4 Şubat 2008 Pazartesi

Şükürsüz'ün Şükür'ü


Hayat yaptıklarımız doğrultusunda devam ediyor ve bizi bir yerlere taşıyor, doğrularımız ve yanlışlarımızla... Bunlar da birikip tecrübe olarak yanımıza kar kalıyor... Ve ister istemez olgunlaştırıyor bizleri. Bir de hayatın bize ilk andan itibaren sunduğu artılar var. Bu artılar hepimize göre değişiklik gösteriyor. Pek çoğumuz şanslı geliyoruz hayata. Daha başladığımızda 1-0 önde başlıyabiliyoruz. Kimimiz de hayatı kendi yeteneklerimiz ve çabalarımız ile kazanıyoruz. Hangisi daha güsel bilmiyorum. Her iki örneğin de kendine göre dertleri vardır muhakkak. Bu da başka bir tartışma konusu olabilir ama asıl konu bu değil benim için. Herkes kendi yaşamında sonsuz mücadelesini veriyor şüphesiz. Kıyaslama yapıldığında herkesin yeterince sorunları, sorunları... sürüp gidiyor. Ama benim şu ana kadar bildiğim "iyi"nin anlamı değişti. Çünkü artık "iyi" olmak bir nevi şekilcilik, hatta gözümüze sokar gibi modern kavramının içine yerleştirildi; bir kalıba sokuldu... İyi olmak, iyi bir arabaya sahip olmak ya da iyi bir evde oturmak değil. Trendy arkadaşlıklar, trendy aşklar da değil... Aşk da bari olmasın diyor insan. Diğerlerinden kaçabiliyorsun bu senin tercihin oluyor. Ama aşk istemesen de yakalıyor...Kendi sonsuz istekleri ve egoları sonucunda, başkasının gerçek anlamda isteklerini görmezden gelip, bunu da modernlik kavramına sığınarak ifade etmek. Sonra da yaşanılan bu hayata şükür edebilmek! Ne desen fayda etmez bu sözün üzerine. Buna ancak "Şükürsüz'ün şükür'ü" denir herhalde...

Hiç yorum yok:

İyki Annem!

Yüz yıl geçse de içim sızlıyor. İlk günkü gibi acım taze... Bundan tam 14 yıl önce bugün annem bize veda etti. Zaman herşeye ilaç deniyor...