21 Ekim 2009 Çarşamba

İşi şansa bağlamak; hem de kör düğüm ile...


işi şansa bağlamak; hem de kör düğüm ile...

Şans, şans,şans...
Her zaman yanı başımızda olsun isteriz. Çünkü şansın bize getirileri her zaman iyidir. Taş atıp kolun yorulmaz....

Bazen olaylar hiç beklemediğimiz şekilde gerçekleşir, buna da şans deriz. Şans bazen birşeyler getirir, bazense birşeyler götürür bizden. Şans eseri gidenler bizim kararsızlığımızdır hep.

Nerden başlasam, nasıl anlatsam, ya da nasıl atlatsam??? Geçtiğimiz Cuma akşamı ben de kararsız kaldım ve işi şansa bıraktım, daha doğrusu sağlımı şansa bıraktım... Tabi bu körü körüne gerçekleşmedi, aslında bu kararıma tecrübe de diyemeyeceğim, ancak buna ön sezi denir-mi(?).

Aslında sağlık devreye girince herşey susmalı(!) Hipokrat konuşmalı. Benim kararsızlığım geçmiş dönemde yaşadığım bir rahatsızlığımın, şuanki rahatsızlığım ile aynı belirtilerde olmasıydı...

Cuma akşamı işten spora gitmek üzere yola koyulmuştum. Biraz da olsa karın ağrım vardı ama çok üzerinde durulcak bir ğrı değildi. Öğle yemeğinde yediğim birşey dokunmuştur düşüncesinde yine de spora gitmeye karar vermiştim. Bazen kendi doktorum olabiliyorum:)/bazen...

Geçen 10 dakika sonrasında miğdem ve bağırsaklarım beni baya zorlamış, en yakın alış veriş merkezinin tuvaletine kendimi zor atıyordum. Kendimi o an güçsüz ve minicik hissetmiştim. İstifra etmek istesem de edemiyordum. Bir müddet beklemiş, sonrasında alışveriş merkezinde tenha olan bir merdiven bulmuştum. Biraz da olsa kendimi toparlamaya çalışıyordum. Oracıkta bana birşey olsa kimseler bilmeyecekti. Aslında düşündüğüm şey tam olarak da bu değildi, o kadar kalabalığa rağmen kimsenin bana yardım etmeyeceğini düşünüyordum. Ayağa kalktığımda durumumun hemen iyileşecek gibi bir şey olmadığı belliydi. Ama bir o kadar da güçlü olduğumu hissediyordum. Hızlı adımlar atıyor, ancak yavaş ilerliyordum. Caddeye çıkmış, ama hemen taksi bulamamıştım. Cuma gününün verdiği trafik de cabasıydı buna. Benden önce gelmiş olduğunu düşündüğüm bir kaç kişi de taksi bekliyordu. Hiç birşeyi gözüm görmüyordu, ilk gördüğüm taksiye atlayacaktım. Önümde mücize gibi bir taksi durmuştu. Hemen taksiye binmiş; en yakın hastaneyi söylemiştim.

İnsanoğlu yanlız olduğunda da kendine telkinlerde bulunabiliyor. Ben de aynı durumdaydım, ulaşmak istediğim tek nokta hastaneydi ve gücümü kaybetmemem gerekiyordu. Bu durumda neden kimseye haber vermediğimi de açıklayamıyorum. Daha önceki gibi kotroller yapılıp eve gideceğimi düşündüğümden di sanırım....

Taksici halimi gördüğü halde çok tınlamamıştı sanki. Herhalde birşeyler çektiğimi düşünerek bana bulaşmak istememişti. Yaşadığımız bu sosyal çevrede "Empati" bu olsa gerek! Yine de şükür beni sağ sağlim hastanenin acil bölümüne bırakıyordu.

Taksiden kendi çabalarımla iniyodum. Elimde taksi ücretinin üzeri ve istifra ettiğim poşet vardı. Hatırladığım yine de güçlü olduğumdu; poşeti hastane kapı girişinde çöp kutusuna atıyordum. Elimde bozuk paraları hala sıkı sıkıya tutuyordum. İlk adımla acil bölümündeydim ve kendimi bir sandaliyeye güvenle bırakmıştım. İşte o zaman gücümü ve kontrolümü de bırakmıştım. Biraz gürültü yapmış olucam ki, Hemşire hemen beni toparlayıp bir sedyeye yatırmıştı.

O anda elimde tuttuğum bozuk paraları da bırakmıştım. Karnım sanki düşmanımmış gibi benle savaş veriyor ve canımı fazlasıyla yakıyordu... Tek başına olmak da o anın cabasıydı. Burcumun özelleği mi nedir bilmiyorum, kimseyi aramayı ve rahatsız etmek istememiştim.
Hemşire yanıma gelip de aramak istediğiniz kimse var mı? dediği anda; ceketimde telefonum var, rica etsem bana verir misiniz? demiştim.

Telefon yoktu, çantamda da değildi. Anlaşılan telefonumu o hengamede kaybetmiştim. Sağolsun hemşire bir telsiz telefon getirmiş ve ilk kez kendi kendini arayanlar kervanına ben de katılmıştım :)). Telefonum çalıyordu ancak kimse açmıyordu. Bir kaç denemeden sonra vazgeçmiştim. Herşey telefonumda kayıtlıydı, teknoloji ajandamın pabucunu dama atmış, tüm bilgileri kendine saklamıştı.

Aklıma gelen arkadaşımın telefon numarasını çevirmiştim. O'da telaşla bana ulaşmaya çalışıyormuş. Hastanede olduğumu söyleyip de gelmesi bir olmuştu. Benim kadim refakat arkadaşım.

Durum bildiğimiz gibiydi bana göre, ama tetkitler canımı çok yakıyordu, ne olduğunu henüz bulamamışlardı. Bir şeyler ters gidiyordu onlara göre. Ama bana göre öğle yediğim yemek dokunmuş ve eve gitmek istiyordum. Bunda da ısrarcı olunca kendi istediğim doğrultusunda imza atıp hastaneden çıkmaya karar vermiştim. Çünkü kendimi kobay gibi hissediyordum. O test, bu test derken canım çok yanıyordu. Bir an önce bana ağrı kesici yapmaları gerekliydi. İstifra bile edemiyordum.
Sonra doktor geldi ve çıkmamın mümkün olmadığını, tüm tekkitleri yaptırmam gerektiğini söylemişti. Sağlık sigortam var ve %25 ödeme payı bana ait. O gün de yapılacak tüm tetkitlerin %25 ni ben ödeyecektim. Ancak yapılan işlemlerde benim ödeyeceğim pay neredeyse benim bir aylık maaşım kadardı. Daha önce de böyle durumlar yaşamış, ancak sıradan bir miğde bulantısı ile bir kaç saat içinde hastanden taburcu olmuştum. Bu tetkitlere ödediğim tutarlar için, iş sağlık değil de ticaret anlayışıydı bana göre...

Doktora bu tetkitlerin yaptırmak istemediğimi söylemiş. İstediğim tek şey hastaneden çıkmaktı. Doktor bir süre sonra tekrar yanıma gelmiş, herhangi bir ücret ödemeyeceğimi, benim payımı hastanenin karşılayacağını belirtmişti. Zaten sonrasında başıma toplanmış başka başka doktorları görünce ne olduğunu anlamam daha kolaylaşıyordu... Ben tahta karınmışım; bu doktor terimi, karnım o kadar sert ki, içeride neler oluyor bu yüzden anlaşılmıyordu...

Hemen bir tomografi ve sonrasında şaka gibi gecenin ikisinde apandist amaliyatına alınıyordum. Yanımda sadece arkadaşım vardı. Aileme bile haber veremiyordum gecenin ikisinde...

Hazılırlıklar yapılmıştı. Yaklaşık dokuz yıl önce orta kulak iltahabı nedeniyle yine bu hastanede ameliyat olmuştum. Beni amaliyata gönderen kişi sayısı kolidordan görülmüyordu, o kadar kalabalıktı. Bir çoğu şuan hayatta değil zaten... Oysa ki şimdi sadece O vardı. O'da o kadar yorgundu ki, aynı zamanda şaşkın... Kolidorda da değildi ayrıca:))

Ameliyattan çıktığımda herşey normaldi. Odaya çıkarılmış, çok uykum vardı. Sabah gözlerimi açtığımda ilk ablamı aramış, heyecanlanmaması gereketiğini söylemiş, durumu anlatmıştım. Sonra arkadaşım Nilgün'ü aramıştım. Sonra bir kaç arkadaş daha... aklımda kalan numaralar ile ulaştıklarım bunlar hep....

Öğle saatlerinde doktor gelmiş; seni ben ameliyat ettim demişti. Orta yaşlarda birisiydi. İlk kez görüyordum doktoru. Ameliyat o kadar ani olmuştu ki, beni ameliyat eden doktoru bile ertesi gün tanıyordum. Merhaba Doktor(!) ve teşekkürler:))

Bana söylediği şey; apandisimin hastaneye gelmeden önce patladığı, iltahaplı sıvının patlamadan dolayı karın bölgeme yayıldığı ve bu durumun teklikeli olduğu, ancak şanslı olduğumu yine de lazer ile amaliyat edildiğimi anlattı uzun uzadıya...
Karnımın sağ tarafında küçük bir tüp vardı, iltahap sıvısı buradan dışarı atılıyordu... Bu kadar yazıya rağmen herşey olup bitmişti aslında. Ancak "Şanslı" olduğum konusu hakkaten doğruydu...
Şans; bu hastaneyi tercih etmem, acildeki doktorun sonsuz yardımları ve çok vefakar arkadaşım ve canım ailem!

Ekim ayı bana yaramıyor galiba... Geçen yıl da aynı hafta ayağımdan küçük bir operasyon geçirmiştim. Halbuki ekim ayını çok severim, terazi burcu en bayıldığım burçtur... Şans işte!

Evde yaklaşık on gün dinlendikten sonra dün ilk kez dışarı çıktım....

Çok şükür iyiyim, sağlınızı şansa bırakmayın. Şans da sizi bırakmasın..

sevgiler...

Hastane; http://www.florence.com.tr/tr/piecedetail.asp?sid=3

5 yorum:

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

Büyük geçmiş olsun gerçekten, yaşadıklarınız kolay şeyler değil.

citlembik dedi ki...

En içten dileklerimle geçmiş olsun diliyorum ... Belirtileri eminim olmuştur gün içersinde ve acıların son safhaya gelene kadar beklemeseydin hemen koşsaydın hastaneye keşke... :(

Fethiyee dedi ki...

hemen koştum hastaneye:) ancak hemen hadi sende apandis var demiyorlar Çiğdemim... röntgen, ultrason ve en son tomografi ile ameliyat şart oldu... gelince biranda geliyormuş. Bir de ben tahta karınmışım:)) bu karın tiplerinde anlaşılması güç olurmuş. Bak bunu yazıya taşımadım :)) olması gerekli tüm aşamalar oldu. allah kimseue vermesin dilerim. hastane çalışanlarına ve tüm doktorlara teşekkür ederim. sana da teşekkür ederim.

citlembik dedi ki...

Tahta karın mı ? Tahta karınlarda zor mu belli olurmuş ? Bi yaşıma daha girdim.

Fethiyee dedi ki...

çitlembik zaten bu doktor terimi; yani salla gitsin muhabetti:))

İyki Annem!

Yüz yıl geçse de içim sızlıyor. İlk günkü gibi acım taze... Bundan tam 14 yıl önce bugün annem bize veda etti. Zaman herşeye ilaç deniyor...