyor, “altı ay süresince kabul ettiğiniz bu hediye kampanyasında şu kadar dakika kazandınız…”  “Nasıl???? Ben altı aydan haberdar değilim, siz yalancısınız diyorum mesaja bakarak! “&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapitalist sistemde bu tarz hediye oyunları ile artık kaç tane abone var ise gönderilen mesaj ücretleri sayesinde de bedava dedikleri hediye ücretlerini peşin olarak alıyorlar, oh kebap!!…. Hatta altı ay süre ile de müşteriyi bağlıyorlar ve bunu nasıl süsleyip püsleyip sunuyorlar, teprikler!!!….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi bu sinir ile şebekeyi değiştirdim diyelim, ancak halen Edirne’den/Ardağan’a kesik kesik telefon görüşmesi yapmak daha sinir bozucu olacaktır…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-2084049068965710420?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/2084049068965710420/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=2084049068965710420&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/2084049068965710420'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/2084049068965710420'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/09/kapitalist-sistemden-ksa-mesaj-var.html' title='Kapitalist Sistemden Kısa Mesaj Var!'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-Xb-Va7LhgUo/ToMM1OSF5lI/AAAAAAAACB0/K-GXnuu0Qrw/s72-c/kapitalist.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-4707747343490486879</id><published>2011-09-27T06:30:00.000+03:00</published><updated>2011-09-27T09:13:36.678+03:00</updated><title type='text'>Günün sözü</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-4Angqu7vRrA/ToFpdov3LwI/AAAAAAAACBs/jOLxtZ2KsOo/s1600/imagesCALHJJS1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-4Angqu7vRrA/ToFpdov3LwI/AAAAAAAACBs/jOLxtZ2KsOo/s200/imagesCALHJJS1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5656918564829343490" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Harmanı görmeniz kısmet olmasa da; her hareketinizle bir tohum ekersiniz!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-4707747343490486879?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/4707747343490486879/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=4707747343490486879&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/4707747343490486879'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/4707747343490486879'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/09/gunun-sozu.html' title='Günün sözü'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-4Angqu7vRrA/ToFpdov3LwI/AAAAAAAACBs/jOLxtZ2KsOo/s72-c/imagesCALHJJS1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-3914571713224914185</id><published>2011-09-26T06:30:00.001+03:00</published><updated>2011-09-26T11:45:47.529+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>Son üç ayda biriktirdiklerim!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-ySylkp6otmU/ToA7kkTI2rI/AAAAAAAACBk/Wdcg0smp_Ms/s1600/100_5881.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-ySylkp6otmU/ToA7kkTI2rI/AAAAAAAACBk/Wdcg0smp_Ms/s320/100_5881.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5656586631382620850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Son üç ayda biriktirdiklerim!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-3914571713224914185?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/3914571713224914185/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=3914571713224914185&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/3914571713224914185'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/3914571713224914185'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/09/kitap_26.html' title='Son üç ayda biriktirdiklerim!'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-ySylkp6otmU/ToA7kkTI2rI/AAAAAAAACBk/Wdcg0smp_Ms/s72-c/100_5881.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-2119338245869136583</id><published>2011-09-22T00:15:00.001+03:00</published><updated>2011-09-22T12:52:26.096+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eğitim'/><title type='text'>Başlıyoruz</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-lyjGGjed0ng/TnsFTwHv5xI/AAAAAAAACBU/aTKwpojKKO0/s1600/rightorwrongbystromgrenme2.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 315px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-lyjGGjed0ng/TnsFTwHv5xI/AAAAAAAACBU/aTKwpojKKO0/s320/rightorwrongbystromgrenme2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5655119593986844434" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İç benliğimiz ego ile zaman zaman savaş halinde olabilirsiniz… Ego her zaman hazırdır sizle konuşmaya, itirazlarda bulunmaya ve hiç bir şey onun için mükemmel değildir. Hep bir savaşma isteği vardır… Ben de zaman zaman egoma yenik düşebiliyorum, ve kendimi sert eleştirdiğim zamanlarım oluyor… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi sert eleştirilerimi çok sevdiğim, benden yaşça da büyük arkadaşım Ömer ile paylaşırken, kendine haksızlık ediyorsun dedi ve;  &lt;br /&gt; “Bana göre senin isteyip de yapamayacağın bir şey yok” … “Geçen yıl planladığın pek çok şeyi gerçekleştirdin” ve “ hayata karşı çok tutkulusun… “&lt;br /&gt;En son cümlesi beni baya bir etkiledi ve düşündürdü; doğruydu; aynen planladığım gibi oldu bu yıl her şey ( aşk dışında; ki aşkı planlamak şekilciliktir bana göre )… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2011 yılını aslında daha 2010 yılından planlamıştım kafamda. Bu yıl benim için seyahat dolu bir yıl olacaktı. Sonra işimde bir adım öne gidecektim, ve bu yıl sonunda da MBA programına dahil olacaktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2011 yılında sürpriz seyahatler gerçekleştirdim. Hepsi de çok şey kattı bana şüphesiz. Hatta hiç beklemediğim bir zamanda bir gazeteden gezi editörlüğü teklifi bile aldım…&lt;br /&gt;Sonra işimde bir adım öne geçtim. Seneye bunu bir adım daha öne taşıyacağımı biliyorum/yapmalıyım da … Çünkü önümdeki 3 yıl çok önemli; kariyer açısından…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel bir yılın sonuna doğru da MBA programına başlıyorum. Bu benim için yeni bir dönem demek. Zorlu, ancak besleyici bir dönem… &lt;br /&gt;Şimdi başlıyoruz!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-2119338245869136583?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/2119338245869136583/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=2119338245869136583&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/2119338245869136583'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/2119338245869136583'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/09/baslyoruz.html' title='Başlıyoruz'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-lyjGGjed0ng/TnsFTwHv5xI/AAAAAAAACBU/aTKwpojKKO0/s72-c/rightorwrongbystromgrenme2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-557317741461989320</id><published>2011-09-22T00:05:00.002+03:00</published><updated>2011-09-22T14:23:02.740+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><title type='text'>Bana biraz renk ver!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-aZQ8DQrrh_A/Tnrp1EL7pLI/AAAAAAAACBM/VB_tCgjWQns/s1600/90974.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 175px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-aZQ8DQrrh_A/Tnrp1EL7pLI/AAAAAAAACBM/VB_tCgjWQns/s400/90974.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5655089379983205554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İki jenerasyon arasında bu kadar fark olacağını bilemezdim, Ya da bunu bire bir yaşayacağımı bilmezdim… Günlerden bir gün nasıl olduysa müzik kutusunda Kayahan çalıyordu. O kadar uzun süre olmuştu ki Kayahan şarkılarını dinlemeyeli, çok da iyi geldi dinlendirdi… Kaldı ki benim de Kayahan dönemini yakalamam ablamlar sayesinde olmuştu… Ben müzik keyfindeyken, şehir dışında bu yıl eğitim hayatına başlayan yeğenim Ece aradı. Sonra belli belirsiz müzik sesini işitmiş sanırım, “teyze ne dinliyorsun?” &lt;br /&gt;-Kayahan dinliyorum? Bilir misin?&lt;br /&gt;-Hayır, hiç bilmem! &lt;br /&gt;Bu cevapla biraz şaşırmıştım. Ben 78 sonu, o ise 93 jenerasyonuydu… Sonra çalan müziği ona biraz dinlettim, hoşlandı, ben de araştırayım dedi… Ancak şarkı çok eskiydi… ama gene de bilmiyor olması beni şaşırtmıştı.&lt;br /&gt;Çünkü ben eskilerden Abba grubunu biliyordum… günümüz gençliği hızlı tüketim ile geçmişten çok feyz almıyordu bunu fark ediyorum.  Araştırmak gibi bir çabaları yok maalesef. Bu örnek Kayahan ile değil belki de başka müzisyen için de olabilirdi açıkçası…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu müzik olunca evren de bu yönde hareket ediyor sanırım… Aynı günün sonunda telefonumun çağrısı üzerine uykumdan uyanmış, uyku sersemi gelen çağrıyı cevaplıyordum, Telefondan gelen ses müzisyen Sıla’ydı ve canlı-kanlı şarkı söylüyordu… “ Bana biraz renk ver” … Sıla’nın konserinden aranıyordum, ve en sevdiğim şarkılardan biridir” Bana biraz renk ver” çok güzel gelmişti şarkıyı canlı kanlı dinlemek; Lezizzz!!!&lt;br /&gt;Arkadaşım,Sıla konserinden bu şarkı çalınca bana da dinletmek istemişti… &lt;br /&gt;Müzik ruhun doktoru gerçekten :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-557317741461989320?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/557317741461989320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=557317741461989320&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/557317741461989320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/557317741461989320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/09/bana-biraz-renk-ver.html' title='Bana biraz renk ver!'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-aZQ8DQrrh_A/Tnrp1EL7pLI/AAAAAAAACBM/VB_tCgjWQns/s72-c/90974.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-7958809319484060395</id><published>2011-09-21T00:12:00.002+03:00</published><updated>2011-09-21T10:20:01.999+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eğlence'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='annem'/><title type='text'>Yaşam bazen karikatür gibi...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-I80T245EqBY/TnmKOGjd9II/AAAAAAAACA8/Q3H88DrHfpk/s1600/imagesCA0ZZLAN.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 259px; height: 194px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-I80T245EqBY/TnmKOGjd9II/AAAAAAAACA8/Q3H88DrHfpk/s320/imagesCA0ZZLAN.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5654702782022546562" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Günün yorgunluğunda eve gitmek üzere küçük adımlarla sokakta ilerliyorum. Apartmana yaklaşmıştım, sokakta önümde ilerleyen bir kadın vardı...Yüzünü görmesem de yürüyüşü binalık bir his ile tanıdık geldi ve bir anda da bu duygu kayboluvermişti...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Önümde ilerleyen kadında da bizim apartmana giriş yapmıştı. Ben de peşi sıra apartmana giriş yapıyordum. Ardında biri olduğunu sezinleyerek apartman ışığını yakmak için düğmeye basmadı. Ben de hemen apartmanın girişinde bulunan posta kutusuna yöneldim. Kadın biran duraksadı, sonradan fark ettim durmak durumunda kaldı, çünkü apartman ışığı yanık olmadığı için karanlıktı ve benim ışığı yakmam için bekliyordu. Elimi ışığın yanması için düğmeye yönelttim ve kadının kim olduğuna bakmadan tekrar posta kutusunda gelen postalara göz gezdirdim. &lt;br /&gt;Fark ettiğim kadın ilerlemişti ve bana bakıyordu… Bu olanlar sadece birkaç saniye içerisinde gerçekleşiyordu… Günün yorgunluğu ile bu konu ile ilgilenmedim, zaten kulağımda da kulaklıklarım vardı, kendi halimde etraftan soyutlanmıştım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bir ses, kendinden emin ses; Fethiye! Diye seslendi… Kafamı kaldırıp baktım. Baktım, tanıdık birsiydi, ancak nereden tanıdığımı bilmiyordum... Bir süre sonra tanıdım. Ben minicik bir kız çocuğuyken bu apartmandan komşularımızdı… Ancak nasıl olur da beni tanımıştı, şaşkındım???&lt;br /&gt;33 yaşımdaki görüntüm ile ilkokul yıllarımdaki görüntüm arasında nasıl bir bağ kurup beni tanımıştı...Kaldı ki adımı bile ilk gördüğü gibi telaffuz etmişti… Bravo dedim içimden...&lt;br /&gt;-Fethiye! Tanıdın mı beni???&lt;br /&gt;-Tanıdım, tabi ki tanıdım, nasılsınız???&lt;br /&gt;-İyiyim yavrum, bizim çocuk evlenecek, bizim daireyi yaptırıyoruz. Burada oturacak artık….&lt;br /&gt;-Hayırlı olsun, ne güzel, eskilerden birilerini görmek çok güzel….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra yüzüme dikkatlice baktı ve; Fethiye hiç değişmemişsin yavrum, aynı tebessüm, aynı bakışlar… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç değişmemiş olan ben şaşkındım... Yaşam karikatürden farksızdı bu durumlarda benim için...Ben gelmişim 33 yaşıma, ancak benim en son ilkokul yıllarında gördüğüm komşu teyzem beni tanımakta hiç güçlük çekemden ve adımı bile teklemeden hatırlıyordu… &lt;br /&gt;Ben daha dün kimle tanıştığımı bile hatırlayamazken... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse bu durumu ablamla da paylaşmalıydım; telefonda başladım anlatmaya...&lt;br /&gt;Ablam aynen şu yorumu yaptı;&lt;br /&gt;-Tanır tabi, en son saçlarını kısa küt kestirmesen belki tanımazdı, ancak senin çocukken saçların hep kısa küttü… senle özdeşlemişti bu saç modeli… dedi… &lt;br /&gt;ve ekledi; bir de azımsanmayaak şekilde anneme benziyorsun....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-7958809319484060395?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/7958809319484060395/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=7958809319484060395&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/7958809319484060395'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/7958809319484060395'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/09/yasam-bazen-karikatur-gibi.html' title='Yaşam bazen karikatür gibi...'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-I80T245EqBY/TnmKOGjd9II/AAAAAAAACA8/Q3H88DrHfpk/s72-c/imagesCA0ZZLAN.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-8720262914447160790</id><published>2011-09-20T00:15:00.005+03:00</published><updated>2011-09-20T16:39:05.678+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>Oruç Aruoba</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-RCl0aqfCBrY/Tngnq_CRfsI/AAAAAAAACA0/O3hASehLG1s/s1600/imagesCADZ943N.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 251px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-RCl0aqfCBrY/Tngnq_CRfsI/AAAAAAAACA0/O3hASehLG1s/s320/imagesCADZ943N.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5654312951592615618" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kendin olmayı yeniden ögrenmen gerek - yıllar yılı unuttun onu yalnızca;&lt;br /&gt;bunu da "koşullar"a, "hayatın akışı"na, "sorumluluklarin"a falan bağlamaya kalkışma -bahane bulmağa da calışma: sendin, sendeki asıl senin anlamını, önemini, değerini gözardı eden: korkaklıkla işin kolayına kaçan...&lt;br /&gt;o işte şimdi hesabını soruyor o sahici senin, senden; ne yaptın sen sana?!...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diye özetlemiş yazar; Oruç Aruoba!&lt;br /&gt;Kitapları da yazıları kadar sade ve anlaşılırdır. Öncelikle "ile" kitabı, sonrasında "Uzak" ve "Yakın" adli kitaplarını okunması için tavsiye ederim. Kitaplar sizinse beğendiğiniz satırların altını, üstünü, sağını solunu çizin ve her çizdiğinizde tarihini de atın altına, aradan zaman geçip te tekrar kitabı karıştırdığınızda keyifli olmakta... Ben 6 yıl önce "ile" kitabını okumuşum, bu kitabı da arkadaşım hediye etmişti... Ve kitabın içerisine bir sürü not almışım... Kitabı bu süreçte okumak, geçmiş dönem notlarını da bu zamanda okumak keyifli olmakta... &lt;br /&gt;Yaşamı değerli kılan ne çok şey var aslında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keyifli okumalar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-8720262914447160790?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/8720262914447160790/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=8720262914447160790&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/8720262914447160790'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/8720262914447160790'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/09/oruc-aruoba.html' title='Oruç Aruoba'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-RCl0aqfCBrY/Tngnq_CRfsI/AAAAAAAACA0/O3hASehLG1s/s72-c/imagesCADZ943N.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-261658594916609595</id><published>2011-09-19T07:00:00.000+03:00</published><updated>2011-09-20T11:41:04.789+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><title type='text'>AŞK</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-CHDSK5CvTLk/TncZ-OpFW6I/AAAAAAAACAs/uHIZ2yGXnMI/s1600/imagesCA5Z314A.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 252px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-CHDSK5CvTLk/TncZ-OpFW6I/AAAAAAAACAs/uHIZ2yGXnMI/s320/imagesCA5Z314A.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5654016414059944866" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;ey gönül! şimdi sorarım sana, hangi aşk daha büyüktür? anlatılarak dile düşen mi? anlatılmayıp da yürek deşen mi?&lt;br /&gt;- şems-i tebrizi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** topu topu kaç kez aşık olduk??? &lt;br /&gt;aşk dediğin şey bana göre yürek deşer, öyle deşer ki, kendine bunu anlatmak da zaman alır; iyileşme dönemin, kendini toparlaman hepsi bir süreçtir... O nedenle bir ilişki bittiğinde bir süre gereklidir, dinlemek gereklidir, dinlenmek gereklidir, &lt;br /&gt;Velev ki hemen bir ilişkiye başlamak pek muteber değildir benim için...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-261658594916609595?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/261658594916609595/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=261658594916609595&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/261658594916609595'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/261658594916609595'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/09/ask.html' title='AŞK'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-CHDSK5CvTLk/TncZ-OpFW6I/AAAAAAAACAs/uHIZ2yGXnMI/s72-c/imagesCA5Z314A.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-5633215799308042285</id><published>2011-09-19T06:45:00.000+03:00</published><updated>2011-09-20T11:41:56.188+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>Yeni bir kitap keyfi daha; Serenad!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-_jF6_ards1s/TnbreMPO5XI/AAAAAAAACAk/flLV3ibK6IE/s1600/imagesCAR7LK9D.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 370px; height: 136px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-_jF6_ards1s/TnbreMPO5XI/AAAAAAAACAk/flLV3ibK6IE/s400/imagesCAR7LK9D.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5653965286123955570" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün bir kitapçı keşfettim, arkadaşımla Kadıköy'den Moda'ya çıkarken, bir pasajın içerisinde bulduğum kitapçı bu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korsan kitap almaya karşıyım, elimi sürmem! Ancak herkesin kitap okuma hevesinde orjinal kitap fiyatlarını gördüğümde de utanıyorum desem yeridir. 27/35-TL ye kitap olur mu? Ya da ilk kitabını 18-TL ye satın aldığınız bir yazarın, ikinci kitabını koşarak almaya gittiğinizde bu kitabın fiyatının 30-TL olmasında nasıl bir hayal kırıklığı yaşarsınız? Açıkçası benim gözlerim fal taşı gibi açılıyor fiyatları gördüğümde, belki de o nedenle çok popüler kitapları okumayı sevmiyorum... En çok okunan kitaplar bölümü bana hep çok itici gelmiştir. Ancak hep sevdiğiniz bildiğiniz bir yazarın bir kitabı yayımlandığında da ele avuca sığmayan bir sevinçle kitabı almaya yeltenmek de anlatılacak duygu değil... Kitap fiyatını gördüğümde gözlerim yerinden çıkmışçasına bakışlarımı, kitabın fiyatını ödeyene dek devam ettirebiliyorum. Belki de eve varana dek gözlerim yerinden çıkmışçasına durabiliyorum! :)) &lt;br /&gt;Hadi ben yine de 30-TL verip alabiliyorum o kitabı, çünkü okuduğumda bana çok şey katacak düşüncesindeyim. Ancak başka başka birileri bu kitabı alamayacak belli ki... Neyse ben bu düşüncelerden şikayet ederken kendime ikinci el orjinal kitap satan bir kitapçı bulma sevincini yaşadım dün. &lt;br /&gt;Tam da Zülfü Livaneli'nin Seranad kitabını okumak isterken bu kitapçıyı bulmuş olmak güzeldi...&lt;br /&gt;Moda Teras'da, muazzam İStanbul manzarasına karşı, arkadaşım lavobaya gittikçe kitabı tırtıkladım, birkaç satır birkaç satır okumak bana çok keyifli geldi... Sonra manzara, sonra arkadaşımın doğum gününü kutlamak... Bir taş ile iki kuş bir de arkadaşım Sibel'i vurmuştum:)) heheheh &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabı yarı fiyatına satın aldım, eğer istersem kitabı okuduktan sonra da yine aldığım fiyatın yarısına kitabı geri verebileceğim! Orjinal kitap okumak adına fikirler güzel bence??? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seranad; sürükleyici bir livaneli romanı. öyle ki, okumaya başladığınızda sayfalar elinizden kayıp gidiyor... Biran önce bitirme hevesi ile kitap sarıyor sizi...&lt;br /&gt;Beni; bir kitapta en çok etkileyen başka konuları da araştırmama yol açması, &lt;br /&gt;struma, mavi alay, hitler gibi bir çok olaya değinilmesi, yakın tarihimizle alakalı unuttuğumuz/bilmediğimiz birçok şeyi hatırlatıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap olay, hikaye örgüsü açısından başarılı, ancak dili edebi dilden biraz uzak ve tekdüze gibi geldi bana.... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keyifli okumalar,&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-5633215799308042285?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/5633215799308042285/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=5633215799308042285&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/5633215799308042285'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/5633215799308042285'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/09/bir-kitap-daha-serenad.html' title='Yeni bir kitap keyfi daha; Serenad!'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-_jF6_ards1s/TnbreMPO5XI/AAAAAAAACAk/flLV3ibK6IE/s72-c/imagesCAR7LK9D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-3528747441897870578</id><published>2011-09-17T07:00:00.009+03:00</published><updated>2011-12-06T20:14:55.703+02:00</updated><title type='text'>Rüya</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-hlrnhEN0Z7M/TnRXIyenm8I/AAAAAAAACAU/TUmxo_B8IAA/s1600/imagesCAB6A0FX.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 248px; height: 203px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-hlrnhEN0Z7M/TnRXIyenm8I/AAAAAAAACAU/TUmxo_B8IAA/s320/imagesCAB6A0FX.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5653239240757582786" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hiç gördüğünüz rüyanın ertesi günü ya da sonraki günlerde bire bir çıktığı oldu mu?&lt;br /&gt;Ben de oluyor...&lt;br /&gt;Hayatımın belli dönemlerinde yaşıyorum bunu maalesef! Bazen bu durumun üzerinde durmayıp es geçebiliyorum, bazense dikkate alıp buna göre hareket edebiliyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz haftalarda gene bir rüya gördüm, azımsanmayacak bir rüya değildi bu! Ancak önemsemedim. Çünkü konunun benim için artık önemli olmadığını düşündüm... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüyamda bir kaç kişi ile aynı ortamdayız, benim başımda kırmızı bir eşarp var, ve bu kişilerden bir tanesi ve yakınları benle alakalı gizemli, olumsuz bir tavır ve konuşma sergiliyor... Ben hiç konuşmuyorum; sus pus oturmaktayım, en son bana kısaca şu yorumu yapıyorlar; sen çok gezmektesin??? &lt;br /&gt;Belki de rüya içerisinde en çok bu dokunuyor...  :)&lt;br /&gt;Rüyanın devamında sanki birşeyleri kaybetmemek adına çırpınıyorum/çabalıyorum, ve sürekli arkadaşlarımla bu konu hakkında görüşüyorum. İşin aslı rüyada da olsa girdiğim bu çaba ve tutku şaşırtıyor beni...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şükür ki rüya deyip uyanmış, bir rahatlama yaşamıştım... Yakın bir zamanda gerçek hayatımda bu karakterlerle ilgili bir karşılaşma durumum olabilirdi. Fakat kendimden o kadar eminim ki, &lt;br /&gt;***bir de benim bu kadar seyahat düşkünü olmam onları ilgilendirmez düşüncesinde rüyayı önemsemedim :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhasıl bir kaç gün sonra hiç aklıma gelmeyecek şekilde rüyamda yaşadıklarıma benzer bir durum yaşadım... Karakterler de aynı tabi:)) Tek değişken başımda kırmızı eşarp yoktu bu durumlar yaşanırken:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak beni şaşırtan rüyanın çıkması değil; aynen rüyamdaki gibi çok mücadeleci bir tavır içerisinde olmamdı... Bu hal içerisinde karnımda bir acı hissetmiş olmamdı... Yani canım yandı! Benim için önemli olan sadece buydu, geçti dediğim şey geçmemiş ve BANA rağmen canımı yakmıştı... &lt;br /&gt;İnsanoğlu ne kadar garip bir yaratık; kendi kendini bile şaşırtıyor olmak aslında ne çok şey öğretiyor... Eminim dediğin şeyler bile bir anlık acı ile sıfırlanıp, herşeyi sil baştan öğretebiliyor sana... Sonra istesen de bir daha canın yanmıyor, hepsi bir anlık...&lt;br /&gt;Yok yok bunlar gerçek, rüya değildi :)) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte dönem dönem rüyalarım çıkmakta, hem de kişiler karakterler aynı olarak çıkmakta...&lt;br /&gt;Bir kerede de sayısal oyanasam rüyamda ve gerçek yaşamda da aynen çıksa keyiflenebiliriz ben ve çevremde bulunan 25/30 kişi :)) ile... &lt;br /&gt;Yukarıda bahsettiğim rüyada geçen diyoloğun aksine ve inadına daha da gezerim eminim:) heheheheh&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-3528747441897870578?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/3528747441897870578/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=3528747441897870578&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/3528747441897870578'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/3528747441897870578'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/09/ruya.html' title='Rüya'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-hlrnhEN0Z7M/TnRXIyenm8I/AAAAAAAACAU/TUmxo_B8IAA/s72-c/imagesCAB6A0FX.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-4490425173043651891</id><published>2011-09-16T01:00:00.006+03:00</published><updated>2011-11-29T13:16:28.735+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Doğa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gezdikce'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>Van/Ağrı/Doğu Beyazıt Gezdikce ( I )</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/--q7HFmB9Sbg/TnM6RD20RvI/AAAAAAAACAE/MPBPuRz-n5s/s1600/8759573.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://2.bp.blogspot.com/--q7HFmB9Sbg/TnM6RD20RvI/AAAAAAAACAE/MPBPuRz-n5s/s320/8759573.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5652926022047516402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerden 24 Temmuz Pazar (2011),İstanbul&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu geziyi planladığımda etrafımdan bir sürü açıklama/ eleştiri aldım... Ancak gezi sonrasındaki düşüncelerim hem etrafıma karşı hem de kendime karşı eleştirleri en sakin haliyle cevaplıyordu, en önemlisi de bu benim için)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah 05:00 uyandım. Dün geceden hazırladığım valizime son bir göz attım. Eksik bir şey var mıydı? Her şey tam gibiydi, ancak yine de kafam karışıktı ve çok da detaya girmeden valizimi kapattım. &lt;br /&gt;Hava bugün sıcak olacak, yolculuk için rahat edeceğim kıyafet giymeyi planladım, spor ayakkabı bu anlamda iyi olacaktı. &lt;br /&gt;Kiloda ağır valizimi, sırt çantamı aldım ve bir hafta kalacağım, daha önce hiç gitmediğim bir yere, tanımadığım bir grupla buluşmak üzere, göz ucuyla son kez baktığım evimin kapısını kapatarak yola koyuldum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokak karanlık, sokak sessiz belki de tek ses, kaldırıma sürten ağır olan valizimin tekerleklerinden gelen sesdi bu sessizliği bozan...&lt;br /&gt;Aksilik ki üzerimde hiç nakit yoktu, birkaç dakika uzaklıkta ATM den para çekmem gerekliydi... ATM den para çekmiş, caddeye yöneldiğimde yolda bekleyen bir taksi gördüm, taksi şöförü sanki beni bekler vaziyetteydi. Taksiye yöneldim, orta yaş üzeri birisiydi taksi şöförü… Valizimi hemen bagaja yerleştirdi. ATM’den para çekme işlemim biraz zamanımı almış ve bu nedenle hava alanına gitmek için servisi kaçırabilirdim. 10 dakika içerisinde Taksimde olmaz isem geç kalacaktım. Taksiciye durumu izah ettim.&lt;br /&gt; “ Abla merak etme sen, yetişiriz”  &lt;br /&gt;“Yolculuk nereye peki, uzun bir seyahat sanırım, valiz baya bir ağırdı” deyip güldü şöför&lt;br /&gt;“ Van’a gidiyorum” dedim.&lt;br /&gt;yüzünde gizleyemediği bir şaşkınlık heyecanı belirdi şöförün ve “ Abla ne yapacaksın Van’da oralı değilsin belli ki” &lt;br /&gt;“ Van’dan Ağrı’ya geçeceğim, Ağrı Dağı Tırmanışı yapacağım”&lt;br /&gt;Şöför dediklerimin şaka olduğunu düşünüyordu, aynadan görünen yüz ifadesinden anladığım buydu. Haklıydı da, bana baktığında göreceği şey Ege / Akdeniz kıyılarında bir tatil planı olabilirdi….&lt;br /&gt;“ Abla, şaka yapmadığın belli, bu kadar sormamı bağışla, ancak ne güzel bir tesadüf ki ben Van’lıyım. Ve bugünde senle tanışıyor olmak da beni baya mutlu etti, iyi bir yolculuk olsun, umarım oraları beğenirsiniz, çok güzel yerlerdir oralar”&lt;br /&gt;Ben de sabahın bu vaktinde bu güzel tesadüfü yaşamış olmaktan mutluydum. Ve şöförün dediği gibi vaktinden önce Taksim’e varıyorduk. Valizimi bagajdan aldı, servis görevlisine valizimi iletti, ben de hem valizimi taşımış olmasına teşekkür, hem de sohbeti dolayısıyla tanıştığımıza çok memnun olduğumu belirterek tokalaştım şöför ile… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hava yeni yeni aydınlanmaya başlamıştı, Pazar günü olması edeniyle de yollar boş, bu nedenle de trafik yoktu... beş dakika bile sürmeden birinci köprüye bağlanıyorduk.  &lt;br /&gt;Köprüden geçişte görünen boğaz manzarası her zamanki gibi büyüleyiciydi... Boğazın mavi suları uykuda gibiydi, bir kaç tanker boğazın ortasında yol almakta, tankerin geçişinde ardında bıraktığı boğazı ikiye bölen bir ince çizgi oluşturmuş, sonrasında ileride en yakışıklı haliyle dikkat çeken de Topkapı Sarayı'ydı... &lt;br /&gt;-Eyyyy İstanbul!!! sen ne güzel bir şehirsin!&lt;br /&gt;İstanbul'u bu fotoğraf karesinde görmek herkese nasip olacak bir duygu değil! İstanbul'u böyle görebilmeyi başarmış olmak da tarifsiz. Bu nedenle de İstanbul'a aşığım, her semtini, her caddesini, her sokağını seviyorum İstanbul'un. Farklı kültürlerin bir arada yaşadığı bu şehir beni her gün tekrar tekrar büyülüyor...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu düşüncelerde Havaalanına tahminimden daha kısa sürede varıyordum. Yükte ağır valizimi kavradım, sırt çantamı aldım, bilet işlemlerim için gerekli bölüme yöneldim. İşlemlerimi halletim ve uçağın hareket edeceği bölüme giriş yaptım. Benle birlikte Van'a gitmeyi bekleyen çokça kişi vardı...&lt;br /&gt;Öncesinde hazırladığım gezi notlarını ve yöre bilgilerine göz attım. Sonrasında anons ile uçağa giriş için hareketlendim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişi için nasıl bir duygudur daha önce gitmediği bir yere gitmek; heyecan verici tabi... Hele ki bu kadar farklı bir kültüre sahip bir yere gitmek daha da heyecan verici... &lt;br /&gt;Yapı olarak ürkek birisi değilim, ancak tanımlayamadığım gizli bir heyecan var üzerimde... Bu nedenle iç sessim, egomu hiç konuşturmadım yolculuk boyunca... Sadece camdan izledim etrafı, bulutları, gözyüzünü ve kısım kısım görebildiğim yerleşim yerlerini izledim kuş bakışı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahminen 2 saatlik bir uçuş olacaktı. &lt;br /&gt;Sorunsuz bir uçuş ile Van Havaalanına iniş yapıyorduk. Gördüklerim hemen yorumlanmaya başladı kafamda, Havaalanı gördüğüm en garip havaalanıydı, en kötü otobüs otogarından daha düzensiz ve plansızdı,nereye gideceğinizi bilmiyorsanız yandınız diyebilirim. Neyse ki bizi havaalanında tur görevlileri bekliyor olacaktı, diğer katılımcılarla da burada tanışma fırsatım olmuştu. Mehmet Sarı ( bilgisayar mühendisi) Gönül Uzun ( güzellik uzmanı ) Adam ( Amerikalı/ Amerika'da Osmanlı tarihi üzerine eğitim almış ve TR.’de öğretmenlik yapıyor ) &lt;br /&gt;Havaalanı dışında diğer tur katılımcılarını bekliyoruz. Hülya Yörük ( Turizmci ve kendisi 55 yaşında ) Ahmet Arslan ( kendi işini yapıyor uzun süre Almanya’da yaşamış ) Kris ( Avusturyalı, TR.’de yaşıyor ) Hari ( Avusturyalı, profosyonel dağcı, çok disiplinli bir kişilik ) Salim Arslan ( müthiş kişilik, Ankara’da yaşıyor tam bir gezgin ) Meral ( Ankara’da yaşıyor, edebiyat okumuş Yök’te çalışıyor, kendisini tanımış olmaktan çok memnun oldum )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk tanışmalar sonrasında, ilk görüp te kafamda şekillenenler sonraki günlerde de aynı yönde devam etti… Tura katılan kişileri tanımış olmak bana çok şey katacaktı biliyorum... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havaalınından bölge tur yetkilileri  bir servis aracı ile bizi şehir merkezine götürmek üzere karşılamıştı. Servis aracı tahminimden çok eski idi, eşyalarımızı servis aracının üzerine yüklediler, bir kısmını da aracın içerisine yerleştirdiler. Gurupta bulunanlardan bir kaçı öncesinden tanışıyorlardı, geçen yıl Kaçkar dağ tırmanışında tanışmışlar, o nedenle araç içerisinde sohbet ortamı kendiliğinden oluşuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Van Merkez; kendine has bir havası var, karmaşık bir yerleşim hakim. Şehirleşme yolunda bir yapılaşma hemen göze çarpıyor. İstanbul’da görebileceğiniz pek çok mağaza , özel araçlar burada da mevcut. &lt;br /&gt;Erken uyandığım henüz birşeyler yememiştim, Van’ın meşhur kahvaltısı için sabırsılanıyordum. Güzel bir yer bulmak için şehirde araçla turlamıştık, bu sayede de küçük bir şehir turu gerçekleştiriyorduk. Sokaklarda gördüğüm insan profilleri çoğunlukla erkek gençlerden oluşmakta,  karmaşık bir kültür içerisinde olduklarını sezinlemek güç değil, çünkü bir kısım genç, görüntü açısından günümüz popüler giyim tarzında, bir kısım genç ise, kendi kültürlerinde sade bir giyim sergilemekte. Konuşma dilleri kısım-kısım Türkçe, kısım-kısım kendi şivelerinde anlaşılmakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre sonra kahvaltı için güzel bir yer buluyorduk. Toplamda tur görevlileri ile birlikte 14 kişiydik, söylendiği gibi kahvaltı muhteşemdi, sabahın en erken saatinde uyanmıştım ve kendimde değildim halen, bu güzel kahvaltı beni kendime getiriyordu. Aslında o anda düşündüğüm burada güzel bir kahvaltı yaparsam sonrasında sürecek yolculukda aç kalmamı ortadan kaldıracaktı:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolu miğdemizle mutlu mesut toparlanmış, Ağrı’ya doğru yol alıyorduk. Van Merkez’den ayrılmış, yol boyunca gördüğüm trafik yol tabelaları beni farklı düşüncelere sürüklüyordu. Yaklaşık 5 saat önce İstanbul'daydım. Şuan haritanın diğer ucunda Van'dayım! Ve Tr. sınırlarının sonundayım. Bundan sonrası İran, Sonrası Irak... Trafik yol tabelalarında İran/Irak/Erbil işaretlerini baktıkça bu bir haftalık yolcuğun bana neler kazandıracağını az çok kestirebiliyordum... Zaten bu nedenle de buralara gelmiş ve fotoğraf karelerini hafızama yerleştirmek istemiştim... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erken uyanmış olmak ve uçak yolculuğu biraz uykumu getirmişti... Ancak otobüsteki sohbet uykuma inat gözlerimi aralıyordu... Vandan/Ağrı yolu boyunca grup arkadaşımız Amerikalı “Adam” bize Osmanlı tarihinden bahsediyordu. Anlattıkları ile fotoğrafa yukarıdan bakıyordu ve beni yeterince etkilemişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Van'dan uzaklaştıktan sonra yol boyunca gördüğüm tek şey tır araçlarıydı, tek tük geçen tır araçları... Muhtemelen İran'a malzeme taşıyorlardı... Etraf sessizzdi, dağ tepe dışında yollarda hiç birşey yoktu... Hava sabahkinin aksine kapalıydı ve güneş kaybolmak üzereydi, sanırım yağmur yağacaktı... Bir süre sonra yağmur yağmaya başladı... Ben de bu sayade biraz uyumuş olmalıyım, uyandığımda Ağrı şehir merkezine gelmiştik. Ancak gördüğüm şehir değildi, kasaba havasında bir yerleşim yeriydi burası... Havanın kapalı olmasından mı, ya da yerleşik hayat genel olarak bu muydu bilmiyorum, etraf çok sessizdi... sokaklar tenhaydı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** Van/Ağrı/ Doğu Beyazıt gezisini 5 bölüm olarak yazıya aldım, sırasıyla diğer bölümleri de paylaşıyor olacağım…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-4490425173043651891?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/4490425173043651891/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=4490425173043651891&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/4490425173043651891'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/4490425173043651891'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/09/vanagrdogu-beyazt-gezisi-i.html' title='Van/Ağrı/Doğu Beyazıt Gezdikce ( I )'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/--q7HFmB9Sbg/TnM6RD20RvI/AAAAAAAACAE/MPBPuRz-n5s/s72-c/8759573.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-1262784054208406345</id><published>2011-09-16T00:12:00.011+03:00</published><updated>2011-11-29T13:17:30.488+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>Yaşamın rengi olmalı!</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-lZJIeOMJ_mI/TnLpfLuFFgI/AAAAAAAAB_8/I1XQCV76m-c/s1600/imagesCAWXFROV.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 192px; height: 144px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-lZJIeOMJ_mI/TnLpfLuFFgI/AAAAAAAAB_8/I1XQCV76m-c/s320/imagesCAWXFROV.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5652837204234671618" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ne yöne gidersen git, -Doğu, Batı, Kuzey ya da Güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır...&lt;br /&gt;Elif Şafak/ Aşk kitabından sayfa 117 ...&lt;br /&gt;----------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***Amaç bir yerlere giderken yanınıza gitmeniz engel olan şeyleri götürmeden, ayak bağı olmadan gitmektir. En sade ve yalın haliyle gidebilmektir yeni yerler görmeye, görebilmeyi öğrenmeye... &lt;br /&gt;renklere dokunma cesaretinde... kendi rengini keşfetmeye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yaz Ağrı Dağı Zirve Tırmanışında anladım! Bilmediğin, görmediğin bir yerde kendini tanımlamak cesaret işi, ancak bunu başarmak da başka bir keyif şüphesiz...&lt;br /&gt;İlaki uzak diyarlara gezi planlamak da değil düşünülen, her yerin kendi hikayesinde kendine yer bulabilmek renkleri belirlemeye de yetmekte... Yeterki renkler kendi doğallığında olsun, simgelerini tanımlarken de cümlelerin sana ait olsun... Şehir hayatında gördüklerin/ göreceklerin / duydukların / ya da hep duymaya alıştıkların değil bana göre... &lt;br /&gt;Yaşamda kendine ait bir renk bulmak önemli...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-1262784054208406345?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/1262784054208406345/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=1262784054208406345&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/1262784054208406345'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/1262784054208406345'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/09/ne-yone-gidersen-git-dogu-bat-kuzey-ya.html' title='Yaşamın rengi olmalı!'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-lZJIeOMJ_mI/TnLpfLuFFgI/AAAAAAAAB_8/I1XQCV76m-c/s72-c/imagesCAWXFROV.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-6373128960225893342</id><published>2011-09-15T00:30:00.001+03:00</published><updated>2011-09-16T10:01:34.762+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>Kitap</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-6QXlWh9p_ic/TnH0Qd3n4wI/AAAAAAAAB_0/41RM-z36VSg/s1600/kitap.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 208px; height: 242px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-6QXlWh9p_ic/TnH0Qd3n4wI/AAAAAAAAB_0/41RM-z36VSg/s320/kitap.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5652567571059696386" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Artık Tv izlemek istemiyorum. Geçtiğimiz hafta bir tek Kıvanç Tatlıtuğ hatrına" Kuzey Güney" dizisine baktım. Bu diziye de sırf Kıvanç nasıl bir oyunculuk sergileyecek diyerek baktım. Ve tebrik ederim, oyunculuk konuşuyor, seslendirme konuşuyor, yolu açık olsun ancak sonraki bölümleri izlemek gibi bir düşüncem yok. Dizi izleyeceğim diyerek oturduğum yerden kalkmıyorum. &lt;br /&gt;Ekli diziyi izleyeceğim derken başka dizi fragmanları giriyor araya, bu dizi de yeni başlamış, aaaaaa başka dizi daha var.... derken kendimi ekran başında kilitlenmiş buluyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle geçtiğimiz hafta sonu kendimi cezalandırdım ve 3 kitap birden okumaya başladım ve bitirdim, &lt;br /&gt;Çok popüler kitapları okumayı sevmiyorum. Ancak ne oldu ise geçtiğimiz hafta şehir dışından dönerken uçakta arkadaşım David Safier'in Aniden Shakespeare adlı kitabını elime tutuşturdu, Bu kitabı oku! Zaten öncesinde bu yazarın "Kötü Karma" adlı kitabını okumuştum... &lt;br /&gt;O nedenle kitaba başlamam kolay oldu... Ekli kitabı tavsiye ederim herkes için not alınması gerekli bölümler olacaktır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elif Şafak kitaplarını şuana kadar hiç okumamıştım. Okumamış olmama kendimce sebeplerim vardı, ancak geçtiğimiz haftalarda Tv de bir program izledim ve konuk Elif Şafak'tı, program boyunca bahsettikleri bana çok yakın geldi... Modern hayatın içinde yaşayan ve geçmiş kültürü de içine sindirmiş olması çok hoşuma gitti.. Birkaç cümlesi de sanki benim düşüncelerimden uluşmaktaydı... Sonra ne tesadüftür ki; Yöneticimle, Elif Şafak: AŞK ve İskender kitaplarından bahsederken ertesi günü bana  okumam için Aşk ve İskender adlı kitaplarını getirdi...İkisini ardı ardına okuyup bitirdim. &lt;br /&gt;Bu kitapları okumakta geç kalsam da kitap içerisinde alınması gerekli güzel notlar var...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-6373128960225893342?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/6373128960225893342/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=6373128960225893342&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/6373128960225893342'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/6373128960225893342'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/09/kitap.html' title='Kitap'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-6QXlWh9p_ic/TnH0Qd3n4wI/AAAAAAAAB_0/41RM-z36VSg/s72-c/kitap.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-2041923096906216566</id><published>2011-09-15T00:15:00.002+03:00</published><updated>2011-11-29T14:27:06.340+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eğlence'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gezdikce'/><title type='text'>İstanbul Gezdikce</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-MNIso1A6kvk/TnGTEdG8lVI/AAAAAAAAB_s/9Fd7KzIKR9w/s1600/Yeni%2BResim.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 305px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-MNIso1A6kvk/TnGTEdG8lVI/AAAAAAAAB_s/9Fd7KzIKR9w/s320/Yeni%2BResim.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5652460712069207378" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Eyvah trafikte Fethiye var!&lt;br /&gt;Bu yıl seyahatler derken, sonra da Ramazan ayının gelmesi ile yaz mevsiminin keyfince bir akşam dışarı çıkma fırsatım olamadı. Aslında bunun için de çabalamadım desem yeridir… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki hafta önce kızlarla plan yaptık, şöyle en güzelinden dışarıda bir buluşma planladık. Bebek’te çok da güzel bir mekanda buluşup boğaz manzarası keyfinde güzel bir yemek planı… Bayramın da getirdiği trafikten uzak İstanbul’un boşluğundan faydalanıp, Cuma gününe inat aracımla sahilden Bebek’e doğru yol aldım. Aracımı her zamanki gibi, Bebek’ten Etiler’e çıkan yokuşun orada bir otoparka bıraktım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mekan muhteşem, mekan kadar da sohbet de muhteşem. Açıkçası uzun süredir bu kadar eğlenmemiş ve gülmemiştim. Ramazan ayından çıkmış olmakla birlikte bir kadeh de olsa boğaz manzarasının güzelliğinde alkol almadım o gecede… Genel olarak araç kullanırken zaten alkol almam, fakat bazen "bir kadehten bir şey çıkmaz" düşüncesi olur ya, İyi ki de almamışım! Saat 23:00 sularında arkadaşlarımdan ayrılmış aracımı otoparktan almış, hiç keyif almadığım Bebek'ten, Etiler’e doğru uzanan dik yokuşa doğru yol aldım. Ardımda bir araç dibime kadar gelmiş, o daracık yokuşu çıkarken kendisine maalesef yol vermem mümkün olmazdı. Yine de ısrarla dibimden dibimden gelmekteydi… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse Etiler’e çıkmayı başarıyordum. Ancak ardımdaki aracın gereksiz tacizi ile sola döneceğim yolu kaçırmıştım. Bu kez de bilmediğim bir yoldan yokuş aşağı inmeye başlıyordum… Tahminim bu yol beni 4. Levent Metro İstasyonu ya da  Kanyon’un bulunduğu caddeye çıkartacağını düşünüyordum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Git git yol nihayetinde son buldu, AMA gördüğüm tabela beni benden almaya da yetmişti. Kadıköy-Ankara tabelası muazzam güzellikte beni selamlamaktaydı... Yani ben köprü / gişelere girmek üzereydim ve bu yoldan çıkmak üzere hiç bir alternatifim yoktu! Mecburen bu yolda ilerliyordum... Gişeleri canlı kanlı gördüğüm anda da kesinlikle köprüden önce son çıkış olmalı diye söyleniyordum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu söylemlerle yolu kollamaktaydım. İşte o an evren çağrıma cevap verdi ve hemen sağda bir yan yol belirdi... &lt;br /&gt;O saatlerde çoktan evde olmam gerekirken ben köprüye girmemek için nasıl da cebelleşiyordum, ne durum benimki de... kurtacı olduğunu düşündüğüm sağ yan yola giriş yaptım. Yaptım yapamasına da bu yolda ne ışık vardı, ne işaret. Bir süre sonra anladım ki bu yol trafiğe açık bile değil... Önümü görmekte zorlanıyorum...İşte macera burada başlıyor… &lt;br /&gt;Haydi geri döneyim dedim ve dönüş esnasında köprü girişinde polis ekiplerini gördüm. Şükür bana yardım edecekler… &lt;br /&gt;Polis ekiplerini ben biraz geç görmüşüm anlaşılan, polisler beni çoktan görmüş ve kaçıyorum düşüncesinde de bir polis ardımda bana sola yanaşmam için işaret veriyordu... &lt;br /&gt;Allahım, ne güzel bir akşamdı bu akşam, ne kadar çok eğlenmiştim. Şimdi polislere derdimi anlatmam gerekecek... Hadi bakalım Fethiye anlat dersini... Aracın camını aralayıp, polisle konuşmaya başladım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Memur bey; kayboldum ben!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polis gülerek&lt;br /&gt;- Kaçıyordunuz değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o anda durum ciddi anladım ben!…&lt;br /&gt;- Kaçmak mı? İnanın kayboldum, ve köprüye girmek istemiyorum, bu yan yola da bu nedenle giriş yaptım???&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polis;&lt;br /&gt;- Ehliyet ruhsat lütfen!!??&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evrakları Polise uzattım ve buraya kadar nasılg eldiğimi polise anlatmaya başladım... Polis beni dinliyor ancak anlatıklarım dışında sorular soruyordu... &lt;br /&gt;Polis;&lt;br /&gt;- Alkol var mı Fethiye hanım???&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yok, kontrol yapabilirsiniz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polis; Tabiki:) Bu arada araç size mi ait?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben; evet bana ait,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polis ruhsatı kontrol etti, ehliyete baktı, Ben durumun nereye varacağını anlamaya çabalıyordum. Çünkü daha öncesinde bu kadar sorulu cevaplı bir çevirme yaşamamıştım. Daha doğrusu hiç trafik kontrolüne katılmamıştım da :( &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim sorularım, kendi kendi kendime verdiğim cevaplar ile polis gerçekten kaybolduğumu anlamış olacak ki, Fethiye hanım şimdi aracınızı ileriye alın, belirttiğim yoldan beni takip edin, sonrasında lütfen yanlış yola girmeden yine tarif edecğim şekilde ilerleyin ve Zincirlikuyu'ya varacaksınız dedi... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben o ara o kadar stres olmuş olmalıyım ki, aracı hareket ettirmek için biraz geciktim. Ardımdan polis memuru şöyle demekteydi;&lt;br /&gt;-A2 ehliyetniz de var bu ne yavaşlık! diyerek gülmekteydi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyseki polisin de yardımı ile köprüye girmeden, ancak dik ve dar bir yokuştan istediğim yola ulaşıyordum....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-2041923096906216566?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/2041923096906216566/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=2041923096906216566&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/2041923096906216566'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/2041923096906216566'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/09/eyvah-trafikte-fethiye-var-bu-yl.html' title='İstanbul Gezdikce'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-MNIso1A6kvk/TnGTEdG8lVI/AAAAAAAAB_s/9Fd7KzIKR9w/s72-c/Yeni%2BResim.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-5725389458052107569</id><published>2011-08-31T11:21:00.000+03:00</published><updated>2011-08-31T11:21:43.821+03:00</updated><title type='text'>Let me kiss you</title><content type='html'>&lt;iframe width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/embed/ISGMu09dvds?fs=1" frameborder="0" allowFullScreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-5725389458052107569?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/5725389458052107569/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=5725389458052107569&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/5725389458052107569'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/5725389458052107569'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/08/let-me-kiss-you.html' title='Let me kiss you'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/ISGMu09dvds/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-5586670876740578978</id><published>2011-08-30T12:41:00.007+03:00</published><updated>2011-09-15T16:03:37.242+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eğlence'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazı'/><title type='text'>Daha nice güzel bayramlara</title><content type='html'>Güzel geçen bir Ramazan ayından sonra, güzel dilekler ile bayrama merhaba dedim bugün. Bayram gününe yakışır şekilde erkenden uyandım bu sabah. Çocukluktan kalma alışkanlık ile en güzel kıyafetimi giydim. İstanbul'da bulunan tek aile büyüyüm Ablamı ziyaret için düştüm yollara... Asıl İStanbul'a bayram gelmiş. Yollar bombuştu bu sabah. Trafikten eser yoktu. Ablamın sevdiği en güzel pastayı da alıp, süpriz olması açısından da haber vermeden sabahın en erken saatinde kapılarının önünde bitiverdim. İşte Bayram'ın güzelliği burada gizli. İki hafta öncesinde sudan sebeple ablamla biraz limoni olan durumumuz bu sayede en sevinçlisinden normale dönüyordu... &lt;br /&gt;Ramazan ayında orucun getirdiği yemekten uzak durma alışkanlığı,güzel bir kahvaltı sofrası ile sonlanıyordu... Lezizz bir kahvaltıdan sonra, çekirdek aile görüntüsünde bayramlaşıyorduk. Sonra telefonla diğer aile büyüklerimiz arandı ve mesafeler uzak olsa da bayramın getirdiği sevgiler mesafeleri yakınlaştırıyordu şüphesiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yıl böyle sevinçli,güzel, birlik ve berbaberlikle hayırlı bayramlar dilerim...&lt;br /&gt;İstanbul'da böyle güzel ve keyifli olsun; arada bir olsa da :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem Ramazan Bayramınızı hem de 30 Ağustos Zafer Bayramınızı en içten dileklerimle kutlarım...&lt;br /&gt;sevgiler,&lt;br /&gt;Erkaş Fethiye.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-5586670876740578978?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/5586670876740578978/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=5586670876740578978&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/5586670876740578978'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/5586670876740578978'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/08/daha-nice-guzel-bayramlara.html' title='Daha nice güzel bayramlara'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-7920458302091097160</id><published>2011-08-18T13:37:00.002+03:00</published><updated>2011-08-28T18:25:51.080+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Dünün nasıl başladığı önemli değil, günün sonu asıl önemli!Ve unutmayacağım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün sabah uyandım, bugün İş/Üs yönetime 2. Dönem performansımızı sunacağız; neler yaptık, neler yapacağız anlatacağız bir bir, biz anlattıkça sorular gelecek onları yanıtlayacağız… Benim için önemli bir gün. Neyse toplantıyı güzel atlatıyoruz. Bir diğer önemli konu laptopum bozuldu, evde bilgisayar kullanamıyorum. Yazılar birikti bu nedenle laptopun yapılması önemli… Ancak sanırım sorun büyük, ana kart yanmış olabilir. Bu da beni biraz üzüyor, henüz 2 yıl oldu laptopu alalı ve TR.’den almadığım için de garanti kapsamında değil. Neyse bir şekilde hallolacak gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş yorgunluğu, o, bu derken ramazan telaşı ile eve varıyorum. Benim için zor bir gündü… Nedense TV açmadan birkaç kitap karıştırdım ve bugün ne olmuş ne bitmiş haberim yok! Aslında bu aralar TV izlemek istemiyorum,  suni gündem haberleri, yeni yeni tv dizileri derken, aklım allak bullak oluveriyor, Tv’yi açtığım andan itibaren de izliyorum! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte dün akşam saat 23:00 sıralarında TV’ye göz atmak için kanalları dolaşırken içim yanıyor! Hırsımdan ne yapacağımı bilemiyorum. Bu hırs öyle böyle değil, ağlamak bile istemiyorum. Ağlamak artık kolayına kaçmak gibi geliyor.  O kadar öfkeliyim ki, ağzımdan çıkanı kulağım duymuyor… İzlediğim kanalın Spikeri de benle aynı duygularda sanırım, ( bayan ) ; “abi olmaz böyle” gibi bir cümle kuruyor! Artık son noktada bunu söyleme ihtiyacı duyuyor sanıyorum ve akışın dışında kendi yorumları ile haberi sunmaya devam ediyor. Kanalları dolaşıyorum dolaşmasına da şehit haberlerini sunan sadece birkaç kanal var; ne garip, diğer kanallar; ya kadın haklarını savunuyor, ya da Afrika’daki yardıma muhtaç halkın haberini sunuyor…. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oruç tuttuğum için susuzluktan bu sıcaklarda içim yanıyordu. Ancak bu nasıl bir duygu ki bir bardak su içsem de içim halen yanıyor. Saat geç oldu, ancak nasıl uyku uyunur???&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen güvendesin, ben güvendeyim. Ben uykuda, sen uykuda, herkes uykuda belli ki, saat 23:55 vakit geç oldu diyorum. Zaman hakikaten bizim bir şeyleri düşünmemiz için geç oldu, geç kaldık… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya işleri, kendi işlerimiz, suni haberler derken uykuda yakalandık, en kötü şey uykuda yakalanmaktır aslında… (aynen 17 ağustos depreminde uykuda yakalandığımız gibi… )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-7920458302091097160?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/7920458302091097160/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=7920458302091097160&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/7920458302091097160'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/7920458302091097160'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/08/dun-nasl-bir-gundu-hatrlamyorum-ancak.html' title=''/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-1148177612015759400</id><published>2011-08-15T14:34:00.001+03:00</published><updated>2011-08-15T14:36:47.443+03:00</updated><title type='text'>Evrenden Torpilim Var</title><content type='html'>Hafta sonu bir kitap daha bitirdim. “Evrenden Torpilim Var”. Bu kitabı bir arkadaşım tavsiye etmişti, Mayıs ayından bu yana o tatil senin bu tatil benim valizimde dolaştırdım durdum kitabı… Nihayet bu hafta el attım kitaba ve bir solukta da bitirdim. Kitabın anlatımı güzel, bildiğimiz/duyduğumuz the secret başlıklı anlatımlardan oluşmuyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşam kaynağı sensin ve kendini mutsuz edecek kişi yine sensin diyor kısaca. Hayat zaten bize sunulmuş bir mucize, bunu da en güzel en değerli biz yaşarız… Bilinen şu ki üzüntüler de sevinçler de aynı düzeyde yaşantımıza girmekte, bizim yaptığımız onları şekillendirmek, kısacası her şey bizim elimizde… Fırsatları yaratmak, kendine bir yol çizmek senin elinde… Önemli olan bir şeylere başlamak ve küçük küçük hedeflerine ulaşmak… Çünkü doğanın gücü bu yönde ilerliyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi bildim bileli bir şeyler yazmak istiyorum. Otobüste aklıma birkaç satır düşer, not alırım. Film izlerken birkaç satır düşer not alırım, Manzaraya bakarım birkaç satır düşer not alırım. Arkadaşlarımla uzun sohbetler sonucunda bir cümle bana kocaman bir makale yazdırmaya yeter, not alırım….Gel zaman git zaman makalelerimi  paylaşmak istedim. Aslında tam olarak istediğim bunu iş olarak yapmaktı. Tabi kimse beni işe almaz… Tanıdıklarım da yok bana destek çıkabilsin :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yaptım? 7 yıl önce kendime bir blog hazırladım. Sonra her gün burada yazdım. Ama her gün yazdım, aksatmadan yazdım. Yazdıklarımı okudum, yeni yazılar yazdım… Ama nasıl keyifliyim, kendime ait bir bloğum var, bu hem benim için arşiv niteliğindeydi hem de beni geliştirmekteydi. Kimin ne kadar beni izlediğini hiç düşünmedim. Hedeflerim çok küçüktü çünkü. Tahmin ediyorum ilk 2 yıl bloğumu benden başka kimse takip etmemiş olabilir. Sonrasında gezi yazıları yazmaya başladım. Baktım bu iş çok keyifli ve bana arşiv niteliğinde de yarar sağlıyor, bu konuda kendimi geliştirmek adına da birkaç kitap okudum. Sonra, kısa bir süre sonra bloğum takip edilmeye başlandı, yazılarım okunuyordu, yazılarıma yorum yapılıyordu. Bu benim için motivasyon kaynağı olmaya başladı ve bir adım ileriye atmış oldum. Aradan 7 yıl geçti :) Bir gezi makalemi Atlas Dergisi’ne gönderdim,  ve internet üzerinden yayımlandı :) Sonra ben bu işi profosyonel olarak yapmak istiyorum dedim ve çok büyük bir adım attım. O kadar büyük bir adım bu :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne Yaptım? Atlas Dergisi Genel Yayın Yönetmenine mail attım. Cv’mi ekledim, ön kapak hazırladım ve ben sizle çalışmak istiyorum dedim. ( bir yerden başlamak gerekli değil mi? ) iki saat sonra mailime cevap geldi, hem de bire bir kendisi cevaplamıştı maili (Özcan Yüksek) Benim için muazzam bir durumdu, maili o kadar olumlu karşıladım ki, sonuç bile çok önemli değildi. Mail cevabı kısaca şuydu; azmin ve çabaların için seni tebrik ederim. Yaptıkların ve planladıkların çok güzel hedefler, sakın pes etme gibi devam ediyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç; beni Atlas Dergisi’nde işe almadılar, ancak ben yılmadım. Ve bir mail daha gönderdim; ben sizle İstanbul’da yapılacak bir projede gönüllü çalışmak istiyorum. Lütfen böyle bir proje olursa beni de dahil edin. Cevap; anımsayacağım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan 1,5 yıl geçti ve bir mail aldım. Konu; İstanbul! İşte o anki heyecanımı anlatamam size… Maili okumaya başladığımda İstanbul SOS projesinden bahsediliyordu ve bu proje kapsamında İstanbul Yarım Adasında bir kültür gezisi düzenlenecekti. Tabi ki ben de katıldım! Bu gezide Umut Yıldız ile tanıştım, kendisi gazeteci, şuan www.dunyahaber.com haber sitesinde Genel Yayın Yönetmenliği yapmakta. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakın bir zamanda Umut’tan mail aldım; bloğunu takip ediyorum, son yazdığın gezi yazısını dünya haberde yayımlayabiliriz, istersen burada gezi editörlüğü de yapabilirsin. Ne dersin? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne derim? Harika derim tabi ki, İlk yazım yayımlandı. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimizin bir hedefi vardır, Ancak bildiğim, hedeflerin henüz gerçekleşmemiş son noktasında yaşamak değil, adım adım küçük küçük ilerlemekle başlıyor….  Emin olun yapmak istediklerinizin gerçekleşmesi daha muhtemel olmakta… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıkla, güzel günler dilerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiler,&lt;br /&gt;Fethiye Erkaş.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-1148177612015759400?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/1148177612015759400/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=1148177612015759400&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/1148177612015759400'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/1148177612015759400'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/08/evrenden-torpilim-var.html' title='Evrenden Torpilim Var'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-5534138657907223424</id><published>2011-08-11T11:24:00.000+03:00</published><updated>2011-08-11T11:25:54.136+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Şu zamana kadar pek çok kitap okumuşumdur, ancak en son okuyup da bitirdiğim kitap beni baya bir zorladı. İlk kez bir kitap okurken kendimi ağlar buldum! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;David Safier  “Kötü Karma”. Kitap konusu bakımından ilginç, gerçek yaşama aykırı bir öyküye sahip. Ancak kişilerin karakterleri ve hikaye akışı herkes için bir şeyler taşır düşüncesindeyim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer kitabı okursanız, benim bu sabah yaşadığım durumu siz de yaşayabilirsiniz; belki :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kedileri sevmem, bu sabah yağmurlu bir hava hakimdi, apartman kapısını açtığım gibi bir kedi fırladı apartmanın içerisine ve ayaklarıma sürtünmeye yeltendi. Normal şartlarda kediyi kapı dışarı edebilirdim ancak okuduğum kitap sayesinde bu sabah kedi ile konuştum bile… Yani; sadece tek cümle kurdum! :) Anlık bir şey…. heheheh&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-5534138657907223424?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/5534138657907223424/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=5534138657907223424&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/5534138657907223424'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/5534138657907223424'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/08/su-zamana-kadar-pek-cok-kitap.html' title=''/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-1735043173757148254</id><published>2011-08-07T11:59:00.000+03:00</published><updated>2011-08-07T12:01:38.086+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>Geçtiğimiz hafta 4 şey beni çok sızlandırdı,</title><content type='html'>*** Geçtiğimiz hafta Doğu Anadolu Bölgesi’ne Van/Doğubeyazıt/Ağrı’daydım. Gördüklerim ve yaşadıklarım buralara gelmekte geç kaldığımı gösterdi… bu da beni sızlandırdı biraz da olsa…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** Uzun süredir uzatmayı planladığım saçlarımı bir anda kestirdim. Aynaya baktığımda saçıma şekil vermekte zorlanıyorum ve uzamaları için uzun bir süre daha gerekecek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** Malum Ramazan ayına merhaba dedik. Hele ki bu yıl yaz sıcaklarında oruç tutmak kolay değil. Ancak etrafımda gözlemlediğim; oruç tutmamak için nedenler aranması, bunlara kendini uyarlama çabası da içimi sızlatmıyor değil... Yemek yemekten çok işin maneviyat tarafı beni daha çok ilgilendiriyor… Gün boyunca susamanın özleminde iftar vakti orucu açmak ve ilk o suyu yudumlama duygusu hayata karşı ayakta kalmak adına gerçekten içimi sızlandırıyor… Hayırlı Ramazanlar olsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** Geçtiğimiz hafta Bukla ile Ağrı Dağı Tırmanışına katıldım. Tura single katıldım, tura katılan diğer kişilerden öğrendiklerimle; bu turu en pahalı satın alan kişi benmişim meğer J içim sızlandı tabi J)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-1735043173757148254?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/1735043173757148254/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=1735043173757148254&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/1735043173757148254'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/1735043173757148254'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/08/gectigimiz-hafta-4-sey-beni-cok.html' title='Geçtiğimiz hafta 4 şey beni çok sızlandırdı,'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-6114402453850942178</id><published>2011-07-14T18:25:00.004+03:00</published><updated>2011-07-14T18:31:03.223+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gezdikce'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>Gezi yazılarım</title><content type='html'>Merhaba,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gezi yazılarımı;&lt;br /&gt;www.dunyahaber.com &lt;br /&gt;adresinden de takip edebilirsiniz...&lt;br /&gt;Teşekkürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat gezdikce güzelmiş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.dunyahaber.com/hayal-olmadan-hemen-once-karabiga-makale,190.html&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-6114402453850942178?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/6114402453850942178/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=6114402453850942178&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/6114402453850942178'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/6114402453850942178'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/07/gezi-yazlarm.html' title='Gezi yazılarım'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-7858127863638681767</id><published>2011-07-13T13:12:00.002+03:00</published><updated>2011-11-29T13:18:42.530+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gezdikce'/><title type='text'>Knidos/Datça Gezdikce</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-s07jsdbFCKk/Th1wyDxJ3dI/AAAAAAAAB_A/khMl-L8ICJg/s1600/100_4756%255B1%255D.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-s07jsdbFCKk/Th1wyDxJ3dI/AAAAAAAAB_A/khMl-L8ICJg/s320/100_4756%255B1%255D.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5628779114590232018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çocukken gezmek benim için sadece Çanakkale’den ibaretti, hani aklıma gelip de bir gün İzmir’e gitmek istiyorum fikri çıkmadı hiç. Daha doğrusu bu fikrimi Babama açıklayıp da hadi baba İzmir’e gidelim demedim. İşin aslı Çanakkale dışında bir yerlerde olmak isteğim oluşmadı (çocukken). Ancak bildiğim bir şey var, Çanakkale’de de gitmediğim, bilmediğim yer yok gibi bir şeydi. Çocukluk arkadaşım Sezer ile baya ve baya gezerdik, Rahmetli annem akşam ezanı okunmadan evde ol derdi, ve ben babamdan önce evde olmayı hep başarmışımdır… Belki de özentilerim yoktu, daha-daha iyi koşullar olsun gibi istek de yoktu. O nedenle tatil anlayışı benim için dağ tepe dolaşmak ve bir yerin yerleşik hayatı ve tarihini görmek demekti; bu da her şeyi tamamlıyordu… Hani tatil denince akla plajlar, partiler gelir ya, hiç oraları bilmem… Bildiğim şey keşke iki tekerim olsaydı da iki teker ile daha özgür ve keyifle çok yer görebilseydim-di.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu düşünceler ile Sevgili arkadaşım Neslihan ile bu yılki tatilimizde aldık elimize bir harita ve gitmek istediğimiz bir bölgeyi belirledik. Belki de planladığımız ve kesinleştirdiğimiz tek şey Ulusoy’dan aldığımız gidiş-dönüş otobüs biletlerimizdi. Başka hiç bir şey kesin ve programlı değildi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kararımız Datça! Cumartesi akşamı en aza indirdiğimiz eşyalarımızı valize yüklemiş, otobüsün de hareket etmesi ile, otobüste yüce www.Google.com’dan edindiğimiz bilgiler ile tatili biraz da olsa kafamızda planlamıştık. Yolculuk rahat geçmişti. Otobüsün ana gidiş noktası Marmaris’ti, Ben daha önce Marmaris’e gitmemiştim. Datça’dan önce Marmaris’i de görmüş oluyordum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Gördüklerim yol boyunca muhteşem koylar ve dik virajlı yollardı…. Doğa kendi doğallığında bize yol gösteriyordu… Ve gözüme çarpan başka şeylerde maviliklerde süzülen tekneler/yelkenlilerdi… Hey Allah’ım biraz daha para kazanıyor olsam sanırım tekne sahibi olabilirim mi? J&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Datça’ya vardık. Otogarda, bir kişiye nerede kalabiliriz sorumuzla bizi bir pansiyona yönlendiriyordu… Tarif sonucunda ulaştığımız pansiyon şirin, şeker, tam merkezde bir ailenin işlettiği fiyatlarının da inanılmaz ucuz olduğu bir yerdi… Evet: burada kalabiliriz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen eşyalarımızı yerleştirdik ve uzun bir yolculuk olmasına rağmen Datça’nın kendine has sakinliğinde, bu yeri keşfe başlıyorduk… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Datça sakin bir yerleşim yeri… Merkeze konumlanmış koyda, denize girebileceğiniz bir kumsala sahip, bu kumsal boyunca pansiyonlar ve restorantlar sırasıyla göze çarpmakta… Esnaf işinin ehli, ilk dikkatimi çeken burada herhangi bir rahatsızlık verici bir durum olmayışı… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karnımız aç bi aç, nedense ben yolculukta çok acıkırım,  gece 4 sularında Susurluk’ta verilen molada kocaman bir gözleme yemiş ve koca bir bardak el yapımı ayran içmiştim. Ancak saat 09:00 ve ben gene açım! Kumsala konumlanmış, sabah güneşine karşı, bahçesinde dut ağaçları bulunan, tahta masaların çakıl taşlarına serildiği bir kahveye oturuyoruz. Sanırım burasının da gözlemesi çok ünlü olsa gerek… Ben patatesli gözleme, Nesli’de otlu peynirli gözleme siparişini veriyor… İnanılmaz lezzetli bu gözlemeler…. Yanına da olmazsa olmaz tavşan kanı çaylar geliyor… Bugün sanırım başladığı gibi böyle sakin geçecek… Sonra merkezde bulunan kumsala iniyoruz… Biraz güneşe karşı dinlenip, denizle kucaklaşıyoruz. Ancak fark ediyorum ki Datça merkezindeki bu kumsal/koy denizi pek keyifli değil… Düşündüğüm istediğim gibi değil aslında denizi…. Mavi mavi bakmıyor etrafa, merkezde olması nedeniyle biraz sarsılmış deniz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünü böyle sakin bir keşifle akşama erdiriyoruz… Günün akşamında sonradan fark ettiğimiz yat limanındaki restoranları keşfetmekle geçiriyoruz… Burada biraz daha eğlence hakim sanki, gençler, müzikler, sohbetler daha havalı gibi… Akşam yemeğini atıştırma ile geçiriyoruz… Ertesi günü daha dinç olmak adına da çok geç olmadan otele dönüş yapıyoruz ve günün yorgunluğu ve yolculuk ile uyumak bizim için hiç te zor olmuyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Temmuz Pazartesi; heyyy! bugün işe mi gidiyoruz acaba? Saat sabahın 07:00’si. Telefonumun alarmı acımasızca çalmakta… Alışkanlıklar tatilde de kendini hissettiriyor bana, bana diyorum çünkü Neslihan organizasyon işe ile uğraştığından dolayı, O’nun uykuya dalma saati asıl bu saate başlıyor… Ancak telefon alarmının çalması isabet oldu, çünkü bugün erken uyanıp Datça’nın en batı bölümü Knidos’u keşfe çıkacağız… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahın sessizliğinde gizli bir huzur, tarif edilemez gizemli bir güzellik hakim… Etraf çok sessiz, sokaklarda bizle birlikte sadece kediler dolaşmakta… Kahvaltı için sahile iniyoruz ve güzel bir menemen ile ziyafet midemizde sonlanıyor… Sonrasında Knidos’a nasıl gidebiliriz araştırmalarımızla  merkezden saat başı kalkan minibüsleri öğreniyoruz ve durakta kalkış saatini beklemeye koyuluyoruz… Durakta bizle birlikte çoğunlukla ihtiyarlar var… Sohbetleri de dinlemeye değer, kendine has Ege şiveleri ile sohbetlerine kulak misafiri olmak açıkçası beni neşelendiriyor… Bir süre sonra minibüs geliyor, hızlı bir hareketle yerleşiyoruz minibüse, ancak duraktaki sohbetler minibüste daha bir hararetli devam ediyor… Yerleşik halk hakikaten beni meraklandırıyor… Minibüs şoförü de tam bir turizmci ; ve çok sohbetkar bir insan… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yol boyunca gördüğüm Datça’nın köyleri kendi gibi sessiz sakin, sakin olmayan tek şey yolların keskin virajları… Bu nedenle araç kullanmak dikkat gerektiriyor. Minibüs şoförü yol boyunca sayabildiğimiz  kadarıyla aracın kornasına toplamda 65 kez “dat dat” basıyor. Evet bu sakinliğe karşı bu korna çalma amacı  nedir? Çünkü Altan Abi yol boyunca gördüğü her kişiyi korna ile selamlıyor.  İlk önce yadırgıyorsunuz ancak sonrasında bu durumun ne kadar samimi ve keyifli olduğunu hissedebiliyorsunuz. Şoför Altan Abi gerçekten anılması/bahsedilmesi gerekli olan dünya tatlı bir insan…. Çevre köylerde inen yolcular sayesinde minibüs sakinliyor ve bu sayede Altan Abi bize yol boyunca rehberlik yapıyor, her yerleşim yeri hakkında bildiği kadar aktarımları bu bölgeyi tanımamıza yardımcı olmuyor değil… Altan Abi sen çok yaşa!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Yerleşik halkın geçim kaynağı, Zeytincilik( Zeytinyağı) Badem, ve Bal yetiştiriciliği… Altan Abi’nin de taşımacılık dışınca Badem bahçeleri bulunuyor, ve iki kız çocuğu şehir dışında üniversitede eğitimlerine devam ediyormuş. Bu nedenle bize şu öğüdü veriyor; eşim okumadı, ben de okumadım; ancak biz bitmeyen bir hayat okulunda okumaya devam ediyoruz ve çocuklarımın en iyi eğitimi alması  için elimden geleni yapacağım…. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte benim görmek istediğim kare tam da buydu! Yerleşik halk, yaşam sohbetleri, yeni yerleri görmek istediğim hep bunlardan ibaret….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat 13:00 sularında Knidos’a ulaşıyoruz; Burası tahminimden çok çok daha büyüleyici bir yer… Deniz masmavi, deniz cezbedici, deniz davetkar…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-7858127863638681767?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/7858127863638681767/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=7858127863638681767&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/7858127863638681767'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/7858127863638681767'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/07/knidosdatca.html' title='Knidos/Datça Gezdikce'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-s07jsdbFCKk/Th1wyDxJ3dI/AAAAAAAAB_A/khMl-L8ICJg/s72-c/100_4756%255B1%255D.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-1456889392888870741</id><published>2011-06-24T06:00:00.001+03:00</published><updated>2011-11-29T13:19:51.310+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Doğa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gezdikce'/><title type='text'>Hayal olmadan hemen önce Karabiga Gezdikce</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-B6IaccA5jvA/TgbowlggW2I/AAAAAAAAB-4/e-iZTya1gqA/s1600/Resim%2B998.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-B6IaccA5jvA/TgbowlggW2I/AAAAAAAAB-4/e-iZTya1gqA/s320/Resim%2B998.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5622437106218457954" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hayal olmadan hemen önce Karabiga &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden beri uykucu ben artık erken uyanıyorum. En geç 09:00’a kadar uyuyabiliyorum. Neden mi; bana göre daha gezilecek çok yer var? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz hafta sonu Çanakkale/ Karabiga’ya gitmek için hazırlanıyorum, sabah erkenden yola çıkıyoruz. Öğleden sonra orada olmamız gerekli çünkü yeğenim evleniyor. Bu akşam hem hüzünlü hem de keyifli bir akşam olacak belli…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorunsuz bir yolculuktan sonra Biga’ya varıyoruz. Büyük ablam Biga’da yaşıyor. Ev baya hareketli… Yeğenimin eşini bile o gün göreceğim. İçeri girip de etrafa bakındığımda salonda birkaç kişiyi görüyorum. İşte bu kişilerden birisi yeğenimin eşiymiş meğer… Gencecik pırıl pırıl bir genç Allah mesut etsin, bir ömür boyu mutlu olsunlar….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam kına gecesi, düğün hepsi aynı zamanda gerçekleşiyor. Herşey çok güzel. Herkes çok mutlu… Herkes çok umutlu….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah, dün akşamın yorgunluğuna rağmen erkenden uyanıyoruz. Karabiga’ya gitmek üzere yola koyuluyoruz… Hava tam da bizden yana pırıl pırıl, ışıl ışıl… Karabiga’ya vardığımızda tabiki ilk iş olarak denizi kucaklayacağım… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herşey çok güzel, yollar güzel, yeşillikler, boy boy tarlalar, boy boy kavak ağaçları ile dizili yollar, aracın camını aralayıp da içeriye dolan hava mis gibi iğde ağaçlarının esintisinde feraklık hissini yaşatıyor… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortanca ablam ile seyahat ediyoruz… Ablamla bir araya geldiğimizde nedensiz yere çok güleriz… Araçta da nedensiz gülüşmeler yaşanıyor… Bazen birbirimizi anlamayıp gene de durmadan konuştuğumuz oluyor… Farklı farklı konulardan bahsedip sohbetleri devam ettirebiliyoruz…. Çocukluktan kalma bir alışkanlık sanırım….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karabiga gerçekten çok güzel… Eve vardığımızda anlıyorum ki biz baya yorgunuz… Bugün de o kadar bereketli bir gün anlaşılan, erkek kardeşim de birkaç saat sonra kız arkadaşı ile İstanbul’dan geliyor… Ablam ile en sessiz ve sakin halimizle kız arkadaşını misafir ediyoruz… Hep birlikde denize gitmek üzere yola koyuluyoruz…. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz tahmin ettiğim gibi çok güzel. Ancak Pazar günü olması sebebiyle inanılmaz şekilde kalabalık, hatta şaşılacak bir durum yolda trafik var… İmdatt!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakin olan tek şey deniz sanırım, bu sakinliğe karşı biraz dinleniyoruz… Dönüş yolunda da ablam ile yürümeye karar veriyoruz. 2km lik bir yolculukda yine durmamacasına konuşmalar, her 100m. Meyva ağaçlarından meyva topluyoruz. Sanırım bu kadar çok dut yediğimi hatırlamıyorum….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşamın sakinliğinde bahçede dinleniyoruz….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi günü yeniden yola koyuluyoruz, yine yürüyerek en güzel koya doğru yol alıyoruz.. KocaKum Sahili; görülmeye değer bir kumsal burası, o nedenle de yerleşim yerine uzaklığı da 2km. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünde de yol boyunca dut ağaçlarından dutları miğdemize indiriyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tatil boyunca 4 gün sıkılmadan denizin keyfini çıkartıyoruz ve aynı zamanda da uzun yürüyüşler sayesinde spor da yapmış oluyoruz….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karabiga bu yıl çok güzeldi… Karabiga bu yıl aynı zamanda çok da özeldi… Ertesi belki de deniz hayal olacak, denizle birlikte dut keyfi de hayal olacak…. Karabiga’da termik santrali kurulduğu andan itibaren herşey hayalimizde kalacak….&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-1456889392888870741?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/1456889392888870741/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=1456889392888870741&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/1456889392888870741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/1456889392888870741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/06/hayal-olmadan-hemen-once-karabiga.html' title='Hayal olmadan hemen önce Karabiga Gezdikce'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-B6IaccA5jvA/TgbowlggW2I/AAAAAAAAB-4/e-iZTya1gqA/s72-c/Resim%2B998.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-1752758991611124100</id><published>2011-06-15T09:57:00.000+03:00</published><updated>2011-06-15T09:58:28.556+03:00</updated><title type='text'>Benim de düşündüğüm tek şey demokrasidir…</title><content type='html'>Benim de düşündüğüm tek şey demokrasidir…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar günü, yeni hükümet seçimi için sabah erkenden vatandaşlık görevim ile oyumu kullanmak için yola koyuluyorum. Oyu kullanacağım okul sabah erken bir saat olsa da kalabalık görünüyor. Birinci kata doğru yöneliyorum, merdivenlerde benle birlikte beş altı kişi bulunuyor. Bunlardan bir tanesi sanırım bacaklarındaki sağlık problemi nedeniyle değnek kullanan bir vatandaş. Ben hiç zorlanmadan merdivenleri çıkarken, bu vatandaş için o merdivenler eziyet olsa gerek, her merdiven adımında soluklanma ihtiyacı ile bir süre bekliyor ve sonra tekrar bir merdiven adımı ile 1. Kata ulaşmaya çabalıyor. Pazar günü benim gibi oyunu kullanmak isteyen bir vatandaştan bahsediyorum…. Ben daha refah bir yaşam, belki de her ülkeye vizesiz giriş isteyen, eğitim sisteminin istikrarlı ve kişilerin mutlu meslekleri yapabilmelerini sağlayacak bir eğitim sistemi isterken. Adını bilmediğim, değnekleri ile oy kullanmak isteyen kişi ile düşüncelerimiz ne kadar farklı ki; merak ediyorum???…..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha kendisi için uygun koşullar bile sağlanmamışken oy hakkını kullanmak için sabahın köründe O’da istekleri ile oyunu kullanıyor…  Tekrar düşündüğüm ve merak ettiğim; acaba istediği nedir??? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim de düşündüğüm tek şey demokrasidir….&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-1752758991611124100?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/1752758991611124100/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=1752758991611124100&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/1752758991611124100'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/1752758991611124100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/06/benim-de-dusundugum-tek-sey.html' title='Benim de düşündüğüm tek şey demokrasidir…'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-7693695226464233532</id><published>2011-06-08T06:00:00.000+03:00</published><updated>2011-06-08T12:45:08.119+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Doğa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eğlence'/><title type='text'>Umudum var!</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-iK48lDXQUxA/Te86dtwS2LI/AAAAAAAAB-w/Ig-AfxzLeDk/s1600/Yeni%2BResim.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 187px; height: 269px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-iK48lDXQUxA/Te86dtwS2LI/AAAAAAAAB-w/Ig-AfxzLeDk/s320/Yeni%2BResim.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5615771542527072434" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şehir yaşantısının yapısı ile gelişen sosyal hayatta en önemli şey sanırım güven ya da en önemsiz şey de olabilir bu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların birbirlerine karşı güveni maalesef şehir hayatının karmaşası ve yaşam mücadelesi ile yok gibi bir şey… Kişiler kendileri dışında yaşanılanlara ister istemez ilgili davranamıyorlar ve bu da güvensizliği beraberinde getiriyor…  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle kendi başımıza bir olumsuzluk gelmediği sürece etrafı çok algılayamıyoruz ve artık bu hal ya da durum toplumda uyulması gerekli bir kural gibi…  Yardım etme empati duygumuzu maalesef hiç kullanmıyoruz… Oldu da birine yardım etmek istediniz, bu şaşkınlık yaratmıyor değil… Ya da bir şeye itiraz etmek de çok alışılmış bir durum değil… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu düşüncelerime hem olumsuz hem de halen umut varmış insanlık ölmemiş diyerek olumlu örnekleri paylaşmak istiyorum :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım yaşamın bize sunduğu motivasyon gücü bu olsa gerek… Hayata ironik yaklaşmak bir nebze de olsa ferahlık yaratabiliyor… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar gününe inat sabahın kör vaktinde oturduğumuz apartmanda bir gürültü, aman Allah’ım Pazar günü böyle bir gürültü olur mu? Düşüncesinde, gürültünün nedenini öğrenmeye çalışıyorum. Anlaşılan o ki yan dairede bir tadilat varmış! Ancak bugün Pazar günü değil mi? Şaka gibi… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günü ortaladık ne çare halen gürültü devam ediyor, ve benim ders çalışmam gerekli, bu gürültüde mümkün değil ders çalışamam. Kaldı ki ders çalışmasam bile bugün dinlence günüdür…  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bu söylemlerle gürültüye müdahale çabasındayım… Ancak koca apartmanda benden başka bu durumdan şikayetçi olan yok anladığım. Apartmanda in cin top oynuyor desem yeridir… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya apartmanın diğer sakinleri bir gün öncesinde ilaçla uyutuldu ya da acı ki apartmandaki tüm sakinler havanın güzelliğinde dışarıdalar… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve acı gerçek ikinci seçenek geçerli; herkes Pazar gününün güzelliğinde kendini dışarı atmış, ancak ben ders çalışacağım… Neyse birkaç çırpınma çabam sonuç veriyor ve gürültüler azaldı… Pazar günü ….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın son günü Cuma, işteyim, işler de her zamankinden sanki daha da yoğun… cep telefonumun da aksilik sarjı bitmiş; bu durumdan da habersizim aslında… İş telefonumdan çok acil olduğu belirtilen bir çağrı alıyorum. Telefondaki bayan aracımı aldığım Odak servisinden aramakta, size cepten ulaşamadık, aracınız park halinde bulunan adresten çekilecekmiş!!! Aracımın bulunduğu yerde belediye çevre temizliği ve boya çalışması yapıyormuş. Bu nedenle de aracımın bulunduğu yerden acil olarak çekilmesi gerekliymiş… Odak bayiinin bundan nasıl haberi olmuş burası daha çarpıcı, plakada bulunan bayii telefonundan aramış çalışma yapan belediye görevlilleri… Ve eğer ben acilen aracımı bulunduğu yerden çekemezsem Odak servisim kendilerine geri dönüş yapmamı bu konuda yardımcı olacaklarını ekliyorlar… Şaka gibi, sanki bir arkadaşım bana şaka yapıyor… İnanamadığım şey, hem bayinin hem de belediye çalışanlarının bu kadar ilgili ve yardımsever olmaları… Neyse halen insanlık varmış deyip, bayiden telefon numarasını aldığım belediye çalışanını arıyorum, ancak gene bu şaka olabilir düşüncesindeyim… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belediye görevlisi gayet kibar olarak, aracı çekebilecek durumda olup olmadığımı soruyor, ben de aracın bulunduğu yere ancak 20 dakka içerisinde ulaşabileceğimi söylüyorum ve görevli gelmem gerekmediğini durumu halledeceklerini gerekirse aracı karşı caddeye çekeci  ile park edeceklerini merak etmememi söylüyor… Yahu bu bir şaka mı ? ben de ne olur ne olmaz taksiye atalayıp aracın bulunduğu yere gidiyorum… Yoldayken belediye görevlisi arıyor ve sorun olmadığını boya çalışmasını tamamladıklarını haber vermek için aradıklarını bildiriyor… Aracım da son model uzay üssü modeli değil ki bu kadar ilgi alaka olsun… en şirininden bir bayan aracı işte :) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah razı olsun gerçekten, hem bayii den hem de belediye çalışanından diyorum ve aracın yanına vardığımda gerçekten cadde boyanmış ve temizlenmiş benim araç olduğu gibi aynı yerinde duruyor… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyilik denilen olgu halen varlığını devam ettiriyor…  Benim umudum var….&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-7693695226464233532?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/7693695226464233532/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=7693695226464233532&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/7693695226464233532'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/7693695226464233532'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/06/umudum-var.html' title='Umudum var!'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-iK48lDXQUxA/Te86dtwS2LI/AAAAAAAAB-w/Ig-AfxzLeDk/s72-c/Yeni%2BResim.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-8838327546012795310</id><published>2011-05-23T00:11:00.000+03:00</published><updated>2011-05-25T17:49:10.798+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eğlence'/><title type='text'>Vay be yaş 33 oldu; ne çabuk!!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-wZbdFOeQgGM/TdzxaC4SMcI/AAAAAAAAB-c/q6cCPViHAp0/s1600/il_570xN_222090818.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 285px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-wZbdFOeQgGM/TdzxaC4SMcI/AAAAAAAAB-c/q6cCPViHAp0/s320/il_570xN_222090818.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5610624665548632514" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İyiki doğdum ben:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu yılki yaşım tersten de aynı düzden de aynı 33:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha nice, güzel öncelikle sağlıklı ve heyecan dolu yaşlar olur inşallah sevdiklerimle... Ve her daim gezmek/keşfetmek hep olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** Fotoğraf Meltem Sözer'e aittir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-8838327546012795310?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/8838327546012795310/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=8838327546012795310&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/8838327546012795310'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/8838327546012795310'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/05/vay-be-yas-33-oldu-ne-cabuk.html' title='Vay be yaş 33 oldu; ne çabuk!!'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-wZbdFOeQgGM/TdzxaC4SMcI/AAAAAAAAB-c/q6cCPViHAp0/s72-c/il_570xN_222090818.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-4043456307767345288</id><published>2011-05-03T06:00:00.005+03:00</published><updated>2011-05-03T18:32:20.267+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Doğa'/><title type='text'>Doğa</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-t6kfp5kbJuE/Tb-p0FRVbMI/AAAAAAAAB-U/oW7eyk9V7iE/s1600/fft17_mf204363.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 207px; height: 321px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-t6kfp5kbJuE/Tb-p0FRVbMI/AAAAAAAAB-U/oW7eyk9V7iE/s400/fft17_mf204363.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5602383173705362626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;"Su yolunu bulur" sözünü atalarımız boşuna sarf etmemiş, hakkaten de öyle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğanın gücünü anlamak, O’nu tanımaya çalışmak, Doğa’nın gücünde diğer canlıları gözlemlemek için bir ömür yetmez sanırım. Belki de badi parmağımız kadar küçük bir canlıyı anlamak için bile yetmeyebilir bu yaşam sürecimiz… O nedenle etrafımızdaki karmaşaları/yüzeysel olayları bir kenara bırakmak, doğanın gücü sayesinde bu güzelliklerde kaybolmak, en basit haliyle asıl yaşama nedenimizin ne olduğunu anlamaya yardımcı olabilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya yüzeyinin %80’i sudan ibaret, bu nedenle...&lt;br /&gt;Su kendi yolunu bulur...&lt;br /&gt;Suyun gideceği yol bellidir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aralar istem dışı bir şeyler yakalayıp alıyor beni; ne var ne yok diye tv'de kanalları zaplarken bir belgesele takılıp kalıyorum… Normal bir şekilde yağan yağmur, 3 gün boyunca hiç durmamacasına yağmaya devam ederken, yağmurun oluşturduğu su birikintileri toprağı aşındırmakta, sonra toprakla birlikte kaya parçaları aşınmakta, sonrasında tahmin edilemeyecek bir felaket gerçekleşmekte… Bu aşınmaların oluşturduğu parçalar su akıntıları ile şehir merkezine, suyun bildiği yoldan zorlanmadan ulaşıyor, tabi önüne ne çıkarsa da beraberinde götürüyor… İşin özü su yolunu buluyor… Sen İster önüne kuleler dik, ister önüne duvarlar ör; nafile… Alıp götürüyor bildiği gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğanın gücünü bu noktada sadece izliyorsun, olabilecekler için belki de cesaretli isen araştırmalar yapabiliyorsun, ancak bunları durdurmak adına bir gücün bulunmuyor, çünkü doğanın dengesi belli…&lt;br /&gt;Doğa kendine ait olanı kendi yolunda belirliyor… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi yaşantımızda da bu böyle değil mi aslında, su kendi yolunu buluyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-4043456307767345288?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/4043456307767345288/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=4043456307767345288&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/4043456307767345288'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/4043456307767345288'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/05/doga.html' title='Doğa'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-t6kfp5kbJuE/Tb-p0FRVbMI/AAAAAAAAB-U/oW7eyk9V7iE/s72-c/fft17_mf204363.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-2116821737341284604</id><published>2011-05-02T06:35:00.003+03:00</published><updated>2011-05-02T15:32:10.008+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='resim'/><title type='text'>Resim çizmek başka bir meziyet sanırım...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-fWnckPnobxo/Tb5RV7sPLKI/AAAAAAAAB-E/2YOy3t8aErs/s1600/il_570xN_222090289.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-fWnckPnobxo/Tb5RV7sPLKI/AAAAAAAAB-E/2YOy3t8aErs/s320/il_570xN_222090289.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5602004423737814178" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekli resim Meltem Sözer'e ait, çok tesadüf internette dolaşırken kendisine ait bloğunda rastladım bu resimlere. Benim için inanılması güç resimler bunlar hep, çünkü hepsi çok güzel ve bana göre çok başarılı çizimler. Hep istediğim şeydi çizim yapmak, birşeyler çizmek, karalamak... Hatta bir dönem liseyi bitirdiğim yıl Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlara girmeye yeltenmiştim. Az çok özel ders almıştım ve yetenek sınavına girme cesaretini de göstermiştim. Belki de bilmiyorum benim sınava girdiğim yıl sanki daha zordu herşey:) hakkaten öyleydi, hiç bir obje olmadan, sınav görevlisi düşünsel olarak birşeyler anlatmış ve anlatılanları çizmemizi istemişti. Bir ojbenin olması bu işi daha da kolaylaştırabilirdi şüphesiz. Ben de elimden geldiğince birşeyler çizmiştim. Ancak sınavda yakınımda bulunan kişilerin çizimlerini gördüğümde benim için işin boyutu değişmişti, muazzam güzellikte düşüncelerini, hayal güçlerini kağıda resmen gerçek hali gibi işlemişlerdi. Haliyle ben sınavı geçemedim, ancak benim için bu da bir tecrübe olmuştu, yetenekli olmak çok başka birşey, birşeyleri istemek ve çabalamak da takdir edilecek bir durum:) Neyseki ben durumun erken farkına vardım ve ertesi yıl güzel sanatlara girme gibi bir çabam oluşmadı, ancak yolun sonunun beni finans sektörüne iteleyeceği de aklıma gelmezdi, para kazanma hırsı böyle birşey olsa gerek sanırım:)))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ekte Meltem Sözer'in web adresini de paylaşmak istiyorum. &lt;br /&gt;http://www.crebro.net/son-iki-hafta/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu haftalar olsun, Güzel bir mayıs ayı olsun:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-2116821737341284604?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/2116821737341284604/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=2116821737341284604&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/2116821737341284604'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/2116821737341284604'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/05/resim-cizmek-baska-bir-meziyet-sanrm.html' title='Resim çizmek başka bir meziyet sanırım...'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-fWnckPnobxo/Tb5RV7sPLKI/AAAAAAAAB-E/2YOy3t8aErs/s72-c/il_570xN_222090289.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-4854247583652721350</id><published>2011-05-01T23:45:00.001+03:00</published><updated>2011-05-02T09:01:19.149+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Doğa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>Mayıs</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-4a67dsGbY-E/Tb5IpczcMBI/AAAAAAAAB98/NxBVxUJ3fjo/s1600/kiraz_ihracati_46445.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-4a67dsGbY-E/Tb5IpczcMBI/AAAAAAAAB98/NxBVxUJ3fjo/s200/kiraz_ihracati_46445.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5601994863439261714" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Güneşin kuşkusuz bakışları vicdanıma yansır.&lt;br /&gt;Sadakatin hükmettiği bu günlerde,&lt;br /&gt;Mutluluk ağaçları ilk meyvesini vermeye başlar.&lt;br /&gt;İnatçı deniz tüm dalgalarıyla kendini göstermek niyetindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevmeyi yeni öğrenmiş kalpler..&lt;br /&gt;Yeni maceralar peşindedir.&lt;br /&gt;Gökkuşağının renkleri haykırır zerafeti temsil ettirmek istercesine...&lt;br /&gt;O zaman insanlar anlamaya başlarlar.&lt;br /&gt;Bu hayatta yaşanacak daha çok güzel şey var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alper Ahtam&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-4854247583652721350?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/4854247583652721350/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=4854247583652721350&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/4854247583652721350'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/4854247583652721350'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/05/mays.html' title='Mayıs'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-4a67dsGbY-E/Tb5IpczcMBI/AAAAAAAAB98/NxBVxUJ3fjo/s72-c/kiraz_ihracati_46445.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-45781415065722892</id><published>2011-05-01T22:55:00.004+03:00</published><updated>2011-11-29T14:31:12.772+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='spor'/><title type='text'>Kendini Şımartmak</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-lh5QAoiEy6w/Tb5-oKDzuBI/AAAAAAAAB-M/R9MvWnDaWQQ/s1600/hamak-1.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-lh5QAoiEy6w/Tb5-oKDzuBI/AAAAAAAAB-M/R9MvWnDaWQQ/s320/hamak-1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5602054214855669778" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hafta sonu kendini dinlemeyi unuttuğumu fark ettim, ekli fotoğraftaki gibi bir güzellik yaşayamasam da İstanbul şehrinin güzelliğinde birkaç fırsat yarattım... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Mayıs gününün karmaşasından kaçmak adına araçsız spora gittim. Ancak düşündüğüm gibi olmadı, trafikten eser yoktu. &lt;br /&gt;Yine de daldım sosyal hayata, Akbil sesini özlemişim; &lt;strong&gt;çınk çing&lt;/strong&gt; seslerinde geçiş hakkımı sağladım…&lt;br /&gt;Sporda 5km koştum, 22 tur kulaç attım… &lt;br /&gt;Sonra koca bir kase dondurma yedim… &lt;br /&gt;Sonra gidebildiğim yere kadar da yürümeye karar verdim; Varış noktam Dolmabahçe!Manzaraya karşı demli bir çay söyledim, spor çantamdan yulaflı bisküvimi çıkarttım, eskilerden kalma bir alışkanlık ile bisküviyi çaya düşürmeden, çaya bandırarak tırtıkladım…&lt;br /&gt;Dolmabahçe’den görünen o müthiş manzaraya bir kez daha aşık oldum; Topkapı Sarayı... &lt;br /&gt;Birkaç dost’a telefon açtım, dostlarla buluşmak üzere Taksim’e bir yürüyüş daha gerçekleştirdim…&lt;br /&gt;Herşeye rağmen İstanbul'da yaşamayı seviyorum!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-45781415065722892?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/45781415065722892/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=45781415065722892&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/45781415065722892'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/45781415065722892'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/05/kendini-smartmak.html' title='Kendini Şımartmak'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-lh5QAoiEy6w/Tb5-oKDzuBI/AAAAAAAAB-M/R9MvWnDaWQQ/s72-c/hamak-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-1490258721502516526</id><published>2011-04-28T22:59:00.007+03:00</published><updated>2011-05-25T17:45:49.451+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gezdikce'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>Her açılan kapı, başka bir kapının açılışına vesile olurmuş...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-xhUiBymncEM/Td0WFo1vZzI/AAAAAAAAB-k/exFmr_aer9o/s1600/untitled.bmp"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-xhUiBymncEM/Td0WFo1vZzI/AAAAAAAAB-k/exFmr_aer9o/s320/untitled.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5610664996891486002" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kısmetse Ağrı Dağı Tırmanışına niyetlendim . Bir anlık karar ile tüm hazırlıkları tamamladık. Az çok tırmanış deneyimim var ancak bu kadar ciddi bir organizasyona dahil olmak biraz da olsa beni korkutmuyor değil. Bu nedenle kondisyonumu sağlam tutmak adına hergün spora gidiyorum. Bir karar diğer kararımı etkiliyor, hafta iki gün de bile üşene üşene gittiğim spora şimdi her gün daha bir kararlı/bilinçli gidiyorum. Daha bir azimliyim; aferim bana:). &lt;br /&gt;Sonra Ağrı Dağı hakkında araştırmalar yaparken başka bir konu dikkatimi çekiyor. Aslında bir şeye karar vermek başka birşeyle ilgilenmenizi de sağlıyor. Ağrı Dağı araştırması yaparken Cemal Süreya'dan bir şiir buluyorum. Şiir de ne şiir ama, oku oku başka başka algılar meraklanıyor. Oku oku susuzluğun gideriliyor. Oku oku üzerindeki uyku hali açılıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin kısası birşeye karar vermek başka bir şeyde kararın başlangıcı oluyor... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UÇURUMDA AÇAN  &lt;br /&gt;Aşktın sen, kokundan bildim seni, &lt;br /&gt;Bir ahırın içinde gezdirilmiş gül kokusu &lt;br /&gt;Taşıttan indin, sonra da karşıya geçtin, &lt;br /&gt;Elinde tuhaf bir çanta, saçında soku. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akıl almaz işleri şu zambakgillerin, &lt;br /&gt;Sokakta bir sövgü gibi akıp gittin, &lt;br /&gt;Gözlerin sonsuz uzun, sonsuz çekikti, &lt;br /&gt;Baksan uçtan uca Çin Seddi'ni görebilirdin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanındaki adam mutlaka kardeşindir, &lt;br /&gt;İstanbul öyle ağırbaşlı bir kent değildir. &lt;br /&gt;Aşktın sen, gidişinden bildim seni, &lt;br /&gt;Neye yarar sağduyuyu aşmazsa şiir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birbirinizi kucaklarken, neye yarar &lt;br /&gt;Kucaklamıyorsak eski, yeni sevgilileri? &lt;br /&gt;Diyorum çoğunca evli kadınlar &lt;br /&gt;Bu yüzden ölü yıkayıcısıdırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilir misin acaba ne demiş tilki? &lt;br /&gt;Kişi bir anda nasıl çarpılıverir &lt;br /&gt;Kuliste yarasını saran bir soytarı gibi, &lt;br /&gt;Giderek nasıl anlaşılmaz olur sözleri.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ömer ki gölü balığı için değil, &lt;br /&gt;Kamışı için vergilendirdi.&lt;br /&gt;Ama değnek vurulurken zavallı uğruya &lt;br /&gt;Yüzüne ve neresine değmesin derdi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selam size büyük durumlar, doruk anlar! &lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Dağ görgüsü kazanır, Ağrı'yı bir kez görse de kişi. &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marmara'dan yirmi yılda çıkaramayacağı gerçeği, &lt;br /&gt;Okyanusu beş dakika seyretmekle kavrar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de biraz geç rastladım sana, &lt;br /&gt;Ama her şey geç gelmiyor mu yurdumuza, &lt;br /&gt;1929 buhranı bile geç gelmemiş miydi? &lt;br /&gt;Eksikliğe mi alışmışız, mutsuzluğa mı yoksa? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ahırın içinde gezdirilmiş gül kokusu, &lt;br /&gt;Ağır uykusu aldatılmış olanın &lt;br /&gt;Ve aldatanın delik deşik uykusu. &lt;br /&gt;Taşıttan indin, sonra da karşıya geçtin.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Divan, Nazım Hikmet, İkinci Yeni, &lt;br /&gt;Kaç gündür adını düşünüyorum. &lt;br /&gt;Ne demiş uçurumda açan çiçek? &lt;br /&gt;Yurdumsun ey uçurum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Cemal Süreya  ( 1931 - 1990 )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-1490258721502516526?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/1490258721502516526/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=1490258721502516526&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/1490258721502516526'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/1490258721502516526'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/04/her-kap-baska-kapnn-aclsna-vesile.html' title='Her açılan kapı, başka bir kapının açılışına vesile olurmuş...'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-xhUiBymncEM/Td0WFo1vZzI/AAAAAAAAB-k/exFmr_aer9o/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-2217821480110001064</id><published>2011-04-26T22:53:00.004+03:00</published><updated>2011-11-29T14:28:56.617+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eğlence'/><title type='text'>Ben de kendimi hızlı sanırdım!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-TZ4srTpDiXY/TbpWGaxlqZI/AAAAAAAAB9k/ffM8OwtfCl4/s1600/20071128_1196285952_kb1f-b.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-TZ4srTpDiXY/TbpWGaxlqZI/AAAAAAAAB9k/ffM8OwtfCl4/s320/20071128_1196285952_kb1f-b.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5600883754855147922" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hafta sonu Pazar günü, Pazar gününe inat erken uyanmış, ablam ve yeğenim ile bugün ne yapalım; ne yapalım diye düşünürken; kahvaltı için kendimizi 08:30’da İkea’nın önünde buluyorduk. Benim nereden aklımda kaldı ise İkea’nın açılış saatinin 08:00 olduğunu düşünmüş, ancak İkea’ya vardığımızda kapı duvar kimselerin olmadığını görünce biraz yeşil alan bol gıda diyerek etrafı kolaçan etmiş, güvenlik görevlisinin yönlendirmesi ile de saat tam 09:25’de belki de en erken biz orada olacağız diye kendi aramızda konuşurken otoparka giriş yapmıştık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak kahvaltı katına geldiğimde gördüğüm manzara karşısında da,  gözlerime inanmakta zorluk çekmiştim. Hatta bir an ablamla birbirimize bakıp etraftaki kalabalığı ikimizin de görüp görmediğini teyit etmek adına birbirimizi dürtmüştük.  Henüz ikea yeni açılmış olmasına rağmen, yemek salonu nasıl oldu ise şu 5 dakkikalık süre içerisinde tamamen dolmuştu… Bunca kişi nasıl oldu da araçlarını park etmişler ve yukarı çıkmışlardı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de kendi kendime düşüncelerde bu saatte orada olmaktan ve görevlilerin ayıplamasından çekinerek güvenlik kontrolüne girmiştim. Sonra neyle karşı karşıya olduğumu görmek gerçekten ironik oldu… :))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-2217821480110001064?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/2217821480110001064/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=2217821480110001064&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/2217821480110001064'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/2217821480110001064'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/04/hafta-sonu-pazar-gunu-pazar-gunune-inat.html' title='Ben de kendimi hızlı sanırdım!'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-TZ4srTpDiXY/TbpWGaxlqZI/AAAAAAAAB9k/ffM8OwtfCl4/s72-c/20071128_1196285952_kb1f-b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-5094999781119075679</id><published>2011-04-20T13:20:00.006+03:00</published><updated>2011-04-20T16:54:15.943+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eğlence'/><title type='text'>Trafik</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-ot9Jf_UzVzo/Ta7lVK6KBGI/AAAAAAAAB9c/HgrcIncfX-o/s1600/imagesCAANBDRR.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 120px; height: 120px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-ot9Jf_UzVzo/Ta7lVK6KBGI/AAAAAAAAB9c/HgrcIncfX-o/s400/imagesCAANBDRR.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5597663538736399458" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Günlerden Cumartesi, çok sevdiğim arkadaşım Esra ile buluşmuşuz. Sohbet muhabbet derken zamanın nasıl geçtiğinin farkına varamadan saat 23:00 oluvermiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüşme sonrası Beşiktaş/ Kabataş yolu üzerinden eve doğru yol almaktayım. Tam da Tophane yolu üzerinde trafik kontrolü var. Ben de her zamanki gibi sakin sakin yolda ilerliyorum. Trafik polisinin elini havada görüp de biran beni işaret ettiğini algılayarak kontrol şeridine giriş yapıyorum ve tam da trafik polisinin ardında aracı park halinde beklemeye alıyorum. Ancak sonradan fark ettiğim trafik polisinin beni çevirme için durdurmamış olduğu, benden haberi bile yok diyebilirim. Şimdi neler olacak bilmiyorum; &lt;br /&gt;Tam o anda polis arkasını döndü, hemen ayak ucunda beni fark etmesi ile yüzündeki şaşkınlık, bir o kadar da kızgınlık ifadesiyle ” ne işin var burada senin?” diyerek, sağ eli de aracın camını açmam için işaret ederek söylenerek aracın camıda beliriverdi. Yandık ki ne yandık diyerek aracın camını araladım. Ancak fark ettiğim benim eller sanki her an aracı hareket ettirecekmiş gibi halen direksiyondaydı ve yüzümde istem dışı bir sırıtma efekti hakimdi... &lt;br /&gt;“İyi akşamlar, ben sanki aracı kontrol noktasına çekmem gerektiğini düşünerek buraya park ettim” dedim. &lt;br /&gt;Polis hem sırıtan yüzüme hem de halen direksiyonda olan ellerime bakıyordu, bu sayede sanırım Polis'in de yüz ifadesinde kızgınlık hali kaybolmuş benimkine benzer bir gülümse yer almışdı...   &lt;br /&gt;Sonra; “şimdi de sana gitmeni söylüyorum” diyerek sağ eli ile bana git işaretini çaktı. &lt;br /&gt;Aracı nasıl olduysa en sakin haliyle hareket ettirerek, kontrol şeridinden uzaklaştım. Ve nasıl olduysa da hala hatırladıkça gülüyorum en son polise iyi akşamlar dileyerek el salladığım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-5094999781119075679?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/5094999781119075679/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=5094999781119075679&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/5094999781119075679'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/5094999781119075679'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/04/istanbul-trafik.html' title='Trafik'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-ot9Jf_UzVzo/Ta7lVK6KBGI/AAAAAAAAB9c/HgrcIncfX-o/s72-c/imagesCAANBDRR.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-1796502513650033990</id><published>2011-04-20T08:50:00.007+03:00</published><updated>2011-04-20T10:00:59.483+03:00</updated><title type='text'>En verimli gün....</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-C4PucIwJWLE/Ta5-UTXxQOI/AAAAAAAAB9M/g-fBTl7pJE0/s1600/163535.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 308px; height: 196px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-C4PucIwJWLE/Ta5-UTXxQOI/AAAAAAAAB9M/g-fBTl7pJE0/s320/163535.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5597550274130559202" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çarşamba günü haftanın en verimli günüdür, araç almak istersen bugünde üretilmiş arabayı satın alacaksın derdi okulda psikoloji hocamız. Bugünde yapılan araçlar en sağlam araçlarmış...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çarşamba gününde sabah uyanıp da dışarıda gördüğüm manzara yine mi yağmur şaşkınlığı olunca, sanırım ben de ruhsal olarak çizginin diğer tarafına geçmiş oldum... :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi nerde olmak vardı sorusuna cevabımı veriyorum; Şimdi New York'da olmak isterdim... Orası da yağmurlu olsun, orada da hava kapalı olsun, orada da trafik sorunu olsun... Varsın olsun... Ben herşeye rağmen New York'da olmak isterdim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-1796502513650033990?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/1796502513650033990/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=1796502513650033990&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/1796502513650033990'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/1796502513650033990'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/04/en-verimli-gun.html' title='En verimli gün....'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-C4PucIwJWLE/Ta5-UTXxQOI/AAAAAAAAB9M/g-fBTl7pJE0/s72-c/163535.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-555246386971813833</id><published>2011-04-14T20:01:00.004+03:00</published><updated>2011-04-14T20:14:51.479+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eğlence'/><title type='text'>Dikkat trafikte bayan var!</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-XP6KHmMhZg8/TacqNS6bVgI/AAAAAAAAB9E/jG1UMgoUsjo/s1600/imagesCAO44JJS.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 259px; height: 195px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-XP6KHmMhZg8/TacqNS6bVgI/AAAAAAAAB9E/jG1UMgoUsjo/s320/imagesCAO44JJS.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5595487469934695938" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Utanıyorum ancak yazacağım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinden bir şey rica etmek, ya da istemek bana göre değil, 100km yürürüm gene de bir şey isteyemem sanırdım. Ancak bazen öyle anlar oluyor ki; kişi zor durumda kalmaya görsün...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köprü geçişlerinde ya KGS olmalı ya da OGS olmalı, bunun dışında başka bir geçiş hakkı yok. Ben de bu geçişlerde bir bankanın kredi kartını kullanmaktayım. Geçtiğiniz hafta sonu Pazar gecesi saat 01:30 suları arkadaş doğum günü kutlaması sonrası, o gecenin talihlisi olarak şöförlük görevini ben üstlendim! Bir arkadaşımızı Anadolu Yakası’nda evine bırakacağız, son Avrupa Yakası'nda birkaç arkadaşı daha evine bırakcağım...&lt;br /&gt;Hiç tahmin etmezdim o saatte trafik olsun. Daha Taksim çıkışında trafik başlıyor, birinci köprüye ulaşıncaya dek de trafik devam ediyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köprü geçişine yaklaşıp gördüğüm manzara üzerine de sohbet konusu şu; KGS geçişlerinde sorun var sanırım, bu kadar bekleyiş normal değil; gibi….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıra bize geliyor, ben de sadece KGS geçişlerinde kullandığım kredi kartımı çıkartıp geçiş için sisteme okutmaya çalışıyorum. Ancak anlayamadığım bir sorun var sanırım; kart sistemde okunmuyor; kartı evir çevir, üfle, temizle,.... Mümkün değil sistem geçiş hakkı vermiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zor bir durum bu yaşanılan, trafik zaten akla zarar, KGS sırasında ardımda geçiş için bekleyenleri düşünmek dahi istemiyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NE yapacağım ben şimdi!!! Aracı bırakıp kaçmak ne güzel olurdu öylece:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha iki gün önce aynen buna benzer bir sohbet olmuştu… Geçiş için kartı olmayan sürücüler ne yapıyor, zor bir durum… gibi bir cümle kurmuştum. Arkadaşlar da; ne olacak canım ardında bekleyen araçtan rica edersin. Sorun olmaz demişlerdi… Ben de gülerek mümkün değil ben yapamam demişdim! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vallahi başa gelen çekilir lafını atalarımız boşuna sarf etmemiş… tıpış tıpış ricada bulunuyorsun….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kartın sistemden okunmama telaşı ile bünyede bulunan oksijen seviyesi de yukarı ulaşmakda zorluk çekiyordu :)) vay halime benim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda tüm sakinliğimi koruyarak araçtan indim, bir de fiziken etkili olur mantığında kartı tekrar okutmaya çalıştım. Olmadı sistem gerçekten inatçıydı…! Sonra baktım bu şekilde olmayacak ardımdaki araca yöneldim. Araçda bulunan centilmen genç KGS kartını uzattı, ancak ne şans kartın bakiyesi yetersiz, haliyle centilmen gencimiz de telaşlandı, sonra bir arkadaki araca ikimiz birden yöneldik. Yöneldiğim araç hatırı sayılır marka araçlardan, içeride orta yaşlarda bir çift bize bakıyor, aracın sürücüsü bay omuzları hoplarcasına gülmekde, bayansa eller havada kızgın bir halde bana doğru bir şeyler sarf ediyor gibiydi…ya da sövüyordu :)).  Ben de rahat insan tavrında KGS kartlarını kullanma isteğimi belirttim?? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak adam tepkisiz halde sadece gülmekteydi, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayan ise; bu saatte olacak iş mi? Evde çocuklar bekliyor... diyerek hiç susmadan aynı cümleler ile eller kollar havada bana doğru konuşuyordu…  gördüğüm kare tam bir karikatürdü aslında… Adam belli ki kadının söylemlerine tepkisini sadece gülmekden yana kullanıyordu… Alma başına belayı diyerek  hemen hedef noktamı değiştirdim, yan şeride geçtim, Ancak korna sesleri çabuk olmam gerekliliğini destekler nitelikte çınlıyordu…  Yan sırada tam KGS geçişini tamamlayacak bir genç yardımıma koştu… ya da ben resmen elinden KGS kartını kapmış olabilirim de:)) kendi aracıma yöneldim ve geçişi sağlayıp, yan sıradan aldığım KGS kartını ve ücretini de ödeyip ardıma da bakmadan kara şimşek edasında kaçtım… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra aldı bizi bir gülmek, bu süre zarfında ben kendimi aşmış olduğuma mı güleyim yoksa ardımda çalan kornalara mı güleyim ya da sisteme okuttuğum kartın yanlış kart olduğunu geç fark ettiğime mi güleyim:)) Sisteme okuttuğum kart kredi kartı değil aynı bankanın ATM kartı imiş:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oluyor bazen bana....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski yöneticim her zaman şunu söyler; sakın trafikte bana rastlama!!,  :))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-555246386971813833?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/555246386971813833/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=555246386971813833&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/555246386971813833'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/555246386971813833'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/04/dikkat-trafikte-bayan-var.html' title='Dikkat trafikte bayan var!'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-XP6KHmMhZg8/TacqNS6bVgI/AAAAAAAAB9E/jG1UMgoUsjo/s72-c/imagesCAO44JJS.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-29756379817625599</id><published>2011-03-25T09:16:00.002+02:00</published><updated>2011-04-07T11:08:09.884+03:00</updated><title type='text'>İktisadi Özgeçmişim</title><content type='html'>Sınırlı kaynaklar dünyasında merhaba dediğim şu yaşamda, sonsuz istekler silsilesinde iktisadı özgeçmişimi hazırladım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşantımın geçmiş tarih özetinde her dönemi eş kenar açılarda hesaplamışım, çıkan sonuç da pek şahane; dengeli:)) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şuan geldiğim nokta, tam da ömrümün yarı noktası, dante gibi geçen ömrün ortasında öz eleştrilerimin karesini de aldım; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sayede tarihi öz geçmişimde kuşatamadığım hedeflerime bir çıkartma daha planladım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Coğrafik açıdan ruhsal mevsimlerime göz attım, mevsimler zaman zaman kendi doğallığında yaşanmamış, coğrafik haritada bunu fark ettim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela yazlar yaz gibi geçmemiş, kışlar kurak ve soğuk geçmemiş… Ancak yıllar herşeye rağmen geçivermiş :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih araştırmalarım sonucunda; kader yeni keşifler, başarılar sunmuş… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir dönem kuşatlamalarda başarısız olunsa da,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir dönem keşifler/başarılar kendiliğinden gerçekleşmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi zaman karekök hesabında şaşkınlıklar olsa da,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka bir dönem varyans hesabında dengeler sağlanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazların kurak ve yakıcı sıcaklarında; Başarı gölgeleri serinlik getirmiş, serinlikler ferahlık hissinde mutlulukları perçimlemiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kış mevsimleri soğuklarda bütçe açığı verse de ; dostlar sayesinde sağlanan manevi finansman krizleri kolayca atlamamı sağlamış..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir dönem mevsimler karışmış, bahar mevsimleri şaşmış,hatta uzun bir dönem bahar mevsimleri oluşmamış…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak anlaşılan şaşan bahar mevsimi değil; Benmişim… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında beklenilen bahar mevsimden öte yaşamın kendi iç kaynağı kendi felsefesiymiş, hissedebildiğin/görebildiğin ölçüde her mevsim bahar ferahlığında gerçekleşmekteymiş…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl da bahar mevsiminde ne standart sapması ne de ruhsal anlamda iktisadi kalkınma zorlukları oluşmadan, kendi coğrafyanızda gerçek bahar ferahlıkları dilerim…. &lt;br /&gt;Mutlu baharlar olsun…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-29756379817625599?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/29756379817625599/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=29756379817625599&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/29756379817625599'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/29756379817625599'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/03/snrl-kaynaklar-dunyasnda-merhaba.html' title='İktisadi Özgeçmişim'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-91738085157447860</id><published>2011-03-18T05:00:00.001+02:00</published><updated>2011-04-07T11:14:08.465+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gezdikce'/><title type='text'>18 Mart Çanakkale Destanı</title><content type='html'>Sabah gün ağırmamış; bugün 18 Mart! Bugün için ne yazılır değil düşüncem! Sadece 18 Mart'da, Çanakkale'de, yerinde görmek isteğim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇANAKKALE ZAFERİ CEPHEDEN MEKTUPLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üsteğmen Zahid'in Vasiyeti&lt;br /&gt;"Bu günlerde her zamankinden daha önemli muharebelere gireceğiz. Bilirsin , her muharebeye giren ölmez. Fakat eğer ben ölürsem sakın gam yeme... Beni ve seni yaratan Allah bizi nasıl dünyada birbirimize nasib etti ise , benden şehitlik rütbesini esirgemediği taktirde , elbette , ruhlarımızı da birbirine kavuşturur. Vatan yolunda şehit olursam bana ne mutlu. Ancak , sana bir vasiyetim var :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincisi benim için kat'iyyen ağlama...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincisi, eşyamın listesi ilişikte. Bunları sat , ele geçecek paradan "mihr-i muaccel" ve "mihr-i müeccel" ini al , üst tarafı ile bana bir mevlüt okut. Eğer bunlar sana borcumu ödemezse hakkını helal et ve ilk gece aramızda geçen sözü unutma..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca mektubun içinden kırmızı kordelaya bağlı bir de saç demeti çıkar. Saçın tazeliği bunun mini mini bir yavrunun başından kesilmiş olduğunu göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o zaman herkes Zahid'in evli olduğunu ve Nadide isminde de bir yavrusunun varlığını öğrenir. Çünkü Zahid Üsteğmen cepheye gelirken arkasında evlad ü iyal düşüncesini de bırakmıştır. Ve savaş boyunca ne izin isteyerek evine gitmeyi düşünmüş ne de o konuda iki çift laf etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zahid , 9 Ocak 1916'da şehit olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gümüşhane' nin Şiran ilçesinden Üsteğmen Zahid , Aziziye ilçesinin Kılıç Mehmet Bey köyünden Ahmet Efendi'nin kızı, eşi Hanife Hanım'a yazdığı ve vasiyetini bildirdiği mektubunu şu cümle ile bitirir :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bu vasiyetimi aldığınız zaman yüksek sesle ağlamanıza razı değilim."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-91738085157447860?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/91738085157447860/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=91738085157447860&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/91738085157447860'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/91738085157447860'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/03/18-mart-canakkale-destan.html' title='18 Mart Çanakkale Destanı'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-1525370146691908125</id><published>2011-03-14T16:41:00.002+02:00</published><updated>2011-04-07T10:45:57.107+03:00</updated><title type='text'>Fıkra tadında planlar</title><content type='html'>Bugün havanın da güzelliğinden midir, nedir bilmiyorum; herşeyi sıfırladım :) seyahat planları vs yeni yeni planlarımı arkadaşımla paylaşırken, sevgili arkadaşım  “yeni bir sayfa, yeni bir hikaye” ne güzel dedi. Bir müddet hikayeler olmasın, fıkra olsun, hep birlikde fıkra tadında baharın da keyfinde yenilenelim madem ki!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-1525370146691908125?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/1525370146691908125/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=1525370146691908125&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/1525370146691908125'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/1525370146691908125'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/03/bugun-havann-da-guzelliginden-midir.html' title='Fıkra tadında planlar'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-3188340908592372153</id><published>2011-03-11T13:43:00.001+02:00</published><updated>2011-04-07T11:15:25.002+03:00</updated><title type='text'>İtiraf!</title><content type='html'>Bir sınıflama yapmak istemiyorum ancak kendimi arada bir yaşama karşı güçlü olduğum için garipsemiyor değilim... Çok sevdiğim kız arkadaşlarıma bakıp da bazı olaylara yaklaşımlarını, kendilerini ifade etmek adına yaptıklarını, cümle kurulumlarını açıkçası saçma bulup, garipsemiyor değilim... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kararsızlık/ Güvensizlik durumları bir bayana yakışmayan durumlar bana göre. Bu da günümüz sosyal ilişkilerini maalesef kararsız/ zayıf ve çıkara dayalı ilişkiler haline getiriyor... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşam bizi bu kararsız ve samimiyetsizlikler içerisinde daha ne kadar taşır allah kerim diyorum... Ancak gözlemlerim ve bundan sonra göreceklerimle yaşamın daha ironik bir hal alacağı da kesin gibi... Allah Kerim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-3188340908592372153?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/3188340908592372153/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=3188340908592372153&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/3188340908592372153'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/3188340908592372153'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/03/bir-snflama-yapmak-istemiyorum-ancak.html' title='İtiraf!'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-8391871071856254490</id><published>2011-03-07T23:51:00.000+02:00</published><updated>2011-04-07T11:16:24.577+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><title type='text'>Dante'den; Beatrice'se</title><content type='html'>Dante Alighieri büyük aşkı beatrice ile karşılaşmasını, 1292 yılında yazmaya başladığı yeni hayat adlı eserinde şu şekilde ifade etmiş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"günler günleri kovalamış, bu soylular soylusu kadının görünmesinin üzerinden tam dokuz yıl geçmişti. bu günlerin sonuncusunda, bu ışıl ışıl kadın, bembeyaz giysiler içerisinde, ondan yaşça büyük iki soylu kadının arasında göründü; bir sokaktan geçiyorlardı ki benim korku içinde, allak bullak durduğum tarafa doğru çevirdi gözlerini ve o tanımlanamaz inceliğiyle selamladı beni. öyle erdem yüklüydü ki o selam, o an mutluluğun doruğuna ulaştığımı sandım. bu çok tatlı selamın bana ulaştığı saat, o günün dokuzuncu saatiydi kesinlikle ve de sözlerinin kulaklarıma varmak üzere ilk harekete geçişinden olacak, öyle bir tatlılık yayıldı ki içime, mest olmuş vaziyette ayrıldım insanlardan ve odamın ıssızlığına çekilerek bu çok incelikli kadını düşünmeye koyuldum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geniş varlık denizinin her yanında geniş bir aşk akışı vardır. fiziksel devinim, bitkisel yaşam, zihinsel yaşam... hep evrensel aşkın derece derece yükselen aşamalarını oluşturur. aşağı derecelerinde yanılmayan aşk, akılla aydınlandığı zaman iyilik ve kötülüğe eğilim kazanır. aşk kusursuz olmayan iyiliklerin üzerinde de vardır. hatta irade, hile ve şiddet kullanmak yoluyla bir başkasının kötülüğüne çalışmış olsa bile yine aşka uyar. kötülükler aşktan uzaklaşma oranında bir takım derecelere sahiptir ve kötülük aşka yaklaşmak için sarf ettiği üç oranında erdeme yaklaşmış olur... cehennem bile adalet kadar aşkın eseridir."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-8391871071856254490?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/8391871071856254490/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=8391871071856254490&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/8391871071856254490'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/8391871071856254490'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/03/dante-alighieri-buyuk-ask-beatrice-ile.html' title='Dante&apos;den; Beatrice&apos;se'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-1822676384094868289</id><published>2011-03-07T22:51:00.001+02:00</published><updated>2011-04-07T11:18:07.535+03:00</updated><title type='text'>Erdemli insan!</title><content type='html'>Günümüzde erdemli insan olmak mı kabul görmekde, yoksa erdemli insan olmanın garip bir olgu olduğu, bunu yargılayan/garipseyen insanlar mı kabul görmekte. Biz yaşamın hangi evresinde kaldık? &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Oysaki ailede başlamadı mı herşey? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysaki dostlarda perçemlenmedi mi herşey?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysaki utanma duygusu hala varlığını devam ettiriyor muydu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne varki hala umut var, erdemli insan gördüğümde kalbinden öpmek istiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-1822676384094868289?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/1822676384094868289/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=1822676384094868289&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/1822676384094868289'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/1822676384094868289'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/03/gunumuzde-erdemli-insan-olmak-m-kabul.html' title='Erdemli insan!'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-698507121481856780</id><published>2011-03-01T21:55:00.000+02:00</published><updated>2011-04-07T11:18:37.944+03:00</updated><title type='text'>Çocuk;</title><content type='html'>Çocuk hep sevgi dolu, enerji dolu, çoşku dolu. Çocuk küçücük elleri ile dünyayı kucaklar, kocaman yüreği ile de dünyayı kurtarma cesaretinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk kar yağdığında sevinir, yağmur yağdığında sevinir, güneş açtığında sevinir. Çocuk her daim sevinir. Sevinçlerinin nedenleri ufak, sevinçlerinin nedenleri herkes...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk çocukken kollarını sallayarak yürürdü. Şimdi ise cool takılmakda. Yüzüne baktığınız her daim en içten bir gülümseme. Şimdi ise her daim gülümseme anlaşılmamak adına. Çocuk isteklerini açıkça söyler, dürüstçe kendini ifade ederdi. Şimdi ise söylemek istediklerini kendine saklıyor. Dürüst olmak sessiz kalmakdan yana bırakıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk süt ile büyüdü, şimdi ise aslan sütü ile çocukluğuna dönme isteiğinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk hep büyümek istedi, bunun için çabaladı, ailesinden ayrıldı, ayrı eve çıkdı, şimdi ise kendine bir aile kurma çabasında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk büyüdüğü yerlerden uzaklaşdı yabancılaşdı, şimdi büyüdüğü yere özlem dolu ve geri dönme çabasında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk dünyaya merhaba dediği gibi şimdi de aynı düşüncelerde merhaba ile tanışmakda...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-698507121481856780?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/698507121481856780/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=698507121481856780&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/698507121481856780'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/698507121481856780'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/03/cocuk-cocuk-hep-sevgi-dolu-enerji-dolu.html' title='Çocuk;'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-7478682625381077536</id><published>2011-02-28T19:22:00.000+02:00</published><updated>2011-04-07T11:19:37.956+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>Bu aralar anlamlı bulduğum söz;</title><content type='html'>Sanırım gençken karşılaşabileceğin birçok güzel insan olduğunu düşünüyorsun. Hayatının geri kalanında ise bunun sadece birkaç defa olabileceğini anlıyorsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-7478682625381077536?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/7478682625381077536/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=7478682625381077536&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/7478682625381077536'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/7478682625381077536'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/02/sanrm-gencken-karslasabilecegin-bircok.html' title='Bu aralar anlamlı bulduğum söz;'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-8512203442356615671</id><published>2011-02-18T06:45:00.000+02:00</published><updated>2011-11-29T14:21:58.592+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Doğa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gezdikce'/><title type='text'>Karabiga Gezdikce</title><content type='html'>Belkilerle dolu bir yazı yazmak istemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğduğum yer değil ancak benim büyüdüğüm yerdir Karabiga. Hepimizin doğduğu, büyüdüğü yer çok değerli şüphesiz. Çünkü emek vardır, anı vardır, özveri vardır, bir dönem yaşanmışdır; hem de bu çocukluk dönemi ise değeri başkadır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim çocuğulum Çanakkale-Karabiga’da geçdi. 78 kuşağı olmanın da verdiği sokak çocukluğunu doyasıya ve hakkıyla yaşadım. Bahçeli bir evimiz vardı. Her daim görebileceğim uçsuz bucaksız masmavi denizi kucakladım. Yüzmeyi sekiz bilemedin dokuz yaşımda öğrendim, bu diğer arkadaşlarıma göre geç sayılacak bir yaşdı. Karabiga bize kendi doğallığında bütün güzelliklerini sunuyordu. Deniz varsa yüzmeyi de öğreniyordun. Dağ tepe varsa koşmayı ve doğayı keşfetmeyi öğrenebiliyordun. Bir bahçeye sahip olmak sebze yetiştirmeni sağlayabiliyordu... Şuan baktığımda burası çok da büyük bir yerşelim yeri değil. Benim dönemim de 3000 kişilik bir kasabaydı. Her ne kadar İstanbul’da doğup da çocukluğumun bir dönemi İstanbul’da geçmiş olsa da o dönem için hatırladığım ve bildiğim Karabiga büyük bir yerleşim yeriydi ve tüm dünyanın buradan ibaret olduğunu düşünürdüm. Tüm dünya bu kadar güzel derdim çocukluk düşüncelerimde... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bir dönem kapandı ve biz 78’liler büyüdük, okuduk, iş güç sahibi olduk. Yaşam şeklimiz isteyerek ya da şartlar dolayısıyla büyük şehirlere göçü sağladı. Ancak hiç birşey bizi doğduğumuz yerden koparmadı. Her fırsatda gittik memleketimize, her fırsatda atladık uçsuz bucaksız denize. Her fırsatda dağ tepe koştuk, her fırsatda bağlar/bahçelerden sebzeler topladık. Her fırsatımız bize yeni anılar oluşturdu. Yeni anılar yeni dostlukları pekiştirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bir haber geldi; ilk önce inanmak istemiyorsun. Bir duyumdur diyorsun kendi kendine... Sonra gerçekle yüzleşiyorsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek bu kapatalist sistemde kar maksimizasyonu mantığında çalışan firmaların, kanun açıklarından faydalanarak, mavisi bol, deniz suyu sınırsız, kendi halinde yerleşim yerlerinde termik santral kurma istekleridir. Örneklerini de farklı yerleşim yerlerinde gözlemledik, destek verdik ve termik santrali kurma amaçlarını da öğrenmiş olduk bu sayede...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Termik santral nedir? Neden bizi bu kadar endişelendirir bundan da bahsetmek istiyorum;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Termik santrallerde üretilen enerjinin sadece %30-40 oranındaki bir bölümü elektrik enerjisine dönüştürülebilmekte; kalan kısmı ise "kaçak enerji" olarak adlandırılmakta ve kazanından radrasyon ile çıkmakta ya da baca gazıyla birlikte bacadan atılmaktadır. Termik santrallerin en önemli çevresel etkilerinden biri de soğutma suyuyla ilgilidir ve termik santrallerin soğutma suyu gereksinimi büyüktür. Bu nedenle termik santraller genellikle nehir, göl veya deniz gibi soğutma suyu kullanılabilecek kaynaklara yakın yerde kurulmaktadır. Aynen Karabiga’da kurulmak istenen termik santrali gibi... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atıkların denize atılması, sorumsuz atık yöntemidir. Deniz, akarsu ve göllerde yapılan atık ısı denizlerdeki biyolojik yaşamı tehlikeye sokan termal kirlilik aslında neyle karşı karşıya olduğumuzu yeterince gözler önüne sermekde. Zararları bunla da kalmıyor elbet;  çevreye zararı dokunan kül atıklarıda cabası... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Termik santrallerin bacasından çıkan ve bitki örtüsünü en çok etkileyen gazlar kükürt dioksit ve azot oksitleridir. Bitkilerin bu gazlara en hassas olan ve etkilenen organı yapraklarıdır. Yapraklardaki stomalar vasıtasıyla yaprak bünyesine giren bu gazlar yapraktaki klorofillerin yapısını bozmaktadır. Ayrıca yanık etkisi, serbest asit halinde yüzeysel olarak da ortaya çıkabilmektedir. Bitkiler üzerinde kirletici etkisiyle ortaya çıkan zararlar üç ayrı boyutta görülebilmektedir. Bunlar akut, kronik ve gizli zararlardır. Akut zararlanmaya uğrayan bitkiler hemen ölmekte, kronik zararlanma öldürücü olmamakla birlikte bitki kalitesini büyük oranda bozmaktadır. Görünmeyen (gizli) zarar ise zaman içinde ortaya çıkmaktadır. Zaman içinde herşey ölmekdetir aslında... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkilerdeki termik santrallerden kaynaklanan zararlar yaprak lekeleri, yaprak kurumaları, yaprak ve meyve dökülmeleri, büyümedeki gerileme, solgunluk ve ölümle sonuçlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi başda bahsettiğim ve pek çoğumuzun yabancı olmadığı emek,özveri ve paylaşım bir anda yok olmaya yüz tutacak... Yaşanmışlıklar anlatılacak ancak paylaşılamayacak... dokunulamayacak... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belkilerle dolu bir yazı yazmak istemiyorum, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burası öyle bir yer ki; hep birşeyler var. Hep birileri var, hep hep hep... Ancak belki de bundan sonra hep yek bir yer olacak mı? ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep yek ne demek? Hep yek; yanlız olacak demek... Hep yek; kaçış demek... Hep yek; kaybetmek demek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karabiga belki de birkaç yıla kaybetmiş olacak mı?... Mavi yok, özgürlük yok... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi ancak BİZ izin verirsek kurulucaktır termik santral... BİZ çocukluğumuzu unutursak, yüzmeyi unutursak, en önemlisi hafızamızı sıfırlarsak olacak bunlar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-8512203442356615671?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/8512203442356615671/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=8512203442356615671&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/8512203442356615671'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/8512203442356615671'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/02/belkilerle-dolu-bir-yaz-yazmak.html' title='Karabiga Gezdikce'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-6162688732889403590</id><published>2011-02-15T12:59:00.002+02:00</published><updated>2011-04-07T11:23:11.776+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>Charles Bukowski</title><content type='html'>Charles Bukowski'den vazgeçemem; nedense bu aralar tekrar okumaya başladım, iyi geldi:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"saçımı taradım keşke yüzümü de tarayabilseydim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"biri bana çirkin olduğumu söyledikten sonra; gölgeyi güneşe, karanlığı ışığa yeğler olmuştum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"harikulade düşünceler ve harikulade kadınlar kalıcı değildirler."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"bir kaplanı yakalayıp kafese koyabilirsiniz ama onu kırdığınızdan asla emin olamazsınız. insanlar daha kolaydır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"hiçbir şey gerçek kadar sıkıcı olamaz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"yalnız kalmaktan daha kötü şeyler de vardır hayatta ama genellikle bir ömür alır bunun farkına varmak o zaman da çok geçtir ve çok geçten daha kötü bir şey yoktur hayatta."&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Charles Bukowski&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Sürü Delikanlıya Dostça Öğütler&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tibet'e git &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;deveye bin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayakkabılarını maviye boya &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sakal bırak &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kağıttan bir kanoyla dolaş dünyayı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;the saturday evening post'a abone ol &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çiğnerken sadece sol tarafını kullan ağzının &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tek bacaklı bi kadınla evlen &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve düz bir usturayla traş ol &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve kadının koluna adını kazı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;benzinle fırçala dişlerini &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bütün gün uyu ve gece ağaçlara tırman &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;keşiş ol &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;viski ile bira iç &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kafanı suyun altında tut &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve keman çal &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;pembe mum ışığında göbek at &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;köpeğini öldür &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;belediye başkanlığına aday ol &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir varilin içinde yaşa &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;baltayla kafanı yar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yağmurda lale ek &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AMA ŞİİR YAZMA! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Charles Bukowski&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-6162688732889403590?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/6162688732889403590/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=6162688732889403590&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/6162688732889403590'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/6162688732889403590'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/02/sacm-taradm-keske-yuzumu-de.html' title='Charles Bukowski'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-1623695894762855105</id><published>2011-02-09T21:48:00.000+02:00</published><updated>2011-04-07T11:24:07.856+03:00</updated><title type='text'>Günümüz belki de geleceğimizdir kaygılarım...</title><content type='html'>Sıradan, kendi halinde yaşama devam etmek. Belkide sıradan bir yaşam kabul etme olgusunu fark etmekle alakalı... Bana göre sıradan olan herşeye tapmak gerekiyor. Olağanlıklarından asla ödün vermeyerek sıradan olmayanlara bir nevi meydan okurlar çünkü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıradan olan şeyler nelerdir diye düşünüyorum? Bu kişiden kişiye değişim gösterebilir... Benim için sıradan olan şey başkası için ulaşılmak istenen, çaba harcanan herhangi birşey de olabilir. Peki bu kadar fark neden diye sormak mı gerek? Ya da sıradan olmak isteğe mi bağlı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ya bir tercih sonucunda yaşanır, ya da şartlar dolayısıyla.... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim için sıradanlaşmış, günün rutin hallerine dahil ettiğim şeyler, başkaları için yılların heba edilmesi ile oluşan herhangi birş istek de olabilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta sonu Eminönü’ndeydim, sabahın erken saatinde farklı farklı fotoğraf kareleri yakaladım. Etrafımda bulunan ve sıklıkla görüştüğüm pek çok arkadaşım bu yerelere adımını bile atmamışdır eminim bundan... Ancak burada bir hayat olduğu kesin, pek çok kişi için de burası yaşamın merkezi... Karşıdan karşıya geçmek için alt geçit/pasajı kullandım ve hareketlilik buradan başlıyor. Etrafda işportacılar, çeşit çeşit binumum eşya satılan mağazalar mevcut. Bir karmaşa bir gürültü durmamacasına sabahın erken saatlerinde başlamakda burada... Herkes para kazanma çabasında... Sokakda ilerlerken her adımda farklı bir ürün sunuluyor gözüme/burnuma doğru.- “Abla bir bak, sudan ucuz, lazım olur al bir tane!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkimiz de yaşamda var olmak için çalışmak durumundayız, ikimiz için de para kazanmak önemli... O’nun için hayat ne kadar sakin bilemiyorum, Benim gözümden O’nun hayatı çok farklı şüphesiz.  Şans faktörü bu noktada mı karşımıza çıkıyor? Bu kadar farklı uç noktalarda yaşamlar kafamı karıştırmıyor değil... Bunun nedenlerini sıralamak sayfalarca yazı yazmak gerekir ancak bilinen bir gerçek var o da sıradan insan olmak önemli... Kişi sırdan oldukça yaşama daha sıkı sarılıyor belki de...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-1623695894762855105?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/1623695894762855105/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=1623695894762855105&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/1623695894762855105'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/1623695894762855105'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/02/sradan-kendi-halinde-yasama-devam-etmek.html' title='Günümüz belki de geleceğimizdir kaygılarım...'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-578890234750653240</id><published>2011-02-09T15:28:00.001+02:00</published><updated>2011-04-07T11:25:01.229+03:00</updated><title type='text'>Köh Köh Köh</title><content type='html'>Burnum şıp şıp çeşme gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havaların da aldatıcı güzelliğine kanarak şifayı kapmış bulunuyorum. En çok rahatsız edici olanı akordu bozulmuş müzik enstürümanı gibi öksürüyor olmak... Zaten öksürmeye bir başlayınca da durabilene aşk olsun diyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalıkla kendi kendime iyileşmeye çabalarken; çünkü ilaç takviyesi ile iyileşmek istemiyorum. Her hastalıkda ilaç alınıp sonraki dönemlerde iyileşmek adına vücudun artık hangi ilaçları kabul edeceği endişesinde doğal yollarla iyileşmeye çabalarken bir arkadaşım yetişdi imdadıma; değerli arkdaşım SuatJ telefondaki sesimden ürkmüş olacak ki bana gizli iyileşme iksirinden bahsetti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarif; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 adet ayva&lt;br /&gt;3 çorba kaşığı bal&lt;br /&gt;2 su bardağı su &lt;br /&gt;(diğer katılanlar bana ait:) )&lt;br /&gt;2 adet limon,&lt;br /&gt;Bir fincan karabiber&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayvaların ve limonların kabukları soyulmadan yuvarlak şekillerde kesilir ve bir kaba koyulur, sonra kabın içerisine su ilave edilir ve kısık ateşde kaynatılır, en son karabiber ve bal ilave edilir ve 5 dakika daha kaynatılır. Ekli kaynatım işleminden oluşan buhara ortalama 5 dakika yüz çehresi tutulur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilerseniz bu karışımı süzgeçden geçirip, çay kıvamında içebilirsiniz. Ki için en yararlı yanı da burası oluyor, boğazınız mideye değin sıcacık ve karabiberin aromasında kendine geliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bu işlemi yaptım, ertesi sabah kalktığımda solunum yollarına çok iyi geldiğini ve rahatsız edici öksürük/aksırık şikayetlerimin azaldığını söyleyebilirim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili Suat’a buradan teşekkkürlerimi sunuyorun....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-578890234750653240?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/578890234750653240/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=578890234750653240&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/578890234750653240'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/578890234750653240'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/02/burnum-sp-sp-cesme-gibi.html' title='Köh Köh Köh'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-3996660197682308212</id><published>2011-02-08T14:18:00.002+02:00</published><updated>2011-02-08T14:23:19.053+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Özgürlük nedir? Özgür olmak nedir? Özgürlüğün bize sundukları ya da bizim özgür olma çabamız nerde başlayıp, nerde biter? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgür olmak; kafesden kaçmış kuş misali ne yapacağını bilmez bir hal değildir şüphesiz. Özgürlük başkalarının özgürlüğünü kısıtlamaksızın kendi dengeleri içerisinde yaşamın keyfini çıkartmakdır bana göre...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Modern çağın getirdikleri dolayısıyla kişiler özgürlüklerini ucu açık yaşam şekillerinde diğer kişilerin özgürlüklerini farkında olmadan kısıtlayabiliyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgürlük; özel hayat / eğlence hayatında mı boy göstermekde... Bu noktada mı kendimizi daha çok özgürmüş gibi göstermeye çabalıyoruz acaba?  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkili ilişkilerde kendini gösteren anlaşmazlıklar hep bu yönde mi oluyor?  "Özgürlüğümü kısıtlıyorsun?" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serbest ilişkiler yaşayalım, sık boğaz olmayalım, kıskançlık olmasın... vs...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki rol modellerimiz ya da tartışmalarımız neden hep bu yönde gerçekleşmekde? Neden özgürlük kavramını hep ikili ilişkilerde bu örnekler ile açıklıyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü bize sunulan, renkli camın ardında oluşturulan dünya sadece bundan ibaret... Hangi tv kanalını açarsanız açın gözünüze çarpan karakterler, sunumlar, örnekler bundan ibaret...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha dün izlediğim bir tv programında genç bir kız, kendini karşı cinse beğendirmek adına türlü şaklabanlıklar yapıyor. Kaç yaşında beğenirsiniz? Henüz 20'sinde bile değil. En acısı farkında olmadan belki de cahilliğinden kaynaklı; özel hayatından bahsederken bir erkek arkadaşının olduğunu da söylüyor. Peki bu programda ne işi var o zaman? Amaç kendini beğendirip kendine eş bulmak değil mi? Konuyu çok da uzatmak çabasında değilim... Henüz 20 yaşındaki gençlerin meşhur olmak adına toplasanız bir metreyi bulmaycak kıyafetler ile ekran karşısına geçme çabaları, ve bu rol modellerini hangi yaşda insan olursa olsun izliyorsa, izleniyorsa... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu aralar hangi tv kanalını açsak aynı konular, aynı programlar, aynı kavga, aynı dövüş, aynı sistem hakim... Bu rol modellerini oluşturan iyi eğitimli tv yapımcılarının da sadece düşündükleri şey para kazanmakdan ibaretse; O’nları da özgür vicdanları ile başbaşa bırakmalıyız... mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgürlük nedir? Şimdi birkez daha düşünmeli miyiz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgürlük biraz kendini ödüllendirme, biraz doğa, biraz seyahat biraz kendini rahat bırakma olabilir mi? Bunları yaparken de vicdanımızın sesini dinlemek değil mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-3996660197682308212?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/3996660197682308212/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=3996660197682308212&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/3996660197682308212'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/3996660197682308212'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/02/ozgurluk-nedir-ozgur-olmak-nedir.html' title=''/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-5175640130701729929</id><published>2011-02-04T20:15:00.000+02:00</published><updated>2011-04-07T11:27:07.233+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>Die Blendung/ Elias Canetti</title><content type='html'>Kuru soğukda üşeyen ellerini / kuruyan boğazını ısıtmak adına araladığın cafe kapısından içeri girişdeki huzur/ferahlık,&lt;br /&gt;Uzun süredir giymediğin ceketinin cebinden çıkan 50-TL’nin verdiği şaşkınlık/sevinci&lt;br /&gt;İşe yetişmek adına servisi kaçırma noktasında servis şöförünün seni fark etmesindeki yaşadığın güveni ve insaniyeti&lt;br /&gt;Kazı kazanda kazandığın ikramiyeyi çatır çatır harcağın andaki haz duygusu...&lt;br /&gt;Yaz sıcağında serin deniz sularına çivileme atladığın andaki adrenalini...&lt;br /&gt;Keşke duygusunun ağırlığında kapını çalan ikinci şans haberini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün uzun süredir okumayı plandığım bir kitap okuya başladım; ekli duyguların tadında leziz bir kitapdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Die Blendung/ Elias Canetti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kitap; kahve tadındaki lezzet gibi, para harcamanın hazzı gibi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazarın bu kadar güzel bir kitabı genç yaşında yazmış olmasından dolayı bende yarattığı kıskançlık duygusunun bile keyifli bir hazzı oluşmakda....&lt;br /&gt;tavsiye edilir...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-5175640130701729929?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/5175640130701729929/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=5175640130701729929&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/5175640130701729929'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/5175640130701729929'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/02/kuru-sogukda-useyen-ellerini-kuruyan_04.html' title='Die Blendung/ Elias Canetti'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-9049288076259511622</id><published>2011-02-04T10:05:00.000+02:00</published><updated>2011-02-04T10:06:03.396+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bir varmış Bir yokmuş misali, Yaşamımızda; Var olunca Yok olan değerler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanç -- Boşluk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk -- Arayış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annem -- Annem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş -- Daha çok iş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stres -- İş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi -- Sahtecilik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hoşgörü -- Savaş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlayış -- Savaş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğitim -- Cehalet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liderlik -- Kayboluş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap -- Can sıkıntısı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk -- Aşk acısı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlat -- Para&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aile -- Yanlızlık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş -- Stres&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Para -- Huzur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanç -- İnanç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huzur -- Kıskançlık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlilik -- Eyvah Evde kaldım mı ben? :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Master yapmak -- Daha yüksek ücretle çalışma isteği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktora yapmak -- Daha yüksek ücretle çalışma isteği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyku -- Yorgunluk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni -- Eski&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldatma -- Sevgi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kötülük -- Saflık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cehalet -- Kayboluş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seyahat -- Merak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlem -- Merak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İntikam -- Anılar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anılar -- Yanlızlık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prensip -- Kararsızlık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet -- Hayır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır -- Yanlızlık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazmak -- Sessizlik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazmak -- İtiraf&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtiraf -- Kararsızlık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtiraf -- Güvensizlik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güvensizlik -- Sevgi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Modern -- Örf/Adet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örf/Adet -- Ukalalık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ukalalık -- Hoşgörü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarap -- Kaygı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarap -- Çekingenlik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarap -- Uykusuzluk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kış Mevsimi -- Yaz Mevsimi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tembellik -- Aşk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tembellik -- Para&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Para -- Çok Para&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok Para -- Az para&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlık -- Yaşama dair olumsuz ne varsa herşeyi düzeltir....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-9049288076259511622?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/9049288076259511622/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=9049288076259511622&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/9049288076259511622'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/9049288076259511622'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/02/bir-varms-bir-yokmus-misali-yasammzda.html' title=''/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-8730303132511718554</id><published>2011-02-03T12:18:00.001+02:00</published><updated>2011-04-07T11:28:01.844+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>Cacık</title><content type='html'>Sabah radyoda bir şarkı dinledim, şarkı kendi içinde hüzünlü olsa da sözleri peşi sıra çok şaşırtıcı ve eğlenceliydi... Şarkının Barış Manço’ya ait olmasına da şaşırmadım aslında... Ve Barış Manço’nun şarkılarını, kendisini, yaşam şeklini ve duruşunu ne kadar özlediğimi de fark ettirdi şarkı bugün bana... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaptığı programlarda her kesime hitap etmeyi başarabilmiş, çocuklardan/yetişkinlere değin bir şekilde fikirlerini yansıtmayı da başarmışdı; sanırım... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de O’nun gezi programlarını çok izlediğim için O’nun kadar gezmeyi ve keşfetmeyi sevmiş olabilirim... Müzikden kendimce anlamış olmam/aşırı özgüvenimle avaz avaz şarkı söyleyebilmem da O’nla ilgili olabilir... Çocukken ezbere bildiğim tek adres nedir diye sorsalar; “ Barış Manço Moda 81300 İstanbul” olacaktır... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 Puan 10 puan 100 puanla tüm 78 jenerasyonunu şampiyon yapıyorum; Teşekkürker Barış Abi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keyifli dinletilerle;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cacık &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözüm meclisten dışarı dostlar&lt;br /&gt;Bugünlerde kendimi hıyar gibi hissediyorum&lt;br /&gt;Hani dilim dilim doğrasalar beni&lt;br /&gt;Marmara Ege Karadeniz ve hatta Akdeniz cacık olur diyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derdim öylesine büyük ki dostlar&lt;br /&gt;Kırka yarıp yine kırka bölseler&lt;br /&gt;Ve kırk bostana gübre diye serpseler&lt;br /&gt;Kırkbin tane ot biter de kırkbin derde deva olur diyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne oldu bana böyle durup dururken&lt;br /&gt;Oğlan aldı başını gitti kız zaten lafımı dinlemezdi&lt;br /&gt;Düğmem kopuk paçam sökük oramda buramda çengelli iğneler&lt;br /&gt;Bir de çengelli iğne nazar bozar derler &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hanımın çorabı kaçık başında bigudiler&lt;br /&gt;Karabaş bile, karabaş bile suratıma bakıp bakıp havlıyor&lt;br /&gt;Öğünmek gibi olmasın ama dostlar&lt;br /&gt;Kendimi hıyar gibi hissediyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani ince kıyım doğrasalar beni Akdeniz cacık olur diyorum&lt;br /&gt;Ve hatta Atlas okyanusu ve hatta Hint okyanusu &lt;br /&gt;Ve hatta hatta Büyük okyanus bile cacık olur diyorum&lt;br /&gt;Böyle cacığa rakı mı dayanır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çivi çiviyi söker derler soğuktan donanı buzla ovarlar&lt;br /&gt;Ben zaten yanmışım dostlar peki beni fırına mı koysalar&lt;br /&gt;Zeytin suyuna kuru ekmek böyle gelmiş böyle gidecek&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-8730303132511718554?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/8730303132511718554/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=8730303132511718554&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/8730303132511718554'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/8730303132511718554'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/02/sabah-radyoda-bir-sark-dinledim-sark.html' title='Cacık'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-5424006441023887685</id><published>2011-02-01T13:53:00.001+02:00</published><updated>2011-02-01T13:55:00.165+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/TUf0ZSGR49I/AAAAAAAAB8U/ipKIG8H_wsQ/s1600/lapa_lapa_kar%255B1%255D.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 163px; height: 170px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/TUf0ZSGR49I/AAAAAAAAB8U/ipKIG8H_wsQ/s320/lapa_lapa_kar%255B1%255D.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5568688179458991058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sabah kafamıı dışarı uzatıp da gördüğüm manzara şüphesiz İstanbul’da bulunan pek çok kişiyi sevinçlendirmişdir.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Patır patır sesleri ile ışıl ışıl kar taneleri kaldırıma düştüklerinde, ben de kocaman cüssem ile üzerlerine basarak işe yetişme telaşındaydım... Biliyorum abartmayayım o kadar da kar yağmadı tabiki; ancak bahar havası edasında dışarı çıktığım için şapka takmamışdım ve kafamda pek çok kar tanesi ışıldamaktaydı... ceketimin üzeri tane tane minik karlarla doluydu...  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi dışarı baktığımda gördüğüm/ hissettiğim şeyse sadece kuru soğukdan ibaret... Ne olurdu biraz kar gelseydi İstanbul’a... partı patır yağan kar/ışıl ışıl beyaz renklerle cümbüşlenen güzel İstanbul’a...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-5424006441023887685?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/5424006441023887685/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=5424006441023887685&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/5424006441023887685'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/5424006441023887685'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/02/sabah-kafam-dsar-uzatp-da-gordugum.html' title=''/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/TUf0ZSGR49I/AAAAAAAAB8U/ipKIG8H_wsQ/s72-c/lapa_lapa_kar%255B1%255D.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-4085027958884206558</id><published>2011-01-31T14:27:00.003+02:00</published><updated>2011-01-31T14:29:39.442+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/TUaqx650O6I/AAAAAAAAB8M/vuhEf5-dHUA/s1600/yeni%2Bresim.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 213px; height: 160px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/TUaqx650O6I/AAAAAAAAB8M/vuhEf5-dHUA/s320/yeni%2Bresim.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5568325763892263842" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Her yıl bir günde/bu günde olsa da; Annem adına birşeyler yazmak hem güzel/tarifsiz hem de etkilenmemeye çalışsam da acı verici...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annemi kaybedeli sekiz yıl oldu... Bu süreç içerisinde bende neler değişdi/gelişdi aslında bunları önemsiyorum... İçimdeki acı ilk günkü gibi, acılar zaman geçtikçe kayıp olmuş gibi görünse de,  birşekilde iz bırakıyor, olaylara bakışında ya da tepkilerinde bu izler çekinmeden kendini gösteriyor... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şeyi/herhangi birşeyi kaybetmekle başlıyor telaş; maddi olanakları başka alternatiflerle yerine koyabiliyorsun ancak manevi olanakları birebir yerine koymak mümkün olmuyor...  Ne kadar güçlü olsan da bir şekilde karşına çıkıyor. Benzer olaylar ile tazeleniyor anıların/sevdiklerin... Anıları hatırlamak/yaşamak da olgunlaştıyor düşüncelerini şüphesiz... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fotoğraf albümleri belki de bu nedenle varlığını sürdürüyor... Zaman zaman cesaretlenip de araladığın albüm sayfalarına bakıp da gördüklerin/yüzleştiklerin/ kendi kendine seslenişlerin hep sana dair izler taşımakda... Şu yaşamda biriktirdiğin ne varsa sana dair, en güzeli de bu biriktirdiklerin sayesinde, başlangıçlarının daha güçlü oluyor olması bana göre..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-4085027958884206558?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/4085027958884206558/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=4085027958884206558&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/4085027958884206558'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/4085027958884206558'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/01/her-yl-bir-gundebu-gunde-olsa-da-annem.html' title=''/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/TUaqx650O6I/AAAAAAAAB8M/vuhEf5-dHUA/s72-c/yeni%2Bresim.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-6555731198075349651</id><published>2011-01-31T13:06:00.001+02:00</published><updated>2011-01-31T13:08:09.596+02:00</updated><title type='text'>Hava ayaz mı ayaz, ellerim ceplerimde...</title><content type='html'>Hafta sonu hava soğuk, kazara burnunu dahi kapı dışarı çıkartsan hiç tereddütsüz içeri kaçarsın tekrardan... Kuru, renksiz, acı soğuk vardır dışarıda... Ancak bu havaya inat aklına koyup Moda’ya geçersin, o dondurucu soğukda çıkarsın yola, trafiğe inat geçersin köprüyü, eskilerden en eskilerden bir dostuna uğrayıp da elini sıkarsın sevgiyle, anlatılacak çok şey vardır şüphesiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar zaman geçmişdir görüşmeyeli? Eskiden katılarak güldüğün olaylara daha bir katılarak gülersin... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncesinde gittiğin cafeye uğrayıp, kapısını aralıyıp da içeride ne varsa herşey aynıdır, ilk 10 yıl öncesinde gelmişsindir buraya, şimdi geldiğinde de yerli yerinde durur mekan... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havanın soğuna inat sıcacık bir kahve söylersin, kahveyi avuçlarına alıp da sohbetin en koyu anında kahve kadar sıcak sohbetlerinde ısınırsın... Arada bir dalgasına gülersin anlattıklarının... Çünkü ne söylesen aldığın tepki aynıdır; "hadi canım sen de.... ???" Anlatacakların ve dinlediklerine zaman yetmez... tekrar sözleşilir... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra Kadıköy sokaklarını soğuğa rağmen talan edersin... Avrupa Yakası insanı olarak Kadıköy/Moda’yı çok sevememi iki şeye bağlıyorum; biri Moda ve Moda’ya bağlı nedenler silsilesi, İkincisi Moda ve Moda'ya bağlı nedenler silsilesi....sanırım... ( bir de Avrupa Yakası’na en yakın olması olsa gerek :) )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-6555731198075349651?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/6555731198075349651/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=6555731198075349651&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/6555731198075349651'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/6555731198075349651'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/01/hava-ayaz-m-ayaz-ellerim-ceplerimde.html' title='Hava ayaz mı ayaz, ellerim ceplerimde...'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-7896094713160523842</id><published>2011-01-27T14:55:00.001+02:00</published><updated>2011-01-27T15:00:50.557+02:00</updated><title type='text'>Teknolojiye yenik düş-medim!</title><content type='html'>Sanki cep telefonu ile doğduk hepimiz. O olmadan yaşanmaz sanırız. Ancak öyle değilmiş. Ben yaklaşık 3 haftadır cep telefonum olmadan yaşıyabiliyorum mesela.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Israrla da kullanma niyetinde değilim. En son kullandığım cep telefonumun kaybolması ile, hayatımda kayıp olan kişiler böylelikle kendiliğinden de silinmiş oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak ben ihtiyacım olduğunda birilerine ulaşıyorum. Ve bu sayade de daha programlı davrandığımın farkına vardım. Çok bencil olmak istemiyorum, tabi ki acil bir durum olsa bana ulaşmak isteyen kişiler de olacaktır ama yaşam biraz daha rahat oldu bu sayede.... Şu aralar bu durumdan sıkılmadığım bir özgülük yaşıyorum diyebilirim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yerlere yetişme teleaşında olmakzsızın, gecikmeden, telaşlanmadan yapılacaklar programlandığı gibi gerçekleşiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her on dakkada bir aranıp, şurada trafik var, hay allah otobüsü kaçırdım ya da sallana sallana hazırlanıp da geç kaldım olayı bitti benim için. Bu karşı taraf için de geçerli, çünkü bana eksta ulaşma lüksleri olmadığından dolayı, herşey anlaşıldığı gibi gerçekleşiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden de böyleydi; yani 90’lı yıllarda böyleydi değil mi?  Ve kimse bir yerlere geç kalmazdı. Buluşulacak yere gitmeden önce teyitleşilir ve ne trafik ne de başka bir olumsuzluk yaşanmadan gayet güzel bir şekilde biraraya gelinirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin entresan tarafı da, tekrardan telefon ajandası tutmaya başlamam oldu aslında. Ezberimde olduğunu düşündüğüm numarları hatırlamam pek mümkün olmuyor aslında. Yanlış hatırlıyormuşum meğer tüm numaraları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve zaman geçecek de ben 90’lı yıllar hitabında bulunacağım... Hiç aklıma gelmezdi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-7896094713160523842?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/7896094713160523842/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=7896094713160523842&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/7896094713160523842'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/7896094713160523842'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/01/teknolojiye-yenik-dus-medim.html' title='Teknolojiye yenik düş-medim!'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-4306877107947128282</id><published>2011-01-21T14:08:00.003+02:00</published><updated>2011-01-21T14:21:22.290+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Geçtiğimiz hafta Cuma akşamı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın verdiği iş yorgunluğu ile bitkin bir halde eve gidiyorum. Hatta bu akşam arkadaşlarla dışarı bile çıkacakdık. Yaşlanıyor muyum ne? Direk eve gitmeye çabalıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karnım aç bi aç, ancak yorgunluk nedeniyle kolum kalkmıyor. Cuma akşamı olmasına rağmen bugünde de geç çıkmışız işden zaten.. Dolabı açıp bakıyorum gördüğüm ilk şey profetorol tatlısı... Tahmin ediyorum bu tatlı Salı günü alınmışdı ve hala dolapda kendini gizlemekde... Açıp kokluyorum ne durumdadır diye, çok kötü değil ve bir kaç tadımdan sonra abartmamak adına devamını getirmiyorum... Dün akşam evde içmek için su kalmamışdı ve kardeşim en son konuşmamız üzerine bu görevi yerine getirecekdi. Ancak evde bu akşam için hiç su yok, hatta gıdım su bile yok... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz Cumartesi sabahı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah uyanmaya yeltenip de ayaklandığımda kafamda hafif bir sarsıntı hissettim, hafif hafif ev sallanmakda idi J dikkatli bir şekilde sabah mahmurluğunu üzerimden atmak adına içecek birşeyler arıyordum. Maalesef evde halen içecek su yok... Vakit kaybetmeden sıvı ihtiyacımı gidermem gerekli... En yakın bakkalın yolunu tutuyordum ve yaşam kaynağı suya kavuşuyordum. Ancak fark ettim ki evin sallantısı sokakda da kendini göstermekteydi... Keza bakkalda hafif sallantılıydı, hatta bakkal amca bile sallanıyor gibiydi.. Normal şartlarda düşük tansiyon ile ayakda duran ben eve ulaşana kadarki sürece içinde hep anlaştığım midem ile anlaşmazlığa düşmüşdüm...Sonuç olarak midemin dediği oldu:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Midem oldukça ısrarlı, dolayısıyla her on dakikada bir benle anlaşmazlığa düştü ve kazandı... Ancak bu durum beni bitap bir hale getirmekteydi. Su alma görevini yerine getirmemiş olan kardeşim ev kapasından içeri süzülüvermiş ve beni midemle konuşurken bulmuşdu??? Beni bu halde görmesi şaşkınlık yaratmadı, bi lakis normal bir tavır ile iyi misin dedi? Ben “geçecek” dedim... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bu iş böle olmayak gibi sinyaller verirken en yakın hastaneye gitmeye karar verdik, ancak o kadar trafik vardı ki ben kendimi doktora gitme psikolojisi sayesinde iyi hissetmeye bile başlamışdım. Ve buna dayanarak durumumun çok da önemli olmadığına kanaat getirerek geri dönmeye karar verdik. İlk sağdan dönüş, lakin ne oldu ise o anda oldu ve mide tekrar sinyal verdi ve anlaşmazlık bozulmuşdu. Anladık ki midemi doktorun yardımı olmadan ikna edemeyecekdik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acil kapısından içeri girip, uygun bir yer gözüme kestirkdikden sonra midem yine sinyal vermeye başlamışdı, halbuki dün akşam topu topu kaç gıdım tatlı yemişdim de halen dışarı çıkma telaşında beni zorluyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse doktor tahminimden daha ilgili olarak durumumu sordu, ben de geçmiş yıllarda rutin olarak bir kez yaşadığım bu durumu doktora net şekilde anlatmışdım, hatta tansiyonumun, o an ölçülen durumundan daha düşük olduğunu bile belirtmişdim... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra yardımcı olması açısından geçen yıl apandis ameliyatı olduğumu da açıklamışdım ki, doktorun tepkisi pek şahaneydi...  “Oooo çok güzel uğraşmıycaz o zaman durum sadece zehirlenme gibi görünüyor????”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Apandis teşhisinin çok da kolay olmadığını geçen yıl yeterince anlamışdım ve doktorun bu tepkisi beni rahatsız etmemişdi... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gün alınan A_B_D_E vitaminli serumlar sayesinde ayaklanmış ve sapa sağlam hasteden çıkmışdım... Hani Beyoğlu’na gezmeye bile gidebilirdim gibi ....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlu bu; bir dakka önce ayakda, bir dakka sonra hastanede, belki de bir saat sonra hayatta olamayabiliyor maalesef....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşam denilen bu hayat hakkaten yaşamaya değer, biraz daha dikkatli olmak da fayda var gibi... yiyecekler koklanarak yenmemeli sanırım, ya da ben bu konuda başarılı değilim, bir de acil durumlarda evin bir köşesinde su bulundurun... Belki de sürekli evde olan bir komşu edinin ki, ödünç su isteyebilirsiniz.. gibi gibi....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi günü hiç birşey olmamış gibi ayaklarım yere sağlam basıp da Pazar gününe yakışır bir halde günü sonlandırıyorduk. Ablam ile kapı dışarı çıktık ve akşam ezanı okunurken kapı içeri evdelere dağılmışdık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keyifli zamanlar, keyifli haftalar, keyifli Cumalar dilerim; bu güzel Cuma gününden... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu akşam Beyoğlu/İndigo’da Bülent Ortaçgil konseri var...)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-4306877107947128282?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/4306877107947128282/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=4306877107947128282&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/4306877107947128282'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/4306877107947128282'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/01/gectigimiz-hafta-cuma-aksam-haftann.html' title=''/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-8676911043900279731</id><published>2011-01-13T14:43:00.002+02:00</published><updated>2011-01-13T14:47:44.333+02:00</updated><title type='text'>Kendi Yeteneklerimi Nasıl Yönetirim?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/TS70JeCYYVI/AAAAAAAAB8E/dUezfFwrT7c/s1600/Yeni%2BResim.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 227px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/TS70JeCYYVI/AAAAAAAAB8E/dUezfFwrT7c/s320/Yeni%2BResim.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5561651033368191314" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yararlı olacağını düşünerek ekli yazıyı paylaşmak istedim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi Yeteneklerimi Nasıl Yönetirim? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetenek yönetimi, kişilerin becerilerini bireysel ve kurumsal hedefler doğrultusunda geliştirmek, bu becerileri önceden hazırlanmış stratejik bir plana dâhil etmek ve yetenek yönetimine yapılan yatırımı ölçmek için sistemler kurmak. Ayrıca, yetenek yönetimi stratejileri geliştirirken resmi, açık ve şeffaf uygulamalar getirmenin, bütün çalışanların yetenek analizini yaparak değişik yetenek havuzları geliştirmenin önemini vurgulamak istiyorum. Bu sayede çok çeşitli, adaletli ve şirket içinde olabilecek en geniş yetenek ve insan kaynaklarına sahip olunabilinir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak çalışan olarak, sadece çalıştığımız şirketin önceden belirlediği yöntem ve uygulamalarla yetinmek, bireysel gelişimimiz ve dolayısıyla kariyerimiz için yeterli olmayabilir. Sorumluluk sahibi bireyler olarak kendi yetenek ve becerilerimiz üzerinde durmak, kendi planlamalarımızı yapmak en az iş yerimizdeki uygulamaları takip etmek kadar önemlidir. Artık günümüzde şirketler, kendi kariyerine ve gelişimine sahip çıkan bireyler üzerinde duruyorlar. Nitekim kendi yetenek ve becerilerimize önem vermek, sorumluluk sahibi olmanın, kendimize gösterdiğimiz saygı ve inancın göstergesidir. Bu durumda kendimize şu soruyu sormakta fayda var:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi yeteneklerimi nasıl yönetirim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yetenek nedir” adlı makalemde tanımlandığı gibi, yetenek bir kişinin sürekli yaşadığı duygu, düşünce ve davranışları üretici bir şekilde hayatının her alanına uygulayabilmesi ise(1), öncelikli olarak kendini tekrar eden pozitif ve negatif hallerimizi belirlemeliyiz. Kendimize dürüst olarak, davranışlarımıza, zayıf ve güçlü taraflarımıza kritik yaparak bakabilmeliyiz. Bu iç gözlem işlemi kişiyi sürekli ve eksiksiz bir şekilde kendini tahlil etmeye ve dolayısıyla en yapıcı sonuçlara ulaşmaya yönlendirecektir.(2) Bu beceri de bana göre başlı başına bir yetenektir. İç gözlem yapmayı alışkanlık haline getirmiş bir birey, her şeyden önce duygularını analiz etme ihtiyacı hissedecektir. Bu aşamada, duygusal zekânın temel taşlarını oluşturan aşağıdaki adımların(3) takibini öneriyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duyguları Saptama: Her hangi bir zamanda içinde bulunduğunuz duygusal vaziyetinizin ne olduğunu çabuk bir şekilde saptamak.&lt;br /&gt;Duyguları Anlama: Saptanılan duygunun kökenine inebilme ve objektif bir şekilde içinde bulunan duygunun nedenini değerlendirebilmek.&lt;br /&gt;Duyguları Kabullenme: Karşınıza çıkan ve içinizde var olduğunun farkına vardığınız duyguları iyi ve kötü haliyle olduğu gibi kabul etme, bu duyguları bastırma veya inkâr etme yoluna gitmeme.&lt;br /&gt;Duyguları Sahiplenme: Duyguların size ait olduğunu anlayıp kabullendikten sonra onları uygun bir şekilde ifade edebilme yeteneği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duygularının öncelikli olarak kendine ait olduğunu kabul edebilen kişi, karşındakini suçlamadan, içinde bulunduğu durum ile ilgili sorumluluk alarak olaylar karşısında daha sakin ve tutarlı davranabilecek, negatif düşünce ve hareketlerini yapıcı hale getirerek, yeteneklerini üretici bir şekilde hayatının her alanında kullanabilecektir. Bu noktada insan, “bireysel farkındalık” ve bundan doğan “özgüven” yetilerini geliştirir ve sağlamlaştırır. Bir sonraki makalemde, kendi yeteneklerimizi yönetmek konusuna bu iki önemli kavram üzerinde durarak bakacağız. Şu ana kadar oluşan soru veya yorumlarınızı merakla bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makale 2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi yeteneklerimizi yönetmek ile ilgili bir önceki makalemizi, bireysel farkındalık ve özgüven adı altında iki kavramla bitirmiştik. Yeteneklerimizi yönetebilmek için önce kendimizi anlamanın öneminden bahsetmiştik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlu hissederek, düşünerek ve çıkardığı sonuçlar doğrultusunda sürekli yeni seçimler yaparak yaşayan tek varlık olduğundan kendini tanıması kadar önemli başka bir konu olamaz herhalde. Gerçek şu ki, insanın hayatta gerçekten ne yapmak istediğini bulması çok vakit alan ve çok uğraş isteyen bir konu. Sizi heyecanlandıran, zamanın nasıl geçtiğini size unutturan, sevginizi, dikkatinizi, enerjinizi ve vaktinizi verebileceğiniz konuyu bulduktan sonra, ona dört elle sarılıp tutkuyla üzerinde çalışmanız da gerekli. İlk röportajımızı yaptığımız Ebru Sanatçısı Kubilay Hoca’dan da öğrendiğimiz gibi, asıl mesele kaybettiğiniz parçanızın ne olduğunu bulduktan sonra, ona erişmek için çalışmak, çok çalışmak ve daha çok çalışmak… Korkusuzca, azimle ve tutkuyla çalışmak…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmacı Csikszentmihalyi (2008), yaptıkları işte bu noktaya geldiğini iddia eden insanlar üzerinde yaptığı çalışmanın sonucunda katılımcıların ortak ifadelerini aşağıdaki gibi gruplandırmış ve bu duyguların toplamına “Flow” yani “Akış” ismini vermiş (1):&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Zamanın durması”, “zaman kavramının olmaması” gibi bir duyguya kapılma &lt;br /&gt;Üzerinde çalıştıkları iş için gerekli becerilerin kendiliğinden daha kolay bir hal alması &lt;br /&gt;Kendi varlığını unutarak sadece o an üzerine odaklanma, sadece yaşanılan “an”ın varlığını hissetme &lt;br /&gt;Kişinin yaptığı işten çok fazla mutluluk duyması, yüksek derecede haz ve keyif alması &lt;br /&gt;Bizler de “akış” duygusunu yaşayabileceğimiz, yaratıcılığımızı ve üreticiliğimizi ortaya koyabileceğimiz, olan yeteneklerimizi kullanarak kendimize yeni yetenekler katabileceğimiz, bizi biz yapan tarafımızı nasıl ortaya çıkarabiliriz? Başka bir değişle yeteneklerimizi nasıl yönetiriz? Kendimizi nasıl aşabiliriz? Daha da önemlisi kendimize olan saygımızı kaybetmeden ve etrafımızdakilere saygısızlık etmeden nasıl kendimiz olabiliriz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herşeyden önce bilmemiz gereken, bizi hayatımızda sürekli ileriye götürecek yegane özelliğin özgüven duygusu olduğu. Peki, özgüven duygusunu nasıl geliştirebilirsiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle kendinize dürüst olun, güçlü ve zayıf taraflarınızın ne olduğunu bilin. Güçlü taraflarınızı ortaya koyun, onları daha da geliştirmek için çaba ve zaman harcayın. Unutmayalım ki; her birimiz, iş ve özel yaşantımızda attığımız her adımın, söylediğimiz her sözün ana kaynağıyız. Ancak kendini tanıyan, duygularının sorumluluğunu üzerine alabilen, sürekli karşısındakini suçlamayan bireyler, içinde bulunduğu iyi veya kötü her türlü durum ile ilgili sorumluluk alabilecek ve yapıcı olabilecektir. Böyle kişiler ayrıca karşı tarafın da güvenini kazanacak ve bulundukları ortama ahenk ve huzur getireceklerdir. Bu insanlarla çalışmak ya da yaşamak eziyet değil, eğlence ve üreticilik getirir. Kendini tanıyan insan kendine güvenir ve hangi işte çalışırsa çalışsın, o işe kendinden birşeyler katmayı başarabilir. Evinde diğer insanlara örnektir çünkü üzerine alınmadan ve dolayısıyla kırıcı olmadan kriz anlarını atlatabilir. Sezgilerine güvenir ve bunları etrafındakilerle paylaşır. Sezgilerinize kulak verin ve duygularınıza kapılmamayı öğrenin. Duygularınızı yönetmek, kendinizi yönetmektir. Bunu başarabilirseniz, duygusal fırtınaları kısa sürede atlatıp enerjinizi beceri ve yeteneklerinize yönlendirebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda, hangi karakteristik özellikler kendimize ve etrafımıza zarar vermeden, kendimizi ve yeteneklerimizi daha iyi yönetmemize yardımcı olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. “Ne pahasına olursa olsun” demeden kayda değer bir şeyi başarmak için tutku sahibi olmak &lt;br /&gt;2. Çok tutunmadan ve inat etmeden sürekli araştırmak ve incelemek için istekli olmak ve sebat etmek &lt;br /&gt;3. Kibirli olmadan başarısızlık korkusunu yenerek, başkalarının vereceği tepkilerden çekinmeden ve herkes tarafından beğenilme ihtiyacımızı yenerek kendine güven sahibi olmak &lt;br /&gt;4. Başkalarının fikirlerini çürütmeden yeni ve değişik fikirlere açık bir şekilde ufku açık olmak &lt;br /&gt;5. Problemleri abartmadan gerçekten neyin başarılabileceği konusunda gerçekçi olmak&lt;br /&gt;6. Hatalarımızı tekrar etmeden sürekli öğrenmeye istekli olmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etkililik ve verimlilik, özellikle iş dünyası literatüründe sıkça kullanılan iki kavramdır. Etkililik, arzu edilen belli bir neticeye ulaşma kabiliyeti, verimlilik ise bir şeyin yapılmasındaki etkililik derecesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stephen R. Covey, bir kitabında etkili insanların yedi prensibi üzerinde durmaktadır. Yazar, verimlilikten çok etkililiğe dikkat çekmektedir, zira insanların hayatlarında belirli bir gaye taşımaları ve bütün faaliyetlerinde bu gayeleri göz önünde bulundurmaları gerektiğini düşünmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etkililikten mahrum bir verimlilik, yanlış hedefe tam isabet demektir, verimlilikten mahrum bir etkililik ise, önceden tespit edilen hedefe tam anlamıyla ulaşamamaya sebep olabilir. Covey, etkililik hakkında şöyle der: “Etkililik (hatta hayatta kalabilme) sadece ne kadar gayret sarf ettiğimize değil, doğru konu üzerinde gayret sarf edip etmediğimize bağlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru konu üzerinde yoğunlaşmayı açıklamak için “vizyon” ve “misyon” kavramlarından istifade edebiliriz. Vizyon, iş dünyasında bir şirketin ulaşmaya çalıştığı hedeflere, misyon ise şirketin mevcudiyet sebebine işaret eder. Şirketler gibi fertler de belli bir vizyon ve misyon taşımalıdır. Kriterler, bu uzun vadeli ve kalıcı kurallara göre belirlenir. Mesela ABD Anayasası 200 yıldır, temel ilkeler açısından değişmemiştir. İnsanların etkili olabilmesi için değişmeyen bir “öz”e ihtiyaçları vardır. Sabit bir hedefi vurmak, hareketli bir hedefi vurmaktan daha kolaydır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paradigmalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Model veya atıf çerçevesi anlamındaki paradigmalar, dünyaya açılan pencerelerimizden biri olduğu için idrak süreçlerinde rolleri büyüktür. Covey’e göre etkililik konusundaki temel paradigma şöyledir: “İnsanların etkililiğine tesir eden umumi ve fıtri kanunlar mevcuttur (ki biz bunları Adetullah veya Sünnetullah olarak adlandırırız). Bu kanunlar, yerçekimi kanunu gibi hakiki ve sabittir. İnsani ilişkilerde bunlar; adalet, dürüstlük, izzet, hizmet, fazilet gibi sıfatlar halinde bizlere rehberlik yapar. Paradigmalar fıtrat kanunlarına ne kadar yakın olursa, o kadar hatasız fonksiyon görürler. Asli ve evrensel yaratılış kanunlarına uyulduğu takdirde, sosyal ilişkiler pürüzsüz gerçekleşir. Etik kaygılar taşıyan ve maneviyata susamış insanlar, bu tür davranışların cezbesine kapılırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etkili insanların itiyat edindikleri yedi prensip şu şekildedir: &lt;br /&gt;1. Müspet hareket et.&lt;br /&gt;2. Akıbeti düşün.&lt;br /&gt;3. Öncelikleri tespit et.&lt;br /&gt;4. Hayatı cidal olarak görme.&lt;br /&gt;5. Önce anla, sonra anlaşılmayı bekle.&lt;br /&gt;6. Ekip dayanışması içinde ol.&lt;br /&gt;7. Kendini yenile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk üç prensip Covey tarafından “Şahsi Zafer” olarak adlandırılır. Olumlu düşünmek ve hareket etmek, etkili bir insanın temel karakteridir. Müspet hareket eden insanlar, etraflıca düşünülmüş ve benliğe mal edilmiş belli tercihler ve ilkelere göre icraatta bulunurlar. Tepkici insanlar ise dahili, deruni, manevi ve kalıcı hakikatler ışığında değil, harici, süfli, maddi ve gelip geçici şartlara göre hareket ederler. Olumlu düşünen insanlar, istikrarlı paradigmalarına göre belirli bir inisiyatif taşırlar ve buna göre düşünceden aksiyona geçerler. Müspet düşünüp hareket etmek için insanın belli bir şeye karar vermesi ve bunu başarmak için mevcut gücünü bu yolda sarf etmesi, yani varlığını davasına adaması gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olumlu insanların başka bir özelliği de enerji ve sermayelerini, bir şeyler yapabilecekleri, yani tesirde bulunabilecekleri daire içinde sarf etmeleridir. Tepkici insanlar ise himmetlerini, kontrol edemedikleri şeyler üzerinde heba ederler. O halde müsbet hareket etmenin nispeti, tesirde bulunabileceğimiz kendi dairemizde ne kadar gayret sarf ettiğimize bağlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci prensip, akıbeti düşünmektir. İnsan ölümünü düşünmeli, dünyanın fani olduğunu unutmamalıdır. Yoksa hayat boyu meşguliyetler içinde, oradan oraya koşturabilir, ama hedefine ulaşamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akıbeti düşünmek, insanın bugün yaptığı işlerde, hayatının birgün sona ereceğini hesaba katarak kriterlerini belirlemesidir. “Nereye gidiyorum?’ sorusuna tatmin edici bir cevap bulabilen, şu anda nerede olduğunu daha iyi tespit edebilir ve daima doğru yolda ilerlemeye çalışır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Covey, daha sonra, insanların ideal haline getirdikleri unsurları tahlil eder. Para, eş, aile, iş, zevk, arkadaş vs. Hayatımıza mana katmak, etkili yaşamak, asli bir paradigmaya ulaşmak için zaman üstü ve değişmeyen prensipler bulmamız gerektiğine dikkat çeker. Bu değişimi gerçekleştirmek için tavsiye ettiği şey ise, cenaze merasimimizi hayal etmemizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü prensip, önceliklere riayet etmektir. Son yıllardaki zaman yönetimi tekniklerinin de vurguladığı gibi, önceliklerin organize ve icra edilmesi, gerek fertlerin gerekse kurumların etkililiği açısından çok önemlidir. Olumlu hareket eden insanlar,acil olmasa bile önemli olan faaliyetler üzerinde yoğunlaşırlar. Zaten etkili yönetimin özü de budur. Tepkici insanlar ise, enerjilerini krizler, bitmeyen problemler, kısa vadeli projeler üzerinde harcayıp tüketirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonraki üç prensip “Ekip Zaferi” olarak isimlendirilmektedir. Şahsi zaferler elde eden insanlar, bağımsızlıklarını kazanırlar. Dördüncü, beşinci ve altıncı prensipler, bağımlılıktan kurtulan bu insanları birbire bağımlı hale getirir, böylelikle grup veya kurum üyeleri arasında işbirliği, ekip çalışması, sağlıklı iletişim, kolektif şuur ve şahs-ı manevi oluşur. Covey, bu noktada “Hissi Banka Hesabı” şeklinde bir benzetme yapar. Bu hesap, ilişkilerdeki samimiyet ve itimat miktarına göre değişir. Anlayışlı olma, sözünde durma, iç-dış bütünlüğü ve gıybetten kaçınma bu hesaba yatırılan “depozitolar”dan bir kısmıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dördüncü prensip, kazanma/kazanma mantığıyla hareket eden insanların, ümitli ve azimli bir şekilde, daima dayanışma ve işbirliği içinde olacaklarına dikkat çeker. Kazanma/kaybetme düşüncesiyle hareket eden insanlar için ise hayat bir cidalden ibarettir. Dünya onlar için rakiplerin alt edildiği bir arenadır. Yeryüzündeki nimetlerin herkese yeteceğini düşünen insanlar kazanma/kazanma mantalitesini taşırlar. Kıtlık içinde yaşadığımızı düşünen ve mevcut tek pastayı paylaşma mücadelesiyle herkesi rakip olarak görenler ise kazanma/kaybetme zihniyetine sahip kişilerdir. Netice itibariyle galip olanlar, hep kazanma/kazanma mantığıyla hareket edenlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşinci prensip “önce anla, sonra anlaşılmayı bekle” şeklindedir. Yazara göre bu, kişiler arasındaki iletişim ve etkileşim için en önemli prensiptir. Bir insan kendi fikirlerini ne kadar net, detaylı ve anlaşılır bir şekilde aktarabilirse, bu fikirlerin kabul edilme ihtimali ve etkileşimin etkililiği de o kadar artmaktadır. Burada önemli bir husus da aktarılan görüşlerin belli bir bağlam içinde verilmesi gerektiğidir. Karşımızdaki kişi veya kişilerin paradigma ve mülahazalarını göz önünde bulunduran bir bağlam dahilinde nakledilen fikirlerin tesiri daha fazladır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altıncı prensip, ekip dayanışması içinde olmaktır. Tabiatta herşey birbiriyle münasebet halindedir. İnsani ilişkilerde de farklılıklara dayalı, kusurları görmeyen, zayıflıkları telafi edici bir dayanışma sergilenirse (yani ihlas sırrı yakalanırsa), samimiyet nisbetinin artmasıyla birlikte tezahür eden ve gelişen kutsi bir güç sayesinde ortak problemler çok daha müessir bir biçimde analiz edilip çözülecektir. Japonların iş dünyasındaki başarılarının arkasında bu güç yatmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son prensip kendini yenilemedir. Kendini yenilemek dört boyutta gerçekleşebilir: &lt;br /&gt;1. Fiziki (egzersizler, dengeli beslenme, stresten uzak durma)&lt;br /&gt;2. Ruhi (değerlerin belirlenmesi, belli bir hedefe kilitlenme, azim ve tefekkür)&lt;br /&gt;3. Zihni (okuma, tahayyül, planlama, yazma)&lt;br /&gt;4. Sosyal/hissi (hizmet, empati ve sinerji, yani başkalarının hislerini anlama ve dayanışma)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağduyu ve vicdandan kaynaklanan bütün bu prensiplerden sonra şu gerçeği de vurgulamak gerekir: En etkili insan, kamil insandır. Zira onun hedefi, gelip geçici, pörsüyen menfaatler ve başarılar değil, O’nun kutsi dergahında göreceği muameledir. Böyle bir hedefe ulaşmaya can atan bir insanın semeresiz reaksiyonlarla hayat sermayesini heba edeceği, faniliğin cezbesine kapılacağı, önceliklerin sırasını şaşıracağı, anlamsız bir mücadele içinde çırpınacağı, dinlemesini bilmeyip fikirlerini empoze edeceği, “yalnız kahraman” olma hayaliyle ekibin bereketinden mahrum kalacağı, değişim ve dönüşümlerin birbirini kovaladığı sürat çağında demode olacağı düşünülemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki prensiplere uyup “etkili” bir ömür geçirdikten sonra iflas bayrağını çekip başka bir hayata yelken açanların hali ise gerçekten içler acısıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazının tamamı; G. Bahar Mouland'a aittir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-8676911043900279731?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/8676911043900279731/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=8676911043900279731&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/8676911043900279731'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/8676911043900279731'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/01/kendi-yeteneklerimi-nasl-yonetirim.html' title='Kendi Yeteneklerimi Nasıl Yönetirim?'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/TS70JeCYYVI/AAAAAAAAB8E/dUezfFwrT7c/s72-c/Yeni%2BResim.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-7836214245890792429</id><published>2011-01-11T15:39:00.001+02:00</published><updated>2011-01-11T15:41:05.548+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/TSxd0E8UXxI/AAAAAAAAB78/nsn1y1F-Dog/s1600/Yeni%2BResim.BMP"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 164px; height: 123px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/TSxd0E8UXxI/AAAAAAAAB78/nsn1y1F-Dog/s320/Yeni%2BResim.BMP" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560922789157035794" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2011 yılının bu ilk haftasından güzel haberlerim var; eğitmenlik eğitimlerim sonucunda hazırladığım, "eğitimin kurgulanması ve eğitimin tasarlanması" ödevim kabul edildi... Şubat ayında sertifikamı almış olacağım! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğlenceli/keyifli ve bir o kadar da yararlı eğitimleri hazırlayacağım bundan sonra...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-7836214245890792429?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/7836214245890792429/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=7836214245890792429&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/7836214245890792429'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/7836214245890792429'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/01/2011-ylnn-bu-ilk-haftasndan-guzel.html' title=''/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/TSxd0E8UXxI/AAAAAAAAB78/nsn1y1F-Dog/s72-c/Yeni%2BResim.BMP' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-7683546725446164787</id><published>2011-01-11T09:22:00.003+02:00</published><updated>2011-01-11T09:27:43.513+02:00</updated><title type='text'>Belgesel’de bari başrolüm-üz olsaydı :)</title><content type='html'>Hafta sonu bir belgesel kanalında dağcıları konu alan bir belgesel izliyorum. Toplamda 600 dağcı Everest’e tırmanış için, Everest’in dağ eteklerinde toplanmış. Aralarından birinin ayakları yok. Çelik ayak takılmış kendisine ve karda zorlu bir tırmanış gerçekleştiriyor. Bir kısmı zorlu parkurları aşıyor, bir kısmı zirveye yaklaştıkca oksijen yetersizliğinden daha ileriye gidemiyor. Gidenler de ciddi sağlık problemleriyle karşı karşıya kalıp, yaşam mücadelesi veriyor... Bu kişilerin bir kısmı doktor, bir kısmı avukat bir kısmı sosyal iş sahibi ( çalışmıyor )... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra kardeşim dahil oluyor izlediğim bu belgesele, bir kaç kareden sonra şu açıklamayı yapıyor; burada amaç nedir?... Üstelik birkaçı doktor diye ekliyor ve daha yararlı işlerle uğraşmalılar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatlarını, yaşamlarını, paralarını bu amaç için planlamak, sonra tanımadığın birinin seni bu şekilde eleştirmesi, haklı ya da haksız... Haklı olduğu konu; daha yararlı işler olabilir; katılıyorum... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak haz duygusu denilen olguyu keşfetmek çok önemli şu yaşamda... Yoksa hergün rutine bağlanmış, zorunluluklar silsilesinde düğüm olup, bu sayede pek çok şeyi de kolay eleştirmek kadar acı bir durum olamaz herhalde... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**** Ben bu durumda kardeşimi dahi eleştirmek değil, kendimi eleştirdim... Belgesele dayalı, belgeselin içinde yaşanılanları anlamaya çalışmak, cam ekrandan/ üç boyutlu da olsa... Yaşamı olduğum yerden; 75-m2’lik alandan takip etmek... hem de sapasağlam ve yanımda buna denk sağlam eleştiren kardeşime sessiz bakış atarak izlemeye devam ettim... &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Evet artık belgesel izlemiyorum; tv ye kafa attım en son hatırladığım bu :))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-7683546725446164787?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/7683546725446164787/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=7683546725446164787&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/7683546725446164787'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/7683546725446164787'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2011/01/belgeselde-bari-basrolum-uz-olsayd.html' title='Belgesel’de bari başrolüm-üz olsaydı :)'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-6262945347164956747</id><published>2010-12-31T16:16:00.001+02:00</published><updated>2011-01-04T16:23:02.656+02:00</updated><title type='text'>Yeni yıldan beklentilerim yok! Ya senin ?</title><content type='html'>Yeni yıldan istediklerim; sadece geçmiş yıllardaki zamanım ve enerjimin olması... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımda rutine girmiş olayların aslında nasıl yer edip de beni motive ettiği... Belki de eleştridiğim pek çok şeyin de, aslında bu eleştirdiğim rutin olayları sevdiğimden kaynaklı olduğu... Yaşamda kendi varlığımıza eş olan herşeyi olduğu gibi kabul etmenin de aslında herşeyi kısaca kendiliğinden çözümlediği bir gerçek... değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben her koşulda gün içerisinde %90 keyifliyimdir, keyfim yerinde ise herşey güzeldir, ancak keyfim yok ise ben bile kendimden nefret ediyorum. O nedenle kendimden nefret ettiğim zamanlar parmakla sayılacak kadar da az... Bildiğim şey büyük beklentiler içerisine girip de ne kendime ne de etrafıma eziyet etmemek... “ Olursa olur olmazsa karpuz suyu olur” lafından esinlenerek, kendimden nefret etmek istemiyorum.... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün doğduğu andan itibaren küçük nedenler ve farkındalıklar sunuyorum kendime, bunlarla da kendi bakış açımla kendiliğinden karikatür hikayelerim oluşuyor gün içerisinde... Mesela; her sabah işe giderken selamını esirgemeyen simitçinin tebessümü ile güne/işe başlamak; yaşamda varlığımı devam ettirmem için bir neden olabilir. Senin için de aynı ya da başka şey olabilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin; uzun süredir tanıdığım bir arkadaşımdan bahsetmek istiyorum; entellektüel, karizmatik, şiirsel bir dile sahip konuşması, cümle kuruluşları.. O’nun bu hallerini anlamaya çalışmak ve arada bir kendime kendime O’nu eleştirdiğimde, aslında anlıyorum ki ben kendisini bu yüzden seviyorum... Ukala cümle kurulumlarını, entellektüel tavrını ve karizmasını seviyorum... Diliyorum ki yeni yılda kendisini daha çok göreyim....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra ne kadar uzakda olsa da; her TR.’ye geldiğinde keyifle ve programsız gezilerimizde kafamızı uzattıp da çekinmeden/ürkmeden girdiğimiz restorantlarda şarap tadımları yaptığımız, sonra en güzel tatlıyı sipariş ederkenki kibarlığını seviyorum... Buradan kendisine Sen dünyanın en kibar insanısın diyoruz! J&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ablamı olduğu gibi seviyorum... Ablamın tedbirli ve umarsız inatçı tavrı ile beni ne kadar sevdiğini bilmek bana dünyanın da bu kadar güvenli olduğunu hissettiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kardeşimin umursamaz ancak ben yaşlandıkça kendisinin yaşamdaki sorumluluk duygusunu kazanmış olması ve benim artık O’nu düşünmem değil de O’nun artık beni düşünüyor olması, beni çok keyiflendiriyor ve kardeş olma duygusu tadından yenilmiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi pıtırcıklarım/ dostlarım/ kız arkadaşlarım; günden güne fark ediyorum ki; onlarla saatlerce konuşmak, konuşmak, konuşmak... Kız arkadaş sohbetleri ve her yeni yılın bize kattığı anılar, yılların geçmesine üzülmüyorum, yılların onlarla birlikde ne kadar keyifli geçtiğini görmek hayat bu nedenle çok keyifli...  İyiki varsınız; Hello Nilgüncan, Tünaycan, Sibelcan, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkek arkadaş edinmek/gerçek dost edinmek zordur; bunu başardığımız için ÖmercanJ çok teşekkürler... ( Ömer’cim sen benim çok değerli nadir dostumsun ) bana erkek gibi düşünmeyi düşündürdüğün için teşekkürler; net ol dedin. Evet ya da hayır kelimelerinin bu kadar basit algılanabileceğini fark ettirdin... J &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babam; beklentim hiç değişmedi; allah ömrüne ömür katsın:.. Varlığını bilmek, ve her geçen günde aslında arkadaş olmaya başladığımızı görmek de her yeni yıl için keyifli...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’u çok seviyorum; trafiğine, kargaşasına, kabalığına, çöplerine, tehlikesine rağmen... İstanbul’u seviyorum... Her geçen gün büyük bir hızla büyümeye devam edip, karmaşası artsa da İstanbul’da yaşamayı seviyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl sonunda aniden hayatıma gelen erkek arkadaşımın da; eski yıldan/yeni yıla, eski yıldan/yeni yıla... benim ne kadar zor oluduğumu O’na açıkladığımda aslında nasıl şaşırdığına; ancak her geçen günde bunu fazlasıyla anladığını; ilk kez beni anlamaya başladığını görüyor olmak güzel; hayatımda yer alan kişilerin, kendime olan değerimden daha yüksek olduğunu hissettirmeyi başarmış biri olduğum için de ; kendisine yeni yılla birlikde hoş geldin diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yılda isteklerim hep bunlardan ibaret, daha çok gezmek, keyfime keyif katmak, sağlıkla herşey...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yıl; bildiğimiz gibi keyiflerimizin artarak devam etmesi ve sağlıkla gelsin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-6262945347164956747?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/6262945347164956747/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=6262945347164956747&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/6262945347164956747'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/6262945347164956747'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2010/12/yeni-yldan-beklentilerim-yok-ya-senin.html' title='Yeni yıldan beklentilerim yok! Ya senin ?'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-5360346548287189487</id><published>2010-12-23T13:29:00.003+02:00</published><updated>2010-12-23T13:45:26.775+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/TRMzNWKqTvI/AAAAAAAAB7c/ZuB3Duo6EmQ/s1600/Yeni%2BResim.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 227px; height: 222px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/TRMzNWKqTvI/AAAAAAAAB7c/ZuB3Duo6EmQ/s320/Yeni%2BResim.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553839069859565298" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hep mi aynı şey olur, aynı ruh halinde elini müzik dosyasına atıp da karşına çıkan ilk şarkı “MFÖ; Milli Park” olur mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oluyor-muş, sonra başka şarkılarla sıralanıyor müzik dinletisi... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Biliniyor şarkıların sırası bizde, Biliniyor hayat bizden razıdır...” diyor Mazhar Alanson sıralıyor sonra, kaç şarkıyı daha böyle çok kez dinlediğim olmadı... Herşeyden önce şarkı güzel; değil mi? :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-5360346548287189487?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/5360346548287189487/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=5360346548287189487&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/5360346548287189487'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/5360346548287189487'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2010/12/hep-mi-ayn-sey-olur-ayn-ruh-halinde.html' title=''/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/TRMzNWKqTvI/AAAAAAAAB7c/ZuB3Duo6EmQ/s72-c/Yeni%2BResim.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-2367642942083754058</id><published>2010-12-16T14:18:00.004+02:00</published><updated>2010-12-16T14:47:06.292+02:00</updated><title type='text'>Hey sen, nerdesin şuan? Yoksa sabit kalmış gövden gibi; yaşamın ve düşüncelerin de sabit mi? Yani değişmemiş hiçbirşey senin için; öyle mi?...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/TQoEZPkRziI/AAAAAAAAB7U/QJfZPawmBaE/s1600/Yeni%2BResim.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/TQoEZPkRziI/AAAAAAAAB7U/QJfZPawmBaE/s320/Yeni%2BResim.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5551254322409492002" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;  Kim bilir kaçgündür gövdem gezmese de düşüncelerim uzak diyarlarda... Daha yeni Yunanistan/Selanik’den döndüm. Hem de topu topu iki günde teptim Selanik yollarını... Pazar gecesi İstanbul’a ayak basıp da kafamı yastığa koymak, sonra parmakla sayılamayacak kadar az zaman dilimlerinde, gezdiğim yerlerin büyüsü ile uyudum; mışıl mışıl. Sonra uyandım, uyandım ve gerçek yaşamın güzelliğinde işime sarıldım. Hayatımı devam ettirebilmek adına çalıştığım, ancak herşeye rağmen işimi de sevdiğim, masamı da sevdiğim; gelsin çil çil paralar diyerek başladım bu hafta çalışmaya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Yunanistan ne güzel bir memleket. Ne güzel bir dil melodisi var bu ülkenin. İnsanlar efkarsız ve samimi tavırları ile şaşırıtıyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Sonra Atamın evine gittim. Doğduğu evi ziyaret ettim... Bakındım her odasına ayrı ayrı, kapıyı aralayıp da gördüklerim tüylerimi diken diken etti... Atamı görmek, yaşadığı yeri görmek... Sonra dedimki kendi kendime; "Bu zamana kadar nerdeydin Fethiye!" Ömrünün yarısında keşfe çıkmışım Atamın evini, belki pek çoğumuz hala bilmiyoruz buraları, bu kültürleri, bize ne kadar yakın yaşamlarının olduğunu, sanki Türkiye’den uzakda değilmişsin gibi buralar hep... Aslında bize anlatılanlar gibi değil, hiçbirşeyin bize anlatıldığı gibi olmadığı gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Benim rahmetli dedemler Selanik’den göçmüşler, belki de ondan çok yakın geldi bana buralar ancak gerçekten Selanik kendine has bir yaşam şekli ve yapısı ile görülmeye, hatta yaşanmaya değer bir şehir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  İşte ben! Gövdem buralarda olsa da, düşüncelerim yeni yeni yerleri görme telaşında ucuz uçak bileti aramakda... İlk hedef sanırım İspanya! :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-2367642942083754058?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/2367642942083754058/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=2367642942083754058&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/2367642942083754058'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/2367642942083754058'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2010/12/hey-sen-geziyor-musun-yoksa-sabit-kalms.html' title='Hey sen, nerdesin şuan? Yoksa sabit kalmış gövden gibi; yaşamın ve düşüncelerin de sabit mi? Yani değişmemiş hiçbirşey senin için; öyle mi?...'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/TQoEZPkRziI/AAAAAAAAB7U/QJfZPawmBaE/s72-c/Yeni%2BResim.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-6900219695759891141</id><published>2010-11-30T20:30:00.002+02:00</published><updated>2010-11-30T20:34:23.985+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eğlence'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>Anlatacak Hikayelerim Bitmedi Henüz...</title><content type='html'>Ben bir Pinokyo’yum belki de:)&lt;br /&gt;Belki de Alice  Harikalar Diyarında”yım... &lt;br /&gt;Belki de Donkişot olmuşum savaşmaktayım...&lt;br /&gt;Voltran’ı oluşturabilecek kadar da güçlüyüm... &lt;br /&gt;Sonra “Judy ve Uzunbacak” karakterinde Judy olabilirim en sevimli ve sevecen halimle....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstediğimde Pinokyo’yum, pembe yalanlarım var, tahtadan bir vücudum olsa dahi kalbim pamuk kadar yumuşak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra Alice Harikalar Dünyası'nda eğlencelerim var, sınırsız heyecanlarımla keyfindeyim hayatın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir an yaşam eğlence demeden/çekinmeden Donkişot cesaretimle savaşabilirim, mücadelelerim sonsuzlaşır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gücüme güç katacak dostlarım vardır, Voltran olup; sapasağlam kenetlenebilirim hayata...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En önemlisi sevebilirim, Judy kadar gerçek olabilirim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-6900219695759891141?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/6900219695759891141/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=6900219695759891141&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/6900219695759891141'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/6900219695759891141'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2010/11/anlatacak-hikayelerim-bitmedi-henuz.html' title='Anlatacak Hikayelerim Bitmedi Henüz...'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4442115460901676826.post-662995597381908894</id><published>2010-11-10T09:05:00.001+02:00</published><updated>2010-11-24T20:56:58.691+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TR'/><title type='text'>ATATÜRK'ÜM!!!</title><content type='html'>Hiç tanımadığın birini özlemek, &lt;br /&gt;Hiç tanımadan hayran kalmak,&lt;br /&gt;Hiç göz göze gelmeden bakışlarından çekinmek,&lt;br /&gt;Birini hiç tanımadan çok sevmek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra yıllar geçse de aynı duyguların artarak devam etmesi. Özlemek, hayranlık, çekinmek, ve çok sevmek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl, önceki yıl, çocukluğum... Her dönem yaşadıklarım bunlar hep. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her dönem 10 Kasım tarihi, anlamını daha da arttırmakda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece bugünde de değil şüphesiz bu düşünceler, bir işe başlarken, bir karar alırken, kendimi tanıtırken, hayata bakışımla ve düşüncelerimle, mücadelelerimle, hırslarımla hep yaşamımda varlığını hissettiren Atatürk’üm; özlediğim!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4442115460901676826-662995597381908894?l=fethiyeerkas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/feeds/662995597381908894/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4442115460901676826&amp;postID=662995597381908894&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/662995597381908894'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4442115460901676826/posts/default/662995597381908894'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fethiyeerkas.blogspot.com/2010/11/ataturkum.html' title='ATATÜRK&apos;ÜM!!!'/><author><name>Fethiye Erkaş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06103673045325077013</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_fmdbm2Hgok8/S5k5PBr8alI/AAAAAAAABpM/6bzj-30vYkM/S220/8817_144333591383_635021383_2644227_1628708_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
