20 Aralık 2009 Pazar

Gerçeğinde de, filminde de iyi seyirler...


Bu hafta sonu iki harika film izledim. Biri henüz vizyona yeni girmiş bir film" Başka Dilde Aşk".
Filmin ilk başları açıkçası çok sarmadı ancak sonrasında gelişen hikaye ve anlatılmak istenenler aynen işledi ruhuma... Oyuncular da hakkını vererek oynamış ve neden Altın Portakal ödülünü alamamışlar anlamadım değil.
Özellikle de " Mert Fırat" çok çok güzel bir oyunculuk sergilemiş bu filmde. Filmi izlediğimiz sinemada ne tesadüf "Lale Mansur" da vardı. Bir an O'nun yerinde olmayı istemedim değil vallahi, yaşadığı haz duygusu herkese nasip olmayacak birşey sanırım.
Tavsiye ederim "başka dilde aşk" izlenecek bir film.

25/12 Edit; Mert Fırat ile ilgili bir kaç şey yazmak istiyorum; Mert Fırat hakkında çok birşey bilmem, ancak geçen akşam tv de bir programa konuktu, sanki yıllardır tanıyormuşum gibi hissettim. Program sunucusu da aynı şekilde öncesinde tanımıyormuş kendisini, ancak o kadar akıcı bir sohbet gerçekleşti ki, program bitmek üzereyken "nasıl biter?" sorusu soluruldu bende... Bu kadar akıcı ve daha sürmesi istenen bir program konuğu için, çok kültürlü ve anlatmak istekdiklerini çok güzel aktarıyordu ekrandan izleyiciye, çok okumuş besbelli, kendini çok beslemiş ve her cümlesinden bu yüzden bal damlıyordu. Bir o kadar da duyarlı bir insan; yaptıklarından belli... geçmişi ile geleceğine çok güzel yön vermiş bunu da anlıyorsunuz. Filmin hikayesi Mert Fırat'a ait, hikayenin senoryalaştırılmasında da çalışmış. Film tam bir gönül çalışması, herkes tüm emeğini koymuş ortaya... ve çıkan sonuç da belli ki tadından yenmiyor... Tekrar tebrikler... Yolunuz açık olsun " Başka Dilde Aşk" proje sahipleri...

Bir diğer izlediğim film ise, 2007 yapımı bir Amerikan filmi " Battle In Seattle". 1999 yılında Seattle'da yaşananları az çok anımsıyorum, ancak bu olayların bir hikayede toparlanıp, bunu izleyeciye sunmak bana göre çok kıymetli bir film yapmış. Oyuncular zaten tartışmasız...
Yaşadığımız şu dünyada kontrolden çıkan pek çok şeyin ne kadar anlamsız olduğunu, kazandıklarımızın aslında kaybettiklerimizin yanında bir hiç olduğunu. Çünkü bedellerinin çok ağır ödendiğini ve bu bedellerden aslında pek çok kişinin, en önemlisi de bilmesi gerekli kişilerin bi haber olduğunu hala göz ardı edildiği açıkça işlenmiş.
Kulaklarımızı tıkıyoruz. Artık herşey mekanik olmuş; bundan da haberimiz var elbet!
İyi seyirler....

Hiç yorum yok:

İyki Annem!

Yüz yıl geçse de içim sızlıyor. İlk günkü gibi acım taze... Bundan tam 14 yıl önce bugün annem bize veda etti. Zaman herşeye ilaç deniyor...