18 Mart 2008 Salı

18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi; cesaretin kahramanlığa dönüştüğü, destansı bir hikayedir(!).

Alabildiğine mavi renk gözüme çarpıyor. Çanakkale Boğazı karşımda en sakin haliyle... Başımı yukarı kaldırdığımda da aynı renk ile karşılaşıyor beni; gökyüzü. Güneş kararsız, şımarık çocuklar gibi bulutların arkasına gizlemiş kendini.
Hava beklediğimden daha yumuşak. Bu hoşuma gidiyor... Ruh halimi oldukça etkiliyor çünkü. Böyle sakin bir havayı Çanakkale'de bulmak çok mümkün değil, her daim rüzgar vardır burada...
Bugün gezilecek çok yer var(!).
Biraz iskelede dolaşıyorum, olmazsa olmaz martılar; grup halinde hareket ediyorlar. Hemen karşı tepede, "Dur Yolcu" yazısı kucaklıyor ve bırakmıyor. Nasıl bir ruh haline sürüklüyor beni, anlatması çok güç.

Bu satırları bir kaç yıl önce yazmışım, eski notlarımı karıştırırken buldum. Tam da gününe denk geldi. İsabet oldu bu satırları bulmuş olmam. Hatırladığım, o gün küçük bir tarih gezisi yapmıştım. Gördüklerim her defasında sanki buraları ilk kez ziyaret ediyormuş duygusunu yaşatmıştı...

Çanakkale Geçilemedi;
Bugün 18 Mart, Çanakkale'nin kurtuluşunun doksan üçüncü yılı. Dile kolay(!)... Amacım genel tarih üzerine birşeyler yazmak değil bu gün ile ilgili. Bu günün nasıl önemli bir tarih olduğunu ve bize neler sunduğunun farkında olmak adına nacizane birşeyler; şuan yaşadığımız özgürlüğü daha bir kıymet bilerek sindiriyor ve anlamdırıyorum. Orada yatan tarihi, özgürlüğün ne anlama geldiğini, buna karşılık verilen bedelleri en canlı haliyle hissediyorum.

1915... Gelibolu... Dünya tarihini değiştiren bir savaş. Milyonların kaderinin düğümlendiği bir coğrafya... II. Dünya Savaşı'nın Normandiya Çıkartması'na kadar, tarihin kaydettiği en büyük harekatı... Cesaretin kahramanlığa dönüştüğü onurlu bir hikaye... Destansı bir savaş... Kahramanlar ve kardeşler savaşı...Yüzyılın son centilmenler savaşı...
"Çanakkale Destanı 1915 Belgesel'inden alıntı"

Savaşta bulunan bir asker ailesine yazdığı mektupta aynen şu satırlara yer vermiş; burada sadece nefret eksik!
Savaş; bir günün şafağında, ordulardan birinin gelmesiyle başladı ve bir başka günün karanlığında aynı ordu ayrıldığında bitti.
Bu cümleler savaşın kendisini ve yaşanılanları yeterince açıklamıyor mu?

Ve şiddetle tavsiye ediyorum, yerinde görmek gerekli orada yaşayan tarihimizi...

Artık Gelibolu bir efsaneydi. Bu efsaneyi yaratanlar, vatanları ve değerleri uğruna savaşan, yaralanan ve hayatını kaybeden yüzbinlerce askerdi. Gelibolu yarımadası ve Çanakkale bir zaman tüneli gibidir, sizi alır 1915'lere götürür. Bu coğrafyayı bir kez olsun dolu dolu bakışlarla ve hissederek gören, burdan döndüğünde artık eski o değildir. İç dünyası zenginleşip manen yücelleşmiş biridir. Çünkü Çanakkale, cesaretin kahramanlığa dönüştüğü, destansı bir hikayedir(!).

Atatürk'ün 1934 Anzak Kutlamaları Sebebiyle Gönderdiği Mesaj;

“Bu memleketin topraklarında kanlarını döken İngiliz, Fransız, Avustralyalı,Yeni Zelandalı, Hintli kahramanlar! Burada, dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yanyana koyun koyunasınız.
Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”
Mustafa Kemal

http://www.canakkale1915.com/deniz%20savasi.htm

http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=Duyurular&DuyuruNo=20

Hiç yorum yok:

İyki Annem!

Yüz yıl geçse de içim sızlıyor. İlk günkü gibi acım taze... Bundan tam 14 yıl önce bugün annem bize veda etti. Zaman herşeye ilaç deniyor...