7 Mayıs 2008 Çarşamba

"Karşılıksız Sevgi"

Hasas olduğunuz ya da ilgi duyduğunuz şey ne ise, bir şekilde karşınıza çıkıyor. Bu aralar ben yaşıyorum bu durumu.

Hafta sonu televizyon izlemek için kanal kanal dolaşırken bir an TRT 2’de kaldım. Birşey dikkatimi çektiğinden değil, nedensiz bir durum oldu bu. Programı izlemeye başladım. Bir süre sonra programın içeriği ve o haftaki konusu dikkatimi çekti. “Karşılıksız Sevgi” programı. Adından anlaşıldığı gibi son dönem çöpçatan programlardan biri değil. İyi ki değil(!). Yardıma ve bakıma muhtaç hayvanları konu alan bir program. Her programda da sokak hayvanlarına yardım elini uzatmış portreleri konu alıyorlar. İzlediğim hafta İzmir Foça’da bulunan sokak hayvanlarının bakıldığı bir çiftlik ziyaret edilmişti. Ne yazık ki programın tamamını izleyemedim, sosyal sorumluluk portresi hakkında da bilgi edinemedim. Sadece program konuğu bayanın şu cümlesi dikkatimi çekti” öncesinde sokak hayvanlarını önemsemezdim, bir şekilde yaşamlarını devam ettireceğini, allah dünyaya gelmelerini istemişse, hayatlarını da devam ettirebilmelerini sağlayacakıtır diye düşünürdüm. Ama yaşam bu değil(!). Yardım etmek gerekli, bu yüzden de burada onlarla birlikte hayatımın geri kalanını devam ettirmeyi düşünüyorum”
Sadece bu sözleri dinlemek bile benim için cesaret vericiydi, nelerin değiştilebileceği konusunda umudum arttı.
“ Hayvanlar insanlara kötülük etmezler” “ Eskiden makina mühendisi olarak saygın bir konumum vardı, şuan beni hayvanlara bakan kadın olarak dile getiriyorlar” “ Bundan rahatsız değilim; ben neyle uğraştığımı ve bunu neden yaptığımı biliyorum” ....
Bu cümleler peşi sıra devam etti... O kadar merak ettim ki bu insan portresini, hakkında daha fazla bilgi edinmek adına programa bir e mail gönderdim. Ve beklediğim cevap geldi.

Bölümde konu alınan bayanın İsmi Yıldız DİNÇ, yerin adresi ise Kozbeyli köyü Foça... İzmir'in Foça ilçesine bağlı Kozbeyli köyünde yaşayan 66 yaşındaki Yıldız Dinç, at,eşek ve sokak köpeklerine buradaki satın aldığı bir çiftlikte bakıyor.
Emekli olduğu günden beri kendisini hayvanlara adamış.Makina Yüksek Mühendisi Yıldız Dinç, at ve eşeklerin hayatları boyunca insanlara hizmet ettiklerini, zor görevler üstlendiklerini ve ölümlerinin de çoğu zaman eziyetli olduğunu belirterek bu hayvanların korunmasını çok önemsiyor. Kozbeyli köyünde kurduğu çiftlikte 26 eşek ve 6 at besleyen Yıldız Dinç, “Onları sevmek artık benim için bir ibadet gibi", "Eşeğin sahibi hayvana eziyet ediyor. Dilsiz hayvan sahibinden alınmıyor. Alsınlar eziyet gören eşekleri bana getirsinler. Ben burada hepsine bakarım." En büyük amacının özürlü çocukların hayvanlarla rehabilite edilebildiği bir alan yaratmak”. "Çocukların hayvanlardan daha yakın dostları yok. Çocuklara şefkati, sevgiyi hayvanlarla öğretmek en iyi yoldur. Bu nedenle çiftliğimi, çocuklarla hayvanların bir araya gelebileceği bir piknik alanına dönüştürmek istiyorum. Buradan da yardımcı olmak isteyen herkese sesleniyorum" diyor.
Bu hayat hikayesine karşılık nasıl bir cümle kurulur bilmiyorum. Son zamanlarda çokça görülen olumsuz örneklerden sonra, böyle olumlu bir örneğin bir kişi bile olsa, nelerin değiştirilebileceği konusunda müthiş bir cesaret örneği oluşturuyor.

Hiç yorum yok:

İyki Annem!

Yüz yıl geçse de içim sızlıyor. İlk günkü gibi acım taze... Bundan tam 14 yıl önce bugün annem bize veda etti. Zaman herşeye ilaç deniyor...