17 Ocak 2009 Cumartesi

İyi İnsan Olmanın Yeni Tanımı; Aptalsın İşte!!


Alıngan mıyım? Hayır alıngan değilim, sadece empati duygum var!! Neden mi bahsediyorum? Bu kez mütevazi davranmayacağım!!! Toplumda sayıları gittikçe azalan iyi insalardan bir tanesiyim çünkü!!!

Bazen bunu aptallık olarak nitelendirenler de oluyor ama bu sadece empati duygumun fazla çalışmasından kaynaklı. İyi ya da kötü gibi keskin çizgilerim yok, olmadı da... Bana göre iyi dediğim şey başkasına göre değil. O noktada da üzerinde durmayıp yoluma devam ediyorum. Ama küçük hesaplar peşinde koşmadığım ve karşımdakinden kendimi daha üstün görmediğim için, ya çok iyi insan, ya melek gibi insan yakıştırması ya da aptal insan olarak tanımlandım!!!

Bu durum ile son zamanlarda daha mücadele etmek zorunda kalmıyor değilim?? Bu yüzden kendi kendime söz verip, daha katı olacağım, asla taviz vermeceğim diyorum. İşte bu saydıklarım aslında pek çoğumuzun bırakmak istediği huyları değil mi? Ama ben maalesef kazanmaya çabalıyorum. Bazen bu düzen içinde neye ayak uydurmaya çalıştığımın bile farkında değilim. Sadece karşımdakini durdumaya yönelik en azından biraz da olsa onu firenlemek benim için bu kötü olma isteği!

Ve bu kötü olmayı isteme duygusu yerine, birşeyleri konuşarak yoluna koyma isteğim fazlaca alınganlık gösterdiğim ya da hassas davrandığım şeklinde yorumlanmıyor mu? işte bu noktada kötü olabilirim!!!...

Aslında çok zeki davranıp, hemen herşeyi anında planlayıp, bunları sadece kendi çıkarlarım doğrultusunda gerçekleştirmeyi ve karar almayı, herkesi bir anda susturmayı ve konuşmaya yeltendiklerinde de "hayır kesinlikle yanılıyorsun" deyip baskı kurmayı, hatta abartarak piskopatça korkutmayı deneyeceğim...

Sonra, arkamı döndüğüm andan itibaren yüzüme söylenemeyen acımasızca itirafları duyup, bunları duymamazlıktan gelmeyi de öğrenmem gerekli herhalde. Başıma birşey geldiğinde sırf statümden dolayı bana yardım edeceklerini, gerçekten ihtiyacım olduğunda aslında yanımda kimseyi bulamacağımı da kabul etmem ve bunla yaşamayı öğrenmem gerekecek... Sonra da bu yaşadıklarımın hepsiyle yüzleşmek için tonlarca para verip, beni anlayacak, empati kuracak bir psikolog tutmam gerekecek.

İşte bunları ben yapamıyorum, bu rol benim üzerime yakışmıyor, oturmuyor, düşüyor. Sahte gülümsemeler ile arkadaşlık ilişkileri, daha saymakla bitmeyecek bir sürü entrika ve ben başarılıyım, zekiyim tavırları altında çürümüş karaktercikler...

İyiki de zeki değilim...
Kendini bulma ve empati duygusu kazanma yönünde özel eğitimler almak için tonla para harcamıyorum!
Genetik birşey bu:))

2 yorum:

atakan dedi ki...

Kimi insan vardır etkili konuşur ama yazıya dökemez , kimi insan da etkili yazar dile getiremez.
Yazdıkların doğru diye söylemiyorum ama bu güne kadar tanıdığım fethiye den bu kadar kompleks sözler duymamıştım.
Gelelim yazına,birincisi; bence senin sorunun iyi insan olma takıntın.
İyi insan olmak elbette önemli ama bunu başkalarına kabul ettirme gayreti beyhude bir çaba.Kimse sen öyle olmak istediğin için sana iyisin demez.
ikincisi ve bence kendine söylediğin koca bir yalan olan empati duygunun fazla çalışması.
Empati duygusu sokakta gördüğün adama karşı oluşmaz ,bana göre bir tanıdığına , arkadaşına ,sevgiline ,kardeşine...vb.karşı gelişir.Böyle olunca da belli noktaya gelinince sana göre olan bana göre değil deyip üzerinde durmayıp yola devam edilmez.Haa bir sonuca da ulaşmak gerekmez ama bırakılıp gidilmez.
Ama sen gidersin .Çünkü sen tartışmaya ,polemiklere girmek istemiyorsun.Belki keskin çizgilerin yok ama hayatı biraz köşeli yaşamak da gerekiyor sanki.
Köşelerinin kırıldığı noktada da ''pardon ''deme özverisinde bulunabiliyor isen pek bir sorun da kalmıyor aslında.
Bunu ''yalama'' olma noktasına da getirmemek gerekiyor.
Arkandan söylenenlerin ve söyleneceklerin çok önemi yok.Ayrıca , bence hiç kimse ,hiç kimsenin yanında da değildir.
Ama dersen ki yanlış düşünüyorsun ,
yanımda birileri olsun demek için birilerinin yanında olmak gerekliliğini de tartışmak gereksiz herhalde.Yani benim empatim kuvvetli ama keskin çizgilerim yok diyerek adeta bir daire çizgisi üzerinde bir cismi salınıma bırakmış gibi davranırsan beklediğin şeyleri edinemezsin.
Biraz köşeli ol ki cisimler köşelerde çarpışsın

Fethiyee dedi ki...

Yorumun güzel olmuş, anlatım ve konuya girişi beğendim:)

Birincisi,yazının tamamını değil de belli bölümleri yorumlamış olman düşündürücü...

İkincisi de, sadece bir örnek vereceğim; Bu hafta bir yerden bir yere gitmek için toplu taşıma aracı otobüsü kullanacağım, otobüse bindim, ama biletim yok, neyse ki şöför herkesin bildiği, bilet yerine geçen akbilini kullanmam için uzattı, sonra bozuk para arayışı vs. istemeden aramızda bir husumet oluştu, biraz terbiyesiz davranmaya başlayınca ben hemen o arada empati duygumu devreye sokup, sakin davrandım ve olayı kapattım. olayın ne olduğu çok da önemli değil, bana ve etrafıma göre şöför haksız ama şöför kendini haklı görüyor ve bu sonsuza kadar devam edebilir... Bu yüzden benle sabaha kadar tartışa bilir. Benim de onu susturmak için, onu dövüp, çenesini falan kırmam gerekli ki, sussun!:) ama ben hepimizin başına gelebileceği bir olayı fazla büyütmeden" ne kadar zor bir iş yaptığını düşünerek ve bütün gün sayısı belli olmayan yolcuları bir yerden bir yere taşıması, istanbul trafiği vs. nedenlerini göz önünde bulundurarak bir an kendimi onun yerine koydum ve biranlık agresifliğini anlayışla karşıladım" bu sadece küçük bir örnek sevgili Atakan! aslında gün içinde o kadar çok buna benzer ya da benzemez, haklı ya da haksız olayla karşılaşıyoruz ki, empati kurmak için karşındaki insanı tanıman da gerekmiyor işin aslı... bu yazı uzar da uzar... sen asıl iyki doğdun, nice mutlu yıllar sana.....

İyki Annem!

Yüz yıl geçse de içim sızlıyor. İlk günkü gibi acım taze... Bundan tam 14 yıl önce bugün annem bize veda etti. Zaman herşeye ilaç deniyor...