Hey Dostum!

Dostluk
Dostluk tanımı nedir tam olarak bilmiyorum. Dostluk bağı nasıl oluşur, neden uzun süreli olur çok da anlamış değilim. Bunların hepsi göreceli... Dönem dönem farklı nedenlerle dostluk oluşabilir, ya da dost olduğun kişinin karakteri çok başka olabilir. Belki de dost olmanın tek nedeni emek ve değer vermek. Sonrası da dürüst olmakda gizli...

Herkes gibi benim de dostlarım çok değerli şüphesiz. Uzun süreli arkadaşlıklarımı da korumaya sonsuz çaba gösteriyorum. Fakat bazen elimizde olmadan öyle olaylarla karşılaşıyoruz ki, bir anda karar verip pire için yorgan bile yakılabiliyor...
Bu hafta sonu benim hikayemde de iki pire vardı...

Çok değerli arkadaşlarım Ömer ve Serkan'la buluşacağız. Ömer’i 10 yıldır tanırım, Serkan’ı da aynı süredir Ömer vasıtasıyla tanıyorum. İkisi de birbirinden iyi, pırıl pırıl gençler:)

Aynı zamanda gezdikce.com sitesini hatır gönül ilişkileri ile yazdılar, emek verdiler:)

Geçtiğimiz hafta sonu Cumartesi günü gezdikce.com sitesini yenilemek için buluşmaya karar verdik. Buluşmanın tüm detayları Ömer ve Serkan’a aitti, ben sadece sabah kendileri ile buluşmak üzere Anadolu Yakasına geçecektim.

Belirtilen saatten daha da erken Anadolu Yakasına geçtim, Hatta doğru dürüs bilmediğim Anadolu Yakası’nda kayboldum, Buluşma yeri İkea idi, otobandan İkea girişini kaçırdığım için, ver elini ÇekmeKöy, Serkan’da Çekmeköy’de oturuyor, tam da evlerinin önünden geçtim, ancak buluşma yerinde olacağını düşünerek, arama gereği duymadan İkea’ya ya yöneldim. Buluşma saatimiz 10:30’du, ben 10:00 gibi kaybolduğum halde İkea’daydım. İlk önce Ömer’i aradım. Telefon, çaldı çaldı çaldı, nihayet açıldı. Ömer uykudan yeni uyanmış.

Sonra Serkan’ı aradım, belki kendisi yoldadır gelmek üzeredir diyerek. Telefon çaldı çaldı çaldı çaldı... Ancak açılmadı... İki dakkika geçmeden Serkan geri dönüş yaptı... O’da uyuya kalmış. Ancak nerede olduğunu bilmiyor. Ne kadar bu duruma kızmış olsam da, telaşlanıyor insan.

-Serkan; Fetile, inan şuan ben nerde olduğumu bilmiyorum!
-Fethiye; Serkan geç dalgayı da hemen hazırlanıp çık
-Serkan; ya vallahi bilmiyorum, sanırım Avrupa Yakasında bir yerlerdeyim.
-Fethiye; tabi anlıyorum, şimdi odandan çık, kolidorda annen ile karşılaşırsın, hadi hadi, ben sizi bekliyorum burada sabahın köründe...
-Serkan; Fethiye vallahi evde değilim.
-Fethiye; Serkan böbreklerini kontrol et hemen!
-Serkan; ok sorun yok!
-Fethiye; Vallahi Ömer’i ara, eğer 10:30 gibi burada olacaksa ben ok. Ancak bir dakkika gecikirse giderim. Ve bir daha da sizle görüşmem!
-Serkan; Fethiye yapma böyle.......
-Fethiye; Hadi Ömer’i ara sadece....

Ben bu arada, İkea’ya giriş yapıyorum. Sabah erken olmasına rağmen içerisi baya kalabalık, ancak insan profilleri belli, çocuklu aileler mevcut. Ne yapacağımı bilmiyorum, belki de düşündüğüm son şey haftasonumu İkea’da kahvaltı yaparak geçiriyor olmak....

Saat 10:30 olmuş, hatta 5 dakkika bile geçmiş. Ne arayan var, ne de gelen! Ben de mağazada turluyorum. Birkaç eşya alıyorum, işte gereksiz alışverişlerden benimki gene...

Bu arada Ömer arıyor 10 dakkaya kadar geliyorum?
Saat olmuş 11:00!
Sonra Serkan arıyor, haliyle ben telefonumu açmıyorum....

Ömer’le buluşuyoruz. Normal şartlarda sohbetin kendini alıp götürdüğü buluşmalarımızdan eser yok.

-Ömer’; bak dediğim gibi geldim, buradayım!:)

Ben de;
-bir daha sizle görüşmeyeceğim, Asla plan yapmayacağım, unutun beni, arayıp sormayın. Allah korusun sağlık dışında, ne doğumgününüze ne düğününüze gelmem! burası hakkaten çok komikdi:))

10 dakka sonra Serkan geldi, kendisi Halkalı’daymış, atlamış taksi ile gelmiş. Geciken kahvaltımızı ben gergin halde, ancak dostlarım gülerek birbirimize bakmaktaydık.

Gezdikce.com site yeniliklerini de konuşmuş, Serkan’ın işe gitmesi gerektiği için biz Ömer ile çalışmaya devam etmişdik.

Gezdikce.com’u görsel anlamda tekrardan düzenleyecektik. Bu arada Ömer’le aramızdaki dialog da sakinlemişdi. İşte tam bu arada benden şu cümle çıktı;

- Ya önümüzdeki hafta buluşalım, ben İtalya’dan çok güzel şaraplar getirdim, İkea’dan aldığım şu kadehlerle şaraplarımızı yudumlarız, hem gezdikce’nin son halini tekrar konuşuruz...
-Neeeee!! Ben ne dedim biraz önce!! Yok.... yok..., sizin ne doğumgününüze, ne düğününüze gelirim ben bundan böyle! :)))

İşte Dostluk böyle bir hal sanırım, emek istiyor, telafi gerektiriyor, özveri gerektiriyor. Sonra anılar oluşuyor, en keyiflisi biriktirdiğimiz anılar...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Prensip sahibi olabilmek

Güz Mevsimi

Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur.