İstanbul Gezdikce

















Eyvah trafikte Fethiye var!
Bu yıl seyahatler derken, sonra da Ramazan ayının gelmesi ile yaz mevsiminin keyfince bir akşam dışarı çıkma fırsatım olamadı. Aslında bunun için de çabalamadım desem yeridir…

İki hafta önce kızlarla plan yaptık, şöyle en güzelinden dışarıda bir buluşma planladık. Bebek’te çok da güzel bir mekanda buluşup boğaz manzarası keyfinde güzel bir yemek planı… Bayramın da getirdiği trafikten uzak İstanbul’un boşluğundan faydalanıp, Cuma gününe inat aracımla sahilden Bebek’e doğru yol aldım. Aracımı her zamanki gibi, Bebek’ten Etiler’e çıkan yokuşun orada bir otoparka bıraktım.

Mekan muhteşem, mekan kadar da sohbet de muhteşem. Açıkçası uzun süredir bu kadar eğlenmemiş ve gülmemiştim. Ramazan ayından çıkmış olmakla birlikte bir kadeh de olsa boğaz manzarasının güzelliğinde alkol almadım o gecede… Genel olarak araç kullanırken zaten alkol almam, fakat bazen "bir kadehten bir şey çıkmaz" düşüncesi olur ya, İyi ki de almamışım! Saat 23:00 sularında arkadaşlarımdan ayrılmış aracımı otoparktan almış, hiç keyif almadığım Bebek'ten, Etiler’e doğru uzanan dik yokuşa doğru yol aldım. Ardımda bir araç dibime kadar gelmiş, o daracık yokuşu çıkarken kendisine maalesef yol vermem mümkün olmazdı. Yine de ısrarla dibimden dibimden gelmekteydi…

Neyse Etiler’e çıkmayı başarıyordum. Ancak ardımdaki aracın gereksiz tacizi ile sola döneceğim yolu kaçırmıştım. Bu kez de bilmediğim bir yoldan yokuş aşağı inmeye başlıyordum… Tahminim bu yol beni 4. Levent Metro İstasyonu ya da Kanyon’un bulunduğu caddeye çıkartacağını düşünüyordum!

Git git yol nihayetinde son buldu, AMA gördüğüm tabela beni benden almaya da yetmişti. Kadıköy-Ankara tabelası muazzam güzellikte beni selamlamaktaydı... Yani ben köprü / gişelere girmek üzereydim ve bu yoldan çıkmak üzere hiç bir alternatifim yoktu! Mecburen bu yolda ilerliyordum... Gişeleri canlı kanlı gördüğüm anda da kesinlikle köprüden önce son çıkış olmalı diye söyleniyordum!

Bu söylemlerle yolu kollamaktaydım. İşte o an evren çağrıma cevap verdi ve hemen sağda bir yan yol belirdi...
O saatlerde çoktan evde olmam gerekirken ben köprüye girmemek için nasıl da cebelleşiyordum, ne durum benimki de... kurtacı olduğunu düşündüğüm sağ yan yola giriş yaptım. Yaptım yapamasına da bu yolda ne ışık vardı, ne işaret. Bir süre sonra anladım ki bu yol trafiğe açık bile değil... Önümü görmekte zorlanıyorum...İşte macera burada başlıyor…
Haydi geri döneyim dedim ve dönüş esnasında köprü girişinde polis ekiplerini gördüm. Şükür bana yardım edecekler…
Polis ekiplerini ben biraz geç görmüşüm anlaşılan, polisler beni çoktan görmüş ve kaçıyorum düşüncesinde de bir polis ardımda bana sola yanaşmam için işaret veriyordu...
Allahım, ne güzel bir akşamdı bu akşam, ne kadar çok eğlenmiştim. Şimdi polislere derdimi anlatmam gerekecek... Hadi bakalım Fethiye anlat dersini... Aracın camını aralayıp, polisle konuşmaya başladım;

- Memur bey; kayboldum ben!

Polis gülerek
- Kaçıyordunuz değil mi?

İşte o anda durum ciddi anladım ben!…
- Kaçmak mı? İnanın kayboldum, ve köprüye girmek istemiyorum, bu yan yola da bu nedenle giriş yaptım???

Polis;
- Ehliyet ruhsat lütfen!!??

Evrakları Polise uzattım ve buraya kadar nasılg eldiğimi polise anlatmaya başladım... Polis beni dinliyor ancak anlatıklarım dışında sorular soruyordu...
Polis;
- Alkol var mı Fethiye hanım???

-Yok, kontrol yapabilirsiniz!

Polis; Tabiki:) Bu arada araç size mi ait?

Ben; evet bana ait,

Polis ruhsatı kontrol etti, ehliyete baktı, Ben durumun nereye varacağını anlamaya çabalıyordum. Çünkü daha öncesinde bu kadar sorulu cevaplı bir çevirme yaşamamıştım. Daha doğrusu hiç trafik kontrolüne katılmamıştım da :(

Benim sorularım, kendi kendi kendime verdiğim cevaplar ile polis gerçekten kaybolduğumu anlamış olacak ki, Fethiye hanım şimdi aracınızı ileriye alın, belirttiğim yoldan beni takip edin, sonrasında lütfen yanlış yola girmeden yine tarif edecğim şekilde ilerleyin ve Zincirlikuyu'ya varacaksınız dedi...

Ben o ara o kadar stres olmuş olmalıyım ki, aracı hareket ettirmek için biraz geciktim. Ardımdan polis memuru şöyle demekteydi;
-A2 ehliyetniz de var bu ne yavaşlık! diyerek gülmekteydi...

Neyseki polisin de yardımı ile köprüye girmeden, ancak dik ve dar bir yokuştan istediğim yola ulaşıyordum....

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

kısa ve öz

Nasıl Olmak??? (Fark Etmek)

Dünya 5m2'den İbaret