15 Ekim 2010 Cuma

İstanbul S.O.S.


10 Ekim Pazar günü Atlas Dergisi’nin düzenlediği bir organizasyon ile “İstanbul S.O.S” dedik. Bu organizasyon ile Fener-Balat/ Süleymaniye/ Zeyrek tarihi bölgelerine bir gezi düzenledik.

Pazar günü saat 11:00’de Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü buluşma noktamız idi. Belirtilen saatte Atlas Dergisi okuyucuları ve gönüllü gezginler Haliç Kıyısı’nda toplanmış, basın açıklaması ile toplanma amacımızdan bahsedilmişdi. Açıklama sonrası Son Irmak Doğa Orkestrası grubunun klasik müziik dinletisi ile buradaki söyleşimizi sonlandırıyorduk.

Ancak tam da basın açıklaması yapıldığında dikkatimi çeken, basından kimsenin bulunmamasıydı. Herşeyden önce bu organizasyonda onlardan oluşan topluluk değil, yüzbinlerin burada olması ve basının da bizlere destek vermesi olurdu. Sonra sekiz müzisyenden oluşan müzik grubu dinletisi ile değil de senfoni orkestrası ile müzik şöleni sunulmasını dilerdim. Çünkü sahip olduğumuz İstanbul şehrine ancak bu yakışırdı.

Belkide en büyük tarihi mirasımız İstanbul şehri!

Tek bir taş parçasının bile koruma altına alınması gerekirken, maalesef Unesco tarafından koruma altına alınmış bölgelerin dahi tehdit altında olduğunu görmek endişe verici ve düşündürücü.

S.O.S. İstanbul Organizasyonun amacı;

2003 yılından bu yana tekrarlanan ve 1 Haziran 2010 tarihli Dünya Miras Komitesi Taslak Karar’ında da yinelenen konularla ilgili gerekli gelişmeler sağlanmazsa 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti seçilmiş olan İstanbul, 890 Dünya Miras Alanından birisi olma niteliğini kaybecek.

Haliç Metro Köprüsünün yapımının durdurulması gibi konular İstanbul’un en azından “Tehlikede Olan Dünya Mirası Listesi”nde kalabilmesi için aciliyet teşkil etmekte. Bunun için yalnızca İstanbullular olarak değil tüm dünya vatandaşları olarak harekete geçmek gerekli kanısındayım.

1) Haliç Metro Köprüsü mevcut projesi değiştirilmezse,
2) 5366 sayılı Kanun’un mevcut uygulaması durdurulmazsa,
3) İstanbul Surları restorasyon projeleri ile ilgili bilgi sağlanmazsa,
4) Tarihi Yarımada’ya hergün 75.000 aracın girmesine neden olacak tünel projesi durdurulmazsa,
5) Ahşap yapıların korunaması sağlanmazsa,
6) Alanın değerlerini koruyan bir Yönetim Planı uygulamaya konulmazsa,

2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti seçilmiş olan İstanbul, Dünya Miras Alanından birisi olma niteliğini kaybecektir.

Yukarıda yazılan metinler, benim için bu hafta sonu yazıda kalmadı, buraları yerinde görmek durumun ciddiyetini de gösterdi. Bugünde bizlere gönüllü olarak rehberlik yapan Mimar arkadaşımız Ali Kurultay, Süleymaniye’de uzun süre yaşamış, pırıl pırıl çok değerli bir genç, Mimarlık ofisi de halen Süleymaniye’de hizmet vermekde. Burasını belli ki çok seviyor ve önemsiyor. Ofisi tarihi bir yapı ve burasını kendi elleri ile restore etmiş. Komşuları ile dialogları takdire değer nitelikde.

Aynı zamanda yine bu gezide tanışma fırsatı yakaladığım Umut Yıldız’da kalemi sağlam bir gazeteci ve profosyonel bir fotoğrafçı. Araştırmalarını ve yazılarını bizle çekinmeden paylaşdı ve bu anlamda tarihi değerlerimizin korunması anlamında bilmediğim çok şey olduğunu da öğrenmiş oldum.

İstanbul kendine özgü kültürü, değerleri, tarihin canlı tanığı olan yapıları ile vazgeçilemeyecek bir şehir. İstanbul farkında olamadığımız bir hızla değişmekde ve değerlerini de aynı hızla kaybetmekde.

İstanbul sessiz ancak çok hızlı şekilde S.O.S demekde!

3 yorum:

diego dedi ki...

yazı için teşekkürler, sonraki istanbul sos etkinliklerinde de görüşmek isteriz
bu arada, istanbul sos'in web adresi:http://istanbulsos.wordpress.com

Fethiye Erkaş dedi ki...

ben teşekkür ederim o gündeki paylaşımlarınız ve güzel söyleşiniz için.
görüşmek dileğiyle,
Fethiye:)

diego dedi ki...

yazınıza diğer katılımcıların yazılarıyla birlikte http://istanbulsos.wordpress.com/istanbula-sadakat-katilimci-yorumlari/ adresinden bağlantı verdik:) ilki yarın olmak üzere diğer gezilerimizde de görüşmek dileğiyle..

İyki Annem!

Yüz yıl geçse de içim sızlıyor. İlk günkü gibi acım taze... Bundan tam 14 yıl önce bugün annem bize veda etti. Zaman herşeye ilaç deniyor...