30 Eylül 2008 Salı

MEVLANA

"Herşey düşüncededir, gerisi kemik ve kıldan ibaret"

Mevlana'nın doğumunun 801. yılı bugün! Filazof, büyük düşünür... Ne zaman çıkmazlarda olsam bana bir sözü ile yol göstermiştir. Dünyaya bakışı ile bu kadar zaman sonra bile hala yol göstericidir. Mevlana'yı anlamak için manevi duygularla cevap bulmak gerek.

Mevlana’nın asıl adı Muhammed Celaleddin’dir. "Mevlana" adı kendisine sonradan verilmiş, aynı şekilde "Rumi" adı da kendisine sonradan verilmiştir. Efendi anlamına gelen Mevlana adı, O'na daha onsekizinci yaşında verilmiş. Rumi adı da Anadolu anlamına gelir. Mevlana’nın, Rumi diye tanınması, geçmiş yüzyıllarda Diyar-ı Rum denilen Anadolu ülkesinin vilayeti olan Konya’da uzun müddet oturması, ömrünün büyük bir kısmının orada geçmesi ve nihayet türbesinin orada olmasındandır.

Mevlana’nın doğum yeri, bugünkü Afganistan’da bulunan, eski büyük Türk Kültür merkezi Belh’tir. 30 Eylül 1207 (6 Rebiu’l-evvel, 604) tarihinde doğmuştur.

Mevlana Karaman’da bulundukları 1225 tarihinde, babasının buyruğu ile itibarlı, asil bir kişi olan Semerkantlı Hoca Şerafeddin Lala’nın, huyu güzel, yüzü güzel kızı Gevher Banu ile evlendiği anlatır tarih kitapları. Mevlana evlendiğinde henüz onsekiz yaşındadır.

Mevlana’nın, Konya’ya Yerleşmeleriyle İlgili Yorumu: “En iyi ülke Anadolu ülkesidir; fakat bu ülkenin insanları mülk sahibi Allah’ın aşk aleminden ve deruni zevkten çok habersizlerdir. Sebeplerin hakiki yaratıcısı Allah, hoş bir lutufta bulundu, sebepsizlik aleminden bir sebep yaratarak bizi Horasan ülkesinden Anadolu vilayetine çekip getirdi. "

"İnsan, varlıklar içinde Allah'ın bütün sıfatlarına mazhar olan yegane varlıktır."

"İnsan konuşan bir hayvandır, derler. Şu halde o, iki şeyden müteşekkildir. Bu dünyada onun hayvanlık tarafının gıdası, bu şehvet verici şeyler ve arzulardır. Özünün, yani insanlık tarafının gıdası ise bilgi, hikmet ve Allah'ın cemalidir. İnsanın hayvanlık tarafı Hak'tan, insanlık tarafı ise dünyadan kaçmaktadır. "

"İnsanda o kadar büyük bir aşk, hırs, arzu ve üzüntü vardır ki yüzbinlerce alem kendisinin olsa yine huzur bulamaz. Bu zevklerin, arzuların hepsi bir merdivene benzer. Merdiven basamakları oturup kalmak için elverişli değildir; üzerine basıp geçmek için yapılmıştır. Uzun yolu kısaltmak, ömrü bu merdiven basamaklarında heder etmemek için çabuk uyanan ve durumu bilen insana ne mutlu!"

"Aslolan sevmektir. İnsan kendisinde bu hissi duyunca, onu arttırmak için çalışmalıdır."

"bir mum diger bir mumu tutusturmakla isigindan bir sey kaybetmez"

"Kardeşim sen düşünceden ibaretsin, geriye kalan et ve kemiksin. gül düşünürsün gülistan olursun, diken düşünürsün dikenli olursun..."

"Acaba kendi yuzumu nasil gorebilirim? ben ne renkteyim? gunduz gibi miyim, yoksa gece gibi mi? kendi ruhumun naksini, resmini, bir hayli zamandir aradim, durdum. fakat, o naksi, o resmi hic kimsede goremedim.sonunda kendi kendime dedim ki, ayna ne icindir? ayna neye yarar? insan kendini gorsun, bilsin diye icat edilmemis midir? demiri cilalayarak yaptiklari aynalar, gorunen yuzleri gormek icindir. ama can yuzunu gosteren aynanin degeri ise cok pahalidir. bizim can aynamiz ise ancak sevgilimizin yüzüdür."

Dilerim ki Mevlana'nın yaşama bakışı ve hoşgörüsü her daim bizimle yaşasın ve yaşatılsın. Şuanki dönemde en çok ihtiyacımız olan şey şüphesiz hoşgörü ve paylaşım...


"Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol."

Mevlana'dan Özlü Sözler


. Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki..

· Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?

· İsa'nın eşeğinden şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir.

· Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır.

· Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır.

· Leş, bize göre rezildir ama, domuza, köpeğe şekerdir,helvadır.

· Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?

· Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır.

· Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.

· Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner?

· Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar

· Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayıverir.

· O beden testisi ab-ı hayatla dopdolu, bu beden testisi ise ölüm zehiri ile. İçindekine bakarsan padişahsın, kabına bakarsan yolu yitirdin.

· Genişlik, sabırdan doğar.

· Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü, inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü.

· Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir.

· Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının.

· Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok.

· Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığımı kır gitsin. Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.

· Ey altın sırmalarla süslü elbiseler giymeye, kemer takmaya alışmış kişi. Sonunda sana da dikişsiz elbiseyi giydirecekler.

· Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder.

· Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.

· Oruç tutmak güçtür, çetindir ama Allah'ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından, bir derde uğratmasından daha iyidir.

· Ayın, geceye sabretmesi, onu apaydın eder. Gülün, dikene sabretmesi, güle güzel bir koku verir. Arslanın, sabredip pislik içinde beklemesi, onu deve yavrusu ile doyurur.

· Zahidin kıblesi, lütuf, kerem sahibi Allah'tır. Tamahkarın kıblesi ise altın torbası.

. Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur..

· Sarhoş, cinayeti yapar da sonra "özrüm vardı, kendimde değildim"der. Kendinde olmayış,kendiliğinden gelmedi sana,onu sen çağırdın.

· İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır.

· Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz. Suyu başına döksen, başı kırılmaz. Toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan, toprağı suya karıştırıp kerpiç yapman gerek.

· Yoldaki bir tepecik seni bunaltmış,oysa önünde yüzlerce dağ var

· Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır.

· Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak. Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak,başka yere koymak.

· Hiçbir kafire hor gözle bakmayın. Müslüman olarak ölmesi umulur çünkü.

· Şu deredeki su,kaç kere değişti,yıldızların akisleri hep yerinde.

· Yol kesenler olmadıkça, lanetlenmiş şeytan bulunmadıkça,sabırlılar ,gerçek erler,yoksulları doyuranlar nasıl belirir,anlaşılır?

· Oyun ,görünüşte akla uymaz ama çocuk oyunla akıllanır.

· Anlayış,edep şehirlilerdedir. Ziyafet,garip konaklamak da köylülerde.

· Resimler ister haberleri olsun,ister olmasın,hepsi de ressamın elindedir,o elden çıkar.

· Alışsan güvercin sallanan kamıştan kaçar mı hiç? O kamıştan göklere uçan yere alışmamış olan güvercin ürker,kaçar.

· Mal, sadakalar vermekle hiç eksilmez. Hayırlarda bulunmak,malı yitmekten korur.

· Çalınmış kumaş,devamlı kalmaz insanda. Hırsızı da darağacına götürür.

· Ağlayışın,feryat edişin bir sesi,sureti vardır. Zararınsa sureti yoktur. Zararda insan elini dişler ama zararın eli yoktur.

· Her korkuda binlerce eminlik vardır, göz karasında onca aydınlık mevcut.

· Şarap kadehtedir ama kadehten meydana gelmemiştir ki. Ağzını,şarabı verene aç.

· Ekme günü gizlemek toprağa tohumu saçmak günüdür. Devşirme günüyse tohumun bittiği gündür,karşılığını bulma günüdür.

· Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.

· Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?

· Bülbüllerin güzel sesleri beğenilir de bu yüzden kafes çeker onları. Ama kuzgunla baykuşu kim kor kafese?

· Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler

· Çayırlıktan, çimenlikten esip gelen yel, külhandan gelen yelden ayırt edilir.

· Dünya malı, bedene tapanlara helaldir.

· Gerçek kokusuyla, ahmağı kandıran yalan sözün kokusu, miskle sarımsak kokusu gibi, söz söyleyenin soluğundan anlaşılır.

· Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır.

· Ahlaksızların bağırışıyla, yürekli yiğitlerin naraları, tilkiyle arslanın sesi gibi meydandadır.

· Kötü nefis, yırtıcı kuştur.

· Hırsın yemdir, cehennemse tuzak.

· Doğan, avdan av getirir, fakat kendi kanadıyla uçar da avlanır. Padişah da bu yüzden onu keklikle, çil kuşuyla besler.

· Dil, tencerenin kapağına benzer. Kıpırdadı da kokusu duyuldu mu ne pişiyor anlarsın.

· Yemekle dolu karın, şeytanın pazarıdır.

· Sözle anlatılan şey, yalan bile olsa, kokusu, gerçek olduğunu da haber verir, yalan olduğunu da.

· Canım bedenimde oldukça, kulum, köleyim, seçilmiş Muhammet'in yolunun toprağıyım. Birisi sözlerimden bundan başka söz naklederse, o kişiden de bezmişim ben, o sözden de.

· Sevgiden, tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir. Sevgiden, dertler şifa bulur. Sevgiden, ölüler dirilir. Sevgiden, padişahlar kul olur. Bu sevgi de bilgi neticesidir.

· Mumundur karanlık veren sana. Anlatırdım bunu ama, gönlünün beli kırılıverir. Gönül şişesini kırarsan artık, yaşamak fayda vermez.

· Rüşvet alan para pul padişahı değiliz. Paramparça olmuş gönül hırkalarını diker, yamarız biz.

· Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de.

· İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir. Görememek ayıbı, göstermemek kusuru, uğursuz nefsin parmağına ait işte.

· İnsan, gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak dostu görene denir.

· A kardeş, keskin kılıcın üzerine atılmadasın, tövbe ve kulluk kalkanını almadan gitme.

· Bir gömlek derdine düşeceksin ama belki o gömlek kefen olacaktır sana.

· Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti. Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek.

· Saman çöpü gibi her yelden titrersin. Dağ bile olsan, bir saman çöpüne değmezsin.

· O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme. · Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra

· Gördün ya beni gamdan başka kimse hatırlamıyor, gama binlerce defa aferin.

· Nefsin, üzüm ve hurma gibi tatlı şeylerin sarhoşu oldukça, ruhunun üzüm salkımını görebilir misin ki?

· Ağzını kapa ve altın dolu avucunu aç. Ceset cimriliğini bırak da cömertliği seç.

· İnanmışsan, tatlı bir hale gelmişsen, ölüm de inanmıştır, tatlılaşmıştır. Kafirsen, acılaşmışsan, ölüm de kafirleşir, acılaşır sana.

· Doğruluk, Musa'nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazların sihrine benzer. Doğruluk ortaya çıkınca, bütün eğrilikleri yutar.

· Bir kötülük yaptıktan sonra pişmanlık hissetmek Allah'ın inayet ve muhabbetine mazhar olmanın delilidir.

· Sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, huzur ise bir ibadetin karşılığıdır.

· Üzerinde pek çok meyveler bulunan bir dalı, meyvalar aşağı doğru çeker. Meyvasız bir dalın ucu ise, servi ağacı gibi havada olur.

· Topluluk bizim yanımıza geliyor. Susacak olsak, incinirler. Bir şey söyleyecek olsak, onlara göre söylemek lazım geldiğinden o zaman da biz inciniriz

· Ümit, güvenlik yolunun başıdır.

· Kuş seslerini öğrenen kimse, kuş olmadığı gibi aynı zamanda kuşların düşmanı ve avcısıdır.

· Dert, insana yol gösterir.

· İman, namazdan daha iyidir. Çünkü namaz beş vakitte, iman ise her zaman farzdır.

· İki canlı kuşu birbirine bağlasan, dört kanatlı oldukları halde uçamazlar, çünkü ikilik mevcuttur. · Sokak köpeğine ister altın, ister yünden tasma tak, yine sokak köpeği olmaktan kurtulamaz.

· Cübbe ve sarık ile alimlik olmaz. Alimlik, insanın zatında bulunan bir hünerdir.

· Değil mi ki gönül mutfağında yemekler tabak tabak, peki ne diye aşağılık kişilerin mutfağına kase tutacakmışım?

· Hangi tohum yere ekildi de bitmedi, ne diye insan tohumunda böyle bir şüpheye düşüyorsun?

· Testi taştan korkar ama o taş çeşme oldu mu, testiler her an ona gelmeye can atar.

· Sus artık yeter! Sır perdelerini pek o kadar yırtma. Çünkü bize, kırıkları sarıp onarmak, sırları örtmek yaraşır.

· Altın aramıyorum, altın olmaya yeteneği olan bakır nerede?

· Varlık peteğini ören arıdır. Arıyı vücuda getiren mum ve petek değildir. Arı biziz. Şekil sadece bizim imal ettiğimiz mumdur

· Dünya köpüktür. Tanrı sıfatlarıysa denize benzer. Fakat şu cihan köpüğü, denizin arılığına, duruluğuna perdedir.

· Sözün içini elde etmek için harf kabuğunu yar. Saçlar da sevgilinin yüzünü, gözünü örter.

· Burnuna sarımsak tıkamışsın, gül kokusu arıyorsun.

· Biz, tulumla, küple, testilerle tatmin olmayız. Bizi çekip ırmağınıza götürün.

· Dünyaya demir atmış Karun'u, yer çekti, yuttu. Ulular ulusu İsa'yı gökyüzü çekti, yüceltti.

· Ekmek, beden hapishanesinin mimarıdır.

· Gübre olup bostanın gönlüne giren pislik, yok olur gider de pislikten kurtulur, kavunun, karpuzun lezzetini arttırır.

· Avlanmak istedik mi uçup gittiğimiz yer Kafdağı'dır. Akbaba gibi leş avlamayız biz.

· Bir köpeğin önüne bir çuval şeker koysan bile, onun gönlü yine leş peşindedir. Şekerden ne anlar o?

· Allah ile birleşmek demek, senin varlığının O'nunla birleşmesi demek değildir. Senin yok olmandır.

· Küfürle iman, yumurtanın akıyla sarısına benzer. Onları ayıran bir berzah var, birbirine karışmazlar.

· Köpekler gibi kızmayı bırak, arslanların gazabına bak. Arslanların gazabını görünce de var, bir yaşına girmiş koyun gibi yavaş ol.

· Din evinde haset faresi bir delik açar ama kedinin bir miyavlaması ile ürker kaçar.

· Kadınlar, aklı olanlara, gönül sahiplerine pek üstün olurlar. Cahillere gelince, onlar, kadına üstündür. Çünkü tabiatlarında hayvanlık vardır. Sevgi ve acımak, insanlık vasıflarıdır. Hiddet ve şehvet ise hayvanlık vasıfları.

· Mümin bir kopuza benzer. Madem ki inanan kişi feryat edip ağlamada kopuzdur, kopuz kendisine mızrap vuran olmadıkça feryat etmez.

· Madem ki, akıl babandır beden de anan, oğulsan babanın yüzüne bak.

· Yeryüzü ile dağda aşk olsaydı, gönüllerinde bir ot bile bitmezdi.

· Kuş, kafeste kaldıkça başkasının buyruğu altındadır. Kafes kırıldı da kuş uçtu mu, nerede ona geçecek buyruklar?

· Bal çanağının ağzı kapalı. Sen ise, üstünü, yanını yalayıp duruyorsun. Çanağı yere çal,

· İnsana bütün korku içinden gelir fakat insanın aklı daima dışarıdadır.

· Dil, anlamlara bir oluktur adeta, fakat nereden sığacak oluğa deniz?

· O kadar çok koşmayın, o kadar yorulmayın, şu yerin altında çırak ne olmuşsa usta da o olmuştur.

· Bir lağımın pis kokusunu koklamak, ruhu kokuşmuş zenginlerle sohbetten yüz misli iyidir.

· Sen, yeni bir çocuk doğurmadıkça, kan tatlı süt haline gelmez.

· Hırsızlara, kötülere, alçaklara acımak, zayıfları kırıp geçirmektir.

· Aşk, davaya benzer. Cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.

· Tohum yerde gizlenir de, o gizlenmesi bağın, bahçenin yeşermesine sebep olur.

· Yazı yazılırken eli görmeyen kişi, yazı kalemin oynamasıyla yazılıyor sanır.

· Gül solup, gül bahçesi harap olduktan sonra gülün kokusunu nereden duyabiliriz? Gülsuyundan!

· Firavun, yüzbinlerce çocuk öldürttü, aradığıysa evinin içindeydi.

· Geminin içindeki su, gemiyi batırır. Geminin altındaki suysa, gemiye arka olur.

· Aynanın berraklığını yüzüne karşı söylersen, ayna hemen buğulanır, seni göstermez olur.

· Eşek, suyun kadrini bilseydi, ayak yerine baş koyardı ırmağa.

· Aklın deveciye benzer, sense devesin. Aklın seni ram eder, ister istemez dilediği yere çeker götürür.

· Eğer parça buçukta bütünle beraberdir, ondan ayrılmaz diyorsan, diken ye, diken de gülle beraberdir.

· Gümüşün dışı aktır, berraktır ama onun yüzünden el de kararır, elbise de.

· Ateşin kıvılcımlarıyla al al bir yüzü vardır. Ama yaptığı kötü işe bak, karanlığı seyret.

· Yoksul, cömertliğin aynasıdır.

· Peygamberler insanları Allah'a ulaştırmak için gelmişlerdir. İnsanların hepsi bir bedense, kulla Allah birleşmişse kimi kime ulaştıracaklar?

· Bir mumdan yakılan mumu gören, gerçekten de asıl mumu görmüştür. Düşünenlerin düşündürdükleri... ,

· Sabır, genişliğin anahtarıdır.

· Gündüz gibi ışıyıp durmayı istiyorsan, geceye benzeyen varlığını yaka dur.

· Ana karnındaki çocuğa doğmak, dünyadan göçmektir

· Somuna benzer bir şey düzsen, emdin mi, şeker gelir ondan, ekmek tadı değil.

· Terazide arpa altınla yoldaş olur ama bu, arpanın da altın gibi değerli olmasından değildir.

· Koruktaki su ekşidir ama koruk üzüm olunca tatlılaşır, güzelleşir. Derken küpte yine acır, haram olur fakat sirke olunca ne güzel katıktır.

· Ay, yıldızlardan utanır ama yine de cömertliği yüzünden yıldızların arasında bulunur.

· İnanan, inananın aynasıdır.

· Sen şekillerde kalırsan puta tapıyorsun demektir. Her şeyin şeklini bırak, manasına bak

· Rengi kara bile olsa, bir kişi seninle aynı maksadı güdüyorsa, ona ak de, senin rengindedir.

· Hacca gideceksen, bir hac yoldaşı ara. İster Hint'li olsun, ister Türk, ister Arap. Şekline, rengine bakma, maksadı ne, ona bak.

· Yokluk, varlığın aynasıdır.

· Arslanın boynunda zincir bile olsa, bütün zincir yapanlara beydir arslan.

· Zıddı meydana çıkaran, onun zıddı olan şeydir. Bal, sirkeyle belirir.

· Kasırga pek çok ağaçlar yıkar fakat yeşermiş bir ota ihsanlarda bulunur.

· Dostların ziyaretine eli boş gelmek, değirmene buğdaysız gitmektir.

· Herkes güneşi görebilseydi, güneşin ışıklarına delalet eden yıldızlara ne ihtiyaç vardı?

· Hiç köpeğin havlaması, ayın kulağına değer mi?

· Huzurunda bulunmayanlara bile böyle elbiseler, böyle yiyecekler verirse, kim bilir konuğun önüne ne nimetler koyar.

· Hıristiyanların bilgisizliğine bak ki, asılmış Tanrı'dan medet umuyorlar.

· Resim, ressama, beni kusurlu yaptın diye söz mü söyleyebilir?

· İnsanoğlu, dilinin altında gizlidir. Dil, can kapısının perdesidir. Yel, perdeyi kaldırdı mı ne var, belirir bize.

· Sen de sağ eline bir sopa aldın ama senin elin nerede, Musa'nın eli nerede

· Akıllı birisinden gelen cefa, bilgisizlerin vefasından iyidir.

· Kara odun ateşe eş oldu mu, karalığı gider, tümden ışık kesilir.

· Bağış, kine merhemdir.

· Tahta içinde yaşayan kurt, o tahtanın fidan olduğu vakit ki halini bilir mi hiç?

· Madem ki hırsızsın, bari o güzelim inciyi çal, madem ki gebe kalıyorsun, bari yüce bir çocuğa gebe kal.

· Korukla üzüm birbirine zıttır ama, koruk olgunlaştı mı güzel bir dost olur.

· Tanrı yüzünü çirkin yaratmışsa, kendine gel de, hem çirkin yüzlü hem çirkin huylu olma bari.

· Aynada bir şekil görürsün hani, senin şeklindir o, aynanın değil.

· Satrançta piyon yola çıkar da, sonunda yüce vezir olur.

· Kibir kokusu, hırs kokusu, tamah kokusu, söz söylerken soğan gibi kokar.

· Sonsuzun iki yanı da yoktur, ortası nasıl olabilir?

· Dosttan, yakınlardan gelen bir cefa, düşmanın üçyüzbin cefasına bedeldir.

. Bal yiyen arısından gocunmaz..

· Güneşin ışığı pisliğe vursa bile pislenmez, ışıktır o.

· Başın ırmağın suyuna daldı mı, suyun rengini nasıl görebilirsin?

· Davud'un elinde mum oluyor, senin elindeyse mum, demire dönüyor.

· Sabır, insanı maksadına en tez ulaştıran kılavuzdur.

· Yılan yumurtası da serçe yumurtasına benzer ama aralarında ne kadar fark var.

· Bilginin, iki kanadı vardır, şüphenin tek.

· İkiyüz batman bala, bir okka sirke döksen, balın içinde erir, gider. Balı tattın mı sirkenin tadını bulamazsın fakat tartarsan bir okka fazla gelir. Demek ki sirke, hem yok olmuştur, hem vardır.

· Bir kuyudan her gün toprak çeker, her gün orayı kazar, eşersen, sonunda arı duru suya ulaşırsın.

· Denizden bile yerine su koymadan devamlı su alsan, bu işin denizleri çöle çevirir.

· Sen, yerdeki yeşillik gibisin, ayağın bağlı. Bir yel esti mi, tam inanca ulaşmadan başını sallarsın.

· Oltandaki et lokması, balık avlamak içindir. Öyle lokma ne bağıştır ne cömertlik.

· Sözün eğri olsa da, anlamı doğru bulunsa, sözdeki o eğrilik, Tanrı'ya makbuldür.

· İçen akıllıysa, aklının parlaklığı daha da artar, fakat kötü huyluysa daha beter olur. Ama halkın çoğu kötü olduğundan, beğenilmez huylara sahip bulunduğundan, içki herkese haram edilmiştir.

· Eşeğin ardını öpmekte bir tat, tuz yoktur. Faydasız yere, sakalını, bıyığını kokutur.

· Pirlik, saçın sakalın ağarması ile elde edilmez. İblisten daha ihtiyar kim var?

· Tavus kuşu gibi sadece kanadını görme, ayağını da gör.

· Pirenin ısırışından meydana gelen yanış, seni yılan soktu mu yok olur gider.

· Öküz, ansızın Bağdat'a gelir, şehri bir baştan öte gezip, dolaşır. Bütün o zevki, hoşluğu, tadı, tuzu görmez de göre göre karpuz kabuğunu görür.

· Hani bir hayvan vardır, porsuktur adı. Dayak yedikçe semirir, büyür, köteği yedikçe daha iyileşir, sopa vuruldukça semirir, insan da gerçekte porsuktur, çünkü o da dert, mihnet sopasıyla büyür, semizleşir.

· Uçan kuş, yeryüzünde kalsa tasalanır, derde düşse ağlayıp inlemeye koyulur. Fakat ev kuşu, kümes hayvanı, yeryüzünde sevinçle yürür, yem toplar, neşeyle koşar durur.

· Ölülerle savaşıp gazilik elde edilmez.

· Hoş, güzel ömür, yakınlık aleminde can beslemektir. Kuzgunun ömrü ise fışkı yemeye yarar.

· Kin, sapıklığın da aslıdır, kafirliğin de.

· Kuru duayı bırak, ağaç isteyen tohum eker.

· İnciyi sedefin içinde ara, hüneri de sanat ehlinden iste.

· İnsan bir ağaca benzer, kökü, ahdinde durmaktır.

· Susmakla canın özü, yüzlerce gelişmeye ulaşır. Ama söz, dile geldi mi, öz harcanır.

· Hiç ay, yeryüzünde ev sahibi olur mu?

· Hırs, çirkinlikleri bile güzel gösterir.

· Padişahın adamlarından biri, zindanın burcunu yıksa, zindancının gönlü bu yüzden kırılır mı hiç? · Hiçbir şeyden haberi olmayan cansızlardan, gelişip boy atan bitkiye, bitkiden yaşayış, derde uğrayış varlığına, sonra güzelim akıl, fikir, ayırt ediş varlığına geldin.

· Yol afetleri içinde şehvetten beteri yoktur.

· Demirciliği bilmiyorsan, demirci ocağından geçerken sakalın da yanar, saçın da.

· Taş, taşlıktan çıkıp yok olmadıkça, mücevher olup yüzüğe takılır mı hiç?

· Padişah, töhmet altına alınanı Karun'a çevirir. Artık suçsuzu ne hale kor, onu sen düşün.

· Eğri ayağın gölgesi de eğridir.

· Tam inanç aynası kesilen kişi, kendini görse bile, Tanrı'yı görmüş olur.

· Bilgiye ulaştı mı ayak, kanat olur.

· Göz olgunlaştı mı, temeli, özü görür. Ama kişi şaşı oldu mu parça buçuğu görür ancak.

28 Eylül 2008 Pazar

Mavi Gözlü Yakışıklı









Bu fotoğraf ne kadar farklı biri olduğunu açıkça anlatıyor. Fotoğraf NewyorkTimes'da yayınlamış.






Bu fotoğrafta tutkun olduğu motor sporlarından bir karede. Amerika sınırları içinde pek çok başarıya imza atmış. müthiş insan...(!!!)










"bu eve herkes mutluluk getirir, kimisi gelişiyle, kimisi gidişiyle"
Paul Newman
Her ne kadar tanıma fırsatım olmasa da ben de yarattığı şey; harika bir insan olduğudur. Gerek tartışma götürmez oyunculuğu, gerekse örnek teşkil eden yardım severliği ve pırlanta kalbi... Yaptığı yardımlarla paranın onun için renkli olmadığını anlıyorsunuz şüphesiz... Ve "mavi gözlü yakışıklı" bize veda etmiştir.

hep kalbimde olucak...

12 Eylül 2008 Cuma

fethiye


Meğri içinde bir güzel oturur,
Aklımı alır da nere götürür
Çok yaman sevda bu, beni bitirir
Güzeller yatağı cennet Fethiye.
Meğri içine bir güzel oturur
Aklımı alır da nere götürür.
Meğri’li bir güzel aklımı aldı
Sevda türkülerim hep yarım kaldı
Seni gördüm, gönlüm hayale daldı
Güzeller yatağı cennet Fethiye.
Meğri içine bir güzel oturur
Aklımı alır da nere götürür.

(*):Söz: Ünal Şöhret Dirlik
Beste: Ünal Türköz / Muğla
Makam: Acemaşiran / 2005

1 Eylül 2008 Pazartesi

Merhaba kocaman dünya



OOOFFFFFFFFF POOOOFFFFFFFF!!!

İstekler sonsuz değil mi?....


Bu aralar istem dışı sıklıkla söylüyorum bu kelimeyi. Çoğunlukla sıkıldığım anlarda daha bir efkarlı sölüyorum. Ve maalesef ben de dahil olmak üzere etrafımdaki pek çok kişiden duyuyorum ;
Neden? Nedenler o kadar çok ki; istekler, planlar, beklentiler ve bizden beklenenler. Hepsi sonsuzluk olarak karşımıza çıkıyor. Ben dün kararımı verdim ve isteklerimi küçülttüm. Onları minicik hale getirdim...

İsteklerimi saysam kaç sayfa çıkar bilmiyorum ama hepsini çöpe attım. Çünkü bu istekler silsilesi gözümü kör etti. Bunlara ulaşmak isteği bana şu anı yok ediyor gibi hissettirdi. Çalış çalış çalış... İçinde bulunduğum hal sürekli çalışmak üzerine kurulu. Hepimizin içinde bulunduğu hal bu; yaşıyoruz bu durumu. Gelecek planları ve hep güzel şeylere sahip olma istekleri...

Ben sıkıldım ve hepsini çöpe attım...

Şöyle bir bakıyorum da yapılacak ne kadar çok iş var. Her sabah ofise gidip de masamda gördüğüm iş yığınları, yöneticimin benden beklentileri, hedeflerin gerçekleşmesi ve daha büyük hedefler... Sonra iş dışında herkes senden birşeyler bekliyor; arkadaşların senden uyum ve sabır bekliyor, sevgilin senden sonsuz ilgi ve melek olmanı bekliyor( kılçığı alınmış bir balık diyebiliriz buna ) sonra ailen senden bekar isen evlenmeni, evli isen çocuk sahibi olmanı istiyor.Daha say say bitmez bu istekler... Bunlardan kaçmak için tatile çıkmak isteriz hep. Uzaklaşmak iyi gelir gibi düşünürüz. Aslında bu hali bize yaşatan içinde kaybolup gittiğimiz şehir hayatı. Bunu da doğalmış gibi yaşanılır kabul ettiğimiz yaşam şekli değil mi? Oysa bu kadar hengameye karşılık ortada somut elle tutulur bir mutluluk da yok!
Fark ettim ki, bunları yaşarken kendi içime gömülüp kalmışım. Sürekli ertesi günü düşünen ve sonuç odaklı çalışan, arkadaşı ile buluşmaya giderken kırk kez telefon ile görüşen, şurada trafik var bu yoldan gel istersen. Olmadı başka yerde buluşalım, hay allah yetişemiycem gibi pek çok soruna karşılık bulmaya çalışan... Bu bahsettiklerim en basit yaşam halleri...
Tüm yaşadıklarımız bizi kendi içine gömülmüş bir yaşama doğru sürüklüyor. Artık karşındakini görmeden, sohbet etmeden mail ortamında arkadaşlıkların sürmesi; hissizleşmek. Bir anlamda empati gücünün yok olması. Karşındakini anlamaya çalışmamak, kendini onun yerine koymadan iletişimde olmak.
İki insan düşünün, yan yana durudkları halde birbirine uzak, birbirlerini anlamadan yaşayan iki insan. Birbiri ile konuşmuyorlar çünkü.... Birbirini anlamayan iki insan kadar kötü bir fotoğraf yoktur.

Bu yüzden ben isteklerimi küçülttüm, minicik yaptım. Yıl içerisinde gerçekleşecek küçük hedeflerim var artık. Derin istekler kabuğundan sıyrıldım. Merhaba kocaman dünya:-))

İyki Annem!

Yüz yıl geçse de içim sızlıyor. İlk günkü gibi acım taze... Bundan tam 14 yıl önce bugün annem bize veda etti. Zaman herşeye ilaç deniyor...