Merhaba kocaman dünya



OOOFFFFFFFFF POOOOFFFFFFFF!!!

İstekler sonsuz değil mi?....


Bu aralar istem dışı sıklıkla söylüyorum bu kelimeyi. Çoğunlukla sıkıldığım anlarda daha bir efkarlı sölüyorum. Ve maalesef ben de dahil olmak üzere etrafımdaki pek çok kişiden duyuyorum ;
Neden? Nedenler o kadar çok ki; istekler, planlar, beklentiler ve bizden beklenenler. Hepsi sonsuzluk olarak karşımıza çıkıyor. Ben dün kararımı verdim ve isteklerimi küçülttüm. Onları minicik hale getirdim...

İsteklerimi saysam kaç sayfa çıkar bilmiyorum ama hepsini çöpe attım. Çünkü bu istekler silsilesi gözümü kör etti. Bunlara ulaşmak isteği bana şu anı yok ediyor gibi hissettirdi. Çalış çalış çalış... İçinde bulunduğum hal sürekli çalışmak üzerine kurulu. Hepimizin içinde bulunduğu hal bu; yaşıyoruz bu durumu. Gelecek planları ve hep güzel şeylere sahip olma istekleri...

Ben sıkıldım ve hepsini çöpe attım...

Şöyle bir bakıyorum da yapılacak ne kadar çok iş var. Her sabah ofise gidip de masamda gördüğüm iş yığınları, yöneticimin benden beklentileri, hedeflerin gerçekleşmesi ve daha büyük hedefler... Sonra iş dışında herkes senden birşeyler bekliyor; arkadaşların senden uyum ve sabır bekliyor, sevgilin senden sonsuz ilgi ve melek olmanı bekliyor( kılçığı alınmış bir balık diyebiliriz buna ) sonra ailen senden bekar isen evlenmeni, evli isen çocuk sahibi olmanı istiyor.Daha say say bitmez bu istekler... Bunlardan kaçmak için tatile çıkmak isteriz hep. Uzaklaşmak iyi gelir gibi düşünürüz. Aslında bu hali bize yaşatan içinde kaybolup gittiğimiz şehir hayatı. Bunu da doğalmış gibi yaşanılır kabul ettiğimiz yaşam şekli değil mi? Oysa bu kadar hengameye karşılık ortada somut elle tutulur bir mutluluk da yok!
Fark ettim ki, bunları yaşarken kendi içime gömülüp kalmışım. Sürekli ertesi günü düşünen ve sonuç odaklı çalışan, arkadaşı ile buluşmaya giderken kırk kez telefon ile görüşen, şurada trafik var bu yoldan gel istersen. Olmadı başka yerde buluşalım, hay allah yetişemiycem gibi pek çok soruna karşılık bulmaya çalışan... Bu bahsettiklerim en basit yaşam halleri...
Tüm yaşadıklarımız bizi kendi içine gömülmüş bir yaşama doğru sürüklüyor. Artık karşındakini görmeden, sohbet etmeden mail ortamında arkadaşlıkların sürmesi; hissizleşmek. Bir anlamda empati gücünün yok olması. Karşındakini anlamaya çalışmamak, kendini onun yerine koymadan iletişimde olmak.
İki insan düşünün, yan yana durudkları halde birbirine uzak, birbirlerini anlamadan yaşayan iki insan. Birbiri ile konuşmuyorlar çünkü.... Birbirini anlamayan iki insan kadar kötü bir fotoğraf yoktur.

Bu yüzden ben isteklerimi küçülttüm, minicik yaptım. Yıl içerisinde gerçekleşecek küçük hedeflerim var artık. Derin istekler kabuğundan sıyrıldım. Merhaba kocaman dünya:-))

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Prensip sahibi olabilmek

Güz Mevsimi

Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur.