Olgun İnsan Biraz da Çocuksu Olabilmeli
Büyümek çoğu zaman yanlış anlaşılan bir süreç.
Birçok kişi olgunlaşmayı, çocukluğa ait ne varsa geride bırakmak olarak görüyor. Daha ciddi olmak, daha kontrollü olmak, daha az hayal kurmak, daha az şaşırmak...
Oysa hayatın ilerleyen dönemlerinde insanın fark ettiği şey bambaşka oluyor.
Sorun çoğu zaman çocukluğumuzdan ne kadar uzaklaştığımız değil; kendimizden ne kadar uzaklaştığımız oluyor.
Carl Jung kırklı yaşlarına yaklaşırken yaşadığı derin bunalım döneminde dikkatini dış dünyadan iç dünyasına çevirmişti. Aradığı şey yeni bir kimlik değil, uzun zamandır ihmal ettiği taraflarıyla yeniden buluşabilmekti.
Belki de insanın hayatındaki bazı kırılmaların sebebi budur.
Yolunu kaybetmek değil.
Kendinden uzaklaşmak.
Çocukluk denildiğinde akla çoğu zaman saflık gelir. Oysa çocukluğun asıl gücü başka bir yerdedir.
Merak etmek.
Soru sormak.
Hayret edebilmek.
Düşmekten korkmadan denemek.
Hayal kurabilmek.
Yetişkinlik ise bize başka hediyeler verir.
Akıl.
Tecrübe.
Sorumluluk.
Disiplin.
Aslında mesele bunlardan birini seçmek değildir.
Abraham Maslow'un dikkat çektiği nokta da tam olarak budur. İnsan olgunlaştıkça çocukluğunu terk etmek zorunda değildir. Aksine, olgunluk ile çocukluğu aynı kişilikte bir araya getirebildiğinde daha bütün bir insan haline gelir.
Çünkü yalnızca mantıkla yaşayan bir insan zamanla katılaşabilir.
Yalnızca duygularıyla yaşayan bir insan ise savrulabilir.
Hayat ikisinin arasında kurulan dengede derinleşir.
Belki de bu yüzden en etkileyici insanlar, içlerinde hâlâ biraz çocuk taşıyanlardır.
Yeni bir fikre heyecanlanabilenler...
Bir kitabın altını çizerken heyecan duyanlar...
Bir ağaca, bir şarkıya, bir manzaraya uzun uzun bakabilenler...
Kendilerini fazla ciddiye almayanlar...
Bilmediklerini kabul edebilenler...
Sokrates'in dediği gibi:
"Hayret etmek bilgeliğin başlangıcıdır."
Belki de yaş aldıkça kaybetmemiz gereken şey çocukluğumuz değil, kibirlerimizdir.
Çünkü insanı canlı tutan şey yalnızca nefes almak değildir.
Merak etmektir.
Şaşırmaktır.
Öğrenmektir.
Ve bazen hiçbir işe yaramayacak gibi görünen şeylere bile gönülden ilgi duyabilmektir.
Gerçek olgunluk belki de tam burada başlıyor.
İçimizdeki çocuğu susturmakta değil;
Onunla kavga etmeyi bırakmakta.
Yorumlar