Vakar
Vakar çoğu zaman yanlış anlaşılan bir kavram bence. Kimileri onu sessizlikle, kimileri mesafeyle, kimileri ise kibirle karıştırıyor. Oysa vakar, ne kendini geri çekmek ne de başkalarından üstün görmek. Vakar, insanın kendi ağırlığını taşıyabilmesi bana göre.
Aristoteles, “Erdem, aşırılıkla eksiklik arasındaki orta yoldur.” diyor. Vakar da belki tam bu dengeyi anlatmıyor mu?. Ne öfkeye teslim olmak ne de duyguları inkar etmek… Ne gösteriş ne de silikleşmek… Sadece ölçülü kalabilmek.
Hayat bizi çoğu zaman acele tepki vermeye çağırır. Ben bunu yaşadım. “ hadi, hadi, hadi… :) “ Kırıldığımızda karşılık vermek, haksızlığa uğradığımızda sesimizi yükseltmek, anlaşılmadığımızda kendimizi uzun uzun anlatmak isteriz. Oysa her söze cevap vermek zorunda değiliz. Bazen insanın en güçlü tavrı, kendini kaybetmeden yoluna devam edebilmesi değil mi?
Stoacı filozof Epiktetos da bu konuya bir söz eklemiş : “Sana ne olduğu değil, ona nasıl tepki verdiğin önemlidir.” Vakar da tam burada başlar. Olayları kontrol edemeyebiliriz; fakat onlara verdiğimiz tepki karakterimizi ortaya koyar.
Montaigne ise şöyle diyor: “En büyük şey, kendine ait olmayı bilmektir.” Kendine ait olabilen insan, değerini başkalarının onayında aramaz. Alkışla büyümez, eleştiriyle de küçülmez. Çünkü iç dünyasında sağlam bir dayanak kurmuştur.
Bugün görünür olmanın, sürekli konuşmanın ve kendini ispat etmenin teşvik edildiği bir çağda yaşıyoruz. Belki de bu yüzden vakar daha kıymetli hale geldi. Her tartışmanın içine girmemek, her haksızlığı kişisel bir savaşa dönüştürmemek ve her eleştiriye cevap yetiştirmemek bir zayıflık değil; çoğu zaman olgunluğun işaretidir.
Nietzsche’nin şu sözü de bunu farklı bir açıdan tamamlıyor : “Sessiz kalanların çoğunun söyleyecek sözü vardır.” Sessizlik her zaman güçsüzlük değildir. Bazen insanın kendine duyduğu güvenin en sade ifadesidir.
Belki de vakar, insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin olgunlaşmış halidir. Ne eksik hissettiği için bağırır ne de güçlü görünmek için gösteri yapar. Kendini olduğundan büyük göstermeye çalışmaz; küçültmeye de razı olmaz. Sadece olduğu gibi durur.
Ve belki de gerçek vakar, insanın sesini yükseltmeden de güçlü olabileceğini fark ettiği anda başlar. Böyle kişiler gördüğümde hayranlığımı gizleyemem zor oluyor.
İyi hafta sonları
Sevgiler
Yorumlar