Sonu Yüzünden Değersizleşen Şeyler
" İnsan bazen bir ilişkinin sonunu, bütün ilişkinin kendisi sanıyor. "
Bu cümleyi seyahatta okuduğum bir kitaptan aldım ve buna dair birşeyler yazamaya karar verdim.
İnsan bir sınavdan kaldığında aylarca verdiği emeği unutuyor. Bir insan hayatından çıktığında, onunla yaşadığı tüm güzel anıları çöpe atıyor.
Çünkü zihnimiz bütün hikayeyi değil, en çok can yakan kısmı hatırlıyor.
Daniel Kahneman buna "doruk son etkisi" demiş. İnsan bir deneyimi değerlendirirken çoğu zaman tamamına değil; en yoğun hissine ve nasıl bittiğine bakıyor.
Belki de bu yüzden bazı insanlar hayatlarının büyük bölümünde sevildikleri halde, yalnızca son yaşanılanlara odaklanıyor.
Yıllarca emek verdikleri işi, son yaşanan haksızlık yüzünden tamamen değersiz sanıyorlar.
Bir ilişkinin içinde gerçekten mutlu oldukları anlar yaşasalar bile, kötü biten bir final yüzünden bütün hikayeyi yok sayalabiliyor.
Oysa gerçek bundan daha karmaşık.
Bir senfoni düşünün. Kırk dakika boyunca sana iyi hissettirmiş olsun. Son birkaç saniyesinde bozuk bir ses çıktığı için o müzik hiç yaşanmamış olmuyor.
Haz aldığın anlar hala yaşandı. Sana dokunan cümleler söylendi. Kendini canlı hissettiğin anlar gerçekti.
Sadece zihnin, acıyı daha yüksek sesle kaydetti.
Ve insan belleği adil değildir. Çünkü hatırlayan benlik, yaşayan benlikten daha baskındır bazen. Yaşarken hissettiğimiz birçok şeyi, sonradan zihnimizin yaptığı yorumlarla değiştiririz.
Yaklaşık altı yıldır nefes çalışması yapıyorum ve bunun eğitimini aldım. Burada üzerinde durduğumuz en önemli yaklaşım " düşünceler ve duygular bize ait değil" ve "anlık duygu geçişlerinde sakin kalmak".
Belki de bu yüzden bazı ilişkiler ( bu illaki duygusal olmak zorunda değil ) bittikten sonra olduğundan daha trajik görünür. Bazı insanlar uzaklaştığında , sanki bütün geçmiş de olumsuz algılanır.
Oysa hayat bize öğretilenlerden/ezberlerden daha başka anlamlar sunuyor. Bir şeyin bitmesi, onun hiç güzel olmadığı anlamına gelmiyor.
Olgunluk biraz da burada başlıyor sanırım: Bir deneyimi yalnızca son sahnesine bakarak yargılamamayı öğrenmekte.
Çünkü bazı insanlar hayatımıza kalıcı olmak için değil, bizi dönüştürmek için giriyor. Bazı dönemler sonsuza kadar sürmüyor ama insan yine de dönüşüyor. Bir düşünün bunun üzerine :)
Bazı yollar hedefe ulaşmasa bile, insanı başka birine dönüştürüyor.
Ve insan bunu yıllar sonra anlıyor:
Aslında en çok özlediği şey büyük anlar değil. Birlikte içilen kahve. Sıradan ama çok keyif veren sohbet. Kendini kasmadan gülebildiğin o bir kaç dakika.
Çünkü hayat, zirve anlarından çok sıradan günlerin toplamı.
Belki de huzur; herşeyin kusursuz bitmesini beklemek değil...
Sonunda yaşanan güzel şeylerin hakkını teslim edebilmekte gizli.
İyi bayramlar :)
Fethiye...
Yorumlar