30 Nisan 2008 Çarşamba

Bazen öyle bir ortamın içinde bulursun ki kendini, yapman gereken sadece sessizce çekip gitmek olur. Şüphesiz o ortama uyacak cevabın vardır. Ama senin ne dediğini anlayacak kimse olmadığı için sadece çekip gidersin. Sessizliğin anlamı; cevaptır senin için.

Mevlana ;” Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verilecek bir cevabım var ; Lakin bir lafa bakarım laf mı diye , Bir de adama bakarım adam mı diye” demiş.
Bu söz ile eskilerin hayata ne kadar farklı baktığını anlıyor insan… Sonrasında da ister istemez şu anki yaşamla karşılaştırma yaptırıyor.
Anlaşılan o ki, eskiler daha başka bir gözle bakarlarmış hayata. Değerleri ve hayata karşı duruşları; Sevgili Mevlana’nın yukarıdaki sözüyle de anlatıyor en açık haliyle kendini...

Bu kıyaslamanın nedeni, hızla tüketim toplumu olma yolunda ilerliyor olmamız. Değerlerimizin de nasıl oluştuğunu önemsemeden tüketiyor olmak. Ne üzücü ki bir sonraki kuşaklara bu yüzden bırakacağımız birşeyler kalmayacak. Bu sözlerin dışında da açıklayıcı ve uygulayıcı bir örnek yok etrafımızda. Sadece bu çok değerli sözler kalıyor olacak.

Etrafda gözlemlediğim; artık söylenilenler ile yapılanlar birbirinden çok farklı gerçekleşiyor. Bu haller de öyle bir güzel süslenip püslenip önümüze sunuluyor ki; adı da tarz olup çıkıyor.Hem de önemli yerlerde çıkıyor karşımıza.

” Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verilecek bir cevabım var ; Lakin bir lafa bakarım laf mı diye , Bir de adama bakarım adam mı diye”
Mevlana.

Hiç yorum yok:

İyki Annem!

Yüz yıl geçse de içim sızlıyor. İlk günkü gibi acım taze... Bundan tam 14 yıl önce bugün annem bize veda etti. Zaman herşeye ilaç deniyor...