Karabiga Gezdikce

Belkilerle dolu bir yazı yazmak istemiyorum.

Doğduğum yer değil ancak benim büyüdüğüm yerdir Karabiga. Hepimizin doğduğu, büyüdüğü yer çok değerli şüphesiz. Çünkü emek vardır, anı vardır, özveri vardır, bir dönem yaşanmışdır; hem de bu çocukluk dönemi ise değeri başkadır.

Benim çocuğulum Çanakkale-Karabiga’da geçdi. 78 kuşağı olmanın da verdiği sokak çocukluğunu doyasıya ve hakkıyla yaşadım. Bahçeli bir evimiz vardı. Her daim görebileceğim uçsuz bucaksız masmavi denizi kucakladım. Yüzmeyi sekiz bilemedin dokuz yaşımda öğrendim, bu diğer arkadaşlarıma göre geç sayılacak bir yaşdı. Karabiga bize kendi doğallığında bütün güzelliklerini sunuyordu. Deniz varsa yüzmeyi de öğreniyordun. Dağ tepe varsa koşmayı ve doğayı keşfetmeyi öğrenebiliyordun. Bir bahçeye sahip olmak sebze yetiştirmeni sağlayabiliyordu... Şuan baktığımda burası çok da büyük bir yerşelim yeri değil. Benim dönemim de 3000 kişilik bir kasabaydı. Her ne kadar İstanbul’da doğup da çocukluğumun bir dönemi İstanbul’da geçmiş olsa da o dönem için hatırladığım ve bildiğim Karabiga büyük bir yerleşim yeriydi ve tüm dünyanın buradan ibaret olduğunu düşünürdüm. Tüm dünya bu kadar güzel derdim çocukluk düşüncelerimde...

Şimdi bir dönem kapandı ve biz 78’liler büyüdük, okuduk, iş güç sahibi olduk. Yaşam şeklimiz isteyerek ya da şartlar dolayısıyla büyük şehirlere göçü sağladı. Ancak hiç birşey bizi doğduğumuz yerden koparmadı. Her fırsatda gittik memleketimize, her fırsatda atladık uçsuz bucaksız denize. Her fırsatda dağ tepe koştuk, her fırsatda bağlar/bahçelerden sebzeler topladık. Her fırsatımız bize yeni anılar oluşturdu. Yeni anılar yeni dostlukları pekiştirdi.

Ancak bir haber geldi; ilk önce inanmak istemiyorsun. Bir duyumdur diyorsun kendi kendine... Sonra gerçekle yüzleşiyorsun.

Gerçek bu kapatalist sistemde kar maksimizasyonu mantığında çalışan firmaların, kanun açıklarından faydalanarak, mavisi bol, deniz suyu sınırsız, kendi halinde yerleşim yerlerinde termik santral kurma istekleridir. Örneklerini de farklı yerleşim yerlerinde gözlemledik, destek verdik ve termik santrali kurma amaçlarını da öğrenmiş olduk bu sayede...

Termik santral nedir? Neden bizi bu kadar endişelendirir bundan da bahsetmek istiyorum;

Termik santrallerde üretilen enerjinin sadece %30-40 oranındaki bir bölümü elektrik enerjisine dönüştürülebilmekte; kalan kısmı ise "kaçak enerji" olarak adlandırılmakta ve kazanından radrasyon ile çıkmakta ya da baca gazıyla birlikte bacadan atılmaktadır. Termik santrallerin en önemli çevresel etkilerinden biri de soğutma suyuyla ilgilidir ve termik santrallerin soğutma suyu gereksinimi büyüktür. Bu nedenle termik santraller genellikle nehir, göl veya deniz gibi soğutma suyu kullanılabilecek kaynaklara yakın yerde kurulmaktadır. Aynen Karabiga’da kurulmak istenen termik santrali gibi...

Atıkların denize atılması, sorumsuz atık yöntemidir. Deniz, akarsu ve göllerde yapılan atık ısı denizlerdeki biyolojik yaşamı tehlikeye sokan termal kirlilik aslında neyle karşı karşıya olduğumuzu yeterince gözler önüne sermekde. Zararları bunla da kalmıyor elbet; çevreye zararı dokunan kül atıklarıda cabası...

Termik santrallerin bacasından çıkan ve bitki örtüsünü en çok etkileyen gazlar kükürt dioksit ve azot oksitleridir. Bitkilerin bu gazlara en hassas olan ve etkilenen organı yapraklarıdır. Yapraklardaki stomalar vasıtasıyla yaprak bünyesine giren bu gazlar yapraktaki klorofillerin yapısını bozmaktadır. Ayrıca yanık etkisi, serbest asit halinde yüzeysel olarak da ortaya çıkabilmektedir. Bitkiler üzerinde kirletici etkisiyle ortaya çıkan zararlar üç ayrı boyutta görülebilmektedir. Bunlar akut, kronik ve gizli zararlardır. Akut zararlanmaya uğrayan bitkiler hemen ölmekte, kronik zararlanma öldürücü olmamakla birlikte bitki kalitesini büyük oranda bozmaktadır. Görünmeyen (gizli) zarar ise zaman içinde ortaya çıkmaktadır. Zaman içinde herşey ölmekdetir aslında...

Bitkilerdeki termik santrallerden kaynaklanan zararlar yaprak lekeleri, yaprak kurumaları, yaprak ve meyve dökülmeleri, büyümedeki gerileme, solgunluk ve ölümle sonuçlanır.

Şimdi başda bahsettiğim ve pek çoğumuzun yabancı olmadığı emek,özveri ve paylaşım bir anda yok olmaya yüz tutacak... Yaşanmışlıklar anlatılacak ancak paylaşılamayacak... dokunulamayacak...


Belkilerle dolu bir yazı yazmak istemiyorum,

Burası öyle bir yer ki; hep birşeyler var. Hep birileri var, hep hep hep... Ancak belki de bundan sonra hep yek bir yer olacak mı? ...

Hep yek ne demek? Hep yek; yanlız olacak demek... Hep yek; kaçış demek... Hep yek; kaybetmek demek...

Karabiga belki de birkaç yıla kaybetmiş olacak mı?... Mavi yok, özgürlük yok...

Tabi ancak BİZ izin verirsek kurulucaktır termik santral... BİZ çocukluğumuzu unutursak, yüzmeyi unutursak, en önemlisi hafızamızı sıfırlarsak olacak bunlar...

Yorumlar

ece yiğit dedi ki…
teyzecm yazıda benden bahsetmeyi unutmuşsun benimde tatilerimde gittiğim tek yer :) tabii ki hayır karabigada termik santral istemioruz
Adsız dedi ki…
İSTEMEMEKLE OLACAKSA BENDE İSTEMİYORUM.AMA KAPİTALİST SİSTEM KARARINI VERMİŞ HERKESİN GÖZÜNÜ HIRS BÜRÜMÜŞ.O TESİSİ ORADA KURMAK İÇİN SÖZÜ GEÇEN ORTAKLAR ALINMIŞ.KARABİGANIN İŞİ ARTIK ZOR GİBİ...AYRICA ELİNİZE SAĞLIK
Fethiye Erkaş dedi ki…
Merhaba;
haklısınız ben bu yazıyı yazdığımda çok da bir bilgim yokmuş. Ancak sonrasında öğrendiklerim neyle karşı karşıya olduğumu gösterdi. Yapılması planlanan bir değil tam sekiz tane termik santral projesi ve sanayi bölgesi olması için yapılması istenen bir sürü proje.. en çok üzüldüğüm gelecek nesillere dokunulacak birşey kalmayacak olması...

Selamlar,
Fe.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Prensip sahibi olabilmek

Güz Mevsimi

Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur.