16 Aralık 2010 Perşembe

Hey sen, nerdesin şuan? Yoksa sabit kalmış gövden gibi; yaşamın ve düşüncelerin de sabit mi? Yani değişmemiş hiçbirşey senin için; öyle mi?...


Kim bilir kaçgündür gövdem gezmese de düşüncelerim uzak diyarlarda... Daha yeni Yunanistan/Selanik’den döndüm. Hem de topu topu iki günde teptim Selanik yollarını... Pazar gecesi İstanbul’a ayak basıp da kafamı yastığa koymak, sonra parmakla sayılamayacak kadar az zaman dilimlerinde, gezdiğim yerlerin büyüsü ile uyudum; mışıl mışıl. Sonra uyandım, uyandım ve gerçek yaşamın güzelliğinde işime sarıldım. Hayatımı devam ettirebilmek adına çalıştığım, ancak herşeye rağmen işimi de sevdiğim, masamı da sevdiğim; gelsin çil çil paralar diyerek başladım bu hafta çalışmaya...

Yunanistan ne güzel bir memleket. Ne güzel bir dil melodisi var bu ülkenin. İnsanlar efkarsız ve samimi tavırları ile şaşırıtıyorlar...

Sonra Atamın evine gittim. Doğduğu evi ziyaret ettim... Bakındım her odasına ayrı ayrı, kapıyı aralayıp da gördüklerim tüylerimi diken diken etti... Atamı görmek, yaşadığı yeri görmek... Sonra dedimki kendi kendime; "Bu zamana kadar nerdeydin Fethiye!" Ömrünün yarısında keşfe çıkmışım Atamın evini, belki pek çoğumuz hala bilmiyoruz buraları, bu kültürleri, bize ne kadar yakın yaşamlarının olduğunu, sanki Türkiye’den uzakda değilmişsin gibi buralar hep... Aslında bize anlatılanlar gibi değil, hiçbirşeyin bize anlatıldığı gibi olmadığı gibi...

Benim rahmetli dedemler Selanik’den göçmüşler, belki de ondan çok yakın geldi bana buralar ancak gerçekten Selanik kendine has bir yaşam şekli ve yapısı ile görülmeye, hatta yaşanmaya değer bir şehir...

İşte ben! Gövdem buralarda olsa da, düşüncelerim yeni yeni yerleri görme telaşında ucuz uçak bileti aramakda... İlk hedef sanırım İspanya! :)

İyki Annem!

Yüz yıl geçse de içim sızlıyor. İlk günkü gibi acım taze... Bundan tam 14 yıl önce bugün annem bize veda etti. Zaman herşeye ilaç deniyor...