Bu yazıyı daha önce de paylaşmışdım ancak bir kez daha paylaşmak istedim!

Kendi kendime evlilik olmalı mı düşüncesinde hayıflanırken, etrafımda ne çok boşanma arifesinde insan varmış meğer!

Daha geçen yıl binbir heyecan ile yaşamlarını birleştiren, bu düşünce ışığında yeni bir yaşam kuran arkadaşlarım bu yıl ayrılmak üzere.

İşte bu yüzden düşünüyorum ben de "yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal". Birini çok sevip de sonrasında nasıl nefret etme duygusunu yaşarsın? Nedir seni bu hale sokan? Bu kadar mı körleşiyoruz da sonrasında fark ediyoruz gerçekleri? Gerçek dediğimiz de nedir, onu da tartışmak lazım! Aslında en büyük sorun biz herşeyi tartışır olduk. Herşeyi haklıyım ya da haksızsın boyutunda konuşur olduk. Konuşmanın adabı değişdi, konuşmak hiç susmamacasına devam eden -ler, +lar olup bizleri yönlendirdiler.

Oysaki ilk tanıştığın günü hatırlamakla başlamalı herşey!

Eskiler demek istemiyorum artık! Annelerimiz, babalarımız nasıl başarmışlar, nasıl bir ömür sevgilerini yudum yudum içmişler bilemiyorum? Aklım almıyor...

Modern çağın getirdiği bu çok konuşma safsatasından başka neden de bulamıyorum bu ayrılıklara...

Aldatmayı neden olarak sunmayacağım bile, o başlı başına tartışılması gerekli bir konu, eşler birbirini aldatıyorsa bu ilişki ile alakalı bir durum değil, bence tamamen kişilerin huyları ile ilgili bir durum. hayatında kim olursa olsun yine de aldatacaktır besbelli! Bir ilişkide aldatma varsa da bitsin gitsin!

Gözlemlediğim bir şey de şu aslında, flort dönemlerinin evliliğin nereye varacağını gösteriyor olması, işte o yüzden yukarı tükürsen bıyık aşağı tükürsen sakal ruhsal durumundan uzak evlilikler temenni ederim.

Eşinin gözünün içine baktığında seni anlamasını, seninle neden evlendiğini bilmesini, olabilecek olumsuz durumlarda affedilmenin neleri beraberinde getireceğini ya da götüreceğini bilmesini temenni ederim.
Birini afetmemenin aslında neleri de bitirdiğini, öfkeni öldürdüğünü, öfke belki de duyguların en önemli olanı, öfkeleniyorsan bir o kadar da önemsiyor ve değer veriyorsundur. Yoksa kayıtsız kalıyorsan affetme duyusundan yoksun danışıklı dönüşüklü davranıyorsan, "O" senin hayatında ne kadar yer ediyor bir düşünmek gerek!

Affedildiğini öğrendiğin andaki utançlığın da önemli , utanma duygusunu yaşayıp, bunu hazmetmek de... Yani, birşeyi bir kez yapmak çok şey, ikinci kez yapmaksa hiç birşey ifade etmeyebilir...

*** Anne olmak sabır ister, sevgi ister,emek ister; eş olmak da karakter ister, dost olmak için birşey yapmak gerekmez, bu iki neden zaten dostluğun devamı için yeterlidir; benim için!
İyi ya da mükemmel bir anne olmakdan bahsetmiyorum; anne olmak eş olmak gibi karakter ister... Anne değilim ancak bir çocuğun neye ihtiyacı olduğunu bilmek için anne olmak gerekmez! Bu dünyaya karşı savunmasız bir varlığın güvene, sevgiye ve eğitime ihtiyacı var şüphesiz. Anne olmak bu yüzden özveri ister, anne isen bebeğin de yanındadır, hayat şartları eğer seni çalışmaya zorluyorsa çalışabilirsin ancak özgürlüğünü yaşamak adına bebeğini tek bırakmak ne kadar nedene kendini sığdırmanı sağlar ki? Çok da anlamlı olmaz!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Prensip sahibi olabilmek

Güz Mevsimi

Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur.