13 Eylül 2009 Pazar

Düşünceler kapalı!

Acılar sırasıyla geliyor.
Geçtiğimiz hafta bir iş toplantısı için dışarıdaydım. Taksim'den Elmadağ'a doğru yürüyorum. Zaten iş yerimde hemen Elmadağ'da... Havanın da verdiği güzellik ile yürümek istedim. Trafikte karşıdan karşıya geçeceğim, geçiş hakkı yayaların, ancak bir anda siren sesleri ile beklemek durumunda kaldık. sırasıyla resmi araçlar geçmeye başladı. Korna sesleri durduraksız devam ediyordu. Olayı anlamasam da içim cız etti. Bu kadar siren sesi beni rahatsız etmişti. Sonrasında bir cenaze aracı Türk Bayrağı'na sarılmış olarak önümden geçiverdi. O kadar hızlı geçti ki!...
Kimdi, adı neydi bilmiyorum? Ardı ardına başka araçlar da geçmeye başladı siren sesleri eşliğin de... Zaman da sabah saatlerini gösteriyordu... Gün yeni yeni toparlanıyordu kendini.
Gün bir yana ben bir yana, herşey dağılmıştı o an; anladım ki geçtiğimiz hafta kaybettiğimiz şehitlerden sadece bir tanesiydi bu görünen... Belli ki gençti. Tazecik bir insan toprakla bütünleşmek üzere bu dünyadan göçmüştü...
Bugün bana biraz acı dolu başlamıştı... Üzüldüm, etkilendim, ama ateş düştüğü yeri yakıyor! Aslında ateş hepimizin içinde değil mi? Ancak o anlık yaşadım bunu ve ben de işime geri döndüm....
Düşümceliyim!!

Hiç yorum yok:

İyki Annem!

Yüz yıl geçse de içim sızlıyor. İlk günkü gibi acım taze... Bundan tam 14 yıl önce bugün annem bize veda etti. Zaman herşeye ilaç deniyor...