8 Kasım 2008 Cumartesi

İstanbul Modern Sanat'ta Üç Gezenti


2 Kasım pazar günü :Çiğdem Ersoy, Melis Zararsız ve ben

Tophane'de, İstanbul Modern Sanat'taydık. "Şehir Yükseliyor" video gösterisi, “Suyun Bir Arada Tuttuğu” fotoğraf sergisi ile “İnsan Halleri”fotoğraf sergisi ve geçmiş tarihten günümüze dek gelen önemli ressamların "Modern Deneyimler" resim sergisini görme fıratını yakaladık.

İlk kez İstanbul Modern'i ziyaret ediyordum. Bulunduğu yer itibariyle beni biraz şaşırtsa da iç bölümüne girip de manzarasını gördüğündümde fikirlerim değişti. Gizemi de burada gizli sanırım.
Girişte güleryüzlü bir görevlinin yardımları ile sergi bizim için start alıyordu. Sergi giriş ücreti 7-YTL, isterseniz sergide bulunan eserler hakkında detaylı bilgileri dinleyeceğiniz telsiz telefon görünümünde bir makina veriliyor. Makinanın ücreti 3-YTL. Eserler numaralandırılmış ve bu numaraları makinede tuşladığınızda size eserler hakkında detaylı bilgi veriyor. Bu sayede o dönemi ve eserin hikayesini özellikle de yazarın hayatını öğreniyorsunuz.

İkinci kez ciddi ciddi bir resim sergisine gidiyordum. İlk gidişim uzun süre önceydi. Yakın bir arkadaşım güzel sanatlarda okuyordu, onun daveti ile günümüz ünlü bir ressamının resim sergisine gitmiştim. Bilmediğimdendir ki sergide resimlere çok yakın mesafeden bakıyordum, arkadaşım beni rahatsız etmeden uyarmış, resmi en güzel uzaktan baktığında hissedebilirsin demişti. Bu kez daha bilinçli geziyordum resim sergisini. Belki de bu süre zarfında öğrendiğim şeyler olmuştu. Çünkü geziden tahmin ettiğimden daha çok zevk almıştım. Saat 13:00'de sergiyi gezmeye balayıp, saat 17:00'de sergiden ayrılmıştık. Ve kafamda bir dolu düşünülmesi gereken şeyler vardı. Gördüğüm eserler bana inanılmaz olanı hissettirdiği kadar, mümkün kılınılanı da hissettirdi. Fırça darbelerindeki muhteşemliği, ama karmaşıklığı da hissettirdi. Eserler hakkında edinlediğimiz bilgiler ile bu daha bir anlaşılır hale geliyordu. Çünkü hepsinin bir hikayesi vardı. Bu hikayeleri sen de görebilirsen taşlar yerine otuyordu. Yani bazı anlamsız olduğunu düşündüğün fırça darbelerinin aslında bir hikayesi vardı. O fırça darbelerini ben de atabilir, belki aralarına daha bir ahenk katarak birşeyler yaratabilir diye düşünmedim değil. Ama benim yaptıklarım sadece fırça darbelerinden ibaret olurdu. Bunu anlamak ve hikayeleştirmek onu özel kılmak gerekliydi. Sanatçı olmak böyle birşey, başka düşünmek ve ona duygunu yansıtabilmek. Anlaşılmaya çalışmak da değil aslında bu tam olarak... Sanatta kaygı olmadığını anladım belki de. Bu yüzden sanatçılar yaşamları boyunca parasız pulsuz gezmemişler midir?
Sergide geçmiş tarih osmanlı dönemi ve cumhuriyet dönemi ve şimdi dönem resimleri sergileniyor. Ayrıca çok dikkat çekici "Şehir Yükseliyor" video gösterisinde; kot yapımından, metal mutfak eşya yapımına, saat tamirinden, demir tel yapımına ve Fransa'da gerçekleşen video gösterileri bulunuyor. En son da “İnsan Halleri” fotoğraf sergisine bir göz attık. Bir bölüm yaşarken ölü olmak temalıydı. Her biri farklı insan, farklı bir ortamda ölü bir halde fotoğraflanmış. Bu bölümün gezen kişiler arzu ederlerse bir fotoğraf karesini hikaye edebiliyorlar. Hemen bir defter bekliyor sizi ve hikayenizi buraya aktarıyorsunuz. Ben yazamadım, kelimeler neden se belirmedi o an için belki de fotoğraflar etkilemedi beni... bilmiyorum...

Ancak saate baktığımızda anladık zamanın ne kadar hızlı geçtiğini.

Tatlı yorgunluk bizi acıktırmıştı. İstanbul Modern Sanat'ın içinde çok güzel bir restaurant bulunuyor. Normalde de gelebileceğiniz ve keyifli zamanlar geçirebileceğiniz bir yer. Manzara delisi ben ahtapot gibi bağlanıverdim buraya... Cafe çok güzel dizayn edilmiş, yüksek tavanı sayesinde havadar bir ortam karşılıyor sizi. Boğaz manzarası da bonus...
Uzun bir geziden sonra güzel bir yemeği hak etmiştik. Menüden güzel olduğunu düşündüğüm bir makarna siparişi vermiştim. Siparilerimizi beklerken sergi hakkında sohbete dalmıştık. Taki siparişim servis edilen kadar...Ama gelen sipariş beni baya bir hayal kırıklığına uğratmıştı. Makarna karikatür edilebilecek kadar minik, ufacık bir servis tabağında geldi. Fiyatı ile çok orantısız görünen bu tabak benim yemeğimdi. İkinci bir alternatifi sipariş etmem şu kriz döneminde yapılmaması gereken bir davranıştı. Bol ekmeği makarnaya batırarak lezzeti yakalamayı başarmıştım. Tabakta kalan son şey, yani en lezzetli yani sosu idi; sarımsaklı, naneli, birkaç sebze parçası bu anlamda tabakta kalmamalıydı. Dayanamadım ve bu son lezzeti de bitirdim.

Sevgili Çiğdem de domates soslu bir makarna sipariş etmiş ve onun da yaşadığı talihsizlik aynıydı. Ve en güzel yanını O'da benim gibi değerlendirmeyi düşünüyordu. Ki garson tabağı kaparcasına önünden almaya çabalayana kadar... Ama Çiğdem son hamle ile ondan hızlı davranarak "henüz bitirmedim" diyerek zafere ulaşmıştı...

En şanslımız Melis'ti. Hamburger sipariş etmişti. Tabak o kadar büyük ve doluydu ki, sanki bizim tabağın küçük olmasının nedeni onun tabağının o kadar büyük olmasından kaynaklıydı... En son tatlı siparişimiz tüm bunları unutturdu. Çok leziz bir profiterol ile yemek bölümü zaferle sonuçlanıyordu...
İstanbul Modern hem sanat merkezi olması hem de içinde bulunan restaurantı ile İstanbul'da gidilebilecek nezih bir yer. Ama unutmayın menüler biraz sizi şaşırtabilir. Bir de şanslı iseniz, restaurantın önünde o gün için gemi olmasın, ki manzaradan mahrum kalmamış olun...
Keyifli zamanlarınız olsun...


3 yorum:

Adsız dedi ki...

yazılarınızı keyifle okuyorum, her yazıda bır hıkaye var, bu yuzden de keyıflı... Istanbul'da gezılecek cok yer var... teşekkür ederim...

citlembik dedi ki...

Bu gez
de, üç gezentiden biri olduğum için çok mutluyum. Çünkü hayatımın en güzel gezilerinden biri oldu. Hatırladıkça mutlu oluyorum. bu güzel yazı için teşekkürler...

Fethiyee dedi ki...

ben de size teşekkür ederim. çok keyifli bir gezi oldu benim için de. Gezide aynı eserlerin dikkatimizi çekmiş olması da buna etkili oldu :-))

İyki Annem!

Yüz yıl geçse de içim sızlıyor. İlk günkü gibi acım taze... Bundan tam 14 yıl önce bugün annem bize veda etti. Zaman herşeye ilaç deniyor...